Yayınlandı: 01.03.2019 00:00
Güncellendi: 03.07.2022 19:36

ANALİZ & ARAŞTIRMA DOSYALARI

ANALİZ /// SERENDİP ALTINDAL : ATATÜRKÇÜLÜK NEDİR ???


01.03.2019


İçimizdeki Suriyelilerle zorunlu olarak, işimizi, aşımızı,
sağlığımızı, kısaca nafakamızı paylaşmak zorunda kaldık. Ve beraberinde
yılların birlikteliğini yaşadığımız komşularımızla dahi sayelerinde ayrı
düşerek, giderek de kendi vatanımızda bile izole edilmekteyiz. Ne ki kendi
topraklarını bir avuç çapulcuya terk edip ülkemize savuşan milli bilinç ve ahde
vefadan yoksun Suriyeli Araplarla, zoraki ortak yaşam, oldukça endişe veren
görüntüler de oluşturmaya başladı.


İstiklal döneminde vatandaş dediğimiz Ermenileri de kaşıyarak o
zaman olduğu gibi bugün de başımızın belası haline getiren emperyal
pragmatizmi, bugün de Suriyelileri başımıza musallat ederek, yakın vadede BOP
kapsamındaki Türkiye eyaletler Devleti senaryosunda herhalde onları da milli
bekamıza karşı sahaya sürmeyi planlıyor.


Çünkü içimizde, bugünlerde yapılan çakma istatistiklerle 3 milyon
oldukları söyleniyor olsa da, diğer sömürge Devletlerden gelenlerle birlikte
toplam yabancıların en az 6 milyon olduklarını biliyoruz. Yeni gelişmeler ve
çapraz olgularla muhtemel artacak olan sayı ise bu mevcuda henüz dâhil
değildir. Düşünün, şimdi bir de Allah esirgesin karşılıklı artan
provokasyonlarla barut fıçısı haline gelen ülkemiz bir kıvılcımla ne hale
gelebilir.


Öyle ki; bir zamanların Ermeni çetelerine bile rahmet okuruz.
Dolayısıyla da o zamanın Ermeni tehciri be defa Arap kırımına dönüşür. Ki işte
Trump Amerika’sının ve IMF Gladyosunun bizim egemen sütanalarını hemen sağmak
üzere iştahla bekledikleri de budur. Neticede ortaya çıkacak olan kaostan kim
nemalanacaktır sonuçta. Kuşkusuz ki onu planlamış olan. Çünkü rakiplerini
bertaraf edeceği planını yaparken, ihtiyati tedbirlerini de önceden almış
olacaktır. Diğer ifadeyle de minarenin kılıfını çoktan hazırlamıştır o aslında
.


Ümitsizliği tavan yapmış AKP’ni en fazla korkutan ve migrenini
arttıran içindeki kendi muhalifleridir prensipte. O nedenle de partili,
partisiz bir zamanların eski yandaşları ve şimdilerin muhaliflerine FETÖ
yaftası yapıştırıp durmaktadır. Böylece yeni bir Parti arayışına soyunan aktif
muhalifleri kitabına uydurarak elimine ederken, fazla aktif olmayanları da
kızgın FETO maşasıyla korkutup daha da pasifize etmektedir. Görülür ki son
günlerde iyice sapıtan FETÖ furyasının ana nedeni de bu olsa gerektir.


Trump Sosyalizmi: Başlık gülünç oldu değil mi. Bu pasajı ayrı bir
yazıda kullansaydım, başlık böyle olacaktı. Bu espriye Trump’ın Şeytanı bile
gülüyordur herhalde. Ne var ki yüksekliği gelir dağılımındaki adaletsizliği
gösteren gini katsayısının tavan yaptığı hem de USA gibi bir sözde refah
ülkesinde; nüfusun yüzde 0,1’i toplam gelirin yüzde 22’sine, düşük gelirli
yüzde 90’ı da toplam hasılanın yine yüzde 22’sine sahipse, Şeytanın bile
vicdanı sızlar, gülücüğü ağzında dona kalır. Ve neden olmasın der. İlginizi
çektiyse, etraflı tafsilat için aşağıdaki yazıyı okuyun lütfen.


LİNK : https://www.gazeteduvar.com.tr/forum/2018/11/27/demokratik-sosyalizm-abdden-mi-geliyor/
  


Amerikan
Sosyalistlerinin nümayişi nedeniyle 5 Şubat günü bir durum değerlendirmesi
yapan Trump :
“Burada, ülkemiz
ABD’de sosyalizmin uygulanması yönündeki çağrılar bizi endişelendiriyor…
Biz özgür doğduk ve özgür kalacağız… Bu akşam kararlılığımızı tazeliyoruz: Amerika hiçbir zaman
sosyalist bir ülke olmayacak.” dedi.


İşte böyle Trump
Efendi: Dünyanın geri kalanını da ülkendeki sefiller gibi soyup soğana
çevirerek çulsuz bırakmayı bugüne kadar hep liberal özgürlük sanmıştınız. Lakin
bundan sonra yürümez artık o işler düşündüğün gibi. Yani artık yemezler. Kaldır
başını da dış dünyadan yakın çevrene bir bakıver önce, belki sen de bir şeyler
öğrenebilirsin, sona yaklaşırken.


Şimdi bu kadar acılı, baharatlı, yerli, yabancı sosun üstüne, bir
de kendi ev mutfağımızın şekerlemesi iyi olurdu hani.  Bu bağlamda ise bizim derin Devletin boş
oturmadığı da kesindir. Öyle ya; kocaman ve uluslararası Beştepe Sultanlığını
ufacık; ama eski milli Bahçeli Beyliğine vasal kılarak ona haraca bağladığı,
denetim altına soktuğu yetmez mi? Nerede kaldı o zaman tek adamlık, multibaşkanlık
şimdi. Bir de bu çerçeveyle bakalım isterseniz görünen resme.


Aklımızın kendi başımızda durması için en iyisi biz yine bize
dönelim. Öyleyse halk diliyle kısa ve öz; ‘Atatürkçülük nedir? Anladığımız
Atatürkçülüğün yanında en doğrusu; hatıratını belgelemek amacıyla kendisiyle
sayısız mülakat yapan F. Rıfkı Atay’ın aktarımıyla yine kendi ifadesidir:


Atatürk  devrimlerinin iki temel taşı, laisizm  ve  eğitim  birliğidir. Millet bütün 
dünya
işlerinde ne şeriat ne de herhangi bir ideolojinin baskısı altında olmayarak, yalnız gününşartları
içinde kendisi için en yararlıyı düşünerek karar verir: öz Atatürkçülük budur. 


Ve bilelim ki kalkınmış Alman’ın, İngiliz’in, Fransız’ın vs.
Atatürkçülüğü de bundan ari değildir…


Serendip Altındal