Yayınlandı: 09.08.2018 00:00
Güncellendi: 03.07.2022 18:27

ANALİZ & ARAŞTIRMA DOSYALARI

ANALİZ /// E. TUĞA. TÜRKER ERTÜRK : ASKERLİĞİN BAŞLADIĞI YERDE MANTIK BİTER !…

Link : http://www.turkererturk.com.tr/askerligin-basladigi-yerde/ 

Geçtiğimiz yıllarda Kanada’nın kısmen doğusunu görmüştük, bu sefer de
batısını görmek kısmet oldu. Geçen yazımıza, Kanada’dan örnekler
vererek başlamıştık. Bu yazımızda da yine Kanada ile devam ediyor
ve izlenimlerimizi sizlerle paylaşıyorum.

Dünyanın yüzölçümü olarak Rusya’dan
sonra ikinci büyük ülkesi olan Kanada, anayasal monarşi ile yönetilen parlamenter bir
demokrasiye sahip. Burada devlet başkanı; “Kanada Kraliçesi”
sıfatı ile Birleşik
Krallık Kraliçesi II. Elizabeth
. Ayrıca Kraliçe’nin
Kanada’daki
temsilcisi konumunda bir de Genel Vali var. Ama Kraliçe’nin de Genel Vali’nin
de yetkileri çok sembolik. Kanada’da idarenin başında, kuvvetler ayrılığı
prensipleri içerisinde, parlamentoya ve yargıya her zaman hesap veren ve
denetlenen bir Başbakan var. Zaten Genel Valilik makamı da
Kraliçe
tarafından Kanada Başbakanı’nın önerisiyle, emekli olmuş, eski ve
saygın bir politikacının atanmasıyla oluşuyor.

Vancouver
Kozmopolit Bir Kent

Dünyanın 10’uncu büyük ekonomisine
sahip ve kişi başına milli geliri 45 Bin ABD doları olan Kanada, 10 eyalet ve 3 bölgeden müteşekkil federal bir
yapıyla yönetiliyor. Kanada’nın bu şekilde yönetilmesinin tarihsel bir arka
planı var.

Kanada’nın en batısında bulunan, Pasifik Okyanusu’na
açılan ve halen bizim de turist olarak bulunduğumuz eyaletin adı British Columbia.
Vancouver
ise bu eyaletin en büyük şehri ve bir sahil kenti. Sokaklarında en çok
göreceğiniz insanlar; Çinliler ve Asyalılar. Gerçekten çok kozmopolit bir kent. Neredeyse
çoğunluğu göçmen. Gerçi tüm Kanada’da durum üç aşağı beş yukarı böyle.

Kendimize
Sormamız Lazım!

Vancouver’da her ırktan, dinden ve inanıştan
insanı görebilirsiniz. Tüm kültürler bir arada, barış içinde ve birlikte aynı
ülkenin vatandaşı olarak yaşıyorlar. Şehirde suç oranı çok düşük. Dünyanın en
yaşanabilir şehirleri arasında Vancouver ve Kanada’nın bir çok şehri var!

Kendi kendimize sormamız gereken soru
şu: Nasıl oluyor da aynı kültürden, aynı inanıştan gelen insanlar yaşadıkları
şehirleri cehenneme çeviriyorlar, birbirleri için yaşanılmaz kılıyorlar, itişip
kakışıyorlar da kültürel, ırksal ve inançsal çeşitliliği fazla olan buralarda
barış içinde, güzel güzel yaşıyorlar ve zamanlarını refahlarını arttırmak için
kullanıyorlar?

Çağdaş
Toplum, Kural Demektir

Bunun birincil yanıtı; buralarda
kurallar egemen. Zaten çağdaş toplum demek; kuralları olan toplum demektir.
Kuralsızlık; keşmekeş ve anarşi demektir. Ama sadece kurallar koymak da yetmez!
Küçük yaştan itibaren, toplumsal kurallara uyum konusunda, her alanda eğitim de
şart.

Örneğin Türkiye’de çok söylenen
bir söz var; “Askerliğin
başladığı yerde mantık biter”
şeklinde. Kanada’da
ve çağdaş ülkelerin hiçbirisinde böyle bir söz yok. Çünkü Kanada’da
büyüyen birisi; küçük yaştan itibaren ailede, okulda, sporda, havuzda ve
sokakta bir kurallar manzumesi içinde yaşar. Asker olup kışlaya girse de biraz
farklı kuralları olsa da kurallar içinde yaşamaya alışıktır. Yerine göre 30
km’den fazla hız yapmanın, sokağa çöp dökmenin, yaya bile olsa kırmızı ışıkta
karşıya geçmenin, bisiklete binerken kask takmamanın kural ihlali olduğunu bilir
ve ceza alır. Ülkemizde ise bir genç erkek genel olarak kurallar manzumesi
duvarına ilk defa kışlada çarpar! Bu travma, o sözün söylenmesine neden olur.

Günah
İşleyebilirsin Ama Kuralları Çiğneyemezsin

Kanada da dahil çağdaş ülkelerde din, dünyevi
yaşamın referansı değildir. Buralarda inancına göre günah işleme özgürlüğün
vardır ama yasaları da toplumsal kuralları da ihlal etme özgürlüğün yoktur.
Burada “Neye
inanırsan inan, neye taparsan tap, özgürsün ama başkasının özgürlüğünü ve
toplumsal kuralları ihlal edemezsin”
prensibi esastır.

Tüm çağdaş ülkelerde olduğu gibi Kanada’da
da liyakat çok önemli. Yeteneklerin ve niteliğin yoksa; siyasi görüşlerin,
dinin, mezhebin veya birisinin akrabası olman nedenleri ile bir yerlere
gelemezsin. Örneğin; Hristiyan olduğunu bildiğin birisine iş başvurusu
yaparken şirin gözükmek için “Ben Hristiyan’ım” diye başlarsan “Bana ne!” derler,
sen de bunun üzerine “Sen Hristiyan değil misin?” diye sorarsan “Sana ne!”
derler, bundan emin olabilirsin.

Kurnazlığın
Beş Paralık Değeri Yoktur

Kanada’nın da içinde olduğu çağdaş dünyada
kurnazlığın beş paralık değeri yoktur. Peki ama ne demektir kurnazlık? İnsanlar
da dahil her canlı farklı seviyelerde de olsa kurnazdır. Beslenmek, barınmak,
tehlikelerden korunmak, üremek veya sekse ulaşmak gibi temel ihtiyaçlarını ve
isteklerini karşılayabilmek için kullanılan içgüdülerin tetiklediği akıl
durumudur kurnazlık.

Bu akıl durumu tüm canlıların
fıtratında vardır. Diğer insanlara saygısızca davranan, toplumsal kurallara
uymak istemeyen, sıraya geçmeyen, metro vagonu boşalmadan içeri girmek isteyen,
paylaşmak istemeyen, ilkeleri olmayan, hemen şiddete başvurmak isteyen ve
cinsel olarak kolayca tahrik olan insan davranışları bu akıl durumunun bazı
göstergeleridir.

Beşeri
Akıl Durumu

Çağdaş dünya için aranan ve takdir
edilen akıl durumu ise beşeri akıldır. Bu; sorgulayan, ilkeleri ve değerleri
olan, toplumsal kuralara uyan, doğaya ve diğer insanlara saygılı olan, bilimsel
verilerle tüme yaklaşımcı kararlar veren akıl durumudur.

Gazi
Mustafa Kemal Atatürk

önderliğinde yapılan aydınlanma devrimleri ile hedeflenen çağdaşlık seviyesi ve
toplumsal beşeri akıl durumu budur. Bu açıdan baktığımızda; kat ettiğimiz
mesafe kadar çağdaş olmayan dünyadan ileride, kat edemediğimiz mesafe kadar
çağdaş dünyadan gerideyiz.

Bugün insanlığın ulaştığı hala gelişimi
devam eden ve edecek olan medeniyet seviyesine ve beşeri akıl durumuna rağmen;
toplumlar arasında savaşlar ve sömürü bitmemiştir ve yakın gelecekte de bitecek
gibi gözükmüyor. Peki niçin böyle? Bu konuyu ayrı bir yazımızda masaya
yatıracağız.












































Türker
Ertürk