Yayınlandı: 28.08.2018 00:00
Güncellendi: 16.08.2022 00:18

KITALAR & BÖLGELER : AVRUPA & İSKANDİNAVYA & AVRUPA BİRLİĞİ (AB)

AVRUPA DOSYASI /// Güney Ferhat BATI /// Uluslararası Sistem ile Doğu Avrupa’nın Sorunu : Moldova ve Transdinyester

Güney Ferhat BATI /// Uluslararası Sistem ile Doğu Avrupa’nın
Sorunu : Moldova ve Transdinyester
 

Soğuk Savaşın sona ermesiyle uluslararası sistemde çift
kutuplu (Batı Bloğu ve Doğu Bloğu) statik yapıda son buldu. Özellikle, 1990
sonrası küresel sistem çok kutuplu yeni bir dinamik yapıya doğru evirilmeye
başladı. Soğuk Savaş sonrası uluslararası sistemde ortaya çıkan değişim ve
dönüşüm Avro-Avrasya’yı derinden etkiledi. 20. yüzyılda Sovyet Sosyalist
Cumhuriyetler Birliğinin (SSCB) dağılmasıyla birlikte devletler silsilesi
diyebileceğimiz birçok ulus-devlet ortaya çıkarak bağımsızlığını ilan etti.
Karadeniz Havzasında yer alan, aynı şekilde Doğu Avrupa ve Balkan coğrafyasında
bulunan Moldova 1991’de bağımsızlığını kazanan ülkelerden biridir. SSCB’nin
çöküşü ile çift kutuplu dünya düzeninin ortadan kalkmasının ardından,
Avrasya’da yeni sınırlar oluştu. Karadeniz Jeopolitiğindeki yeni ülkelerin
konumları yalnız bölgeyi değil, uluslararası sistemde de bölgeyi hassas
kılmaktaydı.

 

Bunlardan biri de kozmopolit yapısıyla Moldova’dır. Moldova’da çoğunluk olarak
Moldovanlar olmakla birlikte, ayrıca Ukraynalı, Rus, Bulgar ve Gagavuz
(Gökoğuz) Türkleri bulunmaktadır. Moldova, 19. yüzyıl başlarına kadar Boğdan
Eyaleti statüsünde Osmanlı İmparatorluğu’nun, daha sonra ise Rusların ve
Romenlerin egemen olduğu Besarabya bölgesi ile 18. yüzyılın sonlarından
itibaren Rus hâkimiyetine giren Transdinyester bölgesinden oluşmaktadır.
Romanya’nın nüfuzunda bulunan Besarabya, Karadeniz havzasındaki Prut ve Dinyester
nehirleri arasında bulunan bir bölgedir. Rus etkisinin daha belirgin olduğu
Transdinyester bölgesi ise Dinyester nehrinin kuzey tarafında Moldova-Ukrayna
sınırı boyunca uzanmaktadır.

 

İkinci Dünya Savaşıyla birlikte Moldova tümüyle Sovyetlerin denetimine girerek,
1991 yılına kadar da Moldova Sovyet Cumhuriyeti olarak Rusların egemenliğinde
kalmıştır. Bunun neticesinde Sovyet politikası Slav göçünü bilinçli şekilde
teşvik etmiş ve Kiril alfabesini kullandırtarak Moldova’yı Ruslaştırmak
istemiştir. Bunun altında yatan neden ise, Romanya’nın bu ülke (Moldova)
üzerindeki etkisini sona erdirtme hedefidir. Moldova’daki milliyetçiler,
1990’lı yıllara yaklaşırken ülkedeki resmi dilin Rusçadan Moldovca’ya
değiştirilmesini ve Kiril alfabesinin kaldırılarak tekrardan Latin alfabesine
dönmesini sağlamıştır. Nasıl ki SSCB’nin dağılmasından sonra Moldova
bağımsızlığını ilan etmiştir. Moldova’da ayrılıkçı bölge sorunları ile karşı
karşıya kalmıştır. Transdinyester ve Gagavuzya sorunları bunlardandır. Aslında
Transdinyester sorunu eski Sovyetlerden kalma bir taktik olan ‘’böl ve yönet’’
stratejisinin tezahürü idi. Trandinyester sorunu, Kişinev (Başkent) merkezi
yönetimiyle ayrılıkçılar arasında çatışmalara yol açmasının yanında, aynı
zamanda 21. yüzyılda hala nihai bir çözüme de kavuşturulamamıştır.

 

Transdinyester jeopolitik bir yapıdır veya jeopolitik yapısal bir tasarıma
sahiptir. Rusya, Moldova’nın Avrupa-Atlantik kurumlarına entegrasyonunu
(bütünleşme) önlemeye, bu ülkenin Avrasya Birliği’ne katılmasını sağlamaya
çalışmaktadır. NATO’nun Barış İçin Ortaklık projesinde yer alan Moldova’nın
tarafsızlık statüsünden dolayı teşkilata üyelik hakkı bulunmamaktadır. Keza,
Rusya Moldova-NATO arasındaki işbirliğinin gelişmesini kendisi için tehlike
olarak görmektedir. Rusya ve ayrılıkçı bölgeler Moldova’nın Romanya ile
birleşmesine de karşı çıkmaktadır. Rusya’nın başka bir amacı ise Avrupa
Birliğinin (AB) Doğu Ortaklığı politikasını başarısızlığa uğratmaktır. Son
yıllarda AB’nin Ukrayna, Gürcistan ve Azerbaycan ile işbirliğini artırması
ister istemez Rusları endişelendiriyor. Rusya için politik anlamda hedef
Ukrayna gözüküyor olsa bile, coğrafi olarak en önemli konumdaki ülke
Moldova’dır. Rusya’nın Kırım işgali sonrasında, Ukrayna’nın doğu ve güneydoğu
bölgelerini kontrol altına alarak doğrudan bağlantı kurmak gibi bir stratejiye
yönelme ihtimali ortaya çıkmıştır. Rusya’nın mevcut durumda Moldova’ya karşı
askeri bir müdahalede bulunması beklenmemekle birlikte, mevcut Rus paramiliter
(milis) güçlerin bölgede konuşlu olması tehlikenin geçmediğini göstermektedir.

 

Transdinyester sorunu kapsamında ise, 1990’ların ortalarında başlayan
arabuluculuk arayışları bugüne kadar başarısız olmuştur. Rusya, Ukrayna ve
AGİT’in ortak yürüttüğü arabuluculuk çalışmaları 2005’den itibaren Ukrayna ve
Moldova’nın talebi üzerine 5+2 formatında (Moldova, Transdinyester, Ukrayna,
Rusya, AGİT + AB ve ABD) gerçekleşmektedir. Rusya’nın, Moldova’nın federal bir
devlete dönüştürülmesi için önerdiği Kozak Memorandumu’nun imzalanmaması iki
ülke arasında ilişkilerin yeniden soğumasına neden olmuştur. Kozak
Memorandumu’nda Rusya, Transdinyester’deki askerlerini en geç 2020’ye kadar
çekmeyi ve Moldova’nın özel bir federal yapıya dönüşmesini önermektedir.
Transdinyester bölgesinin Rusya ile sınırı bulunmuyor ancak halkın önemli bir
kısmı Rusya ile birleşmeyi talep ediyor. Ekonomik olarak zor durumdaki
Transdinyester bölgesinin desteklenmesi için Rusya her yıl bir milyar doların
üzerinde yardımda bulunuyor. Birleşmiş Milletler (BM) üyesi hiçbir ülkenin
devlet olarak tanımadığı Transdinyester’i dünyada sadece Rusya’nın desteğiyle
Gürcistan’dan tek taraflı bağımsızlığını ilan eden ‘’Güney Osetya Cumhuriyeti’’
ve ‘’Abhazya Cumhuriyeti’’ tanıyor. Sadece kendi yöneticileri tarafından
anayasası, bayrağı ve ulusal marşı kabul edilen Transdinyester bölgesinin ayrı
bir yönetimi, meclisi, ordusu, polisi ve posta sistemi bulunmaktadır. Moldova,
Transdinyester’in kendi toprakları olarak kabul edilmesini, Transdinyester ise
ayrı bir devlet olarak tanınmak istiyor.

 

Doğu Avrupa’da Moldova ile Transdinyester sorununun tekrardan uluslararası
sistemde tartışmalara gebe olacağı aşikârdır. Çünkü Rus askerlerinin Moldova
ile BM’nin izni olmadan ülke topraklarında varlığını sürdürmesinden derin
endişe duyulduğu belirtilen (yeni) BM kararında Rusya’ya, askerlerini
gecikmeksizin Moldova’dan çekmesi çağrısında bulunuldu. Moldova’nın sunduğu ve
Kanada, Gürcistan, Romanya ile Estonya’nın destek verdiği karar tasarısı BM
Genel Kurulu’nda yapılan oylamada kabul gördü. Karara 64 ülke destek verdi, 14
ülke karşı çıktı, 83 ülke ise çekimser kaldı. Bu kararın ardından Rusya
Dışişleri Bakanlığı, BM Genel Kurulu’nun Rusya’ya Moldova’da bulunan
askerlerini gecikmeksizin çekmesi çağrısında bulunan kararına tepki göstererek
tanımayacağını ifade etti. Ayrıca, Rus Dışişleri Bakanlığından yapılan yazılı
açıklamada, BM’nin kararı ‘’hoş olmayan ve tehlikeli’’ bir karar olarak
nitelendirildi. Transdinyester’deki Rus askeri birliğin barışın ve istikrarın
garantisi olduğu savunulan açıklamada; ‘’Bu girişimi, yaklaşan parlamento
seçimlerinin arifesinde puan kazanmak için, Rusya karşıtı duyguları kışkırtmak
temelinde Moldova’daki bazı politikacıların reklam ve propaganda kurgusu
olarak görüyoruz’’ ifadeleri kullanıldı.

 

Moldova etnik, siyasi, kültürel ve daha birçok açıdan Rusya’dan çok Romanya’ya
yakındır. Mart 2018’de Romanya Parlamentosunun Moldova ‘’Besarabya’’
topraklarının 100. Yıldönümü kapsamında gerçekleştirilen ortak anma
toplantısında bütünleşme (entegrasyon) niyet deklarasyonu yayımladı. Bu
bildirge Romanya halkının Moldova ile birleşme arzusunu ve olası bir
birleşmenin Moldova halkının kararıyla gerçekleşebileceğini, Romanya halkının
buna hazır olduğunu vurgulamak açısından önemliydi. Aynı şekilde bildirgede
Besarabya bölgesinin ‘’Anavatan ile bütünleşmesinin 100. Yıldönümünde, bu
bölgenin bugünkü adı olan Moldova’nın ve Romanya’nın yeniden birleşmesi
çabalarının hukuka dayalı ve haklı bir çaba olduğunun da altını çiziyor. Anma
toplantısında Romanya’nın iktidardaki Sosyal Demokrat Parti (PSD) lideri Liviu
Dragnea’nın şu sözleri; ‘’Ben Moldova ile bütünleşmek ve tek bir ulus olarak
Avrupa sahnesinde yer almaktan yanayım’’ demesi, Romanya’nın da bu topraklardan
vazgeçme niyetlerinin olmadığını göstermektedir. Ayrıca, ‘’Rumen halkının ve
Rumencenin bütünleşmesi’’ başlıklı düzenlenen bu toplantıya Moldova
Parlamentosu ve Hükümet temsilcileri de katıldılar. Moldova Parlamentosu
Başkanı Adrian Candu; Moldova’nın Romanya’nın desteğine ihtiyacı olduğunu dile
getirerek. Avrupa ile bütünleşmeye giden yolda yolların ve köprülerin
inşaatının ve işbirliğinin ancak Romanya’nın yardımlarıyla mümkün olduğunu
ifade etmiştir.  

 

Sonuç olarak; uluslararası sistemde jeopolitik ve ekopolitik dengeler
değişmekte ve hızlanmaktadır. 20. yüzyıldan kalma Moldova ile Transdinyester
sorunu dünyamızdaki küresel ve bölgesel güçlerin odağında yerini almaktadır.
Rusya’nın klasik genlerinde bulunan ‘’Çevreleme Politikası’’ hem AB’yi hem
Baltık ülkelerini hem Ukrayna’yı hem de Moldova’yı da endişelendirmektedir.
Rusların Gürcistan’da ‘’Güney Osetya’’ ile ‘’Abhazya’’yı işgal etmesi,
Ukrayna’nın doğusunda ayrılıkçı girişimleri ve Kırım ilhakını sıraladığımızda
tehlikenin boyutları gözler önüne sermektedir.

 

Doğu Avrupa’nın çözülemeyen sorunu Moldova ile Transdinyester Rusya’nın siyasi
amaçlarının ve stratejisinin odak noktasındadır. Çünkü son yıllarda AB ve NATO
üyesi Romanya’nın kendi topraklarında giderek artan bir şekilde NATO ve Amerika
Birleşik Devletleri (ABD) askeri varlığına izin vermesi bunlardan biridir. Keza
Baltık ülkelerinin (Estonya, Litvanya, Letonya) Rusların tehditkâr askeri
varlığından rahatsızlığı göz önüne alındığında, Rusya’nın Doğu Avrupa’ya
genişleme amacını güttüğünü göstermektedir. Rusya, AB ve Balkanlar üzerindeki
enerji politikası ile jeopolitik ağırlığını muhakkak ki sürdürmek isteyecektir.
Transdinyester önemlidir, neticede Moldova’nın ekonomik, enerji ve topraksal
entegrasyonu da dâhil olmak üzere ulusal güvenliğinin temel öğesi konumundadır.
Bu da Rusya’nın Moldova ile Transdinyester üzerindeki siyasi, ekonomi ve askeri
amaçlarından kolay kolay vazgeçmeyeceğini göstermektedir. Aynı şekilde AB, NATO
ve Romanya’da bu jeostratejik bölgenin Kırım ilhakında ki gibi Rusya’nın bir
oldubittiye getirmesine göz yummayacaktır. Moldova ile Transdinyester sadece
Doğu Avrupa’nın bir sorunu değil, aynı zamanda uluslararası sistemin bir sorunu
haline dönüşmüştür.






Güney Ferhat BATI, Kıbrıs
Amerikan Üniversitesi, Siyasal Bilgiler Fakültesi,


Siyaset Bilimi ve Kamu Yönetimi Öğretim Görevlisi