PSİKOLOJİ DOSYASI /// Reha Ersavcı : “Çoook Okuyorum Çok” Hastalığı : Bibliyomani

Picture background

Reha Ersavcı  : “Çoook Okuyorum Çok” Hastalığı : Bibliyomani

Günden, dünden, yarından, geçmişten, andan, gelecekten, olandan, bitenden, olacaktan yaratımlar ve paylaşımlar

Yunanca “biblion” (kitap) ve Latince “mania”(hastalık) sözcüklerinin birleşiminden ortaya çıkmış, Fransızca kökeni “bibliomania” olan bibliyomani; kitaplarla alakalı olan psikolojik bozukluklardan biri…

1700’lü yıllarda Dr. John Ferriar tarafından türetilen kelime, kişinin kitap toplayıp biriktirerek sosyal hayatının ve sağlığının kötüleşmesine neden olan kontrol edilemeyen bir saplantıyı anlatıyor. Psikolojide ise bibliyomani, obsesif kompulsif bozukluk olarak adlandırılıyor. Günlük hayattaki tanımı ise sürekli ve çok sayıda kitap almasına rağmen hiçbirini okumama, yani kitap düşkünlüğü hastalığı. Bu psikolojik rahatsızlığı çeken insanlara ise “bibliyoman” deniyor.

Bibliyomani rahatsızlığının en başta ortaya çıkma nedeni ise çoğunlukla kişilerin gün içinde kitap okumak için vakit ayıramamaları. Günlük hayatta sosyal medyanın yoğun kullanımı da bu hastalığın nedenlerinden biri.

Bibliyomaninin En Belirgin Özellikleri

Bibliyomanlar, dışarıdan aşırı kitapsever ya da koleksiyoner olarak görülebilirler. Fakat bunlardan en büyük farkları istifçilik yapmalarıdır.

Bibliyomanlar, klasik, çok satan ve edebiyata damga vuran kitapların yanında içerik olarak değersiz ve hiç kullanmayacağı kitapları, aynı kitabın birden çok kopyasını, beğenilmeyen, satılmayan ve okunmayan kitapların tümünü biriktirmeye çalışırlar. Hayattaki asıl ve tek amaçlarının kitap almak olduğunu düşünür ve bir kitapçıya girdiklerinde gözlerini kırpmadan ceplerindeki bütün parayı kitap almak için harcayabilirler.

Bilhassa ilgilendikleri özel kitaplar için her şeyi yapabilirler. Rahatsızlığın ileri düzeylerinde kişi tüm servetini bir kitaba yatırabilir, hırsızlık yapabilir hatta cinayet işleyebilir. Kendileri kitapları her ne kadar kokusu için, kapakları için ya da edebi mirası korumak için topladıklarını söyleseler de onlar için kitap almak yalnızca büyük bir tutkudur. Kimsenin elinde bulunmayan kitaplara sahip olabilmek için sahafları kitapçıları ve dünyayı dolaşabilirler.

Bibliyomanlar, kitaplıklarının bir sürü kitapla dolu olmasından ve yeni alınmış kitap kokusunu solumaktan aşırı mutlu olurlar. Çevrelerindeki insanlara kitap ödünç vermekten hoşlanmazlar ve verdiklerinde de mutlaka kitaplarının geri getirilmesini isterler. Sergiledikleri bu davranışları kendilerince haklı görürler çünkü topladıkları tüm kitapları aslında bir gün okumak için biriktirirler. Fakat hiçbir zaman okumaz ve okuma isteklerini de her zaman yeni bir kitap alarak bastırmaya çalışırlar.

Bu düşüncelerinin asıl nedeni ise yaşadıkları yanılsamadır. Kitapları aldıktan sonra okumayı o kadar fazla düşünürler ki, bir süre sonra kitapları açmamış olsalar bile okuyup bitirdiklerini düşünürler. Böylece okuduklarını sandıkları kitapları aşırıya kaçan bir koruma duygusuyla muhafaza ederler. Bu durum kişilerin zihninde bir paradoks yaratarak onları kitap okumaktan alıkoyar ve daha fazla kitap almaları için tetikler.

Bibliyomani, kişinin kendi psikolojisine ve çevresine zarar verecek düzeye gelmesine rağmen olumlu özellikleri de bulunur. Bibliyomanlar, çalıntı ve korsan eserleri çok iyi tanıyabilirler. Özel ve sayılı basım olan tüm kitapların yerlerini bilirler. Sahip oldukları tüm eserleri çok iyi muhafaza edip yazınsal mirası koruyarak bir sonraki kuşağa aktarılmasına yardımcı olurlar.

Ali Emîri Efendi

Kitaplara aşırı düşkün olmasıyla tanınan Türk katip Ali Emîri Efendi, bütün ömrünü ve servetini kitaplar için harcadı. Kitaplardan başka hiçbir şeyi değerli görmediği için asla evlenmedi. 1860’lı yıllarda kitap toplamaya başladığında bir kitabın ikinci cildine sahip olabilmek için o zamanki koşullarla 5-6 ay sürecek bir yolculukla Yanya kentinden Yemen’e gitti.

Ali Emiri Efendi’nin en büyük başarısı Türk dilinin bilinen ilk sözlüğü olan Divan-ı Lügati’t Türk’ün çok kıymetli bir el yazmasını bulmasıydı.

Emekliliğinden sonra kendini tamamen kitaplara adadı ve onun bağışladığı kitaplarla İstanbul’da Millet Kütüphanesi kuruldu.

*** 

Yazar : Kader Gün / Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi

Kaynaklar : Wikipedia & Dergibir

Bir yanıt yazın