Yayınlandı: 08.08.2018 00:00
Güncellendi: 16.08.2022 00:37

MİSYONERLİK FAALİYETLERİ

MİSYONERLİK FAALİYETLERİ DOSYASI /// CEYHUN BOZKURT : Misyonerler, Barış Gönüllüleri, NGO’lar…

CEYHUN
BOZKURT :
Misyonerler, Barış
Gönüllüleri, NGO’lar…

Anadolu’daki
Brunson’lar

Rahip Andrew Brunson üzerinden Türkiye ile ABD arasında yaşanan
gerilim, Washington’dan yapılan en üst düzey açıklamalarla zirve noktasına
vardı. Amerikan tarafı ısrarla Brunson’ın din adamı olduğunu söylüyor,
yargılandığı davanın iddianamesindeki iddiaları reddediyor. Zaten bunu kabul
etmeleri mümkün değil, çünkü iddialar çok ciddi.

İddianamede, Brunson’un ‘Türkiye’nin birkaç
parçaya bölünmesini, bir kısmının PKK idaresine, bir kısmının ise FETÖ idaresine
verilmesini, uzun vadede belli etnik kökene sahip olanların
Hristiyanlaştırılmasını araç kılmak suretiyle bölmeyi ve ayrıştırmayı amaçlayan
bir yapılanma’ içinde faaliyet gösterdiği iddiasında bulunularak, şunlar
aktarıldı: “
Brunson,
Evangelist kilise pastörü maskesi altında daha çok istihbarat ve psikolojik
savaş doktrini ile gayri nizami harp elemanı gibi hareket etmiştir. Brunson’un
İzmir Protestan Diriliş Kilisesi pastörü olarak, çoğu özel eğitim almış asker
ve istihbarat geçmişi olan kişilerden oluşan, özel teknikler ile faaliyet
gösteren bir oluşum içerisinde PKK ve FETÖ ile koordineli bir şekilde ve bu
örgütlerin amaçları doğrultusunda insani yardım, eğitim ve kurs gibi maskeler
altında etnik köken, dini inanış ve mezhep farklılıklarını suistimal ederek
ülkemizin bölünmesi, parçalanması, iç karışıklık çıkartılmak suretiyle halkın
birbirine karşı kışkırtılması yönünde faaliyette bulunduğu anlaşılmıştır.”

MİSYONERLER, BARIŞ GÖNÜLLÜLERİ,
NGO’LAR

Aslında coğrafyamızın tarihini
hatırladığımızda bu iddialar bize hiç de yabancı gelmiyor. 1800’lü yıllar
itibariyle Anadolu coğrafyasına giren misyonerlerin yaptıkları hafızalarımızda
tazeliğini koruyor. Osmanlı İmparatorluğu’nun son yüz yılında Türk-Ermeni
çatışmasının başlaması, Bulgar isyanları, etnik Kürt milliyetçisi akımların
desteklenmesi vs. gibi konularda hep misyonerlerin gayri nizami harp
metotlarıyla çalışmaları etkili oldu. Merkez kuruluşları olan American BOARD’a
bağlı çalışan misyonerler, kurdukları okul, hastane gibi kuruluşlarla Ermenileri,
Bulgarları kışkırttılar, Kürtleri de Hıristiyanlıştararak isyana zorladılar.

Cumhuriyet döneminde,
Türk-Amerikan ilişkilerinin “müttefiklik” boyutuna vardığı NATO
üyeliği sonrasında da Barış Gönüllüleri yurda giriş yapmaya başladı. Barış
Gönüllüleri Anadolu’yu karış karış gezerek kültürel emperyalizmin 20’nci
yüzyıldaki misyonerleri oldular.

1990’lı yıllarda ise bu güç
karşımıza misyonerlerin yanı sıra sivil toplum kuruluşları (NGO-Hükümet Dışı
Kuruluşlar) olarak çıktı. NGO’lar o kadar etkiliydi ki, 1982 yılında kurulan
NED’in kuruluşunda ciddi etkisi olan Senatör Allen Weinstein 1991’de yaptığı
bir konuşmada “Bugün NED olarak yaptığımız 25 yıl önce CIA tarafından gizlice
yapılıyordu” açıklamasını yapmıştı. Misyonerler de özellikle Kürtçe İnciller, korsan
kiliseler üzerinden Kürt kökenli vatandaşlarımızı abluka altına almıştı.

Gazeteciliğe yeni başladığım
yıllarda da kendimi öğrenci olarak kamufle ederek gittiğim Ankara’daki bir
misyoner kilisesindeki toplantıda konuşan Stewe Eisenger isimli papaz, dini
konuşmadan daha çok siyasi bir konuşma yapıyordu. Eisenger, yaptığı konuşmada
“Devlet ile (kendilerinin aktardığı bilgileri kastederek) imanınız
arasında kalırsanız imanınızı seçin” diyebilme cüretini göstermişti.

TÜRKİYE’Yİ 11 BÖLGEYE BÖLMÜŞLERDİ

2000’li yıllarda da çalışmalarını
yoğun bir şekilde sürdürdüler. Örneğin 2006 yılında misyonerlerin Türkiye’yi 11
parçaya bölerek çalışmalarını yürüttüler. Misyonerlerin hedef olarak
belirlediği 11 bölge şöyleydi:

1- Konstantinapol Dini Metropolitliği (Fener Rum
Ortodoks Ekümenikliği Ana Merkez İstanbil Fener Balat Özerk Bölge)

2- Kapadokya Özerk Hıristiyanlık Kutsal Bölgesi
(Nevşehir Göreme Bölgesi)

3- Kilikya-Que Ermeni Özerk Bölgesi (Ermeni Metropollüğü
Adana, Antakya)

4- Mardin Süryani Metropol Bölgesi (Deyr ül Zaferan
Manastırı Bölgesi)

5- Bergama-İda (Kazdağı) Bölgesi (Almanya Protestan
Mezhebi Bölgesi)

6- Mysia Özerk Bölgesi (Kütahya Bölgesi)

7- Pontus Ortodoks Bölgesi (Ortodoks Rum ağırlıklı
Trabzon, Hopa, Sümelya Manastırı Merkezli)

8- Batı ve Güneydoğu Kıyıları Özerk Bölgesi (Eski
Anadolu Uygarlıkları ağırlıklı olarak)

9- Yukarı Fırat Özerk Uluslararası Su Kaynakları Bölgesi
(Tüm Hıristiyan Dünyası için)

10- Lazistan Özerk Bölgesi (Hıristiyan Lazlar için Rize
ve Artvin Bölgesi)

11- Kuzey Kürdistan Hıristiyan Bölgesi (Hıristiyan
Kürtler için Diyarbakır, Siirt Bölgesi)

Ayrıca kamuoyuna, Güneydoğu
Anadolu Bölgesi ve Irak’ın kuzeyinde terör ve savaşlardan dolayı bunalmış ve
çıkış yolu arayan insanları etkilemek için ABD ve Avrupa devletlerinin
elçilikleriyle koordineli çalışan misyonerlerin haberleri de çokça yansıdı.

ZİRVE KATLİAMI’NDAKİ ESRARENGİZ
AMERİKALI

Bir çarpıcı örnek de 18 Nisan
2007 tarihinde gerçekleşen Zirve Yayınevi katliamıyla ilgili verelim. Katliamı
gerçekleştiren ve FETÖ’nün evlerine gidip geldikleri yıllarca gizlenen
sanıkların yanı sıra Yayınevine ABD’lilerin yoğun ilgisi olduğunu tespit
etmiştim. Dönemin Adana Konsolosu, ABD Ankara Büyükelçilik yetkilileri vs.
sürekli yayıneviyle ve buradaki yabancı-Türk misyonerle sürekli iletişim
halindeydi. Bu ilginin neden olduğunu, sonra ulaştığı bir belgeyle anladım.
Yayınevinin bağlı olduğu Zirve Yayıncılık ve Dağıtım Ticaret Limited
Şirketi’nin müdürlerinden biri ABD’li James David Hertzler’di. 1 Aralık 1968
tarihinde Missouri doğumlu olan bu şahıs, 200208899 numaralı pasaportla
Türkiye’ye giriş yapmıştı. 5 Nisan 1999 tarihli pasaportun geçerlilik süresi 4
Nisan 2009. Hertzler ile ilgili internette hiçbir bilginin olmaması çok dikkat
çekiciydi. O dönem FETÖ’nün taarruzuna maruz kalmasına rağmen bu konuda
araştırma yapan bir güvenlik kaynağım, bu şahsın büyük ihtimalle CIA bağlantısı
olduğunu söylemişti. Hertzler’in Zirve Yayıncılık ve Dağıtım Ticaret Limited
Şirketi’nin yönetimini ortağıyla devraldığı kişi Stephen John Van Sloten’di.
Devir ile ilgili şirketin “Ortaklar Kurulu Kararı” şöyleydi:

Karar No : 8

Karar Tarihi : 22/12/2003

Toplantı Yeri : Şirket Merkezi

Gündemi : İmza Yetkisi Hakkında

Bugün şirket merkezinde toplanan
şirketimiz ortakları aşağıdaki yazılı hususları görüşüp karar bağlamışlardır.

Şirket Müdürlüğü’ne 3 (üç)
yıllığına James David HERTZLER ve C.E.T.’ın getirilmesine,

Şirketimizin temsil, ilzam ve
idaresinde Şirket Müdürlerinden James David HERTZLER ve C.E.T.’ın şirketimizi,
şirket unvanı veya bunu belirten kaşe altına münferiden vaaz edecekleri
imzaları ile her hususta ve en geniş şekilde temsil, ilzam ve idare etmelerine,

Keyfiyetin tescil ve ilan
edilmesine oybirliği ile karar verildi.

ORTAK JAMES DAVID HERTZLER ORTAK
C.E.T.

Ancak göze çarpan noktalardan biri,
bu şirketin kuruluşuyla ilgili tarihlerdeki çelişkiler. Belgede 22 Aralık 2003
tarihi geçerken, şirketin kuruluşunun ilan edildiği 5706 sayılı Türkiye Ticaret
Sicil Gazetesi’nin tarihi 27 Aralık 2002. Gerçek olan ise, şirketin yönetimi 3
yıllığına Hertzler ve ortağına kalmıştı.

Özetle yaklaşık 200 yıldır bir
rahipten daha fazlası olan çok sayıda Brunson ile karşılaştık ve karşılaşmaya
devam edeceğiz. Önemli olan bunlara karşı hukuk çerçevesinde siyasi mücadeleyi
doğru yürütmek olmalıdır.








































































(Ceyhun Bozkurt – ceyhunbozkurt.blogspot.com)