Geçenlerde
bir okuyucudan ilginç bir yazı aldım. İsmi bende saklı olan okuyucumun yazısı
Türkiye’de geçmişte olanlarla ilgili son derece göz açıcı nitelikteydi. Esas
olarak ABD’nin Türkiye üzerinde özellikle NATO müttefikliğinin başlamasıyla
birlikte, ne gibi istihbarat faaliyetleri yürüttüğünü anlatan yazının başrol
oyuncusu ise Ruzi Nazar isimli şahsiyetti. Peki, kimdi bu Ruzi Nazar?
Gazetecilik
yıllarım boyunca adını sık sık duyduğum Ruzi Nazar Türkiye’de, CIA’in buradaki
istasyon şefi olarak tanınıyordu. Yetiştirdiği CIA elemanları içinde
Türkiye’deki pek çok siyasi olaya, hatta Milliyet gazetesi genel yayın müdürü
Abdi İpekçi suikastına karıştığı iddia edilen Paul Henze, bir başka Türkiye
uzmanı CIA elemanı Graham Fuller olduğu söylenirdi. Nazar’la yıllar önce
Washington, Georgetown’daki evinde tanışmış, bir daha da yüzünü görmemiştim.
Her
neyse… Sizlere bu yazıda Ruzi Nazar’ın yaşamının bir fotoğrafını çekmeye
çalışacağım. Bir de not: Nazar 2015 Nisan ayı sonunda, oğlu Erkin’le birlikte
tatil için geldiği Side’de öldü; Kendisi bir Özbek şii idi. Kimse bilmez ama
aleviliğe de çok yakındı. Fethiye’nin Foça mahallesindeki Alevi mezarlığına
büyük bir gizlilik içinde gömüldü.
Şimdi
de bu Ruzi Nazar’ın kim olduğu ve aile kökenine bakalım: Rusya’da tam Bolşevik
İhtilali olurken, 1917’de Özbekistan’ın Margilan kentinde doğdu. Taşkent
Üniversitesi Ekonomi Enstitüsü’nden mezun olduktan sonra Özbekistan Komünist
Partisi’ne katıldı. Nazar, İkinci Dünya Savaşı’nın patlak vermesiyle birlikte
Sovyet Ordusu’nda Ukrayna Cephesi’ne gönderildi. Derken bir Alman çavuş
tarafından Türkistan Lejyonu’na katılması teklifi alınca kabul etti. Berlin’de
örgütlü Milli Türkistan Birlik Komitesi’nde irtibat görevlisi olarak çalıştı.
Savaşın
sona ermesiyle Almanya’ya yerleşen Nazar katolik bir babanın kızı olan Emelinde
Roth’la evlendi. Bir süre sonra Münih’te örgütlü Bolşeviklere Karşı Milliyetçiler
Teşkilatı’na katılarak Sovyetler Birliği aleyhinde faaliyetler yürüttü.
Bir hayli maceralı olan gençlik yaşamında Nazar 1951’de
ABD’nin eski başkanlarından Theodore Roosevelt’in oğlu Archibald Roosevelt
tarafından Columbia Üniversitesi bünyesindeki Orta Asya Enstitüsü’ne davet
edildi. 1954’de de CIA tarafından devşirildi. Bunun ardından da Türkiye yılları
geldi. 1959’la 1971 arasında Ankara’daki ABD Büyükelçiliği’nde siyasi müsteşar
olarak görev yaptı. Bu görevin anlamı CIA’in istasyon şefliğiydi. İstasyon
şefliği döneminde 27 Mayıs 1960 darbesinin lideri Albay Alpaslan Türkeş’le
tanışıp yakın ahbap oldu. Öyle ki Nazar ve Türkeş’in çocukları birbirlerinin
babalarına “amca” diye hitap ettiler. (Bu son iddia yazıyı gönderene ait.
Türkeş’in çocukları buna ne der bilemem.)
Nazar
Türkiye’nin ardından İran’da görevlendirildi. Hatta 1979’daki Humeyni
devriminin ardından Halkın Mücahitleri’nin Tahran’daki ABD Büyükelçiliği’ne
baskın düzenleyerek diplomatları rehin almalarından sonra rehineleri kurtarma
operasyonuna da katıldı. Bununla da kalmadı. Afganistan’ın Sovyet ordusu
tarafından işgalinin ardından Kabil’e giderek bir kaç kez mücahitlerin lideri
Gulbeddin Hikmetyar’la da görüştü. Hani bizimkilerin de pek sevdikleri
Hikmetyar!
Nazar 1991’de Sovyetler Birliği’nin dağılmasından sonra
Washington’a döndü ve Georgetown’daki evine yerleşti. Arada bir Türkiye’ye
geldiği söylense de bunun doğ- ruluk derecesi bilinmiyor. Ancak Türkiye’de
öldüğü ve Fethiye’de toprağa verildiği bir gerçek. Nazar’ın Türkiye’de kaldığı
yıllarda sadece Türkeş’le değil, Sovyetolog MİT gö- revlisi Enver Altaylı ve
Cemal Madanoğlu gibi isimlerle de dostluk ilişkileri geliştirdiği biliniyor.
Enver Altaylı, Doğan Kitap’tan yayımlanan Türkiye’de Bir CIA Casusu Ruzi Nazar
isimli kitabın yazarı. Altaylı geçen yıl Eylül ayında FETÖ’nün Orta Asya’da
güçlenmesi ve CIA’yla işbirliği yapması konusunda kilit rol oynadığı
gerekçesiyle tutuklanmıştı.
İşte
böyle… Kimlerin kimlerle iş tuttuğu, aslında FETÖ’nün bir istihbarat projesi
olduğu, kimlerin Türkiye üzerinde ne planlar yaptığı Ruzi Nazar’ın ibretlik
yaşam öyküsü okunduğunda daha iyi anlaşılır. Ben bu köşede sadece bir özet
çıkardım. Elçiye de zeval olmaz. Burada sadece bana gönderilen yazıdan
alıntılar yaptım. Kimse kızmasın. Gerçeklerin bir gün ortaya çıkmak gibi kötü
bir huyu vardır. Biraz klişe oldu ama artık kusura bakmayın.