YOLSUZLUK & USULSÜZLÜK & STOKÇULUK & VURGUNCULUK (İDDİALAR)

YOLSUZLUK DOSYASI /// Zencani'den idam öncesi itiraf : Türkiye'de 8,5 milyar dolar rüşvet dağıttım

ÖZEL BÜRO NOTU : BİZ AKP YÖNETİCİLERİNİN YERİNDE OLSAK
BU İDDİALARI GÖRMEZDEN GELMEYİZ. ÇÜNKÜ
BABEK ZENCANİ DENİLEN KİŞİ İDAMDAN ÖNCE TÜRKİYEDE 3 BAKANA – Kİ BİZ KİM OLDUKLARINI BİLİYORUZ – 137 MİLYON LİRA RÜŞVET DAĞITTIĞINI
İTİRAF EDİYOR. HÜKÜMET BU KONUDA SORUŞTURMA AÇACAĞINA BAKANLARI AÇIĞA ALMAKLA
YETİNİYOR. AMİGO AKP TARAFTARI İÇİN BUNLAR ÖNEMLİ DEĞİL TABİ. ONLAR YETKİLİLER MEMLEKETİN
TAPUSUNU DEVRETSELER BİLE YİNE
“G…NÜN GILIYIZ. HÜLOĞĞĞĞ REİS” DEMEYE DEVAM EDECEKLER. ÇÜNKÜ ÇALAN
ÇIRPAN KENDİLERİNDEN OLUNCA SIKINTI YOK. YETERKİ KENDİLERİNE DE DAMLASIN. AMA
DİĞER TARAFTA AKP SEÇMENİ OLMAYAN BİR % 50’LİK KESİM VAR. BU KESİM BUNLARI
UNUTACAK MI ? ONLAR UNUTSA BİLE ULUSAL BASIN UNUTTURMAZ. BU NEDENLE AKP HÜKÜMETİ
ŞAİBELİDİR. EĞER DİĞER % 50’LİK KESİMDE DE AKLANMAK İSTİYORLARSA BU İDDİALARIN
ÜZERİNE GİTMELİLER. YOKSA ONLARIN HER SALI GÜNÜ GRUP TOPLANTISINDA SÖYLEDİKLERİ
“NAMUS, TEMİZ
SİYASET, ERDEM, FAZİLET, AHLAK”
NUTUKLARINI SADECE AMİGO TARAFTARA ATARLAR.

Zencani’den idam öncesi
itiraf : Türkiye’de 8,5 milyar dolar rüşvet dağıttım


Türk medyası Zencani’nin 26 duruşmalık
yargı sürecini tek bir muhabirle bile izlemedi. Oysa Zencani, Türkiye’de
dağıtılan ‘komisyonun’ toplam rakamını bile verdi duruşmada: 8.5 milyar
dolar!..”



“Zindan Evin”de yani Evin Cezaevi’nde neredeyse ikinci senesini
doldurmuştu. Hücresinde, on bilemedin yirmi riyallik tek tip cezaevi elbisesini
giyerken Manhattan 5. Cadde’den satın aldığı 1800 dolarlık saf yün Armani
takımları aklına geldi.



Nereden nereye…



Sakallı, sert bakışlı devrim polislerinin eşliğinde yargılamanın yapıldığı
salona çıktı. Elinde, üç klasörden oluşan savunmasını taşıyordu. Aslında o da
farkındaydı çırpınışlarının beyhude olduğunun…



Konuştu… Konuştu… Acaba bir önceki duruşmada devrim savcısının “Fesat
Fil Arz” yani yeryüzünde yolsuzluğu yaymak suçlamasıyla talep ettiği
cezayı değiştirebilir miydi? İslam Devrim Mahkemesi kararını açıkladığında
minicik de olsa taşıdığı o umut zifiri karanlıklara gömüldü. Karar iki
kelimeden ibaretti: “Mücazati idam!” Yani ölüm cezası… Ajanslar
idam kararını Zencani’nin gözyaşlarına boğulduğu o fotoğrafla dünyaya duyurdu.



26 duruşma boyunca söyledikleri ise Amerika ve Türkiye dahil pekçok ülkede yeni
gelişmeleri tetikleyecek nitelikteydi. Türkiye’yle ilgili kurduğu cümlenin
içinde geçen “8.5 milyar dolar” ifadesi Anadolu topraklarında duyulmadı bile.
Ancak Amerikan yargısının Zencani’nin söylediklerini hayli ciddiye aldığı
görülüyor.



SARIŞIN
MİLYONER




Eski bir asker olan Babek Zencani, ticaret hayatına deri sektörüyle başladı.
İhracat-ithalat sistematiğini bu sırada öğrendi. Ahmedinejad’ın
Cumhurbaşkanlığı döneminde İran Devrim Muhafızları’yla sıkı ilişkiler kurmasını
sağlayan ise asker geçmişiydi.



Ahmedinejad’ın yürüttüğü siyaset ve nükleer program nedeniyle uluslararası
toplumun uyguladığı ekonomik ambargonun İran’ı soktuğu darboğazı -bir şekilde-
aşan becerikli Zencani, ülkesinin Bakanlar Kurulu toplantısına katılacak kadar
büyük bir siyasi güce ve milyarlarca dolarları çeviren esrarengiz bir beyine
dönüştü.



Para, Zencani’nin hayat standardını müthiş biçimde yükseltti. Milyon dolarlık
harcamalarının basının ilgisini çekmesi uzun sürmedi. Zencani, BM tarafından
İran’a ekonomik ambargo uygulandığı dönemde ambargoyu delmekle suçlanmış, ABD
ve AB tarafından kara listeye alınmıştı. “Sarışın Oligark, Sarışın
Milyoner” olarak anılmaya başlayan Zencani için işler, İran’da politik
değişimlerle birlikte sarpa sardı. Suriye politikalarında attığı doğru
hamlelerle başlayan süreçte İran, dünya siyasetiyle barışmaya başladı.
Amerika’nın arkasında durduğu ambargoları gevşetmesiyle birlikte artık İran’da
bir dönem kapanıyordu. Gazeteci Tolga Tanış’ın deyimiyle “Zencanilerin,
Zarrabların dönemi”…



Yeni dönemde İran, kendi göbeğini kesti. “Sarışın Oligark”ına
operasyonu Aralık 2013’te yaptı. Zencani, İran Petrol Bakanlığı’na ait 2.8
milyar dolarlık petrol parasını çalmakla suçlandı ve 30 Aralık 2013’te İran
Cumhurbaşkanı Hasan Ruhani’nin talimatıyla tutuklandı. Uzun ve uluslararası
dengeleri etkileyecek tam 22 aylık yargı süreci böylece başlamış oldu.


UZUN
SORUŞTURMA, HIZLI YARGILAMA




Tahran Devrim Mahkemesi yargıcı Ebul Kasım Salavati’nin karşısına çıkan Babek
Zencani, 26’ıncı duruşmada idam cezası aldı. Farça deyimiyle “Mücazati
idam”… Duruşma süreci, Zencani’nin Türkiye’de kurduğu sistemi
aydınlatması bakımından oldukça önemliydi. Ancak enterasan olan, böylesine
önemli yargı sürecini hiçbir Türk gazeteci izlememişti. Bu nedenle Zencani’nin
Türkiye’de dağıtılan rüşvet ve Rıza Sarraf hakkında söyledikleri yeterince
yansımadı Türk medyasına…



Zarrab’ın aniden Amerika’ya gitmesini anlayabilmek için Zencani’nin yargı
sürecini didik didik etmekte fayda var.



2013 yılının Aralık ayında tutuklanan Zencani’nin yargılanmaya başlaması
yaklaşık iki yıl sonra; Ekim 2015’te başladı. Sürenin bu denli uzun olmasına;
soruşturmanın titiz biçimde sürdürülmesi de denebilir, İran’ın uluslararası
sonuçları olacak bu yargılama için uygun küresel siyasi iklimi kollaması da…



Zencani davasının ilk üç duruşmasında Tahran savcısı davanın üç sanığıyla
ilgili iddianameyi okudu. Dördüncü ve 13’üncü duruşmalarda söz Babek
Zencani’deydi. On duruşma boyunca 200 sayfa tutan geniş bir savunma yaptı.



Babek Zencani’nin savunması sürerken 8’inci duruşmada İran Petrol Bakanlığı,
9’uncu duruşmada ise İran Mesken Bankası araya girerek ek şikayetlerde
bulundular. Bu yeni şikayetlerle ilgili Zencani’nin avukatları hazırlık yapıp,
dört duruşma sürecek ek savunma yaptı. Böylece Zencani’nin savunması 14 duruşma
sürmüş oldu.



SIRLAR… SIRLAR…



Ardından savunma sırası davanın iki numaralı sanığı M.Ş.’ye geldi.
Avukatlarıyla birlikte üç duruşmada savunma yaptı. Davanın üç numaralı sanığı
H.F.H. Zencani’yi İran istihbaratı, İran Bankacılık sistemi yöneticileri ve
Petrol Bakanı’yla nasıl tanıştırdığını ve onların bu suçların ne kadarının
içinde olduğunu anlatmaya başladı. Zencani’nin daha önce talep ettiği ama
mahkemenin reddettiği “gizlilik kararı” H.F.H. konuşunca kabul edildi. Üçüncü
sanığın konuşmaları gizli kaldı.



Yirmi birinci duruşmaya gelindiğinde Türkiye’de “çapraz sorgu”
denilen yöntem başladı. Yargı, petrol parasının kayıp kısmının nerelerde
olduğuna ilişkin daha detaylı sorguya geçti. Bunaltıcı sorgunun üçüncü
oturumunda, yani 23’üncü duruşmada Zencani ülkesine borcunu ödemek istediğini
ancak SWIFT sistemine (Society for Worldwide Interbank Financial
Telecommunication. Tüm dünyadaki bankalar arasında elektronik fon transferi
standardı sağlayan sistem…) dahil olmamaları nedeniyle parayı İran’a
getirmesinin fiilen imkansız olduğunu dile getirdi.



Bu noktada kritik bir uluslararası hamle gerçekleşti ya da denk geldi. Amerika
Birleşik Devletleri, ambargonun en güçlü ayağını ortadan kaldırdı ve İran’ı
tekrar SWIFT sistemine dahil ediverdi. Bu hamle İran yargısı karşısında
Zencani’yi köşeye sıkıştıran en güçlü darbe oldu. Zencani sözünü ettiği
paraları getiremedi. Tahran yargısı bunun bir oyalama olduğuna hükmetti ve davayı
karara bağlayacağını duyurdu.



Babek Zencani’nin Tahran Devrim Mahkemesi’ndeki yargılanma maratonu 5 ay sürdü.
Zencani, 3 Ekim 2015’te başlayan davada, İran’da cezası idam olan “Fesat Fil
Arz”, yani yeryüzünde yolsuzluğu yaymak ile suçlanıyordu. Zencani’nin birlikte
yargılandığı ve eski iş ortakları olan iki kişiye de idam cezası verildi.



Zencani çıkarıldığı 26’ncı duruşmada idama mahkum edilirken gözyaşları içinde
kaldığı fotoğraf ertesi gün birçok gazetenin birinci sayfasında yer alacaktı.



TÜRKİYE VE ZARRAB



Zencani’ye idam kararı verilmesi ülkede iki farklı biçimde yorumlanıyor. Bir
tarafta “adalet yerini buldu!” diyenler var. Diğer tarafta ise
“Zencani feda edildi. Asıl suçlular korunuyor” diyenler. Asıl
suçlulardan kasıt İranlı pekçok üst düzey devlet görevlisi ve uluslararası
sistemdeki bağlantıları…



Dava boyunca İran medyasında, yargılamanın Türkiye’yi de kapsayan bir süreç
olduğuna ilişkin haberler çıktı. Haberler ‘ismini vermek istemeyen İranlı
yetkileler’e dayandırıldı. Haberdeki yetkililer, Babek Zencani’nin İran’dan
çaldığı paranın büyük bir kısmının Türkiye’de olduğunu vurguluyorlardı.



4 Nisan 2016 tarihinde Amerika’da başlayacak Sarraf davası bu iddianın
doğruluğu hakkında yeni bir aşama olacak. Çünkü Zencani, Sarraf’tan
Türkiye’deki kolu olarak net biçimde sözetti. Duruşmalarda ve iddianamede
Türkiye’nin adı sıkça geçti. Zencani, rüşvet verdiğini inkar etmedi hiçbir
zaman. Bin 500 kilo altının İstanbul’da uçakta yakalandığında rüşvet vererek
uçağı nasıl havalandırdığını açık açık anlattı. İran’ın petrol paralarını
Türkiye’deki ortağı Rıza Zarrab’a verdiğini de aynı açıklıkla dile getirdi.



PLAN B: “ZENCANİ ÇARKI”



Zencani ve Sarraf olayını anlayabilmek, İran’a ambargo ile birlikte oluşturulan
kayıtdışı ekonominin işleyişini bilmekten geçiyor.



İran, 37 yıldır ambargolarla yaşayan bir ülke. Önceki Cumhurbaşkanı
Ahmedinejad, nükleer programı yeniden başlattığını duyurunca Amerika
halihazırdaki ambargoyu daha da ağırlaştırdı. Alınan uluslararası kararlarların
yanısıra daha boğucu ekonomik ambargo yöntemleri de lobi/baskı gücüyle fiilen
uygulandı. Ambargo, İran’ın petrol ihracatı yaptığı ülkelere dönük baskıya da
dönüştü.



Bir enerji devi olan İran, dünya petrol rezervinde dördüncü; doğalgazda ise
dünya ikincisi konumunda. Ülke ekonomisinin temeli petrol ve doğalgaz satışı
üzerine kurulu. Uzun vadeli anlaşmalar nedeniyle doğalgaz, ambargo dışı
tutuldu. Ancak petrol ihracatında İran neredeyse “kımıldayamaz”
duruma geldi. Günlük üretilen 3 milyon varil petrol satışından gelecek gelir,
İran halkının ihtiyaçlarını karşılamak için vazgeçilemez konumdaydı.



Ambargo dayanılamaz hale gelince İran “B Planlarını” devreye soktu.
Ambargo sadece devletleri kapsadığı için İran, özel şirketler üzerinden bunu
delme alternatifine gitti. Ahmedinejad’a yakın kişilere dünyanın çeşitli
ülkelerinde onlarca ithalat/ihracat şirketi kurduruldu.



“B Planı” sistemin işleyişi özetle
şöyleydi:




ADIM 1): Ulaşım sektöründen şirketler satın alındı. (Tanker
filoları, havayolu şirketleri ve limanlar…)



ADIM 2): Küçük tankerler,
İran’dan petrolü alıp Malezya açıklarına götürmeye başladı.



ADIM 3): Petrol burada büyük
tankerlere aktarılarak; Kore-Singapur-Hindistan ve spot petrol piyasasına
satıldı.



ADIM 4): Dolar olarak alınan
para altına çevrildi.



ADIM 5): Altın, Malezya İslam
Bankası başta olmak üzere farklı ülkelerdeki bankalar üzerinden dolaşıma
sokuldu.



Peki bu tonlarca altın İran’a nasıl dönecekti? Sistemde dönen para oldukça
büyüktü. Zencani’nin duruşmada verdiği bilgiye göre bazen günde 2 milyon varil
(250 milyon dolar) petrol satıldığı olmuştu.



İran’ın petrol üretim kapasitesini düşündüğümüzde yıllık 80-90 milyar dolar
büyüklükten sözediyoruz. Bu kadar “kara para”yı dolaşıma sokmak büyük bir
zorluktu. “Zencani Çarkı” tam bu noktada devreye girdi. “Sarışın
Oligark” tek başına iki yılda 170 milyar dolarlık kara parayı aklayıp
dolaşıma soktu. Adımlara devam:



ADIM 6): Zencani, Uzakdoğu
ülkelerinde bulunan külçe altınları ilişkide olduğu büyük finans kuruluşlarına
finanslattı.



ADIM 7): Satın aldığı havayolu
firmaları (İddiaya göre Türkiye’de Onur…) ya da kiraladığı uçaklarla bu
altınları Türkiye’ye soktu.



ADIM 8): Altın, “değerli taş”
ya da başka isimlerle gümrüklenerek Dubai’ye nakledildi.



ADIM 9): Dubaili mücevherat
üreticileri bu altınları eritip ziynet eşyasına dönüştürdü.



ADIM 10): Ziynet altınları
teknelerle İran’a gönderildi.



ADIM 11): Ziynet altınları
İran’da tekrar eritilip külçeye dönüştürüldü.




DEV KOMİSYONLAR



Zencani’ye göre oluşturulan bu dev kayıt dışı ekonomide komisyonlar
kaçınılmazdı. İfadesine göre; para trafiğinde yüzde 20-25’lik kısmı
“aklanma komisyonu” olarak dağıtıldı. Kendi payı ise; yüzde 2 idi.
Zencani komisyonun yüzde 5’inin Dubai’de, yüzde 5’inin ise Türkiye’de kaldığını
söylüyordu.



Mahkeme bu noktada daha net sorular yöneltiyordu tabi. Zencani, kendisine ait
havayolu şirketleriyle Türkiye’ye soktuğu altın/paranın çıkarılması sırasında
Türkiye’deki ortağı aracılığıyla Türk yetkililere yüksek miktarda rüşvet
verildiğini itiraf etti. Zencani üç Türk bakana bizzat ne kadar para verdiğini
isimlerini vererek anlattı. Verdiği rakam toplamda 137 milyona denk geliyordu.
Zencani, Türkiye’de dağıtılan rüşvetin toplam rakamını da verdi: 8.5 milyar
dolar! İddia ettiği 8.5 milyar dolar “komisyon”un asıl büyük kısmının
dağıtımını ise “Türkiye’deki kolunun” bildiğini söylüyordu.



İDAM VE ULUSLARARASI DENGELER



Zencani savunması boyunca yaptığı tüm faaliyetlerin İran’a uygulanan ambargoyu
delmek, ülkesini ve halkını rahatlatmak için olduğunu söyledi. Ancak İran tüm
bunlara rağmen idam kararı verdi. Zencani’nin ayaklarının altındaki sandalyeyi
çeken ise ABD’nin SWIFT sistemini yeniden açması oldu. Bunun işaret ettiği
anlam oldukça açıktı.



Mahkeme, Zencani’nin para akışında Petrol Bakanı ile birlikte sahte alındı
makbuzlarıyla en az 14 milyar doları “iç ettiği” görüşünde. Hatta
mahkemenin elinde bu çarkın içinde dönemin devlet başkanı, dini lideri ve çok
sayıda devlet yetkilisinin olduğuna ilişkin deliller var.



Mahkemenin bu yetkililere doğru uzanma ihtimali Ruhani yönetiminin elindeki çok
büyük bir koz. Nitekim Ruhani hükümeti idam kararının ardından “Zencani idam
edilerek asıl suçlular izini kaybettirmek istiyor” açıklamasında bulundu.
Karardan memnun olmadığına ilişkin bir hamleydi bu. ABD’nin mevcut reformist
yönetim Ruhani’yi desteklediği düşünüldüğünde, Zencani’nin ayağının altındaki
sandalyeyi tekmelemesi çok daha iyi anlaşılıyor.



SARRAF’I YOLA ÇIKARAN AÇIKLAMA



Ruhani’nin bir kritik hamlesi de “Asıl suçluların bulunmadığı ve diğer
ülkelerdeki bağlantılarının ortaya çıkarılacağı güne kadar mücadelenin devam
edeceği” şeklindeki açıklamasıydı. Bu uluslararası paslaşmaların eşliğinde Rıza
Zarrab, eşi ve çocuğunu yanına alarak Amerika’ya gitti ve FBI tarafından
gözaltına alınıp tutuklandı.



Bu hamleyle ABD’nin Rıza Sarraf üzerinden ilk etapta kendi ulusal çıkarlarına
yönelik tehditi yok etmek, ikinci etapta ise; İran iç siyasetinde Ruhani’nin
yapamadığını yaparak İran ekonomisi ve siyaseti üzerinde etkin olan derin gücü
çökertme peşinde olduğu belirtiliyor. İran-Batı anlaşması gün geçtikçe
gelişirken masadaki Zarrab davası, ABD’nin İran karşısında elini güçlü tutacak
sağlam bir koz aynı zamanda.



Birçok otoriteye göre dava, tarihte iz bırakan siyasi davalardan birine
dönüşebilir. ABD tarafından ele geçirilip delil niteliği kazanan Zarrab’ın
mektubundaki “ekonomik cihat” kavramı, CIA’in İran Devrimi’nden bu yana
mücadele ettiği bir kavram.



Bu davada, birkaç ülkeyle birlikte Türkiye’nin de, özellikle bir kamu bankası,
Hazine Müsteşarlığı ve bazı siyasiler üzerinden sıkıştırılması muhtemel.
Türkiye temelde bir rüşvet soruşturması olan 17 Aralık’ı bağımsız biçimde
yargılayamadı, Zarrab’a karşı hukuku işletmedi.



Cezaevinde olacak Sarraf, şimdi yaban ellerde güçlü bir koz. Türkiye ise
uluslararası sistem önünde “kara para aklama” ve “bankacılık sisteminde
sahtekarlık” gibi büyük suçlamalarla yüzleşme riski ile karşı karşıya… İran
başta da dediğimiz gibi yeni dönemi çok iyi okudu ve kendi göbeğini kendi
kesti.



KAYIP 20 MİLYAR DOLAR NEREDE?



Asreteadol ve Deutsche Welle’nin konuyla ilgili yaptıkları araştırmalarda
hiçbir biçimde açıklanamayan kayıp 20 milyar dolardan sözediliyor. İddiaya göre
bu paranın iki milyar doları bizzat İran tarafından Suriye’de savaşan Şii
milisler ve Hizbullah’a gönderildi. Bir milyar doları ise Türkiye tarafından
Suriye’de savaşan El Nursa, Ahrar’a verildi. Bir milyar dolara yakını da Dubai
üstünden IŞİD’e aktarıldı. Suriye’deki savaşın tüm taraflarının aynı kayıtdışı
ekonomi ile finanslandığına ilişkin iddialar oldukça ciddi.



ONUR AIR’I ALAN İŞADAMINA DA İDAM



Babek Zencani’nin Türkiye’de de şirketleri bulunuyordu. İran Petrol Bakanlığı,
Onur Air’in tamamının Zencani’nin yediemini Mehdi Şems’e, dolayısıyla İran
devletine ait olduğu iddiasıyla Türkiye’de dava açmıştı. Zencani ile birlikte
yargılanan ve idam cezası alan diğer iki sanıktan, adının başharfleri M.S.
olarak geçen kişi; Zencani adına Onur Air hisselerini satın alan Mehdi Şems’ten
başkası değildi.