TAVSİYELER & ANALİZLER (KİTAP – DERGİ – FİLM – SOSYAL MEDYA – BELGESEL – DİZİ – SİTE – PROGRAM – ŞARKI)

KİTAP TAVSİYESİ : BİLİM, DİN VE TÜRKÇÜLÜK /// YAZAR : İSKENDER ÖKSÜZ

Link : http://www.yenicaggazetesi.com.tr/kitap-ahmet-yabuloglu-197923h.htm

KİTAP / AHMET YABULOĞLU

Türk
Milliyetçiliğinin özel adı Türkçülüktür

Çağımızda hızlı artan iletişimin
insanlığın önemli sorunlarından biri olduğuna dikkat çeken Prof. Dr. İskender
Öksüz buna karşı acilen bir filtreye ihtiyaç olduğunu belirtip bilimin böyle
bir filtre olduğunu söylüyor. Yeni kitabı, “Bilim, Din ve Türkçülük”
ilk bölüm başlığının bilim olduğuna işaret eden Prof. Dr. İskender Öksüz,
kapsamlı çalışması hakkında şu bilgilere veriyor:

“Akıl ve sezgimiz muhakkak
ki ilk kaba filtrelerdir fakat artık onlar da yetmiyor. En uçuk yalanlar
gerçeğin ta kendisi gibi sunuldukça, tarih karartılıp günümüz bulandırıldıkça
daha ince, daha doğru süzen filtrelere ih-tiyacımız var. İşte bilim böyle bir
filtredir. Ve bu niteliklerdeki yegâne filtredir. Küfürbazları, palavraları,
yalanları, çarpıtmaları süzüp, gerçeği, yalnız gerçeği alıp, gerçekten başka
hiçbir şeyi içeriye bırakmayacak bir filtre. Bu yüzden ilk bölüm başlığımız, ‘Bilim
nedir?
‘ oldu. Sonra ‘Bilim ve din‘i inceledik. Sonra bilim nasıl yapılır
bahsi geliyor. Bölümün adı ‘Bilim çevresi ve bilim eğitimi‘. Bilim ve
kalkınma, Endüstri 4.0, üniversiteler ve unvanlar derken birinci elden bir
bilim hikâyesini uzman olmayanların da anlayacağı bir dille yazıyorum. Bölüm,
üzerinde en fazla parazit yapılan konulardan biriyle, Kuantum Teorisi’yle
bitiyor. Fizikî bilimlerin çocuğu teknoloji de kitabın kapsamında: “Bilim
ve Teknoloji” bölümüyle. Tabi ağırlık asrın en hızlı artan nesnesinde,
iletişimde. İnternet ve medya ana konu.

Sosyal bilimlere ‘Demokrasi
ile giriyoruz. Klasikleri lâtife ile şöyle tarif ederler: Herkesin okumuş olmak
istediği, fakat kimsenin okumak istemediği kitaplara klasik denir! Demokrasi de
öyle gibi. Herkesin aşkını ilân ettiği, fakat kimsenin kavuşmak istemediği
sevgiliye demokrasi denir! Büyük bir lider seçip de sonra bir türlü ondan
kurtulamadğmız ıstakoz sepeti demokrasisi, sonra hukuk devleti, konularımız.

Sosyal bilimlere Türk
Milliyetçiliği’nin dünyaya bakışını ele aldığım ‘Bilim ve Türkçülük’le
giriyoruz. Hani dünyaya bilim gözlüğüyle bakacaktık? Beni takip edenler bilir,
bana göre Türk Milliyetçiliği’nin dünyayı ele alırkenki tek kabulü ‘Bilim
Metodu’dur. Dolayısıyla dünyaya Türkçü bakış ile dünyaya bilim ile bakmak aynı
gerçekleri ortaya koyar. Tek farkla ki, Türkçü bakışta gaye çifttir: Gerçekleri
belirleme fakat bunu yaparken bunları Türk’ün yararına kullanma yollarını da
arama.

Bugün milliyetçilik de yüksek
volümlü parazitin saldırısı altında. Bir tarafta ‘Türk’ diyemeyenler. Türk
Milleti’nden başka her türlü millete; ‘milletimiz‘e, ‘asil millet‘e,
necip millet‘e, ‘bu millet‘e ve ‘İbrahimî Millet‘ e
aşklarını ilân edenler, diğer tarafta birincilere ses çıkarmayıp, tam tersine
onlar vasıtasıyla iktidar nimetlerine ortak olmaya soyunan ‘Milliyetçi‘ler!
Hâlbuki biz millet dediğimiz zaman kastimiz millettir. Millet deyip aslında
ümmeti veya millet deyip aslında dini kastetmek muhakkak ki fikir ahlâkına
uymaz. Bu karışıklığı ortadan kaldırmak için ‘Türk Milliyetçiliği
yerine onun özel ismini -tekrar-kullanmaya karar verdim. ‘Türkçülük
tereddüde yer bırakmayacak şekilde Türk Milliyetçiliği demektir. Başka bir şey
değildir. Ziya Gökalp’ten Yusuf Akçura’dan beri…”

Panama
Yayıncılık



















Tel: (0312)
432 14 89