ÇOCUKLARIMIZ & KADINLARIMIZ & GÖRME – BEDENSEL VE ZİHİNSEL ENGELLİLER VE YAŞLILARIMIZ

KADINLARIMIZ DOSYASI : Nafaka Raporu EK'TEDİR !!!


Nafaka Raporu 

– Ömür boyu nafaka kaldırılmalıdır. Nafakanın bir süresi
olmalı veya toplu nafaka uygulaması genişletilmelidir. Nafakanın tutarı ve
süresi hakkaniyete uygun olarak; yaş, evlilik süresi, çocuk sayısı, gelir
durumu, şiddetin süresi ve ağırlığı, kusur oranı gibi kriterlere göre
belirlenmelidir.
 

– Tazminat ve nafaka mahiyetleri itibariyle farklıdır.
Tazminat uğranılan zararı gidermeye yönelikken nafaka hayatı idame ettirmeye
yöneliktir. Ortak bir uygulamaya tabi tutulmaları doğru değildir. Tazminata
ağır kusurda, nafakaya eşit kusurda hükmedilmesi doğru olup bu uygulamaya devam
edilmelidir.




– Kadının kocaya nafaka ödemesi için eski kanunda yer alan
hal-i refah şartı tekrar getirilmelidir.
 

– Nafaka bir insanın hayatını sürdürebilmesi için gereken
ihtiyaçlarının karşılanmasını ifade etmektedir. Buna rağmen nafaka
alacaklarında maaş haczi yapılmışsa % 4,55 tahsil harcı, %2 cezaevi harcı olmak
üzere toplam %6,55 harç kesintisi yapılmaktadır. Maaş dışında başka haciz
yapılırsa bu oranlar ikiye katlanmaktadır.




İlk 100 TL harçtan muaf tutulmasına rağmen uygulamada yine de
%2 cezaevi harcı kesilmektedir. Çok uzun yıllardır uygulama bu şekildedir ve
aynı şekilde 100 TL de sabit kalmıştır.
 

Nafakalardan tutarı ne olursa olsun hiçbir isim altında,
hiçbir şekilde, hiçbir kesinti yapılmamalıdır.




– İİK hükümlerine göre bir alacağın takip ve tahsili zor,
uzun ve pahalıdır bu sebeple nafaka alacaklarının takip ve tahsilinde amme
alacaklarına uygulanan usul (6183 s.lı Kanun) uygulanmalıdır.
 

– İstanbul’da her bir icra dairesinde 140-150 bin civarında
dosya bulunmaktadır. Bunların yaklaşık 200-300 tanesi nafaka dosyasıdır. İcra
daireleri daireye gelenleri vatandaşlar ve nafakacılar olarak 2 gruba
ayırmaktadırlar. Nafakacılar genelde mağdur olan insanlardır.




Nafaka dosyaları uzun yıllar işlem gördüğü için icra
dairelerinin daha da hantallaşmasına sebep olmaktadır.
 

Nafaka dosyaları tek bir icra dairesinde toplanmalıdır.




– Yargıtay icra işlemi başlatılmadan önceki nafaka
alacaklarını nafaka alacağı saymayıp, adi alacak hükmünde görmektedir. Bu
nedenle bu nafakalar ödenmediği takdirde açılan nafaka ceza davalarını
reddetmektedir. Bir alacağın vasfını, mahiyetini icraya konulup konulmaması
belirlemez, alacağın vasfı ve mahiyeti mahkeme hükmüne göre belirlenir.
Mahkemenin nafaka olarak vasıflandırdığı alacak nafaka alacağıdır. Nafakaya
icraya koyma şartına bağlı olmaksızın ödenmemesi halinde hapis cezası maddesi
uygulanmalıdır.
 

– Her devrin sorunları o devrin şart ve gereklerine uygun
olarak çözülmelidir. Yaklaşık bir asır önceki şartlara göre (nüfus, dosya
sayısı, sosyo-kültürel yapı, teknoloji…) düzenlenen nafaka, çocuk teslimi,
vesayet, adli müzaheret gibi konularda ortaya çıkan sorunlar bu sebeple ya çok
zor çözülmekte ya da kangrene dönüşüp çözülememektedir. Bu nedenle bu konularda
çağın ihtiyaçlarına uygun, vatandaşın işini tek bir noktada görebileceği,
bünyesinde ilgili uzmanlarında görev yapacağı, kurum ve kuruluşlar ihdas
edilmelidir. Bu konular “Denetimli Serbestlik Büroları” gibi Bakanlığa bağlı
birer daire tarafından (Nafaka Bürosu, Çocuk Teslimi Bürosu, Vesayet Bürosu,
Adli Yardım Bürosu) takip ve idare edilmelidir.




Bu yeni daireler Adalet Bakanlığı veya Aile, Çalışma ve
Sosyal Hizmetler Bakanlığı bünyesinde yer alabilir. İdare ve kontrolleri
Denetimli Serbestlik Bürolarında olduğu gibi hâkim ve savcılara bırakılabilir.
Bu suretle adli-hukuki bir kontrol (yargı denetimi) imkânı da elde edilmiş
olur. Böylece adliyeler işleyişlerini hantallaştıran, asli yargılama görevinin
dışında kalan bir kısım ağır yüklerden de kurtulmuş olurlar.
 

– Nafaka hapis cezaları şu anda en fazla geriye yönelik 3
aylık nafakalar için uygulanmaktadır. Uzun süreler hatta yıllarca nafaka
borcunu ödemeyen borçlu aleyhinde ceza davası açıldığında mahkûmiyet halinde
borçlunun son 3 aylık nafaka borcunu ödemesi halinde mahkemenin ceza kararı
ortadan kalkmaktadır. Kalan nafaka tutarı için cezai yollar kapanmakta alacak
adi alacak hükmüne girmektedir.




Nafaka ceza davalarında süre sınırlaması ya tümden
kaldırılmalı veyahut da en az son iki yılı kapsayacak şekilde
genişletilmelidir.
 

– Nafaka ödememek veya daha düşük nafaka ödemek için geliri
hakkında gerçeği gizleyen, mahkemeye yalan beyanda bulunan nafaka borçluları
hakkında TCK m. 206 hükmü -tecil veya HAGB uygulanmaksızın- hapis cezası olarak
tereddütsüz üst sınırlardan uygulanmalıdır.




– Nafaka alacaklısı süre sonunda yoksulluğa düşecek olursa
M.K. hükümlerine göre zaten her zaman için akrabalarına karşı yardım nafakası
davası açabilecektir (M.K. 364 vd.). Dava açabileceği akrabasının olmaması
durumunda ise sosyal devlet ilkesi gereği devlet her zaman için muhtaç
vatandaşlarına sahip çıkmakla mükelleftir.
 

Av. Alev Sezen


BİLKA Başkanı




*Nafaka Raporumuza sitemizden (http://bilka.org.tr/nafaka-raporu_7181.html)
ulaşabilirsiniz.