Yayınlandı: 31.08.2018 00:00
Henüz güncellenmedi

ÖZEL HARP DAİRESİ & PSİKOLOJİK HARP & BEYAZ KUVVETLER & ÖZEL KUVVETLER

PSİKOLOJİK HARP DOSYASI : ÜNLÜ YAZAR AZİZ NESİN’İN “TÜRKLERİN % 60’I APTALDIR” SÖZÜNÜN ARKASINDAKİ GERÇEK

Türk milleti dünyanın en köklü ve en soylu uluslarından birisi, belki de
birincisidir! Müşterek zekâsı en yüksek olan milletlerden birisi de Türk milletidir.

TÜRK’Ü ÇIKARIN TARİH KALMAZ!

Marx bile özel mektuplarında bu gerçeğin altını çizer. Nazi zulmü nedeniyle
kendisine kucak açan Türkiye’de bilimsel faaliyetlerini sürdüren Prof. Dr.
Fritz Neumark’ın (1900-1991) sözleri oldukça anlamlıdır: “Samimi olarak
söylemeliyim. Avrupalı Türk’ü sevmez! Hıristiyan olsanız bile sevmez… Sizler
farkında değilsiniz ama onlar şu gerçeği çok iyi biliyorlar: Tarihten Türk
çıkarılırsa, ortada tarih kalmaz!” Günümüzde dünyadaki sömürünün nedenini en
iyi tahlil eden ulus Türk milletidir. Türkler ABD karşıtlığında açık ara dünya
birincisidir.

KENDİNİ BEĞENMİŞ KİBİRLİ KESİM

Şimdi eğitimli ve varlıklı kesimlerin sosyal medyada dolaştırdığı bir şema
var: Seçim sonuçları kesinleşmiş: “İnce yüzde 30, Akşener yüzde 10, Aziz Nesin
yüzde 60!” Siz bölücülüğü programınıza koyun ve çıkıp milletten oy isteyin!
Aşağılık kompleksi içinde kıvranabilirsiniz ama bunu Türk milletine mal etmeye
hakkınız yok! Türk milleti keskin zekâsı ile bu züppeleri top diye ayağında
sektirir… Bu arkadaşlar malum gazeteleri okuyor, malum televizyonları
seyrediyor. Okuma alışkanlıkları yok. Aziz Nesin’in hazin ve ibretlik
hikâyesini anlatmak mecburen bize kaldı. Cengiz Özakıncı’nın “Derin Yahudi”
adlı kitabının zahmet edip 152-157 arasındaki sayfalarını okusunlar… Fazla
değil, sadece altı küçük kitap sayfası! Çok sayıda başka kaynak da var!

İŞTE O UTANÇ DOLU YILLAR

Almanya’nın iki parça olduğu dönemde Batı Almanya, Amerika’nın sosyalist
dünyaya karşı vitriniydi. Aziz Nesin de pek çok kez Batı Almanya’ya gidip Türk
işçilerinin konuğu oluyor, söyleşilere katılıyor. Aziz Nesin 1970’lerde,
kapitalist Batı Almanya’nın Türk işçilere yönelik kötü davranışlarının
çetelesini tutmaya başlıyor. İlk kez 1987’de Batı Almanya’daki bir söyleşisinde
söz ediyor bu çalışmasından ve aralarında Alman Türkolog Petra Kappert’in de
olduğu salona şöyle sesleniyor: “Ara ara on yıldır üzerinde çalıştığım bir
kitabım var, Almanların barbarlığını anlatan. Türkiye’ye dönüşte o kitabımı
yayımlayacağım artık!”

GEL SANA FAHRİ DOKTORALIK VERELİM!

Alman devletinin yüce çıkarlarını ve Almanların yeryüzündeki saygınlığını
korumak ile yükümlü bir devlet görevlisi olan Petra Hanım, yayımlanmadan önce
“o kitaba” bir göz atmak istiyor. Okuyunca da küplere biniyor hali ile… Aziz
Nesin’in, sivri bulunan yerleri çıkarabileceği teklifine, “Siz bunu iyisi mi
hiç yayımlamayın!” diyor Petra Hanım. Diyor ve Aziz Nesin’in Almanlara karşı
duyduğu nefreti yumuşatabilmek için ona Almanya’dan bir “onursal doktora”
verilmesi için girişimlere başlıyor…

ÖDÜL YERİNE NASİHAT!

Bu ödül de bedavaya değil tabii! Bırakın Almanları aşağılamayı bırakmayı,
onları övmesi; Türkleri de yermesi gerekiyor Aziz Nesin’in. 1990’da önerilen bu
ödülü alabilmesi için, ödül raportörü Alman Profesör Essinger ile 1991’de bir
söyleşi yapılıyor. Ünlü yazar şöyle diyor: “Türklerin yüzde 60’ı aptaldır!” Ve
devam ediyor: “Alman kültürü yücedir. Türkiye’de yüce diye bir şey yoktur.
Almanlar biz Türkleri aşağılamakta haklılar, bizim Türk kültürümüz falan yok!”
1990’da onursal doktorluk önerip, 1991’de bu söyleşiyi yapıyorlar Aziz
Nesin’le. Bu söyleşideki sözleri nedeniyle Aziz Nesin Almanlar için bir tehdit
olmaktan çıkıyor.

KENDİNİZİ AŞAĞILAMAYIN!
























Peki, sonuç mu? Aziz Nesin’in bu açıklamalarını kayıt altına alarak elini
kolunu bağlayan Almanlar, kendisine fahri doktorluk yerine güzel bir nasihat
çekiyor… Resmin tamamlanması için oğlu Ahmet’in HDPKK paçavraları ile Avrupa
kentlerinde boy gösterdiğini ekleyelim. İşte size “Yüzde 60’ı aptaldır!”
zırvasının yalın ve gerçek hikâyesi! Gayrı millî Türk basını yabancıların
psikolojik harp savaşının ucuz mürekkebi olarak bu utanç dolu sözleri
gündeminden hiç düşürmedi. Evet, doğru, ortada gerçekten de ciddi bir zekâ
sorunu var! Ama bu sorunun Türk milleti ile uzaktan yakından alakası yok!
Atatürk, “Hayattaki en büyük servetim Türk olarak doğmaktır!” sözünü boşuna
sarf etmedi. Türk, öğün, çalış, güven!