Yayınlandı: 15.02.2019 00:00
Henüz güncellenmedi

ÜLKELER BAZINDA ANALİZLER & HABERLER & BİLGİLER /// ÜLKELER DOSYASI

VENEZUELA DOSYASI /// E. TÜMG. SONER POLAT : Monroe Doktrini ve Venezuela


E. TÜMG. SONER
POLAT : Monroe Doktrini ve Venezuela


ABD Başkanı Monroe, 1823 yılında özellikle Orta ve
Güney Amerika konusunda temel bir politika yaklaşımını gündeme getirdi. Bu
yaklaşım jeopolitik izler de taşıyordu. Avrupa’daki meselelere karışmayacağını
ama Avrupa’nın sömürgeci devletlerinin de Amerika’dan uzak durmasını talep
ediyordu. Bu doktrin, “Amerika kıtasının sorumluluğu ABD’ye aittir!” şeklinde
özetlenebilirdi. ABD, dolaylı olarak Orta ve Güney Amerika’yı politik, ekonomik
ve askeri olarak bir nüfuz alanı olarak gördüğünü deklare etmiş oldu. Geçmişe baktığımızda
bu doktrinin genellikle uygulandığını, ABD politikalarına karşı çıkan ülkelerin
ya ekonomik baskılar ya da işgale maruz kaldığını görüyoruz.


SOĞUK
SAVAŞ’TA MONROE DOKTRİNİ


Soğuk
Savaş yıllarında ABD’den bağımsız çıkış yolu arayan ve SSCB ile yakınlaşan
ülkeler ABD’nin açık saldırılarının hedefi oldu. Latin Amerika ABD’nin gerçek
yüzünü gördü. Şili’de kanlı bir askeri darbe oldu. Honduras ve El Salvador’da
ölüm mangalarına eğitim verildi. Nikaragua’da muhalif gerillalar desteklendi.
Nükleer füze krizinde Küba’da Domuzlar Körfezi’ne başarısız bir çıkarma
harekâtı planlandı. Bolivya ve Venezuela’da sol eğilimli hükümetlere rağmen bu
ülkelere karşı ABD tepkisi belirli bir sınırın ötesine geçmedi. Ancak
günümüzdeki küresel enerji kavgası bu kez ABD’yi yeniden ve daha katı olarak
Monroe doktrini ile buluşturdu.


VENEZUELA
NEDEN HEDEF TAHTASINDA


Venezuela’nın
sadece sıradan bir OPEC (Petrol İhraç Eden Ülkeler Örgütü) üyesi olmadığı ortadadır.
Bilinen petrol rezervleri Suudi Arabistan’dan daha fazladır. Rusya, İran, Irak,
Suriye, Libya, Venezuela gibi doğal enerji kaynaklarına sahip ülkeler her zaman
ABD’nin hedefinde olmuştur. ABD, aslında Çin, Avrupa Birliği (AB) gibi
geleneksel rakiplerinin önüne geçerek zengin enerji kaynaklarının işletimini
kendi dev enerji şirketlerine yönlendirmek istemektedir. Böylece petrol
fiyatlarının kontrolünde önemli bir koz kazanacağını düşünmektedir. ABD
geleneksel olarak bu alanda başarısız olursa, ilgili ülkede kargaşa yaratarak,
üretimi en aza indirmektedir.


Reklamdan sonra devam ediyor


Rus
Tu-160 bombardıman uçaklarının Venezuela ziyaretinden sonra basın yayın
organlarında Rusya’nın bu ülkede üs kurma niyeti hakkında haberler çıktı. ABD
bu haberleri ciddiye aldı. Suriye örneği ABD’yi kaygılandırdı. Rusya’dan sonra
Çin’in bu ülkede yerleşeceğini değerlendirdi. Hâlihazırda Rus Rosneft firması
Venezuela’nın petrol altyapısını modernize edecek çalışmalar yapıyor. Çin bu
ülkede büyük enerji yatırımları yaptı. ABD, aynı zamanda Çin’in desteğiyle
Panama kanalına rakip ikinci bir kanal inşa niyeti olan Nikaragua’ya da mesaj
gönderiyor.


ABD
SİLAHLI MUHALEFET İSTİYOR…


ABD’nin
doğrudan işgal planları basın yayın organlarında yer alıyor. Ancak bu
haberlerin psikolojik harp kapsamında olma ihtimali daha yüksektir. Askeri bir
darbe beklentisi olan ABD’ye Meclis Başkanı Guadio, “Ordu içinde önemli desteği
olduğu” mesajını vermiştir. ABD’nin asıl hedefi dışarıdan da desteklenen
silahlı bir muhalefet organize etmektir. ABD, Suriye ve Yemen’de olduğu gibi
sınır komşuları olan Brezilya ve Kolombiya gibi işbirlikçi devletleri bu
maksatla kullanmayı planlamaktadır. Bu durumda müdahaleye de ihtiyaç
kalmayacak, iç savaşa sürüklenen Venezuela kendi kendini imha edecektir. Aslında
Guadio iç siyasette pek tanınmayan silik bir kişiliktir. Dışarıda tanınma oranı
daha yüksektir. Venezuela Silahlı Kuvvetleri büyük çoğunluğu ile Başkan
Maduro’nun yanındadır. Darbe olasılığı yüksek değildir.


SONUÇ
VE DEĞERLENDİRME


Venezuela
krizinin ardında jeopolitik nedenler ve küresel düzeyde enerji savaşları
vardır. ABD’nin yoğun baskı ve tehditleri nedeniyle Venezuela denge arayışına
girmiştir. Rusya ve Çin ile yakın işbirliği ABD’yi ciddi bir endişeye
düşürmüştür. Rusya ve Çin’in Venezuela’da köprübaşı tutması ve daha sonra diğer
Latin Amerika ülkeleri ile işbirliği olasılığı Monroe Doktrini’nin köküne
dinamit koyacak bir mahiyet taşımaktadır. Böyle bir gelişme ABD için bir kâbus
senaryosudur. Jeopolitik nedenlerle ABD Venezuela’yı karıştırmıştır.


Diğer
taraftan dünyanın en zengin petrol yataklarının önce iyileştirilmesi, daha
sonra yüksek bir üretim düzeyine ulaşması ve de bunların işletiminde Rusya ve
Çin’in de yer alması ABD’nin küresel düzeyde enerji planlarını alt üst eder.
ABD bu olasılığı da ortadan kaldırmak için Venezuela’yı istikrarsızlık ve iç
savaşa sürüklemek istemektedir. Bu mücadele devam edecektir. Çünkü dünyadaki
küresel jeopolitik kavganın Latin Amerika’daki yansımasıdır. Venezuela
direndiği ölçüde uluslararası destek artacak ve ABD’nin çabalarını boşa
çıkacaktır.