KAYNAK : http://www.haberiniz.com.tr/yazarlar/umit-koprulu/sadun-koprulu-kimdi-90987m.html
Kardeşi Ümit Köprülü’nün kaleminden Sadun Köprülü
kimdi ?
Dava için doğdu,
dava yolunda öldü
Rahmetli
Sadun Köprülü, 1 Temmuz 1957 tarihinde Kerkük’e bağlı, Küçük Zap Suyu incisi
Altınköprü kasabasının Ortayaka semtinde doğdu. Babası ve annesi kasabanın
tanınmış öz be öz Türkmen ailelerindendir.
14 Temuz 1959 Kerkük Katliamı günlerinde yeni iki yaşını doldurmuştu Sadun.
Katliam onun mücadele hayatında çok ciddi bir iz bırakmıştı.
Kerkük’te Türkmen liderleri düşmanlarınca acımasızca şehit edilirken, bir gurup
peşmerge mensupları, Altın Köprü’de de Türkmen avındaydı. O arada Sadun’un
dayısı rahmetli Şevket Ateşoğlu’nun da “Ateşoğlu” Çeyhanesi ateşe verilmişti.
Acı haberin farkında olan iki yaşındaki bir çocuğun ne yapacağına inanmayacaksınız.
Annem Şeker Ateşoğlu anlattığına göre, eskiden Altın Köprü’de komşuların bir
birlerine çok güvendiklerinden dış kapıları hep açıkmış. o sıralarda Sadun yeni
ayak tutmuş. Annem onu evde bulmuyunca hemen dışarı atlamış ve görmüş ki bir
kaç silahlı Sadun’un etrafını sarmış. Annem hemen onu kucağına almış.
O sırada birisi anneme demiş ki bu çocuğa dikkat et. Şimdi yerden taş toplayıp
bize atıyorsa kim bilir büyüdüğünde ne yapacak.
İlkokulunu 1970’de Kerkük’te tamamlayan Sadun Köprülü, babasının işi yüzünden
ortaokulunu 1973 yılında Bağdat’ta tamamladı. Liseyi ise 1976’da Kerkük’te
İslami Şeriati lisesinde okudu. Ardından ise Bağdat Üniversitesi Hukuk
Fakültesine alındı ve 1980 yılında oradan diplomasını aldı.
Biz Sadun’la kardeşten ziyade birer sırdaş ve birer dava arkadaşıydık. Yeri
gelirdi biri birbirimizle mücadelede yarışa girerdik.
1973 yılından en son tutuklanıncaya kadar her yıl anavatana gelirdi.
1975 yılında, kendisiyle gideceğimi söyleyince karşı çıktı. Bana bir şey olursa
babama ne hesap vereceğinden korkuyordu. Babam ısrar edince yok diyemedi artık.
İnanamazsınız biz turistliğe gitmişiz vardığımız Ankara, İstanbul, İzmir,
Adana, Mersin ve Bursa’nın Milliyetçi Hareket Partisi (MHP)’nin büroları
kalmadı ziyaret etmeyelim ve her bürodan milli kitap ve broşür toplamayalım.
Üstelik rahat rahat rahmetli Başbuğ Alpaslan Türkeş ve Nihal Atsız’ın bir sürü
kitaplarını aldık.
Seyahatimiz bittiğinde, otobüsle döndüğümüzde Türk kontrol noktasını geçtik.
Irak kontrol noktasına geldiğimizde sınır çok kalabalıktı. Sadun valizleri
otobüsün önünde bir arkadaşa bıraktı ve sadece kitap ve broşürlerle dolu olan
valizi aldı ve kimsenin bulunmadığı tenha bir yere gittik.
Sıcak Ağustos ayı idi o kitap ve broşürleri karın ve bellerimize bağladık
üstüne de o sıcakta birde kazak buluzler giydik. Geri döndük valizlerle kontrol
için sıraya geçtik. Allahtan ki oradaki Gümrük polisi ve istihbaratçılar bir şeyin
farkına varamadılar yoksa o günde canımızdan olurduk. Tabii Kerkük’e kadar kaç
tane kontrol noktasından geçtiğimizi hatırlamıyorum. İyi ki yakalanmadan eve
sağ salim döndük.
Yetmişli yıllarda Kerkük’te açılan Türk Kültür Merkezi Türkmen öğrenci ve
gençlerinin bir mücadele yuvaları haline dönüşmüştü. Duydum ki Sadun Türkçe
dersler almak için oraya yazılmış. Bende gidip yazıldım. O merkezde de bir çok
mücadeleci arkadaşlarımızla tanışma fırsatımız olmuştu.
O yıllarda birde Türkmen mücadelecileri toplantılarını kimi çayhane ve iş
yerlerinde yaparlardı. Bizim iş yerimiz yanı sıra Sadun’u arayan dava
arkadaşlarıyla birlikte rahmetli Türkmen lideri Üstad Mehmet İzzet Hattat
Kerküklü veya Halk Ozanı rahmetli Mustafa Gökkaya’nın işyerinde yoksa da
Musalla, Mecidiye veya Cuma Pamukçu’nun çayhanelerinin birinde bulabilirdi.
Sadun Köprülü bin dokuz yüz yetmişli yıllarda Türkmeneli’nde düzenlenen hiç bir
Türkmen tören ve şiir festival ve gecelerini kaçırmazdı.
Kerkük, Bağdat, Musul ve Erbil’deki Türkmen Kardeşlik Kulübü etkinliklerine
katılımları da sayısız hesapsızdı.
Türkmen dramını anavatandaki soydaşlarına anlatmak amacıyla, Türkiye’nin birçok
yerlerinde konferans ve seminerlerde hazır bulunduğu gibi, lise ve yüksek tahsilini
gördüğü yıllarda Türkmeneli’nin tüm yörelerini dolaşarak Türkçülük, Turancılık
davasını yaymaktaydı.
Öğrenciliği sırasında bir kaç kez tutuklanan Köprülü, ilk kez henüz daha 10
yaşındayken tutukevine düşmüştü. 1967 yılında o dönemin Türkiye Başbakanı
olarak Irak’a gelen Sayın Süleyman Demirel, Kerkük’ü de ziyaret etmişti.
Köprülü bir gurup öğrenci arkadaşıyla başbakanı “Ağam Süleyman, Paşam Süleyman”
türküsü ve “Kerkük Türktür Türk Kalacak” sloganıyla karşıladıkları için 8 ay
tutuklanmışlardı.
1973 yılında o dönemin Cumhurbaşkanı olarak Kerkük’ü ziyaret eden rahmetli
Fahri Korutürk’ü ise Sadun Köprülü ve dava arkadaşları Kerkük’teki Türk Kültür
Merkezi önünde Türk İstiklal Marşını okuyarak ve yaşasın Türkiye bağırarak
karşılamışlardı. Ondan sonrada tutuklanarak 6 ay boyunca işkenceler görmüşlerdi.
1976 yılında liseyi bitirince, Bağdat’ta yüksek öğrenimini tamamlamayı çok
istiyordu. Kazandığı için de çok sevinmişti. Teyzesi o zaman evinde kalacağını
isteyince ona dedi ki:
Ben Bağdat’a davamı sürdürmek için gelmeyi istedim. Bırak beni Türkmen
Kardeşlik Kulübü yurdunda kalayım. Ben ancak orda rahat ederim.
Rahmetli o yıllarda Türkmen lideri rahmetli Abdullah Abdurrahman, Adil Şerif,
Necdet Koçak ve Rıza Demirci şehitlerimizle sürekli görüşmekteydi. Onların
tutuklanmasına çok üzülmüştü. Birde üstüne Mehmet Korkmaz, Halit Şengül,
İzzettin Terzi, kardeşler Rüştü ve Erşet Reşat Salihi gibi diğer dava
arkadaşlarının da tutuklandığını duyunca işte o zaman tam yıkılmıştı.
Sadun Köprülü 29 Ocak 1980 tarihinde Kerkük Emniyet Müdürlüğünce Türkçülük suçu
ve Tükiye’deki milliyetçi Hareket Partisi ile ilişkiler kurmakla suçlanarak
tutuklandı. 9 Haziran 1980’de Irak Devrim mahkemesi Başkanı Muhammed AL Shamma,
158, 164, 208 ceza maddelerine dayanarak Köprülü’ye ertelenmiş idam kararı
verdi. 23 Haziran 1980’de ise, verilen karar hafifleşerek müebbetle değişti.
Aynı gün, aynı mahkeme tarafından 6 yıl hapis cezası alan kardeşi Ümit Köprülü
ile birlikte Abu Garip Cezaevi, Özel Hükümlüler bölümüne gönderildi. 17 yıl
cezaevinde kalan Köprülü, Baas rejiminin çıkardığı hiç bir af kararından
yararlanmadı. En son 1995 yılında Birleşmiş Milletler Konseyine bağlı, İnsan
Hakları Örgütünün girişimleriyle serbest kaldı. Serbest kaldıktan iki hafta
sonra ailesi ile birlikte Irak’ın güneyine göç ettirilen Köprülüler güneye gitmeyip
Erbile geldiler.
Sadun Köprülü Erbil’de Irak Türkmen Cephesi Enfermasyonunda aylar çalıştı,
ancak Baas elamanları orada da peşini bırakmayınca anavatanına geldi. Birleşmiş
Milletler Örgütü yoluyla siyasi sığınmacı olarak ABD’ye gönderildi. Ancak orada
kaldığı 6 yıl Sadun için 17 yıllık hapisten daha zordu. Davasından uzak
bırakıldığına dayanamadı. 2003’de geri döndü anavatanına ve Irak Türkmen
Türkmen Cephesi Türkiye Temsilciliğinde enfermasyon ve halkla ilişkiler
sorumluluğunu üstlendi. Dr. Mustafa Ziya ve Ahmet Muratlı beylerle çalıştı ve
Muratlı’dan sonra, bir senelik sürede temsilcilik görevini yaptı. 2009 yılında
yayına başlayan Türkmen Şanı aylık dergisinin Türkiye Temsilciliğini yaptı.
Bağımsız Türkmen Şanı Medya ve Araştırma Merkezinin Türkiye Temsilcisi olarak
Türkiye’nin bir çok kentinde düzenlenen etkinliklere katıldı. Türkmen davasının
gür sesiydi, Türkmeneli’nin Türkiye’deki diliydi. Anavatandaki kardeşlerine
Türkmenelini ve Türkmenlere yapılan haksızlığı yaşamını bitirinceye dek
anlattı.
Sadun için Türkmen davası ailesinden, çocuklarından ve kendi sağlığından bile
hep ön plandaydı. Yiğitti, gözü korkmazdı, kahramandı, yılmazdı, yenilmezdi,
milletinin haklarını kazanmak için geçesini gündüzüne katmıştı.
21 Temmuz 2014 sabahı saat onda eşi rahmetlinin telefonundan aradı beni ve tüm
doktorların müdahalesine rağmen hayata dönmemesini söyledi. Öyle kolay
öleceğine inanamadım zaten bir ben değil kimse inanamamıştı. Meğer rahmetli bir
gün öncesi, 6 ay önce kurmuş olduğu ve Genel Başkanlığını yaptığı Türkmeneli
Stratejik Sanat ve Araştırmaları Derneği başkan yardımcıları Harun Kılıç ve
Ramazan Durmuş beylerle bir Türk kurumunun verdiği iftar yemeğindeymiş. Orada
Türkmelinin son durumunu hazır olanlara anlatmıştı. O günkü çok yorgun olduğunu
söylemiş evde ve sahura kadar dava için çalışmış. sahuru kızı Asanla birlikte
yaptıktan sonra uyumuş ve bir daha kalkmamıştı.
Dev bir dava unvanı olan Sadun Köprülü, tanınmış bir şairdi aynı zamanda. Çoğu
zaman konuşmalarında bile şiir ve hoyratlarına rastlanırdı. Sekiz yaşından beri
şair olarak tanınan Köprülü’nün ilk şiir kitabı (Altın Köprü) 1973 yılında
Kerkük’te basılmıştır. ikinci kitabı ise, (Her bahçeden bir gül )
adındaydı, 1975 yılında yine Kerkük’te yayınlanmıştı. ( Yıllanmış Çileler) ise
Sadun Köprülü’nün 2004 yılında Erbil’de yayınlanan diğer kitabıdır. Rahmetlinin
üç kitabı da yayınlanmak üzereydi. Biri siyasi, diğeri destan şiir. Üçüncüsü
ise, davayla ilgili siyasi yazılarını içermektedir. Ayrıca dörtlük ve hoyratlarını
kapsayan iki kitabı daha yayın için hazırdı. Onun dışında onlarca milli ve
Türkmen şehitleriyle ilgili şiirleri de yaşasaydı yayınlanacaktı.
Kerkük
Gönlümde Aşk Yüreğimde Sızı
Tanınmış milliyetçi yazar Osman Oktay Sadun Köprülü’nün yaşam hikayesini kaleme
alarak bir roman şeklinde 2007 yılında yayınlamıştır. Roman Türk ve Türkmen
okurlarınca çok beğeni kazanmıştı.
Son olarak yazımı mekânı cennet olsun rahmetli Sadun Köprülü’nün şiirlerinden
bir kaç örnekle bitiriyorum.
Necdet
KOÇAK
Ey ülkücü Türk kardeş, Türk toprağa dayandık
Duyduk şehitler sesin, Necdet diye uyandık
Korku ölüme karşı, canlar verdik direndik
Necdet Koçak ilkenle kavuşmayı bekledik
Kerkük’te Türk uyandı, Türklük koktu her alan
Millet yolun bekledik, ölüme geldik andan
Her karış toprağımız, kurtardık canla kandan
Necdet Koçak ilkenle, kavuşmayı bekledik
Sen Necdet usumda sen, giderken Türk göreve
Bu toprağı almaya, hazırız biz ödeve
Türklük hakkın almadan, dönmeyiz birde eve
Necdet Koçak ilkenle, kavuşmayı bekledik
Bu dava çok çetindir, bu dava üstün ağır
Türklük sesi gelince, kulaklar olur Sağır
Kerkük’ü kurtarmaya, ALLAH adıyla bağır
Necdet Koçak ilkenle, kavuşmayı bekledik
Şehit olsak, ölürsek, sağ olsun büyük vatan
Ne mutlu size kardeş, Necdet Koçakla yatan
Bir gün gelir uyanır, hakkını alır atan
Necdet Koçak ilkenle kavuşmayı bekledik
Hapishane
Dertler
Gökyüzünde özgürce, uçan bir kuş gibiydim.
Kıyıcılarca bir gün, düştüm yere vuruldum
Gönüllerde yaşayan, bitmeyen düş gibiydim
Tutsak oldum ellerde, yalnız gibi göründü
Bir köşede oturdum, işkenceyle emirle
Yediğim içtiğim yok, içimde kan zehirle
Türk duyguyla hapiste, hiçe döndüm demirle
Her yerim yaralandı, kuru yerde kırıldı
Coştu, doldu kanımı, bulakla Pınar diye
Bu kadar işkenceyle, düştüm de rüzgâr diye
Tokatla sopalarla, vuruldum duvar diye
Güçsüz bir tekmeyle ben, yerden yere devrildi
Günüm siyah geceden, bahtım daha katıdır
Düşman öyle sanmazdım, kötülerden kötüdür
Yaşadığım işkence, acı hayat tadıdır
Yakıldım sürüklendim, ölürüm çok yoruldum
İdam bana verildi, ölümü soramadım
Her yerimden kan aktı, yaramı saramadım
Anne, babam karşında, sevinip duramadım
(Köprülü) kara günde, kardeş yurttan ayrıldım
TÜRK
ÇOCUĞU DİYOR
Bu bayram, kutlu bize
Türkler, umutlu bize.
Her yerde, söylüyoruz
Türk’üz, ne mutlu bize
Türklük aşkı, candadır
Toprak, bayrak şandadır
Benim, yiğit, milletim
Gönlümdedir, kandadır
Tarihte, büyük, yaşım
Savaşta, yüksek, başım
bütün, dünya Türkleri
Benim, dava, soydaşım
Kerkük benim, Vatanım
toprak, bayrak şan benim,
Türkiye’ye, can kurban
Türk, dünyasıdır canım
Türk’ten, nasıl, doyarım
Toprağa, can, koyarım
Türkleri, sevmeyenin
Gözlerini, oyarım
Türk milleti, bir tektir
yiğitlikle, örnektir
Türklüğün, şen güneşi
Parlar, sönmeyecektir
Türkçüyüm
Turancıyım
Ben Türkçü Türkmenciyim
Her yerde vatancıyım
Bütün Türk’e seslenen
Bozkurtçu, Turancıyım
Coşmuşum Yaralıyım
Türküm ben buralıyım
Canımı kurban verem
Kim dese Turancıyım
Türkmen Oğuz Azer ben
Türk, Özbek Kırgız kan
Gagavuz Kızıl deri
Türk dünyası yol Turan
Kırım, Tatar, AHISKA
Türklük kokar her bir yan
Ötüken’di Türk yolum
TANRI dağıdır belim
TURAN’I kurmak için
Genişti boyum kolum
Bayrağım Türk birliği
Türk Tarihim Türk dilim
Türklük coşar yüreğim
KIZILELMA Ereğim
Türk’ten başka dostum yok
Birleşmekti dileğim
Ne Mutlu TÜRK’ÜM Diyen
Türklüğe canın veren
Bozkurt, Ülkü yolunda
Can, kanla, şehit, ölen
Anne, babam Türk benim
Üç kıtada var şanım
Beni tarihler yazmış
Yol, izimle TÜRKMENİM
Mert olan yoldan dönmez
Milli duygudan sönmez
Türklük için çalışan
Başka yollara uymaz
Bülbül gülün severse
Başka dallara konmaz
Türk olan Türk’üm söyler
Türklük aşkından caymaz
Türk dedim Dilim açtım
Türklük aşkını seçtim
Yiğit annem elinden
Helal sütümü içtim
Babamın öğüdü ile
Gönlüm Türklüğe açtım
Atsız Atatürkçüyüm
Başbuğla Bozkurtçuyum
Turancıyım Ülkücü
Türkçüyüm Kerkükçüyüm
Ben Türküm şanda Türk’tür
Dil Türk’tür canda Türk’tür
Nasıl Türk’ten ayrılım
Damarımda kanda Türk’tür
Ergenekon’dan yola
Geliyoruz Türk ile
Bütün Türkler birleşmiş
Vermiş gönül, gönül’e
Biz
buyuz
Biz Türk’üz Türkçüyüz
Türkiye, Kerkükçüyüz
Azerbaycan, Türkistan
Turancı Bozkurt’çuyuz
Biz Türk’üz Erbilliyiz
Tarihlerde belliyiz
Türklük aşkın kapsayan
Biz Turanın iliyiz
Biz Türk’üz Tebrizliyiz
Kıbrıslı, Halepli biz
Bütün Dünya Türkleri
Bizim iki gözümüz
Şimdi de kendi kaleminden SADUN KÖPRÜLÜ KİMDİR ?
Kerkük’e
bağlı Altunköprü ilçesinde 1957 yılında dünyaya gözlerimi açtım. İlkokulu
Kerkük’te, ortaokulu Bağdat’ta, liseyi Kerkük’te ve yüksek öğrenimimi ise Bağdat
Üniversitesi Kanun Şeriat (Hukuk) Fakültesinde tamamladım. Okuldan
mezun olduktan bir hafta sonra, benim şeref madalyam olan Türkçülük, Türkmen ve
Kerkük milli davalarından dolayı haksız yere hüküm giyerek; 17 yıl Abu Garip
Hapishanesinde mahkûm kaldım. Hapishanede
geçen 17 yılda çektiğim sıkıntıları bir ben bir de Allah bilir!
Bir buçuk sene öyle vahşi işkencelere tabi
tutuldum ki, anlatmaya kelimeler yetmez. Saddam rejimi beni haksız yere
hapsettiği ve işkence ettiği yetmiyormuş gibi. Ayrıca tırnaklarımı dahi
söktüler… Bu
benim ilk mahkûmiyetim değildi. 1967 yılında henüz 10 yaşında iken, Süleyman
Demirel’in bir Irak ziyareti esnasında kendisini, “Ağam Süleyman, Paşam
Süleyman” türküsüyle ve “Yaşasın Türkiye” sloganlarıyla karşıladık. Bu yüzden 8
ay tutuklu kaldım. Aynı olaydan ötürü anneme ve bana çeşitli işkenceler
yaptılar.
1973
yılında Cumhurbaşkanı Fahri Korutürk’ün Irak’ı ziyaretinde ben yine hapishaneyi
boyladım. Çünkü İstiklal Marşımızı okumuş yine “Yaşasın Türkiye” diye
bağırmıştık. 6 Ay tutuklu kalıp çocuk yaşta büyük işkencelere maruz kaldım. BM
ve İnsan Hakları kuruluşlarının çabalarıyla 1996 yılında özgürlüğüme kavuştum. Saddam
rejimi beni öldürmek için çeşitli suikast girişimlerinde bulundu. Bu yüzden BM
beni ABD’ye gönderdi. Orada kaldığım 6 yıl boyunca çeşitli kurslara katılarak
kendimi geliştirdim. Irak
Türkmen Milli davası ve Türkiye sevgisi yüzünden 2003 yılında Türkiye’ye
döndüm.
ITC’de görev aldım. 1 yıl ITC Türkiye
Temsilcisi olarak görev yaptım. Halen Türkmen Araştırmaları ve Projeleri
Koordinatörü olarak görev yapmaktayım. Evli
ve 4 çocuk babasıyım. Arapça ve İngilizce bilmekteyim. Irak
Türklerini Türk dünyasını ve Milli Davalarımızı konu alan, araştırmalarım,
şiirlerim, hikâye ve romanlarımın yanı sıra çeşitli konuları içeren
makalelerim vardır. Basılmış 4, basılmayı bekleyen 3 kitabım mevcuttur. Halen
çeşitli gazete ve dergilerde makaleler yazmaktayım.
Basılmış kitaplarım şunlardır:
Kitaplarım
1-ALTUNKÖPRÜ
İlk kitabım 48 sayfa Altunköprü adında, 1973
yılında yayınlanmıştır. Çocuk yaşlarında yazmış olduğum milli, aşk şiirim ve
Hoyratlarım 18 şiir 30 hoyrat kapsayarak, büyük şairimiz Nasih Bezirgânın ön
sözüyle başlamıştır, Ön sözünde şöyle yazmıştır.
Altun
Köprü kitabinin yazarı Sadun Osman Köprülü Yurdumuzun yetirmiş olduğu yüzlerce,
yiğit milliyetçi, Türkçü şairlerin biridir, Altunköprü Kerkük’ün sağ eli olan
kitapta yazılan ilk şiir Altunköprü şiiridir, ne kutsal ad, ne hür toprak, ne
şirin su ırmak, ne temiz toplum, tarih boyunca erleri vardır, bay Sadun Köprülü
diğer şairlerimiz gibi, ince düşünceli gönlü imanla dolu, bir gençtir, şairimiz
1957 yılında Altunköprülü Çay mahallesinde dünya gelmiştir, lisede okumaktadır.
Sadun Köprülü şiir dünyasına çocuk yaştan ilk payesine ayak basmıştır ve
yükselmek arza ediyor tabii iradesi küvetli olan amacına ulaşır.
Son
olarak bütün kalpımla bu kitabın yazarına başarılar dilerim.
Nasih
Bezirgânın bana yazmış iki hoyratı.
Ara yerde
Altını
ara yerde
Tut
elim koyma düşüm
Kalmayım,
ara, yerde
Su sizdi
Ara
yerden su, sizdi
Gözyaşım
adam boğar
Kerkük
çayı, susuzdu
1973
Kerkük Musalla Mahallesi
İlk hoyratım ise
Gülse
Nadi
Bu
konca gül, senedi
Gönlüm
Verene dönmüş
Ağlasa,
Gülse, Nadi
Altunköprü kitabım tam olarak, 1970 yılında
hazırladım, bir türlü siyesi nedenlerden basılmadı. İçinde olan şiirlerle tam olarak, 1968 – 1970 yıllarında
yazmıştım. ilk
önce ona izin vermediler. Bastırılmaya,
kitap önce genel emniyet araştırıldı, Türkçe bilen insanlar uygun olduğunu
söyleyerek, basıldı,
o günlerde kitaplar devlet tarafından basılırdı, oda Baas partisine bağlı
olmakla, birde Onların
ilkelerine bağlı olmak istenildi, bende buna karşı olarak, kitabı kendi
hesabıma bastırdım, toplamış
olduğum bir bölüm paralarla, birde arkadaşlarım kitap yayınlayacağım diye,
babama Haber vermişlerdir, babam o kadar sevinerek, mutlu olmuştur, beni
öperek kutladı, kitabın tüm Parasını
vererek, kitap tam olarak bin adet basıldı, ortaokul, lisede iki günde satıldı,
bunun yanında Kitap
basılmadan önce, kaplığını kitap evlerinin önüne bırakılmıştır, bende her
akşam, sabah geçerek, adımı kitabın kaplığınıda görünce, kendimi heyecan içinde
sanıyordum mutluydum, her kes artık kitabımı okuyacak, geceler uyumak
bilmiyordum küçük yaşımda kitap yayınlandı, ortaokulda bulunan arkadaşlarım
birlikte onu sattılar, kitabın parası üzerine kitaptan kazanmış olduğum
paraları yoksullara dağıtarak, sevinçli mutlu idik, kitapta olan
şiirlerimden.
Bizler
var oluruz
Türklük uğrunda kurban, tarih burhanımız var
Güzel
Kerkük’e karşı, içten hayranımız var
•
• •
Kimse
Türklerden başka, Türkleri seve bilmez
Ölürüz
büyük şeref, erler kurbanımız var
•
• •
Bülbül
bizim güllerde, kutsal toprak bizimdir
Doğru
seven âşık biz, aşkta cananımız var
•
• •
Dağ
tepeler yürürse, canla karşı dururuz
Gönlü
temiz Türkleriz, yüce imanımız var
•
• •
Korkma
bizi bir düşman, yurtta yok ede bilmez
Gözün
aç kurban diye, uyak aslanımız var
•
• •
Gönlümüz
coşkun kanla, milletsever insanız
Kimseye
baş eğmeyen, yiğit Türkmen’imiz var
•
• •
Sabır
ile iman çoktur, Kura’ndı burhanımız
Türklük
için vermeye, canla kanlarımız var
1970-Kerkük
Kale
Gönül seçmeyecek
Kasırgalar kopuyor, gül, çiçek açmayacak
Bülbül
çileli küskün, özgürce uçmayacak
•
• •
Kerkük’ten
yıllar uzak, göz yaşlar kanla akar
Irmaklarda
üzgündür, coşup ta akmayacak
•
• •
Ne
bahar var Kerkük’te, ne dallarda kuş öter
Gönül
Kerkük’ü seçmiş, başkaya bakmayacak
•
• •
Yeni
gün doğmasını, millet yıllardı bekler
Neden
bu karanlığa, güneş nur saçmayacak
•
• •
Ay
yıldızlı bayrağım, canlansın Kerkük’ümde
Saray,
Kale bir başka, bayrağı takmayacak
•
• •
Gönül
aşkını seçmiş, senin için ölecek
Türk
aşkıyla yaşayıp, gayrı aşk seçmeyecek
1970-Bağdat
Her Bahçeden bir gül
İkinci kitabim: Her bahçeden Bir gül Hıdır
Gece yatmazın adıyla yayınlanmıştır, çünkü kitap yayınlamak benim ismimle
emniyet tarafından yasaklanmıştır, ayrıca şiir yazılarımı Erdoğan Köprülü, Ay
doğan Köprülü, Necibe Köprülü, Mahzun gönül birkaç isimle Hapishanede olduğum
sırada yayınlıyordum.
Her
Bahçeden Bir Gül kitabımda Irak Türklerinin ses sanatkârlarının türkü,
şarkıları hayatları yer almaktaydı, kitapta çok siyasi şiir şarkılardan dolayı
kitabın bir çoğu satıldıktan sonra, emniyet tarafından yasaklanarak kitap
evinde kalanlar emniyet üstüne el bırakmıştır.
Kitap
72 sayfa idi içinde 30 Türkmen ses sanatkârların şarkı sözleri, yazarı
besteleyen bulunmaktaydı. Kitapta bulunan büyük ses sanatkârı Abdul Vahit
Küzeci 1925 Yılında Kerkük şehrinde dünyaya gelmiştir, mollada camide
Kuran kerim dersleri okumuştur ve onu beğenmişlerdir, 1944 öğretim hayatını
bırakarak, Kerkük petrol şirketinde çalışmıştır, Genç yaştan Türk büyük ses
sanatkârı Celal
Güzel sesine hayran olarak, onu her zaman dinlermiş 1952 yılında Londra’ya
gönderilmiş, orada bulunan Türkçe radyo evine birçok Kerkük hoyrat şarkılarını
tepe Kesite almıştır.1956 yılında Ankara, İstanbul
radyolarında çok sayıda besteler hoyrat türküler kayıt etmiştir.
1959
– 1 Şubat tarihinde Irak Türkmen radyosu açılışında, ilk ses sanatkarı olarak
çok sayıda türküler, makam, hoyrat sesiyle kayıt etmiştir.
Baba gür, gür bir kızdır,
Kerkük
üste yıldızdır
Aç
gözün dünyaya bak
Gece
değil gündüzdür
Şarkısı
Öksüz Bülbül
Söz: Mehmet İzzet Hattat
Beste
müzik: Abdul Vahit Küzeci oğlu
Bir bülbülüm öterem ne yerim var ne yuvam
Bir
detliyem gezerem ne çarem var ne davam
Benim
destanı aşkım ne has anlar ne avam
Hülyalar
gezen gönlüm dalına konmak ister.
Ne güzelsin gözümde güneş gibi gün gibi
Yıllar
oldu ayrılık bana gelir dun gibi
Birden
ezdin bağrımı eyledin un gibi
Yollarında
dilberin mum gibi yanmak ister
Yıllanmış Çileler
Bu şiir, Hoyrat kitabım 200 yakın sayfa
olarak, çok sayıda milli Türkçülük şiirlerdir 2004 Yılında Kuzey Irak Erbil Türk şehrinde yayınlanmıştır. Kitapta
bulunan şiirlerden
Şehit Mehmet KORKMAZ
Türkmen Kifri’nin, gülü mert Korkmaz
Senle
ümitler, senle güneş doğan
İbrahim
Ali, Türk yolundan bıkmaz
Ulu
şehitsin, millet yazdı destan
•
• •
Uğrunda
dökeriz, Korkmazım kanlar
Senle
güvenir, Türk Turan alanlar
Adını
dağ taşta, mertlikle yazdık
Yolundan
dönmez, kardeş Türkmenler
•
• •
Korkmaz
Memadım, Türklüğün eri
Candan
severdin, her Türkmen diyarı
Türk
öğretmendin, erler yetirdin
Satmadın
düşmana, toprağı yeri
•
• •
Sen
bir gül idin, bahçede bir tek sin
Yolumuz
ışığı, ümit dilek sin
Fatih
Şakırla, çalışıp, yoruldun
Gelecek
kurmaya, bize erek sin
•
• •
Her
yanda Türkmen, cana kıyarlar
Kerkük,
Kifri, Tuza canlar koyarlar
Sen
yaşarsın diye, gelmen beklerler
Yer
altından kalkıp, sesin duyarlar
•
• •
Sen
şehit oldun, Türk tarihte izin
Çalıştın
diktin, mert millete gözün
Her
yerde koşardın, Türkmen dadına
Bir
tek eriydin, milli duygumuzun
•
• •
Yiğit
bir Türkçüydün, gözünden belli
Adın
söylerdi, Telafer Mendili
Kerkük’ü,
Erbil’i, ayrım yapmazdın
Her
Türkmen yurduna, açtın gönüllü
1984-Abu garip Siyasi Hapishanesi-Medrese
Kerkük
Gönlümde Aşk Yüreğimde Sızıdır
284 Sayfa olan bu kitap geçmiş ve 17 sene
hapishane ile ilgili olarak bir romandır. İçinde
bulunan önemli belgeler ve konuları gizli olarak Abu garip hapishanesinde Yazdığım
sıralarda Anne, Şeker, Babam Osman, Teyzem Güler ve kız kardeşlerim, Şengül,
Gülşen’in ve Kardeşlerim Yaşar, Ziyat yardımıyla saklayarak her görüşmenin
sonunda eve göndermekteydim Ve
şimdi Türkiye İstanbul’da yayınlanarak birçok insanlar tarafından karşılandı ve
sayın Milliyetçi kardeşimiz Osman Oktay tarafından
roman olarak kelama alınmıştır.
1973 yılında Kerkük’te basılan Altunköprü şiir
kitabım ikinci defa olarak 2008 tarihinde değerli soydaşlarım tarafindan kendi
paralarıyla tekrar basılmıştır Ve Kerkük’te 2008
tarihinde 1973
yılında yayınlanan Altunköprü şiir kitabımın ikinci baskısı Kerkük’te Ses
sanatkârı Behçet Gemgin ile birlikte Salah Behlül Çamurcu kardeşim
yayınlanmışlardır.
Kardeşim
Salah beye teşekkür ederim her zaman bizim yanımızda olarak bizlere destek
moral vermektedir ayrıca Saddam döneminde korku bilmeyerek kaç defa bizleri
hapishanede ziyaret etmiştir. Ayrıca
Hapishanede olduğum sıralarda, yazmış olduğum üç şiir Kitabım
arkadaşlarımın adıyla yayınlanmıştır. Ayrıca
bunun yanında birçok kitaplarım basılmak için, hazırlanmaktadır. Ve
birçok şiir yazılarımda Türkiye, dünyada gazete dergilerde ve internet yoluyla
birçok sitelerde Yayınlanmaktadır.
Baba Harun Arkadaşımdır 2006
Sadun Köprülü: 1957 tarihinde Kerkük’e bağlı
Altunköprü ilçesinde orta yakada mahallesinde göz açtım, ilkokulu
Kerkük’te, ortaokulu Bağdat’ta, liseyi Kerkük’te Bağdat Üniversitesi Kanun,
Şeriat fakültesini bitirdikten sonra bir haftalık avukat, hâkim görevine
atlandım ve tutuklanarak, Türkiye, Türkçülük Türkmen Kerkük davasından
dolayı 17 yıl Abu garip hapishanesinde kaldım.
1967 Tarihine Sayın Süleyman Demirel, Kerkük
şehrine ziyareti sırasında, onu ağam Süleyman, Paşam Süleyman, Türküsüyle,
yaşasın Türkiye diye karşıladık, Demirel’in dönüşüyle 8 ay tutuk evine, 10
yaşta atıldım, her türlü işkence gördüm, aynı günde annem Şeker Köprülü iki
yaşında küçük kardeşimi adak diye Demirel’in önünde kurban vermeye kalktı ve
bizleri kurtarın, yaşasın Türkiye bağırdı, onu karşı her türlü işkenceye
kalktılar kulakları sağır yapmakla elleri kullanılmaz
hala gelmiştir.
1973 Tarihinde Sayın Fahri Koru Türkün Kerkük
şehrine gelişinde, onu Kerkük Türk kültür merkezi önünde İstiklal marşı ile
yaşasın Türkiye diye karşıladık tutuklanarak 6 ay her türlü işkenceye maruz
kaldım.
8 yaşından Edebiyat âlemine katıldım ilk
kitabim, Altunköprü adında 1973 yılında yayınlandı, ondan sonra 7 kitabim
yayınladı, en son kitabim 2004 tarihinde Erbil’de Yıllanmış çileler
yayınlanmıştır, şimdi üç kitabim sırasını beklemektedir, biri siyasi kitap,
öteki destan, üçüncü kitap ise milli davayla ilgili siyası yazılar, bunun
yanında, dörtlüklerimle, hoyratlarımı da toplayarak, iki kitap hazırladım.
17
yıl yaşamış olduğum roman olarak hapishane geçmişimi hazırlamak üzereyim.
Ayrıca Kerkük ve Türkmeneliyle ilgili yazmakta
olduğum kitaplarımla ilgili uzun süreden beri çalışmak üzereyim, çok sayıda
şiir, Hikaye, Roman, onlarca düz yazı makale yazdım bir çok dergi, gazetelerde
kitaplarda, Internet sitelerinde, yazdıklarım yayınlandı, ve yayınlanmaktadır.
Türkiye’de
günlük aylık olarak yazılar yazmaktayım.
Bağdat Fakültede öğrencisi olduğum sıralarda
Türkmen Kardeşlik ocağında birçok faaliyetlere, törenlere siyasi gezilere
katıldım, gizli yolla Türkiye’ye gelerek çok Sayıda Türkçe milli davayla ilgili
kitaplar dergiler gazeteler, Irak Türklerine dağıttım, Şehit olan birçok
Türkmenlerin resimlerini mücadeleleriyle gizli olarak bastırdım bunlardan 1959
Kerkük şehitleri ve Temel Abbas Hüseyin Demirci’n resimleri dağıttım yazılar
yazdım.
Bir
hafta Avukat olduktan sonra 1979 yılında Türkiye’den, Kerkük, Musul’dan dolayı
tutuklanarak bir yıl 6 ay gönde dört defa Berzan El Tikriti eliyle işkence
görerek tırnaklarım söküldü. ve 17 sene hapishanede kaldıktan sonra 1996
tarihinde, İnsan hakları ve BM yoluyla özgürlüğe kavuşarak bir daha Saddam
rejimi beni yakalamak isteyerek gizli yolla Erbil’e geçtim birkaç ay Erbil’de
Türkmen Cephesinde çalıştım.
İlk
defa olarak Türkçe, Arapça Türkmeneli gazetesini yayınladım Baş yazarlık yaptım
ve Türkmeneli radyo Televizyonun de çalıştım. birçok sayıda gizli raporlar
yazılar Arapçadan Türkçeye çevirdim, çok sayıda Türkiye, ile ilgili yazılar
yazdım. Saddam rejimi, tarafından defalarca tehdit oldum evime bomba koydular
öldürmeye defalarca kalktılar.
1996 yılında Türkiye’ye yerleştim Faruk Çam
ağır makine sanayisinde, Ticari Müdür olarak çalıştım, Türkiye gazetesi benimle
ilgili bir yazı yazmasıyla, o yılda Irak istihbarat tehdit etmesine karşı, beni
öldürmeye kalkarak, BM, insan hakları beni Amerika’ya gönderdi birinci derece siyasi
olarak, birkaç kurslara devam ettim 6 sene okudum, bir fabrikada genel müdürü
olarak işe başladım, 2003 sonunda milli davadan, Türkiye sevgisinden dolayı
mücadeleyi devam etmek için, Türkiye devletinin İstek üzere Irak Türkmen
Cephesinde görev alarak Enformasyon, Halkla ilişkiler müdürlüğüne başladım.
ayrıca Avrupa’da Kardeşim Ümit Köprülüyle Birlikte Türkmen Şanı dergisini aylık
olarak Türkiye, Ankara temsilcisi olarak devamı sürdürmekteyim. Davayla ilgili
sürekli olarak günlük ve aylık Irak’ta ve dünyanın her yerinde Türkçe, Arapça
yazılar yazmaktayım.
Çocukluktan
siyasete katıldım 10 yaşından tutuklandım en son 17 sene hapiste Türkiye’den,
dolayı yattım. 2009
tarihinden günümüze kadar Temsilci olarak çalışmaktaydı.
Birçok önemli işler yaparak Irak ile Türkiye
arasında yoğun olarak çalışmalarda bulundum. Bunlardan Şii, Sünni, Alevi Ve
Türkmen aşiretler alanında, Gençlik, spor, ,sanat, ticaret kalkınma,
işadamlarıyla Türk işadamları arasında diyalog kurmak bölgede Irak’ta önde
gelen devlet adamları ile ilişkisi kurma projeleri bulunmaktadır
Sadun
Köprülü ilk görevi avukat 1996’da enformasyon
genel müdürü sonradan Faruk çam şerik atında ticari müdür ve 2009 2010’a kadar
Irak Türkmen cephesi Türkiye temsilcisi en son görevi ise Türkmen araştırmaları
ve proje koordinatörlük
başkanı ve Türkmen şanı Türkiye temsilcisi.
KAYNAK : http://sadunkoprulu.blogcu.com/sadun-koprulu-kimdir/10546250