Yayınlandı: 03.03.2026 19:12
Güncellendi: 03.03.2026 20:10

GÜNDEM ANALİZİ /// ORAJ POYRAZ : Yaşım 68 artık komplo teorilerinin gerçekliğine hiç olmadığı kadar çok inanıyorum.

İş'Te Gündem (@istegundemcom) • Facebook

Yaşım 68 artık komplo teorilerinin gerçekliğine hiç olmadığı kadar çok inanıyorum.

Geçmişte teori diye küçüksediklerimiz aslında önümüzde olup biten şeylerin en güzel açıklaması.

Amerika bizim için asla iyi bir örnek değildir.
Dünya için de iyi bir örnek değildir.
Bakın yaldızları döküldüğünde ortaya ne çıktı Yahudilerin eliyle çalınmış olan Hristiyanlık.
Evangelizm.
Ve Siyonizmin dünyaya yaptığı kötülüklere bir bakın.
Avrupanın dahi iç işlerine karışıyor.
Avrupaya şantaj yapıyor.
Yüz üstü bırakıyor.
Adam MAGA hareketini çaldı yahu.
Amerikan ulusalcısı diyebileceğimiz bir hareketin ortaya çıkardığı lidere ve kabinesine bir bakın.
Aynı hükumetin hangi devletin çıkarlarını öncelediğine bir bakın.
Dinler her şekilde zararlıdır.
Mutlak iman şantaj, tehdit, rüşvet ile elde edilmiş cemaat önderlerinin kontrolünde cemaatler üretir.
Bu elbette küresel oligarkların en sevdiği şeydir.
Küresel oligarşi asla, ve kat’a ulusalcıları sevmez.
Bakın ABD Türkiye büyük elçisi neler diyor.
Artık hiçbir çekinceleri yok.
Açık açık söylüyorlar.

İslam ve milli kavramları su ve yağ gibidir.
Çok çalkalarsanız geçici bir süre için karışabilir.
Ama yalnızca beklemekle dahi kendiliğinden ayrışır.
Hristiyanlıkta ise milli kiliseler vardır.
Protestanlık tam olarak buna denk düşer.
Milli dilde ibadet.
Yüce Atatürk’ün yapmaya çabaladığı ama ömrünün yetmediği konu buydu.
Dinin millileştirilmesi.
Ve günümüz Türkiyesinde islam kardeşliği, Müslüman Kardeşler örgütü ve bunun uluslararası yapısı bize islamın Katolikleştirilmesi çabalarını anlatıyor.
Oysa batıyı kurtaran ve rönesansın özünde dinin enternasyonel yapısının (Katolik kilisesi) kırılması, milli ve yerel kiliselerin ihdası, daha sonrasında ise yerel kiliselerdeki ruhbanın da tapınaklarının içine hapsedilmesidir.
Rönesansın yol haritası budur.

Dinler her zaman ikilik yaratır.
Hepsi.
Bakınız islam daha ilk anda, belki de birkaç on müridi varken nolmuş?
Adam başkalarına ait kutsal sayılan putları kırıp dökmüş.
Dakka bir gol bir.
Sonra büyük bir nefret dalgası.
Sonra Müslümanların mağduriyet ve masumiyet hikayeleri.
Sonra Medineye göç.
Sonra Medinedekilerle barış ve uzlaşma sözleşmesi.
Medine sözleşmesi.
Sonra bitin kanlanınca Tevbe suresiyle tek taraflı ve gerekçesiz olarak ahdin iptali.
Sonsuza kadar cihat, yağma.
Ve daha ilk anda Müslümanlar ve pek çok lakap takılarak aşağılanan diğerleri.
Kafir, müşrik, münkir, fasık.
Hatta ilahi metinlerde alanen diğerlerine yapılan hakaretler, aşağılama, alay etme, küçümsemeler.
Dört temel ayrım vardır.

1) İnananlar ve inanmayanlar. Bunların kendi içlerinde ve birbirlerine karşı hukukları tamamıyla farklıdır.

2) Köleler ve özgür bireyler. İslamiyet asla kölelik ve cariyelik kurumunu kaldırmamıştır. Tam tersine tanımlamış, ve düzenlemiştir.

3) Kadınlar ve erkekler. Her iki cins arasındaki hukuk asla eşit ve dengeli değildir.

Ayrıntılı olarak anlatılmıştır.

4) Takvası yüksek olan ve olmayan Müslümanlar. İmanı, ibadeti, itikadı üstün olanlar elbette takvası eksik olanlardan yüksek mertebededir.

İslam şeriatıyla yönetilen bir ülkede bu nedenle devlet kişilerin imanlarını, itikatlarını, ibadetlerini denetler. Ve kusurlu olanları cezandır.
Din her anlamda zararlıdır.

Dinlerin en büyük zararı insan aklının ziyanıdır.
Havanda su dövmek gibidir.
Milyonlarca insan binlerce yıldır, alnını seccadeye vurur.
Kurban kanları nehirler gibi akar.
Dünyanın dengesini bozacak şekilde milyonlarca insan bir anda Mekke’ye yığılır.
Ritüel üstüne ritüel.

Peki Allahın bütün bunlardan haberi var mı?
Ya da kim bu Allah denilen kişi?
Açık, net, düzgün bir tanımı var mı?
Anlatılabilir, anlaşılabilir mi?
Doğrudan, nesnel, tekrarlanabilir, kolektif gözlem ve deneyimler var mı?
Yoksa son yirmi yılda karşımıza çıkan, Hz. İskender Evrenesoğlu, Hz. Hasan Mezarcı ve daha nice Türk peygamber taslakları gibi şizoid, bireysel, tekrarlanamaz deneyim ve gözlemler mi?

Arkadaşlar düşünmek kesinlikle beleş değildir.
ATP yakarsınız.

Yapay Zeka (YZ) da öyledir.
Adam YZ hizmet bilyisayarlarının olduğu yere nükleer santraller kurmaya başladı.
İşte zeka bu kadar masraflı, lüks bir olay.

Ve yapay zekaya salak salak sorular sorulmasına ne demeli?
Şunu asla unutmayın, basitçe bir merhaba demenin dahi maliyeti var.
YZ sizin merhabanızın aslında çok da derin anlamlar taşımayan, boş bir laf olduğunu anlayana kadar kilovatlar yakıyor.
YZ bir gün çakacak, belki de çaktı bile.
Bunun en önemli sebebi kullanılan Büyük Dil Modellerini yetersizliği olmayacak.
Ne olacak peki?
YZ’ye sorulan aptalca sorular olacak.
YZ eğitimi için aptalların kullanılması olacak.

YZ’yı bir kenara bırakın, bildiğimiz algoritmik programlamada bile verimsiz ve verimli algoritmler vardır.
Aynı sorunu işlemcinin döngülerin boşa harcayan algoritmlerle çözmek ya da daha verimli algoritmlerle çözmek.
Çok şeyi değiştirir.

Şimdi gelelim doğal zekaya, insan zekasına.
İnsan zekasını boş, anlamsız, işe yaramaz sorularla harcamak tüketmek tam bir bataklıkta patenaj durumudur.
Milyarlarca insanın beyinsel kapasitesinin ziyan edilmesi için bire birdir.

Dindar olabilirsiniz, ya da olmayabilirsiniz.
Bu hiçbir şeyi değiştirmez.
Ne sizde, ne ailenizde, ne toplumda.
Değişen tek şey sizin topluma katkısı en az, en üretken olmayan, hatta en arızalı kişi olmanız olacaktır.

Dindarsanız, inanmayanlara, diğerlerine, sizin dinininizin aşağılık bulduklarına yönelik endoktrine edilmiş bir faşizmin militanı olacaksınız.
İçinde yaşadığınız toplumu ve dünyanın kalanını kafir, müşrik, münkir, fasık olarak görecek ve kabul edeceksiniz.
Kafirlerin canı, malı, ve ırzı hak ve helal olduğuna göre artık sizin frenleriniz olmayacak.
Herşey sizin için hak ve helal olacak.
Tek gereken kolayca tekfir edebilmek.

Ve dindarların birilerinin, başkalarını beğenmemeleri, tekfir etmeleri o kadar kolaydır ki.

Sizin kendinizi ne olarak gördüğünüzün dahi önemi yoktur.
Önemli olan başkalarının size ne olarak gördüğü ve kabul ettiğidir.
Kafirseniz bitti.
Nokta.
Evliyseniz karınız müminlere hak ve helaldir.
Maldır, cariyedir.
Alınır, satılır, doğurursa yavrusu da maldır.

Her gün İsrail haberleri izliyorum.
İnanılmaz iğrençlikler.
Çocukları, bebekleri öldürmekten kaçınmıyorlar, hatta bu cinayetlerini yayınlamaktan da çekinmiyorlar.
Hatta devlet büyükleri, kanaat önderleri, Rabbiler çocuk öldürmeyi yüceltiyor.
Bunun çok gerekli olduğunu anlatıyor.
Bir seçilmiş kişi ve Goyim ayrımı üzerinden her türlü rezillik.

Onlar da çocukların ne zaman kadın sayılabileceğini düşünüyor.
Onlar da düşmanın mallarının, canını kendilerine hak ve helal olduğunu düşünüyor.
Gazzeye giden bir asker öldürdüğü gelinin parmağındaki yüzüğü sevgilisine gururla hediye ediyor.

Esir düşenler, erkek bile olsa onlara tecavüz etmek bir tür dine, vatana, millete hizmet olarak görülüyor.
Kameralar önünde arkadaşlarının kalkanları ardında yaşı kemale ermiş erkeklere özenle tecavüz ediyorlar.
Rabbiler pedofiliyi savunuyorlar, ABD’de yakalanmış pedofilleri örgütlü olarak İsrail’e kaçırıyorlar.

Dinler böyledir.
Yalnızca düşman etmez.
Herşeyi hak ve helal gösterir.

Budistler bile aynı yoldadır.
Rohingalılara olanlara bir bakın.
Dünyanın her tarafında ilahiyatçıların önderliğinde katliamlar yapan müritler, cemaatler göreceksiniz.

Oraj POYRAZ

E-POSTA : 0raj.p0yraz@neomailbox.net