NACİ
KAPTAN : NASIL BİR STRATEJİK ORTAKLIK VE OLTADAKİ BALIK TÜRKİYE
Rockefeller Başkan
Eisenhowera 1956da yazdığı mektubunda Türkiye için Oltaya yakalanmış
balığın yeme ihtiyacı yoktur diye yazıyor ve ABDnin Türkiyeye Marshall yardımını arttırarak Türkiyeye daha kolay gireceğini ve siyasetini
kontrol edebileceğini belirtiyordu .
Planlar Rockefellerın önerdiği gibi yürüdü. Atatürkün ölümünden sonra iktidara gelen
tüm hükümetler ABDnin etkisinden kurtulamadı. Hatta ABD siyasetin düzenlenmesine ve
iktidara kimin geleceğine karar verir oldu . Gerektiğinde darbe planladı .Türkiyede ekonominin
demokrasinin ve yargının güçlenmesine , eğitimin çağdaşlaşmasına da izin
verilmedi. Halk komünizm ile korkutuldu.
Daha kolay
yönetilebilmek için toplumun tümüne egemen olacak ILIMLI İSLAM modeli dayatıldı
. Bir lokma bir hırka , ahrette huriler vaad edilerek insanların dünya
yaşamından beklentileri azaltıldı . Sanki diğer günler hayırsızmış gibi Hayırlı cumalar söylemi yaygınlaştırıldı. Kandil kutlamaları öne çıkartıldı. Siyasi amaçla ve yanlış tarih seçimiyle peygamberin doğum günü kutlaması yaratıldı. Ulusal bayramlar
toplum belleğinden silinmeye başlandı.
Toplum emperyalizmin istediği gibi dönüştürülüyor ve DİN/İNANÇ olguları DİYANET
üzerinden bu dönüşüme aracı kılınıyordu.
Aşağıdaki yazıda başlık
olarak AMERİKA İLE YENİ KRİZ KAPIDA yazılmış. Aslında bu var olan krizlerin
devamıdır . ABD ile Krizlerin en bilinenleri 1964 ve 1974teki Kıbrıs krizleriydi. Ardından Amerika Birleşik Devletleri başkanı Lyndon B. Johnson
tarafından Türkiye başbakanı İsmet İnönüye 5 Haziran 1964 tarihinde gönderilen, Türkiyenin Kıbrısa müdahalesini önlemek amacıyla ve kaba bir üslupla
yazılmış Johnson mektubu geliyordu.Mektup ambargo tehditi içeriyor ve Amerikan
silahlarının Kıbrısta kullanılmamasını talep ediyordu.
TCG MUAVENET MUHRİBİNİN
VURULMASI
Krizin düşmanlığa
döndüğü görünür başlangıç tarihi 1992dir TCG Muavenet muhribinin 2 Ekim 1992
tarihinde Display Determination-92 (Kararlılık Gösterisi-92) adlı NATO tatbikatı sırasında Egede ABD uçak gemisi Saratoganın ateşlediği 2 adet Seasparrow
hava savunma füzesiyle vurulmasıyla Türkiye-ABD ilişkileri olumsuz anlamda ivme kazanmaya başlamıştır.
Bu olayda gemi komutanı dahil 5 denizcimiz şehit oldu. ABD olayı KAZA olarak
niteledi ve gerçek bir soruşturma yapmayarak olayı kapatma yoluna gitti.Olayda
kullanılmış olan Seasparow füzelerinin kaza ile ateşlenmesi hiç bir şekilde
olası değildir ayrıca 2 füze kullanılmış olması da KAZA savını geçerli
kılmıyordu.
- HUZUR HAREKATI
(Operation Provide Comfort) - KUZEYDAN KEŞİF
HAREKATI (Operation Northern Watch)
ABD , Muavenet
Muhribine yapmış olduğu saldırı ile 24 Temmuz 1991de Huzur Harekatı-2 (Operation Provide
Comfort-2) adıyla ABD tarafından güneydoğuda kurulmuş olan Çekiç Güçe karşı bir direnç oluşmasını engellemek için bir güç gösterisi yapmıştı. Çekiç güç ile bölgede oluşturulacak 2. bir İsrail Devletinin tohumu
Kürt Bölgesi olarak atılıyordu . Türkiye bu operasyona baş kaldırmamalıydı .
Bu operasyonda ABD,
İngiliz ve Fransız uçakları birlikte görev aldılar. Huzur Harekatı operasyonu
resmen 31 Aralık 1996da Türk hükümetinin talebiyle sona
erdirildi. Onun yerine 1 Ocak 1997 tarihinden itibaren Irakın kuzeyindeki uçuşa yasak bölgede havadan keşif ve önleme faaliyetlerini
kapsayan ABD, İngiltere ve Türkiyenin hava unsurlarının dahil olduğu Kuzeyden Keşif Harekatı (Operation Northern
Watch) başlatıldı. Kuzeyden Keşif Harekatı 21 Mart
2003te Irak Savaşı nedeniyle sona
erdirildi
ABD başta olmak üzere
müttefik ülkelere verilmiş olan bu operasyon yetkisiyle Güneydoğuda PKK ve Irak
kuzeyinde ayrılıkçı Kürt unsurlar desteklenerek güçlendirildi. Türkiye kendi
ayağına kurşun sıkıyordu .Birleşik Görev Gücünün varlığı Türkiyede çeşitli tartışmalara neden
olmuştur. Başta yasal dayanağı olmak üzere Birleşik Görev Gücü gölgesindeki
otorite boşluğunda Kuzey Irakta Kürt devletinin kurulmasına şemsiye olması ve PKKnın yeniden canlanmasına ortam sağlanması başlıca tartışma nedenleri oldu.
14 Ocak 1992 günü
basında çıkan haberlerde, Cudi Dağında kıstırılan PKKlılara Diyarbakırdan kalkan ABD
helikopterlerinin malzeme attığının, Genelkurmay Başkanlığı tarafından tespit edildiği yazıldı. Bir askeri tim olay
yerine PKKlılardan önce ulaşarak 27 çuvalı ele
geçirmiş, çuvallardan giyecek ve yiyecek çıkmıştı. Bu olaydan sonra
Amerikalılar olayı doğruladılar; ancak malzemelerin yanlışlıkla atıldığını
söylediler.
17 Şubat 1993 tarihinde
Jandarma Genel Komutanı Org. Eşref Bitlis şehit edildi. ABDnın Kürt projesine engel
olduğu için CIA operasyonuyla
katledildiği yazıldı. Uçağına yapılan suikastla hayatını kaybeden Bitlis,
geleceğin Genelkurmay Başkanı adayıydı. Kürt meselesinde, ABDnin bölgede çevirdiği oyunları fark eden Bitlis, bunu
bölge ülkeleri ve güçleriyle işbirliği
yaparak bozmaya çalıştığı için öldürüldüğü iddia edildi. Gözdağı vermek devam
ediyordu !!
TEZKERE MESELESİ ÇUVAL OLAYI VE TÜRKİYE ÜZERİNDE İSTİKRARSIZLAŞTIRMA OPERASYONLARI
FETÖnün yıllar önce önünü açan eski CIA Türkiye Şefi Graham Fuller 2008de şöyle diyordu : Gelecek ne getirirse getirsin,
bir şey kesindir: O eski öngörülebilir ve sadık ABD müttefiki Türkiye tarihe karışmıştır. Bugünlerde PKK PYD ve FETÖ nedeniyle iki ülke tarihinin en derin
krizini durduk yerde yaşamıyor. Bu ABDnin bilinçli tercihidir. Türkiyeyi eski çizgisine getirmek için TSKnın liyakatli , birikimli
Yurtsever kadrolarının tasfiyesi gerekiyordu
. Pandoranın kutusu açılmıştı.
Çuval olayı (The Hood
event)
4 Temmuz 2003 günü
Kuzey Irakın Süleymaniye kentinde
karargâh kurmuş bulunan (bir binbaşı komutasında) 11 Türk Silahlı Kuvvetleri
mensubunun ve Türkmen mihmandarlarının Iraktaki işgal kuvvetlerinin bir
parçası olan Amerikan 173. Hava İndirme Tugayına bağlı askerlerce ve yanlarında peşmergelerin de bulunduğu
bir ortamda, sürpriz bir baskın sonucu derdest edilmeleri ve başlarına çuval
(kukuleta) geçirilmek suretiyle götürülüp 60 saat süresince alıkonularak
sorguya çekilmeleri hadisesini tanımlamak için kullanılan terimdir.
ÇUVAL OLAYININ nedeni ;
ABD başkanı George W. Bush ve yardımcısı Dick Cheneyin ekibini oluşturan Amerikan Girişim Enstitüsü (AEI, American
Enterprise Institute) kuruluşundan ABD Savunma Bakanlığına getirdiği şahinler (Neo-Conlar) adıyla anılan kişilerin Irakı işgal etmek istemesi ve Türk
hükümetinden ABD silahlı kuvvetlerinin Kuzey Iraka serbest geçiş yapabilmesi ve Adanada bulunan İncirlik Hava Üssünün Amerikan keşif ve ağır bombardıman uçaklarına açılması talebinin TBMM tarafından 1 Mart tezkeresi
olarak adlandırılan tezkere ile reddedilmesidir.
Operasyon için ABDnin en önemli millî bayramı olan 4 Temmuz (Bağımsızlık Günü Independence Day)
tarihinin seçilmiş olması, günün Cumaya denk gelmesi, bu şartlarda konuyu süratle ve diplomatik
tarzda çözüme kavuşturabilecek yetkili
Amerikan makamlarına ulaşmanın uzun sürmesi ve Türk askerlerinin bu yüzden 60
saat gözaltında bekletilmeleri, Amerikan askerlerince küçük düşürücü kasıtlı
hareketlere başvurulmuş olması, Çuval hadisesinın bir provokasyon olduğu görüşlerinin dile getirilmesine sebebiyet vermiştir.
Bu olayın sonrasında
ise Iraktaki direnişin uzaması, işgalin ABD Hazinesine 3
trilyon dolara patlaması, Amerikan dolarının büyük değer kayıpları ve petrol fiyatlarının kısa zamanda varil başına 20 dolardan 100 dolara çıkması neticesinde Bushun Cumhuriyetçi Partisinin 2006 Meclis ve
Senato seçimlerinde yenilgiye uğraması sonucunda ABD Savunma
Bakanlığına Robert Gates getirilerek, Neo-conlar tasfiye edilmiştir.
Şimdi sizlere bu olayın
perde arkasını İslamcı Türk yazar Ahmet AKGÜLün 2007 yılında basılmış
olan AKP İntihara Gidiyor isimli kitabının 278 -279. sayfalarından ve Ahmet Akgülü bire bir destekleyen CIA türkiye uzmanı Henri Barkeyin ağzından aktaracağım.
ÇUVAL OLAYINA IŞIK
TUTANLAR
* Yazar Ahmet Akgül Çuval olayını Tayyip planladı!
(2007)
Kuzey Irakta, askerlerimizin başına çuval geçirmelerini ve Genel
Kurmayı zor duruma düşürmelerini, Amerikalılara biz söyledik. Wolfowitz Türk ordusunu
bizimkilerin teklifi üzerine cezalandırmaya karar verdi. Tayyip Erdoğan ve ve Gülle paylaşıldı, onlar da
olur dediler !!!
* Henri Barkey AKP ile anlaşarak Türk Ordusunu kafesledik (2012 )
Utah Üniversitesinde konferans veren CIAnın Türkiye uzmanı Henri Barkey, AB üzerinden yapılan derin operasyonu bu
ifadeyle tanımladı.
ABD VE PYD / PKK /
SİLAH DESTEĞİ
Sözde müttefik ABDden PYDye 20 bin tır silah
İdlibdeki krizin çözülmesini engellemeye çalışan ABD, dikkat dağıtarak bölgedeki maşası PYDyi silahlandırmaya devam ediyor. Geçtiğimiz günlerde PYDli teröristlere 300 TIR silah
gönderen ABD yönetiminin; son 6 yılda kanlı örgüte 20 bin 700
tır silah, 2 bin uçak dolusu ise mühimmat verdiği belirlendi.Pentagon başta
olmak üzere ABD kurumları, Türkiyeye karşı ikiyüzlü oynamaya devam ediyor.
Türkiye, Suriyenin kuzeyinde terör örgütü PYD/PKKya ağır darbe indirdikçözde müttefik ABD, PYD/ PKKya desteğini artırıyor.
Yeni üs kurmanın
plânını yapıyor
Suriyedeki proje terör örgütü PKK/PYDnin başta Münbiç olmak üzere işgal ettiği bölgelerden çekileceğine ilişkin sözler veren ABD, bu sözün aksine teröristlere
yeni silahlar göndererek alçak bir politika izliyor. DEAŞa karşı savaşıyor maskesi altında PYD-YPGyi modern silahlarla
donatan ve her türü desteği veren ABD yönetiminin terör sponsorluğu milyon dolarları aşıyor. Donald Trumpın Cumhurbaşkanı Erdoğan
ile görüşerek PYDye yardımı keseceğiz demesinden sadece 3 gün sonra, PYDye silah gönderen ABDnin petrol havzalarındaki hakimiyetini
kesinleştirmek için Deyr ez-Zor bölgesindeki Şaafa köyünde yeni üs kurmaya çalıştığı bilgisine ulaşıldı.(Yeni Akid 25 Kasım 2018)
TRUMP VE EKONOMİK SAVAŞ
ABD Başkanı Trumptan Türkiyeye tehdit 14 Ocak 2019
ABD Başkanı Trump
Türkiyenin Suriyedeki Kürtleri vurması halinde ekonomik açıdan mahvedeceğini harap olacağını söyledi. Cumhurbaşkanlığı Sözcüsü Kalın ise ABDnin stratejik ortaklığa itibar etmesini beklediğini söyledi. Sözcü Kalın hangi STRATEJİK ORTAKLIKtan bahsediyordu !!!
PEKİ ERDOĞAN NE DEDİ ?
İçeride kendisine
muhalif olan herkese esen , yağan , dava açan , tutuklatan Erdoğan bu kadar
ağır söze hiç bir şey diyemedi. Türkiyeyi ekonomik olarak mahvedeceğim diyen Trumpı telefonla arayarak ;
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip
Erdoğan, ABD Başkanı Donald Trump ile telefonda görüştü. İkili ilişkilerin yanı
sıra Suriyede yaşanan son gelişmelerin ele alındığı
görüşmede, Erdoğan, mevkidaşının Suriyeden çekilme kararını memnuniyetle karşıladıklarını ifade etti. Erdoğan, bu çerçevede Türkiyenin, NATOda müttefiki olan ABDye her türlü desteği vermeye hazır olduğunu hatırlattı. Bölgede otorite boşluğu meydana gelmemesi
için Münbiç Yol Haritasının tamamlanması, ayrıca çekilme kararının hayata geçirilmesini engellemek
isteyen unsurlara fırsat verilmemesi gerektiğini vurgulandı
Diye konuştuğu basına
yansıdı
Hani DİK DUR diyorlar , DURMUŞTU valla
Alttan alttan Trumpın sözünü yedik ve ulusal
onurumuz zedelendi. MAHVEDERİM diyen adama hak ettiği yanıtı veremedik. Eğer ülkeyi TEK ADAMA teslim
ederseniz ve bu kişinin bagajı nedeniyle sıkıntıları varsa NETİCE BUDUR. Eğer parlamento , Meclis
var olsa idi inanıyorum ki iktidar ve muhalefet
partileri bir araya gelerek hem gereken yanıtı verirler hem de STRATEJİK
ORTAKLIKTAN vaz geçilirdi.
SONUÇ ;
Amerika hiç bir zaman
Türkiyenin STRATEJİK ORTAĞI , müttefiği değildir. Amerika Birleşik Devletlerinin Türkiyeyi Marshall Planına dâhil etme kararından sonra, söz konusu yardımdan yararlanabilmek için 4 Temmuz 1948
tarihinde ABD ile Ekonomik işbirliği Anlaşması
imzalandı.Marshall yardımı başladı .ABD böylelikle Türkiyeye girdi ve bir daha da
çıkmadı . Özetle ABD ile hiç bir zaman müttefik , stratejik
ortak olmadık . Marshalldan bu yana OLTADAKİ BALIĞIZ .
Naci
Kaptan / 10 Mart 2019