Simge Olmuş Bir Savaş Şarkısı!..
Kışla kapısının önündeki fener
Eskiden de oradaydı, şimdi
de orada
Orada tekrar görüşsek ya
Dursak yine lambanın altında
Tıpkı eskisi gibi, Lili Marleen
Tıpkı eskisi gibi, Lili
Marleen
İkimizin gölgesi sanki birdi
Birbirimizi nasıl sevdiğimiz
kolayca görülebilirdi
Ve herkes yine görmeli
Bizi lambanın altında
Eskisi gibi, Lili Marleen
Eskisi gibi, Lili Marleen
Derken nöbetçi seslendi
Yat borusunu çalıyorlar, üç gün
cezası var! dedi
Hemen geliyorum, yoldaş dedim
Ve sana veda ettim
Ah, oysaki nasıl isterdim
gelmeyi
Seninle, Lili Marleen
Seninle, Lili Marleen
Yerinde adımların, zarif
yürüyüşün
Akşam boyu parlıyordur, ama
beni unutalı çok olsa gerek
Bana bir şey olursa eğer
Kim kalacak lambanın altında
Seninle, Lili Marleen?
Seninle, Lili Marleen?
Sessiz odalardan, yerin
yatağından
Aşk dolu dudakların, bir
rüya gibi, beni kaldırıyor
Sabahın sisi dağıldığında
Lambanın altında olacağım
Tıpkı eskisi gibi, Lili
Marleen
Tıpkı eskisi gibi, Lili
Marleen
Lili
Marleene diye dinlediğimiz ve sanırım hepimizin sevdiği bu şarkı,
anımsayacağımız gibi II. Dünya Savaşı ile simgeleşmiştir. Arada gene kulaklarımızı
okşamaya devam eden bu şarkının sözlerinin Türkçe çevirisini yazı girişinde
sunmuştum.
Şimdi
ise kısaca şarkının öyküsünü anlatmak istiyorum.
1893 doğumlu olan Alman şairi
Hans Leip, I. Dünya Savaşı sırasında askerdir. Savaş sırasında adı Marleene
olan bir hemşireye âşık olur. Ancak bu kadından önce de Lili adlı bir başka
sevgilisi de vardır. Savaş sırasında siperde olduğu günlerde, sevdiği her iki
kadını da düşünür ve hüzünlenir. Kendince onları tek bir isim altında da
birleştirmiş ve onları Lili Marleene
adı ile simgelemiştir.
Duygu dolu günlerin bir
arasında Nöbetteki
Genç Askerlerin Şarkısı
adını
verdiği bir şiir
yazar. Beğeni toplayan bu şiiri,
yıllar sonra tam da II. Dünya
Savaşı patlarken Nobert Schultze adlı
bir müzisyen besteler. Bestekâr,
şiirin adını değiştirmiş ve Lambanın
Altındaki Kız
olarak isimlendirmiştir.
Şarkı sevilir ve ilk kez Lale
Andersen isimli bir tiyatro oyuncusu tarafından seslendirilir. Fakat esas
patlamayı şarkıyı 1939 yılında okumaya başlayan ünlü oyuncu Marlene Dietrich
yaratmıştır. Şarkının çok tutulması üzerine adı kısaca Lili Marleene olarak
kabullenilir ve Almanyanın
propaganda şefi Geobbels bu şarkıyı
Nazi tanıtımı için
kullanmaya başlar.
Şarkı, sadece Alman askerleri
tarafından değil, hemen yakın siperde bekleyen İngiliz askerlerince de sevilir.
Hatta bir Alman askeri radyodan bu şarkıyı dinlerken, karşı siperde olan bir
İngiliz askerinin Hey, radyonun sesini biraz aç!
dediği bile tevatür
edilmiştir. Sonunda İngiliz
hükümeti
de askerlerinin bu duygularına katkı yaparak İngilizce
uyarlamasını kendi radyosundan yayınlamaya başlamıştır.
Şarkının II. Dünya Savaşı
sırasında Çankaya da, Muhafız Alayı bandosu tarafından da çalındığı biliniyor.
Şarkı şairine (Hans Leip),
bestekârına (Norbert Schultze) ve solistine (Marlene Dietrich) uğurlu gelmiş
olsa gerektir, zira üçü de doksan yaşlarına kadar yaşamışlardır.
Ülkemizde de merhum Ahmet Kaya,
bu şarkıya yeni bir uyarlama yapmış ve Lili Marlen Türküsü
adı ile bir benzerini yapmış
ve söylemiştir.
Kısaca şöyle
başlar bu uyarlama; Akşam
olur mektuplar hasretlik söyler / Zagrep radyosunda Lili
Marlen türküsü .
Bu güzel ve simge şarkıyı
bizlere anımsatmak üzere internet döngüsüne sunan değerli meslektaşım Dr. Vural
Yiğite teşekkür
ederken; ben, her şeye karşın İzmirin
dağlarında çiçekler açar dizelerini tercih edeceğimi
bu yazıyı
yazarken yürekten hissettim. Ya sizler?..
Erdal Akalın (01.10.2017)
Ben de sayın Akalına teşekkür ederek bu nostaljik yazısına Lili Marlen şarkısının Almanca ve İngilizcelerini ekleyerek yazıyı sizlerle
paylaşıyorum.