Yayınlandı: 29.08.2018 00:00
Henüz güncellenmedi

ÜLKELER BAZINDA ANALİZLER & ÜLKELER DOSYASI

SURİYE DOSYASI /// Cahit Armağan Dilek : Türkiye’nin Suriye’deki Rus ruleti

Cahit Armağan
Dilek
: Türkiye’nin Suriye’deki Rus ruleti
 

E-POSTA : cahitdilek@yahoo.com 

Erdoğan yönetimi Ortadoğu özelde Suriye politikası 2011’den buyana
bir hatalar
zinciri
şeklinde. Bu zincirin ilk halkası da Esad’ı yok sayan yaklaşım. Gömleğin yanlış
iliklenen bu ilk düğmesi doğru iliklenmedikçe de farklı bir sonuç almak mümkün
değil.

İktidar hiçbir hatasını kabul etmediği için politikasında
değişikliğe gitmedi, ABD ve Rusya’dan gelen rüzgarlara göre savruldu ve ikisinin arasına
sıkıştı.

Suriye sınırımız boyunca terör tehdidinin bırakın azalmasını
giderek arttığı ve kök saldığı bir resim var. Türkiye Fırat’ın doğusunda ABD,
batısında Rusya’nın domine ettiği politikaların baskısı altında.

Dolayısıyla hareket serbestisi kısıtlı. Bu kısıtlı hareketi yapabilmek için
bile ABD ve
Rusya ile ilişkilerini bir diğerine koz olarak kullanıyor.

Bu bir şark kurnazlığı ancak ABD ve Rusya bunun farkında. Erdoğan
yönetimi bunu görmek istemediği gibi Rusya ile ABD’nin Suriye’deki
kazanımlarını karşılıklı olarak kabul ettiklerini, detaylarda anlaşamasalar da
genel bir mutabakat çerçevesi içinde hareket ettiklerini de anlamak istemiyor.

ABD Türkiye’yi NATO müttefikliği ve Batı ittifakı üzerinden
Suriye’de işbirliği yapmaya zorlarken, Rusya Astana sürecine dahil ederek
Türkiye ile işbirliği ortamı yarattı. Fırat Kalkanı ve Zeytin Dalı
harekatlarına zımni onay veren; İdlib’te Türkiye’nin kritik sorumluluk almasını
sağlayan Rusya Türkiye ile ABD’nin arasına da girmeyi başardı.

Süleyman Şah türbesini taşıyıp vatan toprağını terk ederek
Suriye’den çekilmiş Türkiye böylece Suriye’ye yeniden adım atmış
oluyordu.  Böylece Rusya’nın oyun planına dahil oluyor, Rus ruleti oynamak
zorunda kalıyordu. Bu oyunun son sahnesi İdlib.

Dedik ya Türkiye iki tarafı da idare etmeye çalışıyor. Papaz krizi
ile başlayıp ekonomik savaş söylemelerinin uçuştuğu, savaş baltalarının
çıkarıldığı ve PKK/YPG’ye binlerce TIR ve uçakla askeri yardım yapan ABD ile nedense
askeri ilişkiler hiç etkilenmiyor.
Menbic sınırındaki oyalama
devriyeleri bile başarı olarak sunuluyor.

Bu işin
tabiatına aykırı değil mi?
  Türkiye’nin birliğine
bütünlüğüne saldıran terör örgütüne açıkça destek veren, son günlerde Fırat’ın
doğusunda hava savunma ağı kurarak uçuşa yasak saha ilan edip PKK/YPG için
güvenli bölge oluşturarak Türkiye’ye düşmanca hareket yapan, Doğu Akdeniz ve
Ege’de askeri olarak açıkça Rum-Yunan tarafında olan ABD ile askeri ilişkilerin
iyi seviyede olması mümkün mü?

Papaz krizi ve ekonomik savaş suçlaması ve söylemleri Kurban
bayramı ile birlikte sönümlenmiş gözüküyor. Bunun nedeni ne ola ki?

İdlib’te
yaklaşan Suriye-Rusya operasyonuna karşı ABD’den yardım isteme hazırlığı mı?

Yoksa Batı’nın kimyasal saldırı senaryosu mu? ABD’nin daha önce
iki kimyasal saldırı gerekçesiyle Suriye ordusunu iki kez vurmasını alkışlayan
Türkiye Batı’nın Suriye ordusuna yönelik yeni bir saldırısını yine alkışlayacak
mı?

İdlib’te temelde
iki senaryo var.

Birincisi, Türkiye’nin İdlib’teki Nusracı/Kaideciler dahil tüm grupların
birbirileriyle çatışmamalarını ve Esad yönetimine karşı saldırmamalarını temin
etmesi. Bu grupları çatışmadan bir arada tutabilmek mümkün olacak mı? Kendi selefi
anlayışta yönetimlerini kurmak isteyen bu grupların Afrin-Bab-Cerablus
bölgelerine hatta Türkiye’ye geçişi engellenebilecek mi? Diğer üç çatışmasızlık
bölgesinde olduğu gibi Suriye ordusu İdlib’e girip kontrolü almak istediğinde
ne denilecek? Rusya ve Çin’in peşlerinde olduğu yabancı savaşçılar ne olacak?
Bu sorular bu senaryonun zayıflığını göstermektedir. Sürdürülebilir değil.
Çünkü kendi topraklarını kontrol almak isteyen Şam yönetimi girdiği anda sonuç
yine çatışma.

İkincisi Suriye-Rusya operasyonu. Bu durumda yoğun bir çatışma ve eş
zamanlı olarak Türkiye’ye doğru yeni göç dalgası. Bunlarla birlikte terörist
gruplarında Türkiye’ye kaçması.

Erdoğan yönetimi muhtemelen biliyor. Her iki senaryo, Türkiye’yi ABD’nin
yardımına mahkum edecek,  ABD’nin kucağına itecek gibi.
Çünkü
ikisi de aynı yere çıkıyor. Kimyasal saldırı senaryosu kötü gidişi hızlandırıp daha da
karıştıracak. Sonrasındaki operasyonlar İdlib’teki kaosu artırıp Suriye ve
Rusya’nın burada daha uzun süre meşgul edilmesini sağlayacak. Astana süreci de
fiilen sona erecek.

Peki, ABD/NATO’nun yardımı Fırat’ın batısında da güvenli bölge
kuralım, Türk sınırını koruyalım, hava savunma desteği verelim karşılığında
Fırat’ın doğusundaki yapıyı kabullen şeklinde mi olacak?

ABD-Rusya
oyun planlarıyla oynarsan onlara karşı kazanamazsın.
Öyle gözüküyor ki ABD destekli Rus ruleti oyununda kendimizi vuracağız. İnşallah başımızdan
vurmayız.