İstanbul
Sözleşmesi !..
Kadına Yönelik Şiddet ve Aile İçi Şiddetin
Önlenmesi ve Bunlarla Mücadeleye İlişkin Avrupa Konseyi Sözleşmesi, kadına
yönelik şiddet, özellikle de ev içi şiddet konusunda, uluslararası alanda
bölgesel olarak hazırlanmış ilk Avrupa Konseyi Sözleşmesidir. 12 ülke tarafından imzalanmıştır. İlk imza koyan devlet ise Türkiye
Cumhuriyeti’dir.
Kadına yönelik ev içi şiddetle ilgili yaptırım
gücü olan ilk uluslararası sözleşme olan bu belge, Mayıs 2011’de Türkiye
tarafından İstanbul’da imzalandığı için kısaca “İstanbul Sözleşmesi” olarak
anılıyor. İstanbul Sözleşmesi, imzalayıp onaylayan ülkelere, fiziksel, cinsel,
ekonomik ve duygusal şiddet türlerini önlemek için gerekli yasal önlemleri alma
yükümlülüğü getirdi. Sözleşme 25 Kasım 2011’de TBMM’de kabul edildi, ancak
sözleşmenin yürürlüğe girebilmesini sağlayacak ön koşullar halen geçerli
kılınamadı.
Kadına yönelik şiddetin kadınlarla erkekler
arasındaki tarihsel güç eşitsizliklerinden kaynaklandığını ve kadınlara yönelik
ayrımcı tutum ve davranışlardan beslendiği gerçeğini İstanbul Sözleşmesi’nin
her bir maddesinin temelinde görmek mümkündür. İstanbul Sözleşmesi sadece
kanunların nasıl olması ve uygulanması gerektiğine değil, kadına yönelik şiddet
alanında benimsenecek politikaları da kapsamına alıyor. Toplanacak verilerin
türüne ve çeşidine göre, şiddetin önlenmesi için gerçekleşmesinden önce ve
gerçekleştikten sonra sunulması gereken önleyici ve koruyucu hizmetlere, göçmen
ve mülteci kadınların dezavantaj yaratan koşullarını dengeleyecek önlemler
başta olmak üzere farklı ülkeler arasında yapılması gereken işbirliğine kadar
birçok konu düşünülmüş görülüyor.
Kadınlara Karşı Şiddet ve Ev İçi Şiddete Karşı
Uzman Eylem Grubu GREVIO’nun Türkiye’nin durumunu değerlendireceği şu günlerde,
devlet uygulamalarının İstanbul Sözleşmesine uygunluğunu tartışmak çok daha
fazla önem taşıyor. Çok çeşitli ve
kapsamlı düzenlemeleri incelemeği ve hatta irdelemeği içeriyor.
Bu ulu amaca karşın, elimize ulaşan rakamlar
bizleri yeterince mutlu etmemektedir.
Şöyle ki; imzaların atıldığı 2014 yılında ülkemizde 66 kadının cinayete
kurban gittiğini kayıtlar söylüyor.
2015 yılında ise kadına yönelik 298 şiddet olayının sonunda 75 kadın
yaşamını yitirmiştir. 2016 da ise, 249
şiddet vakası ortaya çıkmış ve 57 kadın hayatını bu olaylar sonrası
kaybetmiştir. Kaldı ki, son üç yılda
yaşamdan koparılan kadınların bir kısmı da sözüm ona koruma altına
alınanlardır.
İstanbul Sözleşmesi varsın yürüsün derken, son
zamanlarda kadınlarımızın kendi aralarında kısmen olsa da birlik olarak özel
bir özgürlük ortamı yaratmaya çabaladıklarını ve kadın erkek eşitsizliğine
karşı direndiklerini gururla izliyoruz.
Kadınlarımız, özellikle ülkemizin yönetim modeli olan ‘Cumhuriyetimizin’
bile tartışıldığı günler de kendilerine tanınmış insan haklarından taviz
vermemek için el ele çalışıyorlar. Bu
konuyu yönelik heyecanlarını yansıtan bir şiiri de, Sayın Gülseren Akdaş’ın
dizelerini İstanbul Sözleşmesi konusu vesilesi ile sizlerle paylaşıyorum.
“Ben
Cumhuriyet Kadınıyım!
Takamam
yüzüme peçeyi
Saramam bedenimi kara çarşafa
Ve ihanet edemem yüce ataya
Ben cumhuriyet kadınıyım!
Laik yaşamak varken
Şeriat
diye bağıramam
Ekmek özgürlük eşitlik savaşında
Erkeğimle omuz omuza vuruşmak varken
Boynuma zincir ayağıma pranga vurdurup
Sinemem bir köşeye
Ben cumhuriyet kadınıyım!
İnkâr edemem nene hatunu kara fatma’yı
Bebeği
yerine mermiyi saran o yüce anayı
Unutamam
çanakkale’yi, dumlupınarı, kurtuluşu
Her karışı şehit kanlarıyla sulanan vatanı
Satamam
ne pahasına olursa olsun
Ben
cumhuriyet kadınıyım!
Değer görürken öpülürken elim
Satılamam pazarlarda köle misali
Dünya kadınlarıyla aynı safta olmak varken
İkinci sınıf sıfatını yakıştırmam kendime
Kadın erkek eşitliğini vermişken elime atam
Yine on adım geriden yürüyemem
Ben cumhuriyet kadınıyım!
Yürümek varken ilkeler elimde
Uğraşamam sultanla sarayla hanla
Değişemem özgürlüğümü parayla malla
Ak güvercinleri uçurmak varken göklerde
Dalgalandırmak varken o ay yıldızı gönderde
Bakamam kapkaranlık semaya
Ben cumhuriyet kadınıyım!
Seçme seçilme hakkım varken elimde
Razı gelemem haksızlıklara
Savunmadan suçsuzluğumu
Boynumu vurduramam canice
Ben anayım ben kadınım
Hayat savaşında varım yiğitçe mertçe
Susamam son sözümü söylemedikçe
Ben cumhuriyet kadınıyım!
Atamın verdiği bunca nimeti
Tepemem elimin tersiyle
Göğsümü açsalar bağrımı dağlasalar
Sürükleseler taşlasalar halide edip gibi
Ölüm bile hoş gelir binlerce şehit gibi
Ben cumhuriyet kadınıyım!”
***
Kıssadan hisse:
“Irk ayrımı birbirimizden koparana / Dinler bizi ayrıştırana / Politika
bizleri bölene / Para bizleri sınıflandırana kadar / Hepimiz insandık!” (Anonim).
Erdal Akalın (31.10.2017)