Yayınlandı: 26.02.2019 00:00
Henüz güncellenmedi

EĞİTİM & ÜNİVERSİTELER & AKADEMİK

EĞİTİM DOSYASI /// MUSTAFA SOLAK : İMAM HATİPLERE FEN LİSELERİNİN 15 KATI BÜTÇE” DİYE MUHALEFET OLMAZ !!!!


“İMAM HATİPLERE FEN LİSELERİNİN 15
KATI BÜTÇE” DİYE MUHALEFET OLMAZ


“İmam
hatiplere Fen Liselerinin 15 katı bütçe” derseniz “din düşmanı”
algılanabilirsiniz. Ama “imam hatip ders kitaplarında babanız, annenizin
üzerine 2.,3.,4. eşi alabildiği, boş ol sözüyle boşayabildiği, üvey kızla üvey
babanın evlenebildiği, kısas, diyet, tazir yazılı” derseniz “bunu dile
getirerek toplumsal huzuru, kadının onurunu” dedirtirsiniz. Mesele bütçeden
önce içerik ve bunun nasıl bir yöntemle sunulacağı.


Yanlış
bir yöntemi Prof. Dr. Celal Şengör uyguladı. Ayvacık’ta yaşanan ve tüm Marmara
Bölgesi’nde hissedilen deprem sonrası “162 İmam Hatip inşa ederken 9 Fen Lisesi
yaparsan bir millet deprem tarafından ezilmeye müstehaktır” dedi. Şengör
elbette “iyi ki öldüler” anlamında bunu belirtmedi ama halkın rahatlıkla
anlamayacağı bir tarzda depremle imam hatip arasında bağ kurdu. Oysaki bilimin
artık önemsiz hale getirildiğine vurgu yapsaydı yanlış anlamaların önüne
geçilirdi. Şimdi Şengör üzerinden laikliği savunan kesime “imam hatiplere
tahammülleri yok” saldırısı başlatanlar olacaktır.

Şu yöntem kazancı değil mi?

Oysa imam hatipten madem konuyu açıyor, imam hatip ders içeriklerinden bahsetse
ikna edici olabilirdi. Örneğin ders kitaplarında, Diyanet fetvalarında,
GAYRİMİLLİ EĞİTİM ve DİYANET’İN FETVALARI kitaplarında belirttiğim şunların
olduğunu söyleyebilirdi
.

a.
Tekfir edenin kestiği yenmez, erkekse Müslüman kadınla evlenemez,

b. Dövme yaptırmak, moda için dişlerin şeklini değiştirmek yasak,

c. Müzik dini değerlere uygun olmalı,

d. Laiklik “mesele” olarak görülüyor , 

e. Laiklik, Batı’nın fikir ve inanç problemi imiş!

f. Laiklik İslam için “tehdit ve tehlike” sayılıyor,

g. Kölelik ve cariyelik var,

h. Erkek, kadınlar akraba değilse birden fazla kadınla evlenebilir,

ı. Boşama yetkisi kocaya ait,

i. Anneleri ile zifafa girilmeyen üvey kızlarla evlenilebilir,

j. Kadının “açmasına izin verilen avreti; yüzü, bilekleriyle birlikte
elleridir”

k. Dinini ve ahlakını beğendiğiniz dünürün oğluna kızınızı vermezseniz
yeryüzünde fitne ve bozgunculuk olurmuş,

l. Türk Ceza Kanunu yerin kısas, diyet, tazir

.Çeşitli toplumsal kesimlere
ve bu kesimin örgütlerine kendi hassasiyetleri üzerinden ikna edebileceğimiz
durum ortaya çıktı. Bu kesimlere şöyle yaklaşalım:

Muhafazakarına;

“Algıladığınız
din bu mu? Kadının aşağılanmasına içiniz elveriyor mu, dinden çıktı diye can ve
mal güvenliğine zarar verilebilir mi?” diye sorunca % 98’i “hayır” diyecektir.

Ülkücüsüne;

“Atatürk’ün
milliyetçilik ilkesi, Atatürk’ün kazanımları ve ilkeleri kaldırılıyor, Atatürk
darbeci gösteriliyor” dediğimizde önemseyecekler. Milleti dinsel, mezhepsel
temelde bölüyorlar. Kızların nasıl evleneceğine, avret yerlerinin nereler
olduğuna dair mezheplere göre değişen yanıtlar var ders kitaplarında. “Milleti
böldürmemek için beraber karşı çıkalım” diyelim.

Laikliği önemseyenlere;

“Laiklik
ahlaki yozlaşma, Batının inanç problemi, Allah’ı inkar eden akımlar arasında
gösteriliyor” diyelim. 

Toplumsal mücadeleyi
büyütmek için kitle örgütleri ve meslek kuruluşlarıyla (ADD, CKD, ÇYDD, TÜMÖD,
TGB, TESUD, sendikalar, barolar, veli dernekleri, vb) ortak mücadele yöntemleri
geliştirmelidir. Partiler de buna dahil edilmelidir. Yukarıda açıkladığımız
üzere “Laik eğitim platformu”, “Bilimsel, laik, çağdaş, eğitim meclisi” gibi
yetersiz ve birleştirmeyen, slogan düzeyinde kalan platform/Meclis/Komite
adlar, birliktelikler doğru değildir. “Milli Eğitim Meclisi”, “Milli ve
Atatürkçü Eğitim Meclisi/Komitesi”, “Atatürksüz Müfredata Hayır”, “Cumhuriyetçi
Eğitim Meclisi”, “Vatansever Cumhuriyetçiler Meclisi” adları düşünülmelidir.

Neler yapılabilir?

Bu Meclis/Komite, Milli Eğitim İl Müdürlüğü ve okul önlerinde basın
açıklamaları yapmalı, imza masaları açmalı, okul-aile birliklerine, velilere
eğitim ve müfredat üzerine seminer vermeli, panel ve sempozyumlar
düzenlemelidir. Eski ve şimdiki milletvekilleri, Köy Enstitülüler, yazarlar,
sanatçılar ile toplantılar düzenlenerek basına yansıtılmalıdır. Dahası milli
müfredat yazımını da planlamalıdır. Böyle itiraz etmenin yanında topluma
seçenek de sunmuş olacağız.

Özetle vatan savunması ve milli birlik için kitapta saptanan bu tespitlere
uygun olarak bir an önce milli bir eğitime geçilmesini talep etmeliyiz.


TARİHÇİ

MUSTAFA SOLAK