YARGI & ADLİYE & CEZAEVLERİ & HUKUK & SİYASİ DAVALAR

POYRAZKÖY DAVASI : DENİZ KUR. ALB. HÜSEYİN HANÇER SÖZDE POYRAZKÖY DAVASI HAKİMLERİNE ÖYLE BİR AYAR VERDİ Kİ !!!! /// HATIRLAYALIM

Albay Hançer: ‘Niye Habur sınır kapısına kadar gidip yoruluyorsunuz?’

(SÖZDE)
Poyrazköy davası
nda tutuklu yargılanan Deniz Kurmay Albay Hüseyin Hançer,
önceki günkü duruşmada yaptığı açıklamayı yayınlıyoruz:

*****



Sayın Başkan;

20
ayı
aşkın
süredir tutukluyum. Ortalama 3-4 ayda bir icra edilen duruşmalarda da bu süre
artıyor. Her duruşmada ben hep aynı şeyleri tekrarlıyorum ve mahkeme duymamaya yeminli, masum insanların
özgürlüklerini aynı basmakalıp gerekçelerle kısıtlamaya devam ediyor.
Yapılan iş yargılama değil, dünyanın her yerinde buna peşin cezalandırma denir.
Bir farkla burada bile bile masumlar cezalandırılıyor. 



Her duruşmaya girerken verilecek ara kararın sonucunu biliyorum. Yani sonuçtan
eminim. Ukalalık etmek istemiyorum ama hukuk dilinde buna ihsas-ı rey deniyor. Dava sonucunun
önceden bir şekilde açık edilmesi. Bakınız
duruşma sonucu demiyorum, dava sonucu diyorum. Ne yazık ki başı sonu
belli bu tiyatro oyununda, sizler, bizler, savunmacılar ve izleyiciler sahnede
yerlerimizi almış, rolümüzü oynuyoruz ve malesef 21. YY.Türkiye’sinde buna
yargılama diyoruz.



Niçin bu kadar uzatıyorsunuz, başı sonu
belli bu oyunu ? 

Kesin cezamızı gidelim
yatalım.

10 yıl, 20 yıl, 2 yıl,
ağırlaştırılmış müebbet. Yani 2 kere ölünceye kadar hapis.

Ölürüz de hapis köşelerinde…

Yemin etmedik mi bu uğurda…

Cezaevi
vatan toprağı değil mi?



Memleket de kurtulmuş olur biz teröristlerden.



Ne uğraşacaksınız İmralı’daki tescilli
katil ile, size ne binlerce asker, polis, mühendis, öğretmen, hakim, savcıyı
şehit eden Kandil’deki katillerden? Niye Habur sınır kapısına kadar gidip
seyyar mahkeme kuracağız diye yoruluyorsunuz?

Hazır teröristler burada
karşınızda.

Bitirin
işimizi memleket huzura kavuşsun.




Ben Türk subayıyım. Teröristi gidin başka yerde arayın. Ben
talimatımı askerlik yemini ederken Mustafa Kemal ATATÜRK’ten aldım. Kanunlara,
nizamlara mutlak itaat, vatanıma, milletime ve cumhuriyete doğrulukla hizmet. O
tek talimattır. O yemin namustur ve değişmez.

Ben
polis çocuğuyum.
Ordan oraya tayin olan memur
bir babaın imkanlarını bilirsiniz. Bu nedenle gurur meselesi yaptım ve aileme
yük olmamak için 13 yaşında askeri liseye girerek, 8 yıl yatılı okuduktan sonra
Deniz Harp Okulu’ndan mezun
oldum.



Türkiye’de bir zamanlar çoğu ailenin
çocuklarını okutabilmek için can attığı okullardan mezun olarak deniz subayı
oldum.



Sizler beni tutuklamadan önce geldiğim seviyeye çok ama çok çalışarak geldim.
Gecemi gündüzüme kattım, sağlığımı feda ettim ve ailemden çaldığım zamanı
mesaime harcadım. Çoğumuz çocuklarının doğumunu bilmez, hastalıklarından,
arkadaşlarından, okullarından, müsamerelerinden bihaberdir. 13 yaşımda
aydrıldığım anne ve babamın bulunduğu şehire 33 yıl sonra ancak dönebildim. Dahası gece 12 de babam vefat etti, sabah
5.30 da yine mesaimin başındaydım.



3 yabancı dil biliyorum. Çok
zorlu eğitim ve sınavlardan geçerek en iyi derece ile denizaltıcı oldum
Ardından sıkı bir çalışma ve hazırlılık gerektiren kurmay subay olmakla kalmadım, bir gün bile mesaimden çalmaksızın İstanbul Üniversitesi Siyasal Bilgiler
Fakültesi’nde yüksek lisans yaptım. Ankara Siyasal’daki doktora eğitimimi de tamamlamak üzereyim. Bu
okullara nasıl, hangi sınavlardan geçilerek girilir, o diplomalar nasıl alınır
bilirsiniz ve ben burada bulunan diğer
subayların seviyesinin yanında neredeyse bir hiçim. Ben buradaki çok
değerli deniz subayları gibi , hepinizin çocuklarına model olarak önereceği,
ideal olarak göstereceği niteliklere sahibim.

Sizler vermiş olduğunuz, hukuk
bilmez, yasa tanımaz kararlarla bunları yok ettiniz. Eserinizle gurur
duyabilirsiniz. Yaşadığım tam anlamıyla zulümdür.



Hiç bir din, hiç bir ahlak anlayışı
zulüm etmeye onay vermez.



Hadi adil davranma ve özgür karar verme iradeniz tutsak alınmış, baskı
altındasınız diyelim. Peki vicdanların pas tutmasına ne demeli?



Sanmayın sadece biz karartılıyoruz. Sözkonusu olan sizlerin bizlerin hepimizin
çocuklarının yarınları. Kesinlikle biliniz ki ekilen tohumlar evlatlarımz için
sevgi, güven, hoşgörü ve kardeşlik dolu yarınlar getirmeyecek. Kutuplaşmanın
farkında değilmisiniz?



Yargının bizi getirdiği noktaya bakın. Memlekette işkence, kötü muamele
iddiaları neredeyse bitti. İhtiyaç kalmadı çünkü. 1-2 dijital veri, ya da 1 cd, veyahut 1 ihbar mektubu işlem tamam. Çete
arazi.doc adlı uydurma belgenin üst verisine  Hüseyin Hançer ismini yazdı
mı? Yazdı. Talep 2 kere ölünceye kadar hapis.

Sayın Başkan, sayın heyet,
sayın savcı bu hukuk düzeni, bu intikamcı adalet anlayışı yerleşirse bedelini
evlatlarımız öder. Yapmayın.

Mezun olduğum gün babam, bu
gün gibi hatırlıyorum, “Bu vatana,
bu millete koşulsuz hizmet etmenin ibadetle eşdeğer olduğunu”
söylemiş ve “Sahip olduğumuz en
büyük değer onurumuzdur, asla leke sürdürme” demişti.



Ne mutlu bana ki; milletime, mesleğime, aileme ve silah arkadaşlarıma karşı
başım dik.

Ancak rahmetli, asker ve polis içerisinde yuvalanmış bir avuç
şerefsizin kurduğu çete tarafından kalleş ve alçakça bir pusuya düşürüleceğime
ihtimal vermemiş ki, bu yönde bir telkini olmamıştı. Ne diyeyim?
































Sayın Başkanım, sayın üyeler,
sayın savcım;



Aslında söyleyeceğim bir sürü şey daha var. Ama hepsi söylenmişlerin tekrarı
olacak. Uzatıp zamanınızı almak istemiyorum.



Yani benim söyleyecek sözüm kalmadı ancak; merak ediyorum sizlerin, sizin söyleyecek sözünüz var mı?



Buradan evlerinize döndüğünüzde evlatlarınızın, hanımlarınızın, büyüklerinizin
gözlerine bakacak gözünüz var mı? Ya da yarın sizleri , ilahi hesaplaşma gününe
taşıyabilecek özünüz var mı?



Teşekkür ediyor, saygılar sunuyorum.



Hüseyin Hançer

Deniz Kurmay Albay