SİYASET DOSYASI /// FUAT UĞUR : Yüzyılın seçimi ve yerli el-Cenabigiller

FUAT UĞUR : Yüzyılın seçimi ve yerli el-Cenabigiller
17.09.2022
E-POSTA : <mailto:Fugur1864@gmail.com> Fugur1864@gmail.com
Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan 2023 seçimlerini bir “Kader seçimi” olarak niteledi ve aksi sonuçların ülkemiz açısından telafisinin mümkün olmayacağını belirtti.
Doğru, 2023 Cumhuriyet tarihimizin de en önemli seçimlerinden biri.
Bu yüzden seçim tarihi yaklaştıkça ana akım ve sosyal medya mecralarında nefret dolu karalama kampanyaları, yalanlar, yabancı düşmanlığını körükleyici uydurma haberler, dezenformasyon amaçlı iç ve dış kaynaklı operasyonel iftiralar eskisine oranla çok daha arttı.
Amaçları belli.
Kurumlara güveni ortadan kaldırmak.
Toplumda radikal davranışları teşvik etmek.
İftiralarla iktidardaki siyasetçilerin itibarını yok etmek.
Ne yapılıyor?
İyi Parti Genel Başkanı Meral Akşener sürekli yalan haberleri “duyum aldım” diye servis ediyor. HDP’liler TSK üzerinden provokatif yalan haberler yayıyor. Zafer Partisi Genel Başkanı Ümit Özdağ eliyle masum sığınmacılar üzerinden yürütülen yalan haber ve kampanyalarla toplumsal sinir uçları tahrik edilirken CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu FETÖ havuzunda hazırlanıp soğutulmuş çamurları tek tek servis ediyor.
İKTİDAR DEVİREN KÜRESEL YÖNTEMLER HİÇ DEĞİŞMİYOR; IRAK ÖRNEĞİ
Hep aynı.
Bilindiği gibi 11 Eylül 2001’de İkiz Kulelere yapılan şaibeli saldırının ardından Saddam Hüseyin ABD tarafından hedefe konulmuş ve George Bush döneminde 5 Şubat 2003’te ABD Dışişleri Bakanı Colin Powell’ın BM’de bir sunumuyla, 19 Mart 2003’te Irak savaşı başlatılmıştı. Ama 5 Şubat 2003’te Powell’ın BMGK’nda yaptığı konuşma öncesi garip bir durum yaşanmış ve Genel Kurul’da asılı bulunan ″Guernica″ tablosunun üstü mavi bir örtüyle kapatılarak sansürlenmişti. Dönemin BM basın sekreteri Fred Eckhard sebebi sorulunca “Kameralar için bu tablo uygun bir fon oluşturmuyor” demişti. Aslında Picasso’nun faşizme ve savaşa karşı yaptığı Guernica adlı şaheserinin önünde savaş yalanları söylemek onların bile vicdanını sızlatmıştı.

GUERNİCA’NIN ÖNÜNDE POWELL’İN MİDE BULANDIRAN YALANI
Powell BM Güvenlik Konseyi’ndeki konuşmasına elinde bir ŞİŞE ile çıktı. Sonra üyelere dönerek “Bu şişenin içinde şarbon mikrobu var” dedi ve “Saddam tarafından Irak’taki kimyasal silah fabrikalarında üretildiğini”, bilginin de Alman Dış İstihbarat servisi BND hesabına çalışan bir Iraklı mühendisten geldiğini söyledi.
Ve ABD BMGK’nin kararını beklemeden Irak’a savaş açtı.
Savaşın ardından ise gerçekler açığa çıkmaya başladı. Powell, geçen yıl coronavirüs nedeniyle ölmeden önce, aradan tam 20 yıl geçtikten sonra savaşın bir yalan üzerine kurgulandığını itiraf etti. Ama bu ‘YALAN SAVAŞ’ta bebek, çocuk, kadın, erkek milyonlarca kişi hayatını kaybetmiş, işkenceye ve tecavüze uğramıştı.
İyi de bu saatten sonra gerçeklerin bir önemi var mıydı?
BND’NİN YALANCI MUHBİRİ: REFİD AHMED ELVAN EL-CENABİ
Peki, Alman gizli servisine çalışan sözde Iraklı mühendis(!) kimdi? BND’ye kod adı Curveball (falsolu top) olarak çalışan bu yalancı mühendisin gerçek adı Refid Ahmed Elvan el-Cenabi olarak kamuoyuna ilk kez Kasım 2007’de açıklandı. 2020 yılında Alman rejisör Johannes Naber Alman istihbarat teşkilatı BND’nin Irak Savaşı’ndaki rolünü yalancı el-Cenabi üzerinden kara mizah olarak anlattığı Curveball: A True Story. Unfortunately (Curveball:Ne yazık ki gerçek bir hikâye)adlı bir film bile çekti.

El-Cenabi 1999 yılında Almanya’ya mülteci olarak gelmiş ve mültecilik başvuru sorgulaması sırasında BND elemanlarına mühendis olduğunu, kimyasal ve biyolojik silah imal edilen bir laboratuvarda direktör olduğunu ve ayrıca Saddam Hüseyin’in nükleer silahların imali için de çalıştığını(!) bildiriyor. Alman gizli servisi bu “bilgi”leri Amerikalılara veriyor. Powell da elindeki meçhul “şarbon” şişesiyle milyonların ölümüne sebep olan Irak savaşını başlatıyor.

Bu kadar BASİT işte.
Devam edelim… Geçtiğimiz günlerde vefat eden Alman Yeşiller Partisi’nin kurucularından ve uzun yıllar önde gelen milletvekillerinden olan Hans-Christian Ströbele yıllar sonra el-Cenabi ile ilgili akıl almaz skandalları kamuoyuna taşıdı. Muhbir el-Cenabi yalancı olmasına rağmen yıllarca maddi olarak desteklenmiş ve hatta 2008’de kendisine Alman vatandaşlığı verilmişti. Bunun haricinde BND’ye bağlı Münih’te bulunan örtülü firma “Thiele und Friedrichs” üzerinden 2008 sonuna kadar ayda 3000 avro maaş aldığı da ortaya çıktı. Bu ödemeler daha sonra da devam etti üstelik.
EL-CENABİ’NİN YILLAR SONRA ORTAYA ÇIKAN GERÇEK KİMLİĞİ
Aslında el-Cenabi’nin alkolik, yalancı, psikolojik sorunlu, hırsız olduğu, taksi sürücülüğü yaptığı ve hatta mühendis filan olmadığı, kimya öğrenimini başlamadan bıraktığı BND tarafından bal gibi biliniyordu. Nitekim BM adına Irak’ta kimyasal madde arayan ekibin sorumlusu olan Dr. David Kelly de bunu teyit etti ve BND’yi suçladı.
Yine zamanın CIA Avrupa sorumlusu Tyler Drumheller, 2003 yılında Irak işgalinden önce o dönemdeki CIA Başkanı George Tennet’i Alman gizli servisinin elindeki bu kişinin yalancı olabileceği yolunda uyardığını emekli olduktan sonra yazdığı “ON THE BRİNK: An insider’s Account of How the White House Compromised American Intelligence” adlı kitabından öğrenmekteyiz.
YERLİLERİN KAVGASI…
Türkiye de 2023’e giderken yalnızca küresel algı operatörleri ile içerideki YERLİLERİN saldırısı altında. Dolayısıyla bu süreçte her türlü provokasyon, dezenformasyon, iftira ve yalan haberle Türkiye’ye saldırarak seçim sürecini etkilemeye çalışacak besleme YERLİ EL-CENABİGİLLERİN hafife alınmaması gerekmekte.
Aydınlık yazarı Gaffar Yakınca’nın “Yerlilerin kavgası”adlı yazısında dile getirdiği gibi; ″…Türkiye, gâvurların değilse de gâvurlaşmış Türklerin istilası altında…”