Yayınlandı: 05.11.2017 00:00
Güncellendi: 24.10.2021 21:36

TÜRKİYE & DÜNYA

TÜRKİYE VE DÜNYA DOSYASI /// İLKER BELEK : Türkiye nereye gidiyor : Savaş ve bölünme kapanı

Türkiye nereye gidiyor : Savaş ve bölünme kapanı

1-“Dünya nereye gidiyor?” yazımızı
özetleyerek başlayalım: Dünya kapitalizmi bunalımda. Bu nedenle hızla
kumarhaneleşti, finansallaştı. Bu tercih sorunu daha da
ağırlaştırdı. İktisadi kriz emperyalist sistemde hegemonya krizine yol
açtı. Yani çifte kriz sarmalındayız. ABD hegemonik gücünü yitiriyor. Henüz
karşısına tam donanımlı emperyalist bir güç çıkabilmiş değil. Çifte kriz
savaşları tetikliyor. Savaşlar şimdilik vekiller üzerinden yürütülüyor. Ancak,
feodal kimlikli çatışmaların Avrupa’nın içine taşınmış olmasının da ima ettiği
üzere (Katalonya, İtalya, Bavyera, İskoçya ve Belçika örnekleri) doğrudan
kapışma ihtimali artıyor.

2-Türkiye’nin nereye gittiğini bu
çerçeve içinde anlayabiliriz. 

3-AKP ABD tarafından iktidara oturtuldu,
emperyalizmin hegemonya krizi 15 yıllık iktidar dönemine denk geldi. AKP
içeride hilafet rejimi kurmaya çalışıyor, bunu da dışarıya Sünni etki
alanları üzerinden taşımak niyetinde. Bu ikisi birbirine bağlı. Dışarıya
taşabilmesi için içeriyi sağlama almak zorunda. Kürt açılımının esas gayesi
buydu. Kürtlerin İslami bir çözüme ikna edilmesi içeriye “istikrar”
kazandıracağı gibi, din “kardeşliği” bölgedeki tüm halkların AKP etkisine
ikna edilmesi bakımından kullanılacaktı.

4-Hep söylediğimiz gibi, olması ihtimal
dahilinde değildi, olmadı. 

5-AKP Kürt sorununu çözemediği gibi
İslamcı politikaları kendi tabanı dışındaki tüm gruplarda büyük tepkilere yol
açtı. Cumhuriyetçiler, Aleviler, Kürtler, sosyalistler tam karşısında
konumlandılar. AKP’nin bunları ikna etme şansı yoktur. Çünkü İslam’ın bunlara
verebileceği hiçbir şey yoktur.

6-Şimdilerde AKP’nin karşısına sınıfsal
kimliğiyle proletarya da çıkmaya hazırlanıyor. AB üyeliği niyetine çökertilen
tarım ve sanayi Türkiye’yi yabancı sermaye girişlerine mahkum hale
getirdi. Emperyalist sistem çifte kriz halindeyse, AKP ekonomisi de üçlü kriz
yaşıyor: Hazinenin borç yükü, bütçe ve cari açıklar. Beton ekonomisi
bunlara çözüm sağlamaz. Ekonomik büyümeye rağmen işsizliğin artışı sınıfın
sahneye çıkışına olanak yaratıyor. 

7-Bütün bu nedenlerle AKP’nin içerideki
tek politika aracı artık pür İslam ve şiddettir. Ve bu mecburiyet yalnızca
yönetememe haline işaret eder.

8-AKP’nin içeriye yönelik stratejilerinin
tükenmesi dış politikadaki başarısızlığının da önemli nedeni. Emperyalist
sistemdeki hegemonya krizini çabuk kavradılar, ona göre konumlanmaya
çalıştılar. “Madem ki bölgede herkes bildiğini okuyor, uluslar arası
kurumlar ve düzenlemeler hükmünü yitiriyor, o halde biz de kafamıza göre
takılırız” dediler ve iç gereklilikleri unutarak bu fırsat üzerinden dışarıda
büyüme hedefi belirlediler. Bunu açıkça söylüyorlar da. Diyorlar
ki “Türkiye bölünmemek için büyümek” zorundadır. Bu emperyalistleşme
hedefidir. Erdoğan’ın “dünya beşten büyüktür” lafı da zaten bundan başka bir
anlama gelmiyor.

9-AKP emperyalistleşmek isteyen sömürgeci
zihniyetli bir partidir.

10-Bu niyet her
şeyden önce insanlık dışıdır. Ne denli insanlık dışı olduğu da son
olarak eski Katar başbakanının yaptığı açıklamalarla ortaya çıktı: Katar ve
Suud silahları Türkiye üzerinden, yani AKP’nin izniyle cihatçılara
gönderilmiş. 

11-Peki emperyalistleşme niyetinin
gerçekçiliği var mıdır? Yani AKP bu kaosu gerçekten de Irak’ta, Suriye’de etki
bölgeleri yaratmak için değerlendirebilecek ekonomik, askeri, siyasi, akli
olanaklara sahip midir? Bu sorunun yanıtı aslında çok kısa süre içinde bütün
büyük güçlerle kavga etmiş ama aynı zamanda da bütün büyük güçlere mecbur
halinden, Suriye’yi ele geçirmek niyetinin Suriye’de bir Kürt devletinin
doğmasıyla sonuçlanmış olmasından ve nihayet Rusya’nın Soçi’ye YPG’yi davet
etmiş bulunmasından ortaya çıkmış durumda: AKP bu işi de beceremez. 

12-AKP’nin iç ve dış politik
stratejilerindeki çaresizlik hali sonuç olarak tek bir şeyi
gösteriyor: Savaşa mecburlar. AKP’nin bu kilitlenmişliği hegemonya
krizinin yarattığı kaotik ortamda daha büyük anlam ve önem kazanıyor. Zira AKP
bu haliyle her tür vekil savaşının taşeronu olmaya, her tür dış savaşı içeriye
taşımaya namzettir.

13-İdlib konusu giderek önem kazanıyor.
Rusya AKP’yi oraya cihatçıları kontrol etmek üzere sokmuş iken, O yine haddini
aşarak kuvvetlerini Afrin’i güneyden çevirmek için kullanıyor. Rusya bu
rahatsızlığını dillendirmeye başladı. Suriye ise en başından beri “derhal
çıkın” demekte iken, şimdi en yakın zamanda İdlib operasyonunu başlatacağını
duyuruyor. AKP’nin ilk doğrudan sıcak teması bu bölgede gerçekleşebilir. Sıcak
savaş Türkiye’nin bölünmesi için emperyalistler açısından aranan fırsat işlevi
görür.

14-AKP elinde Türkiye savaşlardan savaşa
sürüklenecek ve bölünecek. 






























15-Türkiye’de barış ve
birlik için tek çıkar yol işçi sınıfının mücadelesidir. Yaklaşan
kasırgaları hissederek içe kapanmak, kötümserlik üretmek yerine, o ortamın
sunacağı devrimci olanaklara odaklanmak ve bu öngörüyle gücü tahkim ve organize
etmek gerekir. İşçi sınıfını örgütlemeye girişirsek Kürt ve Türk
emekçilerinin birbirlerine karşı olan mesafesini burjuvaziye karşı dinamik bir
güç haline getirebiliriz. Her alt üst oluş kaos ortamında gerçekleşir. Ama tek
bir koşulla: Eğer gelişmeleri devrim perspektifiyle okuyan ve örgütlenmiş
bir Parti varsa. Diğer bakış açılarının tamamı, saray rejimini yıkmak
retoriği de dahil, ancak düzeni restore etmeye yarar.