Yayınlandı: 04.08.2018 00:00
Güncellendi: 16.08.2022 00:39

TELE KULAK & TEKNİK TAKİP

TEKNİK TAKİP DOSYASI : Edward Snowden unutuldu

Edward
Snowden unutuldu

ABD gizli servislerinin dost ve düşmanlarını nasıl
gizlice gözetlediğini ifşa eden Edward Snowden, beş yıldır Moskova’dan
ayrılamıyor.


DW’den Miodrag Soric, o günden bugüne dünyada fazla bir şeyin değişmediği
kanaatinde.Edward Snowden, günlerce hatta haftalarca dünya basınının
manşetlerinden inmemişti. Amerikan dış istihbarat servisinin bu eski çalışanı,
gizli servislerin nasıl milyonlarca insanı gözetlediğini, bazen de yasalara
aykırı şekilde veri topladığını ortaya çıkarmıştı. Üstelik bu, dost-düşman
ayrımı yapılmaksızın, Almanya Başbakanı Merkel’den terör zanlılarına kadar
herkese uygulanmıştı. CIA ve NSA için herkes şüpheliydi. Hatta kendi
vatandaşları bile. Oysa eski Ulusal İstihbarat Direktörü James Clapper, 2013
yılının Mart ayında yaptığı açıklamada, Amerikalıların verilerinin
toplanmadığını söyleyerek, yeminli olduğu halde yalan ifade verdi. Hukuk
devleti, gizli servisler için geçerli değildi.

Snowden, istihbarat servislerinin veri toplama çılgınlığının yanı
sıra Facebook ve diğer teknoloji şirketlerinin müşteri verilerini hangi
amaçlarla kullandığını da ifşa etti. İnsanlığın gözünü açarak pek çok akıllı
telefon ve bilgisayar kullanıcısı için artık mahremiyet diye bir mevhumun
kalmadığını gösterdi. “Büyük Birader” tarafından gözetlendiğimiz artık acı bir
gerçek. Gerekçe ise tüm bunların vatandaşın menfaatine yapıldığı yönündeydi.
Snowden, bunun böyle olmadığını ispat etti.

Unutulan siyasi sürgün

Snowden, ifşalarını yaparken, insanların hayatını ve devam eden
istihbarat operasyonlarını tehlikeye atmamaya özen gösterdi. Bu nedenle de
bildiği her şeyi basınla paylaşmadı. Ancak bu onu, ABD’li politikacıların sonu
gelmeyen suçlamalarına hedef olmaktan korumaya yetmedi. Snowden’ı vatan haini
olmakla itham ettiler. Hatta ABD Başkanı Trump’ın şimdi güvenlik danışmanı John
Bolton onu “Büyük bir meşe ağacında sallandırmak gerektiğini” savundu. Amerikan
istihbarat teşkilatına bugüne somut olarak ne gibi bir zarar verdiğine dair
herhangi bir cevap verilemedi. Ancak yine de ABD’ye dönmesi durumunda onu idam cezası
tehlikesi bekliyor.

Şu anda da zaten pek dönecek gibi görünmüyor. Snowden konusu şu
sıralar sakin. Amerikan güvenlik makamlarından kaçışı tam da Rusya’da son
buldu. Devlet kademelerinin “Siloviki” denilen eski emniyet ve istihbarat
mensupları tarafından kontrol edildiği, düşünce ve basın özgürlüğünün
kısıtlandığı bir ülke olan Rusya’da “veri güvenliği” ise uzunca bir süre daha
herhangi bir değere sahip olmayacak gibi görünüyor. Snowden bunlara da
gözlerini kapatmıyor ve Kremlin’i zaman zaman açık bir şekilde eleştiriyor. O
ne bir vatan haini, ne de taraf değiştiren biri. O, sahile vurmuş ve unutulmuş
bir siyasi takibat maruzu. Zira aralarında Almanya’nın da bulunduğu Batı
ülkeleri ona siyasi sığınma hakkı tanımadı. Çünkü Avrupalılar ABD ile ters düşmek
istemiyor. Buna “reel politika” adı veriliyor. Avrupalılar için ABD ile iyi
geçinmek, dünya çapında demokrasi ve hukuk devletine büyük katkı sağlamış olan
küçük ve cılız bir adama iltica hakkı vermekten daha önemli.

Etkileri hâla sürüyor

Snowden’in gözlerden ırak bir şekilde Moskova’da yaşamını
sürdürmesi, tarihin bir cilvesi olsa gerek. Ancak meselenin bir başka boyutu
daha var: Malum, Donald Trump seçimleri kıl payı kazanmıştı. “Cambridge
Analytica” adlı şirkete, seçimleri Cumhuriyetçiler lehine etkilemesi
hususunda Facebook verilerinin yardımcı olduğunu da biliyoruz. Ancak bu
verilerin sorumluluğunu kimse Trump’a yükleyemez. Selefi Obama’ya ise şu
suçlama yöneltilebilir: Snowden’ın ifşalarının ardından, vatandaşlarının
verilerinin güvenliğini sağlamak için daha iyi tedbirler almalıydı. O zaman
Cambridge Analytica’nın işi bu kadar kolay olmazdı. Bu takdirde ABD Başkanlık
koltuğunda belki başka biri oturuyor olabilirdi. CIA’nin başında da Tayland’da
Amerikalı ajanların yaptığı işkencelere gözetmenlik yapan bir kadın
olmayabilirdi.


















Miodrag Soric