BİYOLOJİK & KİMYASAL SİLAHLAR & SAVAŞLAR

KİMYASAL SAVAŞ DOSYASI /// “KİMYASAL SİLAHLAR : FARKINDA OLALIM- KORKMAYALIM


“KİMYASAL
SİLAHLAR : FARKINDA OLALIM- KORKMAYALIM


“Kimyasal Silahlar” hakkında Basın Bildirisi


Kimyasal silahlar çok eski çağlardan beri ilkel
yöntemlerle de olsa kullanılmakta olup kimya alanındaki gelişmelere paralel
olarak özellikle Birinci Dünya Savaşı ve sonrasında kimyasal silahların
geliştirilmesi ve kullanılması devam etmiştir. Önceleri “Harp Gazları” diye de
adlandırılan kimyasal silahlar artık terör örgütleri tarafından üretilmeye ve
kullanılmaya başlanmıştır.


Son yıllarda ülkemize komşu Suriye’de ve Irak kuzeyinde
küçüklü büyüklü yüzden fazla kimyasal silah saldırısı meydana gelmiş, dünyanın
da çeşitli noktalarında bu silahlar gerek terör gerekse suikast maksadıyla
kullanılmıştır. Bu sebeple, kritik bir coğrafyada bulunan ülkemizin ve
halkımızın bu silahlar konusunda bilgi sahibi olması ve farkındalığımızı
arttırmamız büyük önem kazanmıştır.


Aynı zamanda “Kitle İmha Silahları” diye de
adlandırılan kimyasal silahlar sadece öldürmek ve yaralamak maksadıyla değil, o
bölgede toplum hayatını gıda ve suları kirletmek, ö bölgenin ekonomisini
olumsuzu etkilemek kritik kurumlara ve sansasyonel saldırılarla kaosa sokmak
amacıyla da kullanılabilir. Bu tür silahlar insanların toplu olarak bulunduğu
AVM’ler, metro istasyonları, okullar, askeri birlikler, otogar, havalimanları,
spor karşılaşmaları, vb. gibi yerlerde kullanılabileceği ses getirebilecek
haber değeri olan alanlarda da gerek suikast gerekse küçük çaplı saldırılar
şeklinde de kullanılabilir. Çok çeşitli kimyasal silahlar mevcuttur, ancak
dünyada depolanmış ve kullanıma hazır olması sebebiyle sinir sistemini
etkileyen “sinir gazları” ve cildi ve solunum sistemini yakarak etkileyen
“hardal gazı” özellikle ön plana çıkmaktadır. Bu iki önemli kimyasal silahın
özelliklerinden kısaca bahsedecek olursak;


SİNİR GAZLARI


Sinir gazları, canlıları öldürücü özellikte olan
kimyasal maddeler olup vücuda giriş yolları gözler, solunum yolu ve ciltten
emilim şeklindedir. Sinir gazlarının solunmasıyla solunum yetmezliği gelişir,
kişi nefes alırken zorlanır, aşırı burun akıntısıyla birlikte ağızdan salya
gelmesi görülür. Saniyelerle dakikalar arasında oluşabilen bulanık görme, baş
ağrısı, burun akıntısı, yoğun miktarda tükürük salgılama, nefes darlığı görülür.
Sonrasında ilk yardım yapılıp tedavi edilmezse, solunum durması, kas
titremeleri, kas güçsüzlüğü, bilinç kaybı, idrar ve dışkı tutamama meydana
gelir. Sinir gazlarının ciltten emilmesiyle, başlangıçta kas titremeleri ve
terleme daha sonra tüm kaslarda oluşabilen kas seğirmeleri ve güçsüzlük
görülür. Erken müdahale edilmezse, solunumun durması veya güçlükle nefes alma,
bulantı-kusma ve güçsüzlük, bilinç kaybı, idrar ve dışkı kaçırma ve sara
tarzında nöbet geçirebilir.


Deriden emilmesiyle veya sindirim yolundan vücuda
girerse gözdeki etkileri ya geç ortaya çıkar ya da hiç oluşmaz.  Göz bebeklerinin küçülmesi, her iki gözde
birden olabileceği gibi tek gözde de görülebilir. Sıvı formdaki sinir
ajanlarının deriye temasıyla beraber ilk belirtiler bulantı-kusma olabilir.
Ayrıca ishal, istemsiz olarak idrar-dışkı kaçırılması ve göğüste yanma-ağrı
hissi görülebilir.


Yüksek dozlarda maruz kalınması veya tedavi alınamaması
veya geç kalınması durumunda şuur kaybı oluşur. Sinir gazıyla temastan sonra
hayatta kalanlarda birkaç hafta boyunca sürekli uyku hali, kısa süreli hafıza
kayıpları ve baş ağrıları görülebilir.


Sinir gazlarına maruziyetin ilk yardım ve tedavisinde;
Yaralı, öncelikle en kısa sürede olay bölgesinden uzaklaştırılmalıdır. Sonra
“dekontaminasyon” diye adlandırılan yaralının tüm vücudunun tepeden tırnağa bol
su ile yıkanması işlemi, bu kimyasalların tedavisindeki en önemli aşamadır.
İlaç tedavisiyle başarının sağlanabilmesi için öncelikle hastaların
dekontaminasyonu yapılmalıdır. Yaralı, kimyasal ajandan arındırılırken
temizlenmesi gereken vücut bölgelerinin öncelik sırası yüz, boyun, göğüs,
karın, kollar-eller ve diğer bölgeler şeklinde olmalıdır. Bu amaçla
kullanılabilecek birçok ticari solüsyon olmakla beraber, çevremizde ve o andaki
kaos içerisinde kullanılabilecek en iyi arındırma maddesi su ve sabun
olacaktır. Diğer bir solüsyonumuz da çamaşır suyudur. Çamaşır suyunun, su ile
10 kat seyreltilerek kullanılması gerekmektedir. Maruz kalan kişi olay
bölgesinden uzaklaştırıldıktan sonra ileri tedavi ve sağlık desteği için bu
konuda görevlendirilmiş AFAD ve Sağlık Bakanlığı ekiplerine teslim edilmelidir.


HARDAL GAZI


Hardal gazı olarak bilinen “Mustard” yağsı ve
sarımtırak bir sıvı görünümünde olan ve kimyasal silah olarak kullanılan en
güçlü yakıcı silahtır. Ani ölümlere sebep olabilen sinir gazlarından farklı
olarak, hardal gazı uzun süreli etkilere sahiptir ve öldürmekten çok insanlar
üzerinde kalıcı etki bırakırlar.


Sıcak ve nemli havalarda gazın etkisi şiddetlenirken,
etkilerin başlama süresi de kısalır. Hardal gazı havadan ağır olduğu için siper
ve hendek gibi çukur yerlerde birikim gösterir. Bu nedenle uçaktan sprey
şeklinde atılmak yerine bombalar, roketler ya da çeşitli patlayıcılarla ortama
salınır.


Temas ettiği vücudun herhangi bir bölgesinde tahriş ve
yanık oluştururlar. İnsan cildinde ilk teması takip eden 6-8 saatlik bir
gecikmeden sonra ödem gelişir ve cilt üzerinde içi sıvı dolu ağrılı şişlikler
oluşur. Hardal gazının hızlı etkileri akciğerler, göz ve cilt üzerinedir. Isıya
bağlı yanıklardan farklı olarak tipik özelliği gecikmiş etkisidir. Bu yanıklar
zehirlenmeden en az birkaç saat sonra ortaya çıkar.


Çoğu vakada cilt üzerindeki kızarıklıklar
yavaş yavaş yerini mustard gazı yanıklarının karakteristik yaralarına bırakır.
Maruz kalan vücut bölgesine bağlı olarak maruziyetten 3-9 gün sonra deri
altında ödem oluşur. Daha sonra deride vezikül denen içi sıvı dolu baloncuk
tarzında şişlikler gelişir, ki bunlar bir toplu iğne başı kadar veya daha küçük
büyüklükte lezyonlar şeklinde olup ileride daha büyük yaralara dönüşebilir. Bu
yaraların ortalama iyileşme süresi 20-25 gün iken, şiddetli vakalarda
(özellikle vücudun katlantılı bölgelerinde) bu süre aylara kadar uzamaktadır.
En şiddetli şekilde zarar gören bölgeler
nemli ve sıcak bölgelerdir (cinsel bölge, koltuk altları gibi). Göğüs ve
ellerin sırt bölümü (Avuç içi ve tabanı nadir olarak etkilenir) ve kolun ön
tarafı sıklıkla farklı düzeylerde yaralanmaktadır.


Genel olarak ise hardal gazı başağrısı, kusma, bulantı,
kansızlık gibi etkilere neden olabilir, kişilerin enfeksiyonlara yatkınlıkları
artar. Ayrıca gecikmiş belirtiler arasında sayılan sindirim sisteminde
rahatsızlık, kusma mazuriyetten sonra saatler içinde görülür.


Gözlere olan etkileri arasında, aşırı ağrı, ışığa karşı
hassasiyet ve göz kapaklarını açamama görülür. Yüksek konsantrasyonda mustarda
maruziyetten çok kısa bir süre sonra konjunktivit denen gözün enfeksiyon ve
iltihaplanması ve göz kapaklarında yanık gelişebilir. Genellikle geçici körlük
gelişebilir.


Solunum sisteminde, zatürre ortaya çıkabilir,
akciğerlerde sıvı toplanması görülebilir.


Bir bölgede bu kimyasalların saldırısının varlığından
şüphe ediliyorsa bu ajandan etkilenmemek için;


-
Pencere ve kapı çerçeveleri, izole bantlar ile bantlanarak dışarıdan geniş
naylon örtü ile kaplanmalıdır. Bu durumda odada bir ısıtıcının yakılmamasına ve
uzun süre odaların izole edilmemesine dikkat edilmelidir.


-
Pencere ve kapı kenarlarına sulandırılmış çamaşır suyu ile ıslatılmış bez
yerleştirilmelidir fakat uzun süre ve yüksek oranda klor buharına maruz
kalmamaya dikkat edilmelidir.


-
Kimyasal saldırı konusunda halk bilgilendirilmeli ve kimyasal silah saldırısı
ihtimali varsa bu uyarılardan sonra dışarıda kalınmamalıdır. Derhal ve mutlaka
varsa sığınaklara veya apartman bodrumlarındaki korunaklı bir odaya
sığınılmalıdır.


-
Giysiler ve cilt teması olmuşsa; en kısa sürede sabunlu su ile artıklar
giderilmelidir. Bu işlemler giysilere ve tüm vücuda uygulanmalıdır. Burada
dikkat edilmesi gereken bir diğer husus da kullanılan kirli suyun etrafa bulaştırılmadan
atılmasıdır. Kirli giysiler ise naylon torbalara konduktan sonra torbaların
ağızları sıkıca kapatılmalı ve çamaşır suyu veya kireç ile imha edilmelidir.


-
Gözler kimyasal ajana temas etmişse 15 dakika süreyle devamlı su altında
yıkanmalıdır.


-
Kişisel arındırma işleminden sonra hastanın derhal bir sağlık kurumuna
ulaştırılması gerekir. Besin ve su temizliği içinse, özellikle sıvı sinir ajanı
ve yakıcı ajanlara temas etmiş tüm sıvı ve katı yiyecekler imha edilmeli ve
kesinlikle kullanılmamalıdır. Tüm sıvı ve katı besinler şayet bir saldırı
ihtimali varsa cam ve teneke alüminyum kaplarda saklanmalıdır.


Adli Bilimciler Derneği adına


Prof.Dr. İ.Hamit HANCI


Prof.Dr. Levent KENAR