PAPAZ MESELESİNİN PERDE ARKASI /// Al Papazı ver Halkbankı
Cumhuriyet
Aslı Aydıntaşbaş
26 Temmuz 2018 Perşembe
Tutuklu bulunan ABDli din adamı
Andrew Brunsonun
Ankara ve Washington arasında ciddi bir pazarlık konusu olduğu, sır
değil.
Dün, Brunson sürpriz bir kararla cezaevinden ev hapsine alındı. Ardından Halkbank hisseleri yüzde 16 yükseldi. Piyasalar aptal değil. Ortada bir anlaşma olduğunun
kokusunu alıyorlar. Brunsonın ev hapsine çıkması muhtemelen New Yorktaki Zarrab davasında ceza alan Halkbank yöneticisi Hakan Atillanın
sonbaharda Türkiyeye
gelmesi demek. Nasıl mı?
Anlatayım
Brunson, neredeyse iki yıldır ipe sapa gelmez iddialar ve gizli tanık
ifadeleriyle tutuklu. 23 yıldır Türkiyede yaşayan misyoner, darbeye kadar İzmirde topu topu bir avuç insanın gittiği bir
Protestan kilisesinin başındaydı.
Ancak darbe sonrası kepçe operatörü
gibi görev yapan savcılarımız, bu küçük kilise ve oraya gelen üç Suriyeli Kürt
mülteciyi, şahane bir iddianameyle Kürdistan kurma
projesi olarak görmeyi başardı.
En son duruşmada bir gizli tanık, PKK logosuyla İncil bastırdığını ve
Suriyeli Kürtlere silah takviyesi için Amerikan hükümetinin YPG kamplarının
yerini gösterdiğini falan söyledi. Öylesine pespaye bir dava süreci
anlayacağınız. Ancak dedim ya; dava faslının önemi yok. Zira zavallı rahip
aslında Türk-ABD ilişkilerindeki bir pazarlık konusu.
Brunson, ABDdeki
kilise cemaati ve Donald Trumpın dayandığı
muhafazakâr tabanda büyük bir sembol haline gelmiş durumda. Bir yandan Kongre, diğer
yandan Brunson ile aynı Evanjelik kilisenin mensubu olan Dışişleri Bakanı Mike Pompeo, rahibin bir an önce
serbest kalmasını istiyor. Beyaz Saray keza. Olay Türkiye açısından tam bir
Midnight Express vakası. Donald Trump, Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğanla her görüşmesinde Brunsonu
soruyor.
Aslında Ankara rahibi bırakmaya hazır; ancak karşılığında Washingtondan bazı adımlar istiyor.
Anlayacağınız, rehine pazarlığında bayağı mahir bir noktaya gelen Türkiye,
Almanya ile varılan Deniz
Yücel
mutabakatının bir
benzerini hedefliyor.
Mayıstaki dava öncesinde Türk makamları, seçime kadar Brunsonun serbest kalmayacağının sinyalini
vermiş, Seçimden sonra elimiz daha rahat olur demişlerdi. Türk-ABD ilişkilerini takip eden herkes, seçim
sonrası Brunsonun
serbest kalacağı beklentisi içindeydi.
Diplomatik kulislere göre, varılan mutabakatta seçimden sonraki 18
Temmuz duruşmasında Brunson serbest kalacak, karşılığında da Hakan Atilla
Türkiyeye gönderilecekti. Bu mutabakatı
duymayan kalmamıştı.
Halkbankın eski müdürü, New Yorktaki Zarrab davasında ceza almış olmasına karşın, Amerikan hükümetinin
devreye girmesiyle cezasının kalanını Türkiyede çekebilecekti. Nedense 18 Temmuzda bir
sürpriz yaşandı. Varılan anlaşma, son dakikada rafa kalktı. Washingtonda
kulağı delik bir Türkiye uzmanı, Uçak bekliyordu ancak Ankara son dakikada farklı taleplerle geldi dedi.
Neyin ne olduğunu, varılan mutabakatın neden rafa kalktığını, sonra dün
neden pat diye ev
hapsi meselesinin gündeme geldiğini bilmiyoruz
Belli ki iki başkent arasında sıkı bir pazarlık yaşandı ve yaşanmaya devam ediyor. Ankaranın
Washingtondan
talep listesi uzun: S-400 füzesini alırken yaptırımlara maruz kalmak istemiyor.
F-35 uçakları konusunda Kongre engelini aşmak istiyor. ABD Kongresindeki bir dizi kanun teklifinin yok
olmasını
istiyor. Ve en önemlisi, ekonominin en kırılgan döneminde
Halkbank konusunda büyük bir şok yaşamak istemiyor.
Sonbaharda gelmesi beklenen Halkbank cezasının küçük olmasını ve önümüzdeki
süreçte İrana yönelik ekonomik yaptırımlardan
muaf tutulmayı istiyor.
Bu kadar uzun bir liste varken doğru olan, uyduruk sebeplerle tutuklu
bulunan Brunsonun salıverilmesi ve Ankaranın, sorunlarını
Washingtonla çatışarak değil
uzlaşarak çözmesi.
Brunsonın bundan sonraki duruşması ekim ayında. Filmin
son karesinde ABDli
rahipin ülkesine döndüğünü,
Hakan Atillanın da Türkiyeye doğru yola çıktığını
göreceğiz. Ancak o zaman ne zaman, o arada neler olacak hep birlikte
izleyeceğiz
LİNK : http://www.cumhuriyet.com.tr/koseyazisi/1037329/Al_Papaz_i_ver_Halkbank_i.html