Yayınlandı: 29.11.2023 18:13
Güncellendi: 09.12.2023 12:43

ANALİZ /// SADİ ÖZGÜL : SESSİZ SİLAHLAR & EKONOMİ – Rıza Toplumu – Nüfusu Azaltma (TOPLAM 3 BÖLÜM)

Sessiz Silahlar; “Ekonomi” (1. BÖLÜM)

Dünyamız iki büyük kanlı ve dehşetli dünya savaşı yaşadı.

Ancak kimileri III.Dünya Savaşı başlamadı deseler de, II.Dünya savaşının bitişinden yaklaşık 10 yıl sonra tekrar başlatıldı. Ama bu sefer sessiz ve ne zaman biteceği belirsiz olarak planlandı. 68 yıldır da devam ediyor…

III. Dünya Savaşı sessiz olarak sürdürüldüğüne silahları da buna uygun olmalıydı.

Bu durumda savaş sessiz devam edeceğine göre silahları da sessiz olmalıydı.

Peki bunlara “Sessiz silahlar” desek uygun bir tanımlama olabilir mi?

Elbette doğru bir tanımlama olacaktır.

Sessiz Silah teknolojisi, İngiltere’de kraliyet ordusu tarafından II. Dünya Savaşı sırasında askeri bir taktiksel yöntem olarak geliştirilmişti.

Ancak, dünyayı köleleştirmeyi amaç edinen küresel şeytanlar aynı yöntemleri sosyal mühendislik ile geliştirerek, hedeflerine koydukları bir toplumu kontrol etmeyi amaçlamışlardı. Günümüzde ise bunu dahada geliştirerek buyruk vermek için de kullanmayı düşünmüşler ve hayata da geçirmişlerdir.

‘Sessiz Silah’, konvansiyonel ateşli bir silahtan çok farklıdır. Birçok açıdan gizlidir ve kendini gizleyebilir. Sessizdir ve kendini hissettirmez. Bu silah, patlayan bir mermi yerine bilgi/veri kullanır. Sistem bilgi/veri toplama ve bilgilerin analiz edilmesi ile çalışır.

Sosyal hayata ise asla açıktan müdahale etmez. Ancak, günü geldiğinde “gürültü” çıkarır. Bunu yaparken önce zihinsel hasara yol açar. Bazen de hem zihinsel hem de fiziksel ve zihinsel hasara yol açar ve günlük yaşamı etkiler ki onun yaptığı tahribatı konvansiyonel silahlar bile yapamaz.

Halk ise sessiz silahların etkilerini anlamazlar. Hatta anlamak akıllarına bile gelmez. Anlamaya başlayan tek tük çıkan olursa doğru şekilde anlamakta da zorlanırlar. Haliyle anlayamayınca da kendilerini ve toplumu korumada yetersiz kalırlar. Hatta bir süre sonra bunları kader olarak görmeye bile başlayabilirler.

Sessiz Silahlar değişen koşullara göre çeşitlendirilir ve hızlı güncellenirse, insanların buna kolaylıkla alışmasına ve baskıları normal görüp dayanmasına ve duyarsızlaşmasına neden olur. Bu, bir tür psikolojik savaştır. Bu savaşta ise eğitimsiz ve gelir seviyesi düşük olanlar ise en önce manipüle edilirler.

Peki öyleyse bu sessiz silahlar nelerdir?

Başlıca ilgi konusu olan ve hakimiyet mücadelesi aracı haline dönüşen ekonomi ve ekonomi bilimleridir.

Sosyal bilim olarak adlandırılan ekonomi, toplumun kaynaklarını ve nasıl kontrol edileceğinin incelenmesidir. Matematik ve muhasebe ilmi ise bu alanda önemli rol oynar. Eğer hedefe oturtulan toplum, matematik ve hesap konularında yeterince eğitimli değilse küresel finans elit şeytanlar tarafından “zengin olacaksınız” palavrasıyla sürekli olarak borçlandırılıp sömürülebilirler.

Küresel finans elit şeytanlar, kendilerine hizmet edecek bir ekonomik sisteme ulaşmak için toplumun alt sınıfını tam kontrol altına almayı hedefler. Topluma yanlış matematik eğitim verilerek mevcut Ortodoks ekonomi modelinin doğruluğunu sorgulama fırsatı verilmemesini hedefleyerek erken yaşlardan itibaren boyunduruk altına almak isterler. Verilecek olan matematik eğitim ise alt sınıf için düşük kaliteli olursa böylece kalitesizlik hedefteki bireyler için anlaşılmaz kalır ve kaderlerinden kurtulma gibi bir umutlarının da kalmaması sağlanır.

Bu tür köle olmuş ama köle olduğunun farkında olmayan bir toplum oluşturmak istemelerindeki temel amaç, küresel şeytanlara hizmet edecek ekonomik modellerin kurulması ve uzun süre korunmasını sağlamaktır.

Mayer Amshel Rothschild (1743-1812); “Bana bir ülkenin para biriminin kontrolünü verin, kanunlarını kimin yaptığı umurumda değil…” demiştir.

Bay Rothschil, o sözü günümüz ekonomi biliminin sessiz silah teknolojisinin bir aracı haline dönüştürülebileceğini düşünerek mi söyledi tam bilinmez. Ancak, onun fikri bugün küresel şeytanlar tarafından sessizce sürdürülen III. Dünya savaşının sessiz ama en etkili silahı haline dönüştürüldü.

Bay Rothschild, ekonomiye uygulanan gücün, insanların kontrol ve etkisi üzerinde temel bir ilke olduğunu keşfetmiştir. Bununla ilgi olarak; “Güç görünümüne büründüğünüzde insanlar onu size çok geçmeden fazlasıyla verir” sözü önemlidir.

Bay Rothschild, döviz ve mevduat kredisi hesaplarını kullanarak insanları borçlandırmak suretiyle zenginlik vaadiyle kandırabileceği bir güce sahip olduğunu keşfettiler. Bunun için “Senet kredisi” karşılığında gerçek teminatlar alacaktı. Bay Rothschild, bankalarında müşterilerinin altın stoku olduğu sürece daha fazla banknot çıkarabileceğini ve bunu da kredi olarak verebileceğini de fark etti.

Daha sonra bu banknotları ve daha çok da senetleri bireylere ve hükümetlere ödünç vererek aşırı güven ortamı oluşturdu. Daha sonra adım adım parayı kıtlaştırarak sistemin kontrolünü sıkılaştıracaktı. Teminatları ise sözleşme zorunluluğuyla tahsil edecekti. Bu döngü tekrarlandı durdu. Tıpkı bugün de olduğu gibi.

Küresel para birimi olan doların kontrolünde ortak güç olan Rothschil ailesi, sessiz savaşı kimin kazanacağını belirlemek için ülkeleri ve hükümetlerini de kontrol edecekti. Bu baskılar öyle bir tehlikeli hal aldı ki sessiz savaşları alevlendirmek için kullanılabilecek güce ulaşmıştı Rothschil ailesi. Nitekim ekonomik sisteminin kontrolünü ona vermeyi kabul eden hükümetler ve devletler onun desteğini aldı.

Gelecekteki dünya düzeninde doğal kaynakların küresel şeytanların kontrolü altına geçmesi için sessiz III. Dünya savaş sürdürülmekte olduğuna göre, küresel şeytanlar hedeflerini gerçekleştirmek ve güvenliklerini de sağlamak için yeni nesil başka başka sessiz silahlar kullanmaktadır.

Savaşlar ise, gerçek alacaklıları öldürme ve doğal kaynaklarına çökme yoluyla sistemin dengelenmesidir. Rothschild, para biriminin ekonomik yapıyı kendi avantajına göre yeniden düzenlemek ve ekonomik dalgalanmayı teşvik etmek için kullanabileceği güce sahip olduğunu keşfetmiştir. İşte onun içinde yüksek kapasiteli bilgi işlem bilgi işlem teknolojilerine ihtiyaç olduğunu keşfetti ve bu yöndeki çalışmaları mali olarak destekledi.

Bu durumda günümüz Ortodoks ekonomi biliminin öğretileri ve sözde insanlığın yararına imiş gibi kamusal görünümlü söylemler açısından incelikli olduğu kadar karmaşık bir silah sınıfı olduğu ortaya çıktı ki, “Ekonomi en etkili Sessiz Silahtır” denilmesini fazlasıyla hak ediyor açıkça…

Peki öyleyse ülkemizi de tehdit eden bu sessiz silahı etkisiz kılmak mümkün mü?

Elbette mümkün.
Bunun yolu tüm dünyada olduğu gibi mevcut ekonomimizde uygulanan Borca ve Faize Dayalı Para Kredi Sistemi’ni (BDPS) lağvedip yerine, bunların olmadığı yeni bir Para Kredi Sistemi ve buna bağlı olarak yerli milli insani bir ekonomi modelini hayata geçirmekten geçer.

(Sessiz III. Dünya Savaşı yazı dizisi olarak devam edecek…)

Sadi ÖZGÜL

Sessiz Silahları; “Rıza Toplumu” (2. BÖLÜM)

Sessiz sürdürülen III. Dünya Savaşında, Sessiz Silah sistemlerini hayata geçirmede Rıza Toplumları oluşturmak önemlidir. Peki öyleyse, Küresel Şeytanlar dünya genelinde Rıza Toplumları oluşturmayı nasıl başarmıştır?

Bir uçağa şok testi yapmak için gövdesine monte edilmiş bir silahın ateşlenmesinde geri tepme etkisi mutlaka olacaktır. Silahın ateşlenmesi uçağın yapısında şok dalgalarına neden olur. Bu dalgalar havacılık mühendislerince ölçülebildiğinde uçağın bazı bölümlerinin veya kanatlarının nasıl titremeye başlayabileceğini gösterebilir. Hatta titreme ne kadar ararsa uçağın dağılabileceğini ya da parçalanabileceğini önceden ölçülebilmesini sağlayabilir.

Tüm bunların önceden tespiti mümkün olabileceğine göre aynı şeyin ekonomide de yapıldığını düşünelim.

Ekonomi alanındaki bilirkişiler ve mühendisler, test amacıyla belli temel tüketim maddelerinin fiyatında veya tedariğindeki ani değişikliklerin ekonomi ve tüketici davranışları üzerindeki etkisini inceler. Günümüzde ise kamu ekonomisini ve çökmekte olan mevcut Ortodoks para kredi sistemini, küresel şeytanların menfaatine olacak şekilde “nakitsiz toplum” (dijital para) olarak yeniden dizayn edip hayata geçirmek içinde ara ara yapmaktadırlar bu tip test çalışmalarını…

Özellikle küresel şeytanlar hedeflerine koydukları devletlerin kamu ekonomisini dut ağacını sallar gibi sallarlar. Bu sallamalarda hedefindeki devleti ve halkını tam kontrol ve boyunduruk altına alınmasını sağlayacak ölçümlerde yaparlar. Bunu en basitinden tüketici refleksleri ile örnekleyelim. Tüketici reflekslerini ölçmek için büyük reklam kampanyası ile işe başlarlar. Şok fiyat indirimleri, şok fiyat artışları, kampanyalar ve satışları takip ederek ortaya çıkan şok dalgaları gözlemlerler. Bu ölçüm çalışmaları daha büyük hacimli sektörler içinde örneklendirilebilir. Otomobil, giyim, beyaz eşya, mefruşat vb.

Bu ölçümler tüketicilerin satın alma davranışlarını tespiti ve üretiminde ona göre planlanması için önemlidir.

Ancak bir yandan da kontrol edilebilir hamlelerle toplumun küresel şeytanların kontrolu altına girmesine hizmet edebilir ve ettirilebilir. Bunun içinde basit dört işlem matematik bilgisinden yoksun olduğu için en basit muhasebe işlerinden anlamayan halklar harcamalarını ve basit finansal işlerini kontrol edemeyeceği için daha rahat yaşama vaadi yalanıyla önce borçlandırılırlar, sonrasında borca ve faize esir edilirler. Nihayetinde de ucuz emek kaynağı haline getirilerek köleleştirilirler.

Peki öyleyse bu durumda ekonomik şokun ortaya çıkardığı etkileri ve tesirleri, yeni nesil bilgisayarlar tarafından teorik olarak yorumlanıp böylece ekonominin, psiko-ekonomik yapısı daha iyi keşfedilerek yapay zeka ile sessiz silah haline dönüştürülebilir mi?

Tabii ki dönüştürülebilir.

Günümüzde yapılanlar tamda budur!

Günümüzde başta hane halkı olmak üzere, gelecekteki şoklarla ekonomiyi ilgilendiren her alanın tepkisi doğru tahmin edilip kolaylıkla manipüle edilebiliyor artık. Bundan sonraki hedefleri ise toplumları, yeni nesil ultra kamusal bilgisayar ağları tarafından yorumlanabilecek gelişmiş yapay zeka sisteminin kontrolü altındaki sosyo-ekonomi modelleri ile küresel şeytanların dizayn ettiği sistemde insanlara; “harcama araçları zenginleşiyor ve çokta kolaylaşıyor” güzellemeli propagandalar bombardımanı altında yeni nesil dijital ödeme araçlarını kullandırmaya teşvik ederken bir yandan da düşünemeyen hatta düşünmemesi sağlanan nakitsiz topluma sadık insanlar haline dönüştürmektir asıl amaç.

Konuyu daha da sadeleştirip özetlersek; Ekonomi dünyadaki tüm faaliyetlerin anahtarı olduğuna göre, aynı zamanda dünyayı kontrol etmek ve insanlığı da köle haline dönüştürmeyi dayalı yeni bir dünya sistemi kurmak için sessiz silaha dönüştürülmesi de mümkündür. Küresel şeytanlar bunu yapabilmek içinde dünya ekonomisinin mühendisliği ve bilimi konusunda söz sahibi olması gerekiyordu. Bundaki amaç, kamuoyu gerçek ekonomi bilimi başta olmak üzere ekonomiyle bağlantılı olan diğer bilimleri yeterli seviyede öğrenmemeli ki arasındaki bağlantıyı çözüp hayata geçirmesin. Bunu yaparken de başta medyayı etkili kullanmalı, eğitimi alt üst etmeli ve halkın dikkatini hiçbir önemi olmayan meselelerle meşgul etmek gibi metotlar başta olmak üzere etkili olmak için her yolu kullanırlar.

Peki öyleyse nasıl bir ekonomi modeli olmalıydı ki insanlığa fark ettirmeden “sessiz silaha” dönüşmesi sağlanmalıydı?

Ekonomi; İnsanoğlunun ihtiyaçları karşılamak için kullanımının tanımlandığı bir bilim olarak değerlendirenler için, en az kaynakla en fazla ürünü elde etme hedefini içerir aynı zamanda. Ancak insanlığı köleleştirmeyi amaçlayan küresel şeytanlar öyle bir şey yapmalıydılar ki ekonomiyi sessiz silah haline dönüştürerek tüm dünyayı kontrol edebilmenin bir yolunu bulmaları gerekmekteydi. Bunun için önce matematiksel temeller ile şok testlerle yaptıkları ölçümlerin verilerini harmanlayarak ekonominin davranışını çok önceden tahmin edilip kontrol edilebilir hale gelmişlerdir. Bugün ekonomi hedefe yönelik güdümlü ama sessiz silah bir füzeye dönüştürüldü.

Peki öyleyse bu füze ile hangi operasyonel saldırıları yapıyorlar?

1-) Halk ve idarecilerin ekonomik savaşta birbirini öldüresiye dövme ortamını oluşturup hedefindeki ülkenin ekonomisini iyice zayıflatmak…

2-) “Sessiz silahları, sessiz savaş” biçiminde kullanarak dünyanın kontrolünü ele geçirip, sözde dünyanın refah ve mutluğunu önceleyen hayırsever kisvesinde rızaya dayalı borç köleliğini yaygınlaştırıp sonrasında dünya nüfusunu azaltarak (buna soykırım savaşları da dahil) hedeflerindeki sözde ekonomik sistemlerini kendileri için güvenli bir düzeye getirebilmek…

Operasyonel saldırılarında; onlar açısından en iyi sonuç getirici ikinci seçenek olduğuna göre, sessiz silahlarla ilgili mutlak gizlilik ise çok önemliydi. Toplumlar ise mevcut ekonomilerde uygulanan faize ve borca dayalı ekonomi modelinin sorunların ana kaynağı olduğunu fark etmemeliydi. Bu geçmişten günümüze kadar sürdürülen planlanmış yetersiz eğitim modeli’nin ezberletilmiş öğretileri ile sağlandı.

Mesela bugün sözde İslami camianın; “Faize karşıyız… Ama kalkmaz ki…” demeleri ise gerçek İktisat bilimine önem vermemelerinden kaynaklanmaktadır. Böylelikle de küresel şeytanların açtığı ekonomik savaştan ve yıkıcı etkilerinden kaçamazlar. Hatta ekonomi kaynaklı dünyevi sorunları ise “borç ekonomisine ve faize karşıyız” demeye devam ederken çok tekrara düşseler de yine tekrar reddetmeleri de genelde çözümü ulaşılamaz kılar. Velhasıl, küresel şeytanlar ikinci seçenek en etkilisi olacağı içinde onu da gizli tutarak hayata geçirmişler ve başarıya da ulaşmışlardır.

Aksi takdirde sessiz silahın ortaya çıkması demek küresel şeytanların Büyük Sıfırlama (Great Reset) ile hedefledikleri yeni dünya düzeni ve dümeni döneminin gerçekleşmesinde en büyük engel olacaktır.

Peki öyleyse sessiz bir silahı güvence altına almak için neler yaparlar?

Sessiz bir silahı güvence altına almanın ve hedefteki ülkenin halkıyla beraber kontrolünü ele geçirmenin en basit diğer yöntemi zihinleri serbest bırakmamak için meşgul etmektir. Halkı gerçek ve doğru temel sistem ilkelerinden habersiz tutmak, diğer yandan da onları şaşkın, disiplinsiz, düzensiz ve gerçek olmayan meselelerle meşgul etmekten ve porno düşkünü sapkın, ağzı bir karış açık avanaklar haline dönüştürmekten geçer.

Zihinleri serbest bırakmamak aynı zamanda zihinsel faaliyetleri sabote etmektir. Matematik, mantık, tarih, hukuk, sistem tasarımı ve ekonomi alanlarında düşük kaliteli planlanmış yetersiz eğitim modeli sistemini de yerleştirmek gerekir. Bu nedenle önce sorun yaratırlar sonra karmaşa çıkararak çözüm sunuyormuş gibi yaparlar.

Peki tüm bunları yapmak için hangi araçları kullanırlar?

– Medya ile; Kamuoyunun dikkatini gerçek sosyal sorunlardan uzaklaştırma ve gerçekte önemi olmayan konulara odaklanmasına aracılık ettirmekle kalmayıp ayrıca sosyal sorunları da sıradan basit konularmış gibi maniple edilebilir araçlara dönüştürmeyi amaçlarlar.

– Okullar ile: Gençleri gerçek matematikten, ekonomiden, hukuktan, tarihten, kültürden habersiz tutulmasında araç haline dönüştürmeyi amaçlarlar.

– Eğlence ile: Kamuya açık eğlenceyi en alt sınıfın düzeyinin de altında tutmayı amaçlarlarken ahlaksız eğlence kültürlerini de yaygınlaştırmayı amaçlarlar.

– İş Dünyası ile; toplum borca ve faize esir edilip ve ucuz emek ile köle gibi çalıştırılıp düşünmeye zaman ayırmadan, geçim sıkıntısı ve gelecek kaygısıyla devamlı meşgul tutmayı amaçlarlar.

– Aile ile; Ailelere yönelik beyin yıkama/programlama için ailenin her bireyi kontrol altına almayı amaçlarlar. Özellikle gençler ve küçük kardeşler okul öncesi eğitim adı altında devlet tarafından veya özel sektör tarafından işletilen ana okulları daha yaygın hale getirilmeli ve yasal zorunluk olarak uygulanmasını hayata geçirmeyi amaçlarlar.

Sessiz bir Silahı güvenceye almak ve etkili kullanmanın yolundan bahsettik. Peki öyleyse, Sessiz Silah Sistemlerini sorunsuz kurmanın yolu nereden geçer?

Tabiki RIZA TOPLUMU oluşturmaktan geçer.

Sessiz silah sistemleri; halkın rızasının yasal veya yasal olmayan güç kullanılarak elde edilen çok güçlü ve akış devamlılığı sağlanabilen verilere dayanarak oluşturulur. İşte bunu yaparken biryandan da Rıza Toplumları oluşturmaya ihtiyaç duyarlar. Hedefteki ülkelerin başta ekonomi verileri olmak üzere tüm yönetimsel verilerine ve vatandaşların sosyal hayattaki kişisel verilerinin sessiz silah sistemlerine dönüştürülmesi amacıyla yoğun bilgi akışına ihtiyaç duyarlar.

Veri/bilgi akışının toplanmasını vergi sistemi üzerinden örneklendirelim;

İsminden de anlaşılacağı gibi vergi sistemi verileri mükellefler, işverenler ve emekçi insanlardan oluşan verilerin toplanması ve sunulmasıyla elde edilir. Bu veriler günümüzde online vergi bildirim formları başta olmak üzere, mükelleflerin kişisel bilgilerinin yanı sıra diğer veri kaynaklarından da elde edilebilir.

Peki öyleyse, vergi sisteminin Rıza Toplumu oluşturmakta etkisi ne olabilir ki?

Vergi dilimleri oranları ve çeşitliliği salma vergiye dönüşecek şekilde artırıldığında halk buna itiraz etmezse, hatta biriken vergi borçlarının taksitlendirmelerini de bir lütuf ve kolaylık olarak görmesi ile biriken vergi borçlarını ödemeye itirazsız rıza göstermesi de rıza toplumuna dönüşmede önemli bir gösterge olabilir. Ayrıca, ne kadar ağır gelse de vergisini düzenli ödeyen vatandaşların sayısı, devlet hizmet kalitesine bağlı olmaksızın vergi ödemeye istekli halkın sayısını da gösterir. Ancak bu bir süre sonra hükümetlerin bazı faaliyetlerine ve kararlarına halkın sorgusuz ve itirazsız rıza gösterebilme olasılığını da gösterir. Buda rıza toplumu oluşturmakta ne kadar başarılı olunduğunun da göstergesi olur.

Hatta bu rıza, gün gelir hükümetin vergi toplamasının çok daha ötesi bir seviyeye bile ulaşabilir. Belki de özel mülkiyete el koyma yeteneğini ve cesaretini bile artırabilir. Mesela bundan 10 yıl önce “ileride hükümetler tapularınız olsa dahi mülkiyetlerinize kamunun menfaati için gerekçesi ile el koyacaklar” diye çok bilmiş biri gibi bir öngörüde bulunsaydınız, karşınızda tapusunu sallayarak “hadi canım sende kale kapısı gibi tapum var” diye dalga geçenleri görebilirdiniz. Ama bugün vatandaş emlak vergisini düzenli ödese bile “acaba mülküme el koyarlar mı?” diye tedirgin olmaya başladı. Bu durumda emlak vergisini ödeyip ödememekte elbette tereddüte düşebilir…

İşte bugüne gelinirken izlenen gizli yol ise rıza toplumu oluşturma politikası idi. Başarılı olup olmadıklarına varın siz karar verin artık.

Peki sessiz silahlar oluşturmada rıza toplumu oluşturmak en önemli etken olduğuna göre siyasetle ilişkisi nedir?

Bir ülkenin siyasi yapısı, vatandaşların teslimiyetçi ve bağımlılık ilişkilerini sürdürme isteği üzerine kuruludur. Vatandaşlar hayatları boyunca her türlü riski ortadan kaldıracak, ihtiyaçlarını karşılayacak ve onlara güven verecek partiler, liderler ve hükümetler olsun ister. Bu talepler karşısında siyasiler ise bir takım uçuk vaatlerde bulunarak insanların bu isteklerine cevap verirken bir yandan da işbaşına gelmek için halkı sihirli ve yaldızlı güzel söylemlerle ikna etmeye çalışırlar. Halkın ise siyasilerin gerçekleştiremeyeceği vaatlerine inanma ve ikna eğilimli davranışları ise korku, tembellik ve belki de çıkarcılıkla oluşan bir teslimiyetçilik ve bağımlılığına göre değişkenlik gösterebilir. Ancak burada siyasilerinde teslimiyetçi olup olmadığı da önemlidir. Küresel şeytanların hedefindeki ülkelerde siyasiler küresel şeytanlara teslimiyetçi olurlarsa küresel şeytanların sessiz silahına dönüşebilirler.

Günümüzde sessiz silahlar sadece ekonomiden ibaret değildir;

İnsanlığın hayat kalitesini düşüren etkenler, yaratılışındaki cinsiyeti reddetmeye yönelik faaliyetler ve yasal düzenlemeler, insan nesline ve sağlıksız olmasına yönelik her türlü faaliyetler, gıda üzerine oynan oyunlar, insanoğluna doğuştan bahşedilen hak ve özgürlükleri kısıtlamaya yönelik kamusal faaliyetlerinde ‘sessiz silahlar’ kapsamında olabileceği aklımızdan asla çıkmamalıdır.

***

Sadi ÖZGÜL

Sessiz Silahlar; “Nüfusu Azaltma” (3. BÖLÜM)

Günümüzün sessiz silahlarından olan dünya nüfusunu azaltma planları ne durumda?

Dünya Ekonomik Forumu (WEF), Gates Vakfı ve Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ) gibi kuruluşların, Büyük Sıfırlama (Great Reset) hedeflerine ulaşmak için Sessiz Silahlara dönüştürdükleri COVID aşılarını kullanmak ve iklim değişikliği yalanlarını yayarak küresel tek bir dünya hükümeti kurmak için nüfusu azaltmayı planladıkları uçuk bir komplo teorisi iddiası olmaktan çıktı artık.

Büyük Sıfırlama projesini hayata geçirmek isteyenlerin neler yaptıklarını hangi sessiz silahları kullandıklarını ortaya çıkarmaya çalışan bu makale, aynı zamanda sessiz silahları bertaraf ederek dünyayı daha iyi bir yer haline getirmek isteyenlerin endişelerini de ele alıyor.

Peki öyleyse, büyük sıfırlama nasıl bir hile?

Dünya Ekonomik Forumu’nun (WEF) ‘Büyük Sıfırlama’ projesi; bazıları tarafından pandemi sonrası ekonomileri ve toplumları şekillendirmek insanlığın hayrına zorluklara çözüm sunup dünyayı daha iyi yaşanabilir bir yer haline getirecek plan olduğu propagandasını yapmaktalar. Bununla birlikte, Büyük Sıfırlamanın bir Truva atı olduğu yönünde şüpheleri olanlar ise çeşitli sessiz silahlarla nüfus kontrol stratejilerinin hayata geçirildiği konusunda endişelerini dile getirmekte ve sosyal puanlama adındaki bir başka sessiz silahla bireysel özgürlüklerin erozyonu ile tüm yönetim gücünün küresel şeytanların elinde yoğunlaşması gibi konuları haklı olarak sorgulamaktadır.

Ancak pandemi sonrasındaki gelişmeler ve ortaya çıkan bazı gerçekler büyük sıfırlamanın bir ustalıkla gizlenmiş bir hile olduğunu göstermektedir.

Bizler için bundan sorası Büyük Sıfırlamacıların söylem ve önerilerini doğru analiz etmek, küresel şeytanların ustalıkla gizledikleri asıl hedeflerini anlamak ve etkisiz hale getirmek için önemlidir. Merak edip sorgulama yaparken de, sorgulamalar yapan farklı dünya ve siyasi görüşlere sahip çevrelerle birlikte eşit ortaklık esasına dayalı bilinçli eleştirisel görüş ve çalışma grupları veya bir üstü olan ve topluma yön verebilecek düşünce kuruluşları oluşturmak gereklidir. Küresel şeytanlara karşı hazırlıklı olup hem ülkemizi hem de dünyanın geleceğini bu şekillendirmeye işte o zaman başlayabiliriz. Bunu da yerli ve milli değerlerimiz ile ulusal çıkarlarımıza uygun bir şekilde kolaylıkla da yapabiliriz elbette.

Büyük Sıfırlama Projesi ortaklarından Bill Gates hayırsever mi, kukla mı, yoksa illüzyon ustası mı?

Melinda ve Bill Gates Vakfı misyon ve vizyonunun küresel başlıca sorunlar olan yoksulluk, bulaşıcı hastalıklar, çocukların ve kadınların korunması ile eğitim başta olmak üzere dünyanın en acil sorunlarından bazılarının üstesinden gelmeye odaklandığı propagandasını yapar her zaman. Bunun yanında da devletler, hükümetler, STK’lar ve diğer hayır kurumlarıyla kurulan ortaklıklar yoluyla da dünya çapında milyonlarca insanın sağlıklı yaşam kalitesini iyileştirmek amacıyla üçüncü dünya ülkeleri ve gelişmekte olan ülkelerdeki çocuk felci, sıtma ve HIV/AIDS vb. hastalıklara karşı aşılama kampanyalarını savunur ve sponsor da aynı zamanda…

Ancak bununla birlikte, Gates Vakfı’nın bu çabalarının insani özveriden kaynaklanmadığını, aksine servetini ve etkisini de gizli hedeflerini gerçekleştirmek için nüfus artışını kontrol ederek dünya nüfusunu azaltmak için kullanırken de halk sağlığı girişimlerini de maniple ederek önemli karlar da elde etmektedir. Özellikle nüfusun ileride küresel şeytanlara sorun çıkarmayacak seviyelerde azaltılması hedefini gizlemek içinde, sözde aile sağlığı maskesi altında; aile planlaması, üreme sağlığı ve bu yöndeki aşı programları gibi girişimlere verdikleri destek ve sponsorluklara devam etmektedir. Tüm bunlara rağmen birçok insan Gates’in sağlık üzerine yaptığı çalışmalara ve acil zorluklarla mücadelesine hayranlık duyuyor.

Gates yatırımlarını sadece sağlık için değil, tekel oluşturulduğunda sessiz silaha dönüştürülebilecek gıda içinde yapıyor. Bunu yaparken de sağlık sorunlarını iyileştirmenin yanında gıda güvenliğini artırmak gibi küresel zorluklara odaklandığını iddia ediyor.

Şimdi aklınıza “bunu nasıl yapıyor?” diye bir soru gelecektir doğal olarak.

Gates’in planlı küresel sağlık krizleri çıkarıp; ilaç, aşı, tıbbi araçlar ve gerekçeleri ile sağlık hizmetleri üzerinden yüksek karlar elde etmeyi hedeflediği ve bundan bayağı mesafe aldığı aşikardır. Buna ilaveten de küresel gıda krizi çıkarabilme şüpheleri artmaktadır.

Dünyanın birçok bölgesinde verimli büyük tarım arazileri satın almakla kalmayıp genetiği değiştirilmiş GDO’lu ürünlere yaptığı yatırımlarla küresel gıda arzı üzerinde kontrol sağlama amaçlarıyla yüksek bütçeli gizli yatırımlar yaptığı iddia ediliyor. Bu kontrol, Gates’e büyük bir güç sağlayacak ve potansiyel olarak fiyatlarını kendi çıkarları doğrultusunda manipüle etmesinin yanında devletlere ve hükümetlere buyruk vermek için sağlık ve gıdayı sessiz silah olarak kullanmasına imkân verebilir.

Peki öyleyse, Gates’in sponsor olduğu Aşılar kurtarıcı mı yoksa sessiz bir silah mı?

Aşıların planlı nüfus azaltılmasında sessiz silaha dönüştürülmüş olduğu yönündeki iddialar ve şüpheler ise dünyanın gündeminde. Ancak gerçek dünyada ise bağlantısız ve bağımsız doktorlar ile hem bağımsız hem de resmi sağlık kuruluşlarının araştırmaları sonrasında ortaya koyduğu deliller Covid-19 aşılarının bu tür amaçlarla tasarlandığına dair güçlü kanıtlar sunmaktadır.

Aşılar nedir ve istenildiğinde sessiz silahlara dönüştürülebilir mi?

Aşılar; vücudun enfeksiyonlara karşı kendini savunmasını sağlayan bağışıklık sistemini uyararak çalışır. Normalde tüm aşılar 8-10 yıl arasında uzun bir sürece sahip olan testlerden geçerek geliştirilir ve onaylanır. Geleneksel aşı geliştirme süreci, laboratuvarda ve hayvanlarda yapılan ön klinik testlerin yanı sıra üç ayrı klinik faz deneme aşamasını içerir ve her aşamada insan denekler kullanılır.

Faz 1 denemeleri; aşının güvenliğini ve dozaj seviyelerini küçük bir gönüllü grubunda test etme hedeflenir.

Faz 2 denemeleri; ise aşının immünojenisitesini değerlendirmek ve güvenlik profilini daha iyi anlamak için çalışma popülasyonunu genişletilir.

Faz 3 denemeleri; ise binlerce ila on binlerce katılımcıyı içererek aşının hastalığı önleme etkinliğini belirlemeyi amaçladı ve yan etkileri izlemeyi hedeflenir.

Aşı geliştirme aşamasında gönüllüler aşı ve plasebo gruplarına ayıran klinik deneylerden geçer. Deneylerin tamamlanmasının ardından ise aşı geliştiricileri FDA ve EMA gibi uluslararası düzenleyici resmî kurumlara verilerini sunarlar. Bu kurumlar aşının güvenlik, etkinlik ve üretim süreçlerini inceleyerek onay verir.

Ancak son yaşanılan Covid-19 pandemisi nedeniyle küresel pandemide aşının geliştirme ve onay süreci tuhaf bir biçimde rekor seviyede hızlandırılarak çok acil kullanım izni verilmiştir. Bu durum, şüphelere ve endişelere neden oldu.

Ancak çok geçmeden Bill Gates’in DSÖ tarafından Covid-19 için aşı üretme onayı alan ilaç şirketlerinde hissedar ve ortak olduğu ortaya çıktı. Küresel sağlık girişimlerine ve aşı araştırmalarına da fon sağladığı düşünüldüğünde, bu durum Gates’e yönelik şüpheleri de beraberinde getirmiştir.

Tabii pandemi sürecinde Covid-19 aşı yatırımlarında çıkar çatışması olduğu için Gates gibi diğer yatırımcılarında ilaç ve aşı onayı alan şirketlerden fonlarının geri çekilmesi tehdidi aşıların üretildiği ülkelerde bu yönde yolsuzluk endişelerini artırabileceğini göz ardı etmemek gerekir. Çünkü 2017 yılında Birleşik Krallık İlaç Düzenleyicisi MHRA, iki kuruluş arasındaki “işbirliğini” daha iyi iyileştirmek için Bill & Melinda Gates Vakfı’ndan hibeler almıştı.

Kaynak; https://www.gov.uk/government/news/mhra-awarded-over-980000-for-collaboration-with-the-bill-and-melinda-gates-foundation-and-the-world-health-organisation

Kaynak: https://www.gov.uk/government/publications/freedom-of-information-responses-from-the-mhra-week-commencing-17-may-2021/freedom-of-information-request-about-the-bill-and-melinda-gates-foundation-foi-21-509

Buna bir başka örnek verelim şimdi de;

2016’da Moderna, Gates Vakfı’ndan 20 milyon dolar aldığını gizlemeden duyurmuştu. Gates vakfı bu fon ile antikor kombinasyonlarının değerlendirilmesi ve bir mRNA aşısının klinik denemelerinin yürütülmesine destek vermişti. Moderna ayrıca Gates Vakfı’na münhasır olmayan lisanslar sağlama taahhüdünde bulunmuştur. Bu çerçevedeki anlaşma gereğince Gates ise 2022’ye kadar önerilen ve onaylanan projelere 100 milyon dolara kadar finansman sağlayacaktı.

Kaynak: https://www.modernatx.com/partnerships/strategic-collaborators

Gates; aşı geliştirilmesi için sadece Moderna ya değil, BionTECH ve Pfizer’e de antikor kombinasyonlarının değerlendirilmesi ve bir mRNA aşısının klinik denemelerinin yürütülmesine destek vermişti.

Kaynak: https://www.fool.com/investing/2020/09/24/4-coronavirus-vaccine-stocks-the-bill-melinda-gate/

Peki öyleyse, Covid-19 aşıları bir fayda sağlamış olabilir mi?

Tarafsız sağlık oluşumları ve araştırmaları tarafından yayınlanan istatistiklere göre şifa olsun diye acil onay verilen mRNA’lı ve grafenli Covid-19 aşısının yumurtalıklar, doğurganlık, hamilelik ve yeni doğan bebekler üzerinde olumsuz etkileri olması yanında özellikle genç ve orta yaşlılarda ani kalp krizi ve durmasına ve kanser artışına neden olarak nüfus düşüşüne neden olduğu belirtilmektedir. Hatta bunu bir çok devletin yayınladığı resmi sağlık istatistikleri de desteklemektedir. Bunun yanı sıra gerçek dünya verileri hızla artan ani ölümler ve yan etkisiyle ortaya çıkan hastalıklar Covid-19 aşısının bir biyolojik silah olduğunu doğrulamaktadır adeta. Hatta Pfizer’in bu konuda sonuçlarınıda doğrulayan ama kamuoyundan gizlediği kendi araştırma sonuçlarını içeren belgeleri ortalığa saçılmıştı.

Pfizer’in Covid-19 aşısının 12-15 yaş arası çocukları için acil kullanım yetkisi genişletildikten sonra, EuroMOMO’ya sunulan veriler, AB genelinde ani ölümlerde önemli bir artış olduğunu göstermektedir. Özellikle UK, Fransa, İspanya, İtalya ve Almanya’da 0-14 yaş arası çocuklardaki ölümler 2023 Mart sonu itibarıyla %760 artmıştır ve artış devam etmektedir. (Kaynak)

Peki öyleyse aşıları sesiz ölümcül biyolojik silaha dönüştürerek Büyük Sıfırlamaya hizmet ettirenlere mücadele etmek mümkün mü?

lbette mümkün!
Büyük Sıfırlama iddialarına karşı çıkmanın ve gizli planlarını açığa çıkarmanın yolu şeytanlaşan küresel elitlerin şeffaflık ve hesap verebilirliğini sağlamaktan geçmektedir. Bu sağlanabilirse halkın bilinçli kararlar almasını sağlar ve güvenin artmasını da teşvik eder ve Küresel Şeytanların kulelerinin aslında kağıttan olduğunu ve kolaylıkla da yıkılabileceğini de öğretir dünyaya. Bunun içinde doğru bilginin bıkmadan usanmadan sağlanması insanların sağlık ve esenlikleri konusunda bilinçli seçimler yapmalarına yardımcı olunmalıdır.

Dünya Ekonomik Forumu (WEF) ve Bill Gates’in faaliyetleri hakkında tarafsız bir araştırma ve soruşturma yapılması önemlidir. Hatta bu ülkemizde yapılarak tüm dünyaya örnek olunmalıdır. Böylelikle Küresel Şeytanların ve işbirlikçilerinin insanlık aleyhine yapılması planlanan altın vuruşlara sebep olabilecek gizli hedefleri ve gizli sessiz silahları da ortaya çıkarabilir.

Bu yöntem küresel şeytanlarla bir mücadele yöntemi olabilir mi?

Bu yöntemi geliştirmek mümkün mü?

Evet olabilir. Bunun içinde öncelikle insanlığı ilgilendiren konuların doğru anlaşılması ve tartışılması için açık diyaloğu ve özgür eleştirel düşünmeyi teşvik etmek gerekir. Bu da farklı bakış açılarının tartışılması ve konuların derinlemesine araştırılması ile etkili karşı hamleler geliştirilmesini sağlar.

Bunun için de entelektüel titizlik ve bilinçli tartışma ilkelerine saygı gösteren ortamlar önemlidir. Eleştirel düşünme ve açık diyaloğun vurgulanması, bireyleri bilinçli ortak kararlar almaya ve böylelikle de geleceklerini korumayı da teşvik eder.

Eleştirel düşünmede, Küresel Şeytanların niyetlerini sorgularken toplumun her kesimiyle yapıcı diyaloğu teşvik etmek önemlidir. Bu şekilde gerçeği ortaya çıkarabilir ve bilgi ile eleştirel düşünme ve çözüm önerileri olan yetenekleriyle donanmış bireylerin Küresel Şeytanların ortaya çıkan ve çıkmayan sessiz silahlarını bertaraf edip dünyayı yeniden şekillendirmesine yardımcı olabilir.

Ancak bunu yaparken temelsiz komplo teorilerini verilere dayanan gerçek iddialardan ayırmak önemlidir. Ortaya atılan komplo teorilerinde şüpheleri sorgulamak içinde hedefe konulanlardan, öncelikle şeffaflık talep etmek gerekir. Ancak bunları yaparken de Küresel Şeytanların öyle üstün özellikleri olduğu ve yenilemezler algısının yerleşmemesine de dikkat edilmelidir.

Küresel şeytanların yol açtığı problemlerin çözümü için eleştirel düşünceye dayalı olarak insanların doğru düşünmesini sabote edebilecek algılara meydan okunması ile adalet, eşitlik ve gerçeğe ulaşma için daha iyi bir dünyaya katkıda bulunmalıyız.

Küresel Şeytanların kuklası olan Dünya Ekonomik Forumu (WEF) ve Bill Gates’in başını çektiği günümüzde insanlık aleyhine altın vuruşların sessiz silahlarından biri olan nüfus azaltma planı bu şekilde değerlendirilmeli ve bertaraf etmek için akıl dolu stratejiler geliştirilmelidir.

Bizler dikkatli olursak ve herkesi de uyandırırsak küresel şeytanların SESSİZ SİLAHLAR hilesi zayıf kalır ve kolaylıkla çöker.

Çünkü bu konuda Allah’ın vaadi vardır.

Sadi ÖZGÜL

Kaynaklar;