
S-400 sistemi hakkında Yunanistan ve İsrail’in durumları
ABD’den fiyatı ve bakımı açısından dünyanın en pahalı savaş uçağı olan F-35 almak uğruna halen elimizdeki en önemli hava savunma unsurlarından biri olan S-400 sistemini satmaya bakan iktidar bu yazıyı okumalı.
Sayın Amiral Gürdeniz’in yazısında bahsetmediği iki husus daha var. İlkin, 40N6 füzesi ile 400 km. mesafe ve 30 km. irtifa menzili olan S-400 bataryaları Hatay ilimizde konuşlandırıldığı takdirde, İsrail’in kuzey sınırına kadar Suriye’deki tüm hava sahasını koruma ve Türkiye’ye karşı hava saldırılarını önleme yeteneği olduğu. Aynı şekilde Kıbrıs’ın tüm hava sahasını da kapsayabilir. Bunu kendi ürettiğimiz hava savunma sistemlerinin yapmaları halen mümkün değil.
İkinci husus ise, S-400 sistemi Yunanistan ve İsrail’in ellerinde bulunmadığı için tüm yeteneklerini bilmediklerinden caydırıcılık yaratıyor olması.
Fakat ABD’ye yaranmak için Sn. Erdoğan ve paşaları bütün bu hususları göz ardı edip elimizdeki S-400’leri satmaya hevesliler. Üstelik, karşılığında milyarlarca dolar sarf edip almak istedikleri F-35’ler, ABD yasaları uyarınca İsrail’e satılan F-35 uçaklarından daha az yetenekli olmaya mecburlar.
Enis Pınar
LİNK : https://x.com/cemgurdeniznet/status/2096697984566075808
***
Cem GÜRDENİZ
@cemgurdeniznet
Türkiye’de S-400 sisteminden kurtulmak isteyen Atlantikçi/NATO’cu çevrelerin baskısı devam ediyor. Sistemin başka bir ülkeye satılması veya Türkiye dışına çıkarılması yönündeki tartışmaların yeniden gündeme getirilmesi de bu baskının bir parçasıdır. Türkiye’nin S-400 tedariki yalnızca bir silah sistemi tercihi değil, stratejik özerklik ve hava savunma egemenliği meselesidir. Geniş bir coğrafyaya sahip Türkiye’nin hava savunmasını yalnızca NATO ve ABD menşeli sistemlere bağlaması ciddi bir stratejik bağımlılık yaratır. Ayrıca, 15 Temmuz 2016 FETÖ darbe girişimi NATO üyeleri tarafından desteklendiğini açıkça göstermiştir. İncirlik’teki hava üssünün sözde komutanı darbe girişimi sonrasında resmen Amerikalılara sığınmıştır. Türkiye için amaç tamamen milli bir hava savunma sistemine sahip olmaktır. Ancak bunun için zamana ihtiyaç vardır. Çok yakıcı jeopolitik koşulların hüküm sürdüğü günümüzde S-400, Türkiye’ye uzun menzilli, bağımsız ve ilave bir hava savunma katmanı kazandırmaktadır. Bugün TSK envanterinde, S-400 40N6 füzesiyle 350 km+ mesafeden yüksek irtifadaki AWACS, tanker, stand-off jammer ve silah bırakma hattına çıkan 4. nesil savaş uçaklarını tehdit edebilen başka bir hava savunma sistemine ait füze yoktur. SİPER, Türkiye’nin geleceğidir. Daha modern AESA olan radar ve işlemci mimarisine sahiptir. Ancak bugün SİPER-1 100+ km sınıfındadır; SİPER-2’nin 200 km+ menzile ulaşması hedeflenmektedir. 350 km sınıfında bir milli önleme kabiliyeti henüz mevcut değildir. Üstelik konu “bir uçağı 350 km’den vurmak” değildir. Modern hava savaşında düşmanın asıl kuvvet çarpanları AWACS, havadan yakıt ikmal uçakları ve elektronik harp/stand-off jammer platformlarıdır. Bunları bizim hava sahamıza erişemeden uzakta harekâta zorlamak, düşmanın hava harekâtının menzilini, kalış süresini, elektronik harp desteğini ve durumsal farkındalığını doğrudan etkiler. Diğer yandan S-400 ile SİPER’i birbirinin rakibi gibi göstermek de yanlıştır. SİPER milli geleceğimizdir; S-400 ise bugün elimizde bulunan stratejik uzun menzil katmanıdır. Nitekim iki sistemin batarya mimarisinde de arama ve atış kontrol görevlerinin farklı radarlarla yürütülmesi gibi benzer yaklaşımlar bulunmaktadır. Türkiye SİPER’i geliştirirken S-400’den vazgeçmemelidir. SİPER 350 km+ sınıfında milli bir önleme kabiliyetine ulaşıncaya kadar S-400’ü envanterden çıkarmak, hava savunmasında mevcut bir stratejik yeteneği kendi elimizle terk etmek demektir.
LİNK : https://www.newsmax.com/newsfront/iran-turkey-syria/2026/09/07/id/1268629/