Yayınlandı: 11.02.2019 00:00
Güncellendi: 24.10.2021 18:09

NATO & ŞANGHAY İŞBİRLİĞİ ÖRGÜTÜ & VARŞOVA PAKTI & BİRLEŞMİŞ MİLLETLER (BM)

NATO DOSYASI /// Cahit Armağan Dilek : Ege’de Kerpe Adası’na ABD-NATO üssü

Cahit Armağan
Dilek
: Ege’de Kerpe Adası’na ABD-NATO üssü


E-POSTA : cahitdilek@yahoo.com


Sürekli
uyarıyoruz: 16 Nisan anayasa değişikliklerinin fiilen uygulamaya sokulmasıyla Türkiye, yönetilememe sarmalına girmiştir. 


Bu
durum Türkiye’nin dört bir yandan çevrelenmekte olduğunun kavranmasını,
çözümler üretip kuşatmayı yıkıp dağıtacak politika belirlenmesini engelliyor.
Türkiye’nin devlet aklıyla millî güç
unsurlarına dayanan politikayla bu kuşatmadan çıkabileceği
gözardı
ediliyor.


Bu
kuşatmanın bir parçası güney sınırlarımız boyunca sahneleniyor. Diğeri de
batıda, Ege-Doğu Akdeniz’de. Son iki yazımızda Yunanistan’ın ABD desteğinde
batıdan nasıl kuşattığını, Kıbrıs’ın oldubittilerle nasıl Girit’in kaderine
sürüklendiğini anlattık.


Rum-Yunan
ikilisi bölge ülkeleriyle oluşturmakta olduğu ittifaklar zinciriyle hem kendi cephelerini güçlendiriyorlar
hem de Türkiye’yi kuşatma,
Kıbrıs Türkünü boğma
hamlelerine devam ediyorlar.


Türk tarafı ise kendi cephesini dağıtıp
anavatan ile yavru vatanın arasını bozacak hamleler yapıyor.
Rum
medyası, 23-27 Eylül’de New York’ta yapılan BM Zirvesi’nde DİB M. Çavuşoğlu’yla
Rum Lider Anastasiadis’in gizlice görüştüğünü yazmıştı. Çavuşoğlu 04 Ekim’deki
bir konuşmasında bu görüşmenin olduğunu ima eden ifadeler kullanmıştı. Bu durum
KKTC Cumhurbaşkanı Akıncı tarafından KKTC’nin
devre dışı bırakılması
olarak yorumlandı.


Ama
aynı Akıncı’nın, Mayıs ayında kimseden habersiz 2017’de başarısız olan Guterres
Belgesi etrafında görüşmeler yapılmasını Rum tarafına teklif ettiğini de
unutmamak gerekir. Manzara şu: Türk
tarafı birbirlerini atlatıp rol kapma peşinde.
Bu çatlak da
Rum-Yunan tarafının arayıp da bulmadığı hazine.


Girit, Larissa, Volos, Dedeağaç’tan
sonra


Kerpe Adası’na ABD/NATO üssü


Önceki
gün Yunan Bakan Kammenos bir TV mülakatında şöyle konuşuyordu: ABD, enerji
güvenliğinde Yunanistan’ın daha çok rol oynamasını bekliyor. Çünkü Yunanistan
bölgede hem İsrail’le askerî ilişkilerini sürdüren ve geliştiren hem de Arap
dünyası ile bağlarını kopartmayan bir ülkedir. Bu yüzdendir ki bu yıl İniohos
tatbikatında hem İsrail hem de Birleşik Arap Emirlikleri uçakları birlikte
eğitim yaptılar… NATO üyesiyiz ve NATO müttefiklerinin ruhuna sadığız.
Dolayısıyla bir başka NATO müttefikini ülkemizde misafir etmek ona millî
egemenlik haklarımızı veriyoruz anlamına gelmez. Larissa, Volos, Dedeağaç’ı ABD güçleri zaten kullanıyor. Yeni
üsler diye bir konu yoktur. Sadece NATO’daki bir müttefikimizin unsurlarına
kolaylıklar sağlamak öngörülmektedir. Bu
sayede ülkemizin güvenliğini de artırmış oluruz.
Yeni üs vermek
konusuna gelince
3 yıldır her türlü ortamda dile getiriyorum
ittifakın devamlı bir üs olarak Kerpe
Adası’nda bulunması gerekir. Kerpe Adası’nda böyle bir üssün bulunmasının bizim
için ne kadar önemli olduğunu açıklamaya gerek yoktur
sanırım. Bu
sadece benim fikrim değil, Silahlı Kuvvetlerin ve KYSEA (Savunma ve Dışişleri
Yüksek Konseyinin) ortak fikridir”.


En
kuzeyde Dedeağaç’tan sonra en güneyde Girit ile Rodos arasında Ege-Akdeniz
geçiş ve deniz nakliyatı intikal hattındaki Kerpe Adası’nda NATO üssü
kurulması. NATO’da bir şekilde veto edilirse de olur sana ABD üssü.


Kerpe Adası’ndaki bir üssün Yunanistan
için ne kadar önemli olduğunu bizzat Yunan Bakanın söylediğinin farkında
mısınız? Gördünüz mü tezgâhı? Anladınız mı gittikçe sıkılaşan kuşatmayı?


Bunlarla
birlikte, Yunanistan’ın 18 Türk ada/adacığını işgal ederek buralarda devlet
uygulaması yapması, asker konuşlandırıp Türk topraklarına kısa menzilli top
mesafesine gelmesi, Lozan Antlaşması’na göre silahsızlandırılması gereken
adaları silahlandırması ve gözümüzün içine sokarcasına tatbikatlar yapması bu kuşatmanın nereye evrileceğinin
diğer işaretleridir.


Yunanistan topraklarını mantar gibi
çoğalan Amerikan/NATO üslerine, Rumlar da Kıbrıs’ta Fransızlara üs kolaylıkları
sağlayarak, Ege ve Doğu Akdeniz’deki muhtemel gayrimeşru hamleleri öncesinde
arkalarını sağlama almaya çalışıyorlar.


Nitekim
Rum/Yunan tarafı askerî kolaylık
sağladıkları Fransa ve ABD’nin petrol arama şirketleriyle Doğu Akdeniz’de
sondaj faaliyetleri başlıyor.
Burada amacın hem kendi sondaj faaliyetlerini
engelleyecek Türkiye’nin hamlelerine karşı güvence sağlamak hem de Türkiye’nin
yapacağını açıkladığı sondaj faaliyetlerini engellemek olduğu çok net.


Doğu Akdeniz’de önümüzdeki Kasım ayı
ile birlikte geliyorum diyen bir kriz var. Hem de çok ciddi.
Rum-Yunan
tarafı buna hazırlık yapıyor, saflarını sıklaştırıp güçlerini artırıyor. 


Onun
için de üzerine ölü toprağı serpilmiş gibi uyumaktan vazgeçilmeli. Unutmayın SU
UYUR DÜŞMAN UYUMAZ… Rum-Yunan uyumuyor.


Kaynak
Yeniçağ: Ege’de Kerpe Adası’na ABD-NATO üssü – Cahit Armağan Dilek