Yayınlandı: 26.09.2018 00:00
Güncellendi: 05.10.2022 00:47

YABANCI ORDULAR & SAVAŞ & SAVAŞ TARİHİ & TAKTİKLERİ & TEÇHİZATI & YÖNTEMLERİ

SAVAŞ YÖNTEMLERİ DOSYASI : ASİMETRİK SAVAŞA HAZIR MIYIZ ?


ASİMETRİK SAVAŞA
HAZIR MIYIZ ?
 

YAZAR: Rafet ASLANTAŞ

“Asimetrik savaş, güçsüz olan askeri birliklerin daha güçlü olan
askeri birliklere karşı yürüttüğü gayrinizami harp unsurlarını da barındıran
savaş yöntemidir.” şeklinde sınırlı anlamıyla ifade edilse de bu kavramı biraz
açmak ve genişletmek gerekliliği ortaya çıkmıştır. Asimetrik
diğer bir ifade ile simetrik olmayan veya alışılmış yöntemlerin ötesindeki
araçların, yöntemlerin kullanılmasını ifade etmektedir
.
Asimetrik savaş günümüzde ve gelecekte sadece güçsüz olanın değil bizzat güçlü
olanın da kullanabileceği yöntemler olarak karşımıza çıkmakta ve çıkacaktır.

Ülkelerin üzerinde yaşayan
halkıyla birlikte güvenli yaşamaları için devlet nezdinde bir dizi çalışma
yapılır. Söz konusu çalışmalar asker ve istihbaratçı profesyonellerin yanı sıra
ilgili sivil bürokratların da katıldığı ortak akılla yürütülür ve sonuca
ulaştırılır. Çalışmalar kapsamında devlet ve millete yönelik bilinen ve olası
iç ve dış tehditler ortaya konur, bunlara karşı alınacak tedbirler üretilir.
Çalışmalar genellikle olası simetrik tehditlere karşı alınacak tedbirlerle
ilgilidir. Asimetrik tehditler ise ancak öngörülebildiği kadarıyla ele
alınabilir. Maalesef bu tür tehditler genellikle başa geldikçe düşünülür ve
oluşan tehditlere tedbir alınmaya çalışılır. İşte okuduğunuz makalede işlemek istediğim
ana tema bu soruna dikkat çekebilmek.

Küresel güçler ekonomik, politik,
toplumsal yaşamı ellerindeki yetenek ve araçları kullanarak yönlendirmekte ve
şekillendirmekte, geniş coğrafyalarda etki ve ilgi alanları oluşturmaktadır.
Yakın gelecekte belirli uzay alanlarında da etki ve ilgi alanları oluşacaktır
.

Küresel güç olmak için en değerli
yetenek şüphesiz bilgi ve teknolojiye hâkim olmaktır. Günümüzde “Bilimsel ve
Teknolojik Güç” milli güç unsurlarının en değerlisi haline gelmiştir.

Diğer yandan görülmektedir ki
“acımasız dünyada” gücün artırılması ve sürdürülmesi için “bilgi ve teknoloji”
her şeyden daha önce tehdit üretim sistemlerine dönüştürülmektedir. İnsanlık
olarak yakın gelecekte saldırı ve savunma sistemlerinin hiç de alışık
olmadığımız formlarıyla karşılaşabiliriz. Şüphesiz ülke olarak da çeşitli
asimetrik saldırılar yaşayabiliriz.

Komplo teorilerinden öte olalım
ancak beklenen durumları yeterince önceden algılayabilelim.

Küresel devletlerin silahlı
kuvvetlerince belli bir süredir yoğunlaştırılarak yönlendirilebilen manyetik
dalga silahlarının kullanılmaya başlandığını, hava atma vasıtalarıyla atılan ve
öncelikle enerji santrallerini ve nakil tel / kablolarını etkileyen
mühimmatların kullanıldığını, hava savaş araçlarının motor sistemlerinin yerden
müdahale ile etki altına alınabildiğini, susturulabildiğini konunun ilgilileri
biliyorlar. Bu tür ve benzeri silah sistemleri ile ülkelerin stratejik önemdeki
tesisleri de kısa sürede etkisizleştirilebilmektedir
.

Şüphesiz klasik konvansiyonel
sistem ve saldırılar önümüzdeki zaman diliminde de geçerliliğini koruyacaktır.
Gelişmiş bölgesel güçler, gelişmekte olan ve az gelişmiş ülkeler silah
tedarikçisi durumundadırlar. Bu ülkelerin birbiriyle yapacakları savaşlarda
bilinen silah sistemlerinin ve yöntemlerin kullanıldığını ve kullanılacağını
görebiliriz. Eşyanın doğasına uygun olan bu durum anılan devletlerin daha fazla
silah sistemi talep etmesini, küresel ve bazı bölgesel güçlerin de daha çok
silah satmalarını sağlayacaktır.

Ancak küresel bir güçle ya da
içinde küresel bir gücün olduğu bir ittifakla karşılaşma olasılığınız varsa çok
yönlü ve alışılmamış asimetrik saldırılara hazırlanmanız gerekmektedir.
Şüphesiz bu tür saldırılara tam olarak hazır olmak çok zordur. Tehdidi önceden
kestirmek, tedbir alabilmek bilgi ister, teknoloji ister. Karşı koyabilmek ise
liyakatli kişiler / işler ister. Hamaset ve kuru gürültüyle olmaz.

Bilgi ve teknolojinin asimetrik
saldırı aracı olarak nasıl ve ne şekilde kullanılabileceğini tartışmalıyız
.

Depremlerin üretilebildiğini, ani
ısı artışı ve azalmalarının, lokal alanlarda yumruk büyüklüğünde dolu ve aşırı
yağmur geçişlerinin tetiklenebildiğini / oluşturulabildiğini sel ve su
baskınlarına yol açılabildiğini yok sayabilir miyiz
?

Çok soğuk kış günlerinde bazı
gerekçelerle doğalgaz arzında aniden kısıntıya gidilebileceğini göz ardı
edebilir miyiz? Böyle bir olasılık bağımlı tedarikçi ülkede ekonomiyi ve yaşam
koşullarını nasıl etkiler bir düşünelim.

Elektrik üretim tesislerine ve
tellerine yönelik karbon bulutu oluşturan grafit bombalarının kullanılması
ya da siber saldırıların gerçekleştirilmesi sonucu yaşam koşulları hızla felç
edilebilir.

Kritik devlet savunma, güvenlik
ve istihbarat sistemlerine, hazine ve maliye kurumlarına, bankacılık
sistemlerine, kara, deniz ve hava ulaşım hat ve vasıtalarına, trafik
şebekelerine ve sinyalizasyon sistemlerine yönelik güçlü ve eş zamanlı bir
siber saldırıyı zihnimizde canlandırabilir miyiz
?

Diğer taraftan devlet
görevlerinde liyakatten uzaklaşma, bireyselleşmenin abartılarak aile bağlarının
zayıflamasının sağlanması, doğaya ve canlılara duyarsızlaşma / düşmanlaşma,
argonun ve küfrün günlük yaşama normal kontenjanından dâhil edilmesi, cehaletin
ve güç zehirlenmesinin örgütlü tehdit hale getirilmesi, toplumsal
yabancılaşmanın artması ise örtülü ve sinsi bir savaşın işaretleridir. Bu
saldırılarla toplumun savunma refleksleri çökertilmektedir.

Terör, kargaşa, hırsızlık ve
yağmayı saymıyorum bile.

Somut olasılıkları biraz
artıralım:

·        
Sinir uçları tahrik edilen, gerilen, ayrıştırılan
toplum katmanlarına yönelik sistematik saldırılar,

·        
Metropollerde ve önemli tesislerin bulunduğu diğer
bazı yerleşim yerlerinde solunan havada ani oluşabilecek derişik
(yoğunlaştırılmış, konsantre) madde değişimi ya da havadan doğal olmayan
yollardan gelen zararlı madde serpintileri,

·        
İnsanların sinir sistemlerini hedefleyen ses
dalgalarına ve manyetik alan baskılarına maruz bırakılması,

·        
Ağır siber ve elektro manyetik saldırılarla
köreltilmiş askeri ve sivil radarlar ve muhabere sistemleri, çalışmayan bilişim
sistemleri, etkisizleşen harekât ve komuta merkezleri, uçamayan savaş uçakları,
seyir yapamayan savaş gemileri, sağlıklı yürümeyen tanklar, zırhlı muharebe
araçları, durma noktasına getirilmiş sivil ulaşım ve kargo taşıma sistemleri,
vb.

Tüm bu olasılıkların öncesinde /
sonrasında ya da bunlara eş zamanlı olarak yapay yollardan tetiklenmiş deprem
vb. bir afetin önemli stratejik tesislerimizi ve ulaşım şebekesinin bir kısmını
kullanılamaz hale getirmesini tasavvur edebilir miyiz
?

Yukarıda birkaçını sıraladığımız
orantısız ve asimetrik saldırı yöntemleriyle yaratılabilecek kaos ve kargaşayı
bir düşünelim.

Tüm bunların yakın, ardışık ya da
eş zamanlı kullanılabileceğini kabul ettiğimizde durum ne kadar ürkütücü değil
mi? Bunları kısa bir süre daha göz, düşünce ve akıl ardı yapabiliriz. Saydığımız
tehditler teşkilat şemalarımıza, görev tanım formlarımıza şu an için
uymayabilir. Görmezden gelmek bizim ne kadar gerçekçi olduğumuzu göstermez.
Başımıza gelinceye kadar durumu idare ettirir.

“Sadece ufku değil ufkun ötesini de görebilmeliyiz.”

Soru:

– Hazır mıyız?!

Yanıt:






























































– Değiliz!