Yayınlandı: 27.09.2018 00:00
Güncellendi: 17.12.2022 23:41

DUYURULAR

DUYURU /// Mehmet Mutluoğlu : TÜRKMENELİ TÜRK CUMHURİYETİ KURULMALIDIR


Mehmet Mutluoğlu : TÜRKMENELİ TÜRK CUMHURİYETİ
KURULMALIDIR


Emperyalizmin maşası durumunda bulunan PKK, YPG,PYD,DAİŞ
teröristlerine yıllardan beri söylüyoruz: Devletimizin sabrını devletimizin
aczi zannedenler tarih boyunca yanıldıkları gibi şimdi de yanıldıklarını
göreceklerdir. diye. 


Nitekim de
öyle oldu ve şanlı Türk ordusu bütün terörist yuvalarını yerle bir etti ve
ediyor.
 

Suriye
Amerika’nın, Rusya’nın,İran’ın ve daha birçok ülkenin ve her türlü terörist
örgütün bulunduğu tam bir terör bataklığı durumundadır.
Gönül isterdiki Suriye bir terör bataklığı haline
gelmeden Türkiye zamanında gereken tedbirleri alabilseydi ve gereğini
yapabilseydi.




Türkiye
bölge ülkeleri ile işbirliği yaparak Türkiye, Suriye, Irak, İran, Rusya bu
bölgede bütün terör yuvalarını kurutabilmeliydi.

Ama,

“Zararın neresinden dönersen
kardır.” sözü gereği yine bunu yapmalıdır.

Amerika Birleşik Devletleri’nin Kuzey Irak’ta PKK, PYD militanlarına
binlerce tırlık ve uçaklık malzeme göndererek bir PKK ordusu kurdurduğu bir
gerçektir.
 

Ordu demek
devlet demektir.
Yani Amerika’nın
Kuzey Suriye’de Kuzey Irak’a benzer bir Kürt Devleti kurdurmanın peşinde olduğu
açıktır.
Suriye’de bunu
gerçekleştirdikten sonra sıranın İran ve Türkiye’ye geleceği aşikardır. Büyük Ortadoğu projesinin ve büyük İsrail
Projesi’nin açık hedefi budur.




Büyük
Ortadoğu Projesi çerçevesinde son 25 yılda güçsüzleştirilen ve parçalanan
Ortadoğu’nun İsrail’in büyük İsrail hedeflerine hizmet ettiği aşikar ortadadır.
Türkiye’nin, emperyalizmin bu hedefini durdurmak
üzere Cumhuriyetimizin kuruluş yıllarında kurduğumuz Sadabat Paktı gibi bölge
ülkelerinin katıldığı yeni paktları süratle kurması ve hayata geçirmesi
elzemdir.
Irak’tan Emperyalist
güçlerin çekilmesinin sağlanması ve bütün terör yuvalarının kurutulması temel
hedefimiz olmak zorundadır.
 

“TÜRKMENELİ
TÜRK CUMHURİYETİ”
KURULMALIDIR




1957 Krallık
Dönemi’nde yapılan sayımda Irak’ta 500.000 Türkmen yaşadığı belirtilmiş ve
1959’da yayınlanan sayım verileri, sayılarını 567.000 olduğunu göstermiştir.
Irak’taki yıllık nüfus artış hızı yapılan hesaplamalara göre %3.296’dır. 1959
yılını baz alarak bu verilere göre 1994 yılında Irak’ta yaşayan Türkmen sayısı
ise 1.764.029 olarak bulunur.
 

Dolayısıyla,
Irak’ta gelmiş geçmiş iktidarlar ve halen iktidarda bulunan rejim her ne kadar
Türk nüfusunu gizlemiş ve az göstermiş olsa bile, Kerkük, Erbil, Musul
vilayetleri, Selahattin ile Diyala’nın ilçe ve köyleri ile Bağdat’ta yaşayan
300.000 civarındaki Türkmen nüfusu dikkate alındığında Irak’taki Türkmen
nüfusun en düşük bir rakamla iki milyonun üzerinde olduğunu ispatlamaktadır.
(Aydın BEYATLI – Bayrak Dergisi 01/2003)




Diğer
taraftan Suriye’deki toplam Türkmen sayısı 3,5 milyondan fazla olup bunlardan
1,5 milyon Türkmen rejimin asimilasyon politikasına rağmen dilini
koruyabilmiştir. Türkmenler, Suriye’de Araplardan sonra en kalabalık etnik
gruptur. Yoğunluk olarak Halep, Humus, Hama, Lazkiye, Golan Tepeleri, Şam, Dara
ve İdlib gibi önemli şehirlerde ve bu şehirlere bağlı köylerde yaşamaktadır.
 

Netice
itibariyle Suriye’nin Halep şehrinden başlamak üzere Irak’ın Musul
Kerkük Süleymaniye bölgelerinde yoğunlaşmak üzere
Suriye ve Irak’ta 6 milyona yakın Müslüman Türk yaşamaktadır.
Hatay’dan başlayarak Suriye’nin Halep şehri ve
devamı ile; Irak’ın Musul ve Kerkük şehirleri hattındaki Kuzey Suriye ve Irak
sınırları birleştirilerek bu bölgede bir “Türkmeneli Türk
Cumhuriyeti’nin” kurulması gerek bölgedeki sorunun çözülmesi gerekse
Türkiye’deki terör meselesinin kökünden çözülmesi için Türkiye’nin takip etmesi
gereken en doğru politikadır.




Türkiye
Suriye ve Irak’ta yaşayan 6 milyon Türk’ü birleştirmeli, organize edebilmeli ve
onlara bir zulüm yapılması halinde 1974’te Kıbrıs’ta yaptığımız gibi Türkmeneli
Barış Harekatı gerçekleştirilmelidir.
1974’ün
imkan ve şartları ile Kıbrıs’ta bunu gerçekleştiren Türk devleti ve milleti şu
andaki mevcut Türkiye ve dünya şartlarında bunu çok rahatlıkla
gerçekleştirebilir.
 

Böylece
Hatay’dan başlayarak Suriye’nin Halep şehri ve devamını; Irak’ın Musul, Kerkük
ve Süleymaniye şehirleri ile birleştiren “Türkmeneli Türk
Cumhuriyeti” kurulmalı ve bütün dünyaca tanınması sağlanmalıdır.




KAHRAMAN
ORDUMUZUN ŞEHİD KANLARIYLA KAZANDIĞI ZAFERLER MİLLİ DIŞ POLİTİKAYLA
TAÇLANDIRILMALIDIR
 

Türk
diplomasisinin ve dış politikasının son 300 yılda gösterdiği büyük bir zaaf
vardır.
Kahraman mehmetçiğimizin ve
kahraman ordumuzun şehit kanlarıyla cephede kazandığı zaferlere denk diplomasi
masasında gereken sonuçları alınamamış; cephede zafer kazanmış; ama masada
kaybetmişizdir.




Nitekim
Kıbrıs’ta mehmetçiğimiz 6 yılda, 6 ayda alınmaz denilen hedefleri 6 saatte
fethetmiş; ama Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti hala dünyada hiçbir ülke
tarafından tanınmamıştır.
Bu Türkiye
diplomasisinin ve dış politikasının zaafının hala devam ettiğini
göstermektedir. Türkiye, bu zaafını süratle
gidermek ve savaş meydanlarında şehitlerimizin kanı pahasına kazandığımız
zaferleri; milli bir dış politika ile taçlandırmak mecburiyetindedir.