Nihat Ali Özcan : İstihbarat dünyasının “Beş Göz’ü” krizde mi ?
ABD
ile Çin arasında devam eden “ticaret ve teknoloji savaşının” en tartışmalı
cephesinde Huawei yer alıyor. Çinli Huawei, cep telefonu ve internet dünyasında
devrim anlamına gelen 5G teknolojisinde önemli bir yere ve güce sahip. ABD,
teknolojik rekabette kaybeden olma tehlikesinin farkında ve bunu bertaraf
etmenin yollarını arıyor. Aynı zamanda da istihbarat üretmek için ana bilgi
kaynağı olan ağlara mukayyit olmak ve kendisine ait olanları da güvenlik
altında tutmak istiyor.
Bu
nedenle, sadece kendi şirketlerine değil, müttefiklerine de Huawei’den uzak
durmalarını salık verip zaman zaman da baskı yapıyor. Gerekçe olarak da
Huawei’nin bir özel sektör şirketi olduğuna dair kuşkular bulunduğunu
belirtiyor. Yine Çin yasalarının şirketlere, ülkenin ihtiyaç duyduğu
istihbaratı üretmek için elde ettikleri verileri paylaşma yükümlülüğü
getirdiğini belirtiyor. Huawei ise her iki iddiayı da reddediyor.
ABD
yönetimi kararlılığını göstermek için çeşitli yöntemlere başvuruyor. Örneğin,
5G teknolojisine geçiş için hazırlıkların neredeyse tamamlandığı/sürdüğü bu
dönemde, Huawei ile iş birliği yapan müttefik ülkelerle istihbarat
paylaşmayacağını ilan etti. Bu bilgilerin Çin’in eline geçmesinin işten bile
olmadığını söyledi. Hatta kısa süre önce ABD’nin Berlin Büyükelçisi, Alman
Ekonomi Bakanı’na bir mektup göndererek, mealen, Huawei ile yapılacak bir iş
birliğinin karşılıksız kalmayacağını, istihbarat paylaşımına sekte vuracağını
bildirdi. “Tehdit” kokan bu tutum, haliyle yeni bir tartışmayı da tetikledi.
İstifini
fazla bozmayan Huawei ise gerek teknolojik üstünlüğü gerek fiyat politikası
gerekse gürültü yapmadan yola devam etmeyi önceleyen stratejisiyle rekabet
yarışında ön plana çıkmaya devam ediyor. Dahası, güvenlik (!) konularında
hakkındaki iddiaları çürüten garantiler vererek bazı ABD müttefiklerini ikna
etmiş görünüyor.
Tartışmalar
bu minvalde sürerken asıl büyük kriz Londra’da patlak verdi. Geçen hafta
başında Başbakan Theresa May başkanlığında toplanan Ulusal Güvenlik Konseyi’nin
Huawei’ye sınırlı ölçüde 5G şebekesine erişim imkânı sağlama kararı alındığı
haberleri medyaya sızdırıldı. Kısa süre sonra Başbakan, toplantıda konuşulan
gizli bilgileri sızdıranın Savunma Bakanı olduğunu belirterek onun istifasını
istedi. İstifanın suçu kabul etmek manasına geleceğini ve masum olduğunu
söyleyen bakan bu talebi geri çevirdi. Bunun üzerine bakan görevden alındı. Bu
gelişme, elbette sadece gizli bir toplantının içeriğinin sızdırılmasından öte
mana taşıyor.
İstihbarat
dünyasında “Beş Göz” olarak tanımlanan (ABD, İngiltere, Kanada, Avustralya,
Yeni Zelanda) arasında çok özel bir ilişkinin olduğu bilinir. Haliyle Çin
konusunda da beş ülkenin tavrı aynıdır. Örneğin Kanada, Huawei’nin sahibinin
kızı ve şirketin finans müdürünü tutuklayarak büyük risk almıştır. Avustralya,
Uzakdoğu’da deniz dibine internet kablosu döşeyen bu şirkete kuşkuyla
yaklaşmakta, ülkesinde Huawei ekipmanlarının resmi dairelerde kullanımına izin
vermemektedir.
Durum
böyle iken, İngiliz hükümetinin sınırlıda olsa, Huawei ile iş birliği yapmayı
düşünmesi ABD’nin canın sıkmaya yetecek gibi görünüyor. Nitekim ABD’nin Almanya
ya yazdığı mektubun bir benzerini İngiltere’ye yazıp yazmayacağını, İkinci
Dünya Savaşı’ndan beri devam eden istihbarat iş birliğinin gözden geçirilip
geçirilmeyeceğini göreceğiz. Cevabı aranacak en önemli soru, Başbakan
Therasa ve ekibinin “Beş Göz’e ihanet” etme teşebbüsünün erkenden ortaya
çıkmasının nasıl yorumlanacağıdır.