Yayınlandı: 12.03.2019 00:00
Henüz güncellenmedi

ÜLKELER BAZINDA ANALİZLER & HABERLER & BİLGİLER /// ÜLKELER DOSYASI

AMERİKA DOSYASI /// NACİ KAPTAN : NASIL BİR STRATEJİK ORTAKLIK VE OLTADAKİ BALIK TÜRKİYE


NACİ
KAPTAN : NASIL BİR STRATEJİK ORTAKLIK VE OLTADAKİ BALIK TÜRKİYE




Rockefeller Başkan
Eisenhower
’a 1956’da yazdığı mektubunda Türkiye için “Oltaya yakalanmış
balığın yeme ihtiyacı yoktur
” diye yazıyor ve ABD’nin Türkiye’ye Marshall yardımını arttırarak Türkiye’ye daha kolay gireceğini ve siyasetini
kontrol edebilece
ğini belirtiyordu .




Planlar Rockefeller‘ın önerdiği gibi yürüdü. Atatürk’ün ölümünden sonra iktidara gelen
tüm hükümetler ABD
’nin etkisinden kurtulamadı. Hatta ABD siyasetin düzenlenmesine ve
iktidara kimin gelece
ğine karar verir oldu .  Gerektiğinde darbe planladı .Türkiye’de ekonominin
demokrasinin ve yarg
ının güçlenmesine , eğitimin çağdaşlaşmasına da izin
verilmedi. Halk komünizm ile korkutuldu.




Daha kolay
yönetilebilmek için toplumun tümüne egemen olacak ILIMLI İSLAM modeli dayatıldı
. Bir lokma bir hırka , ahrette huriler vaad edilerek insanların dünya
yaşamından beklentileri azaltıldı . Sanki diğer günler
“hayırsızmış” gibi “Hayırlı cumalar” söylemi yaygınlaştırıldı. Kandil kutlamaları öne çıkartıldı. Siyasi amaçla ve yanlış tarih seçimiyle peygamberin doğum günü kutlaması yaratıldı. Ulusal bayramlar
toplum belle
ğinden silinmeye başlandı.
Toplum emperyalizmin istediği gibi dönüştürülüyor ve DİN/İNANÇ olguları DİYANET
üzerinden bu dönüşüme  aracı kılınıyordu.




Aşağıdaki yazıda başlık
olarak AMERİKA İLE YENİ KRİZ KAPIDA yazılmış. Aslında bu var olan krizlerin
devamıdır . ABD ile Krizlerin en bilinenleri 1964 ve 1974
’teki Kıbrıs krizleriydi. Ardından Amerika Birleşik Devletleri başkanı Lyndon B. Johnson
taraf
ından Türkiye başbakanı İsmet İnönü’ye 5 Haziran 1964 tarihinde gönderilen, Türkiye’nin Kıbrıs’a müdahalesini önlemek amacıyla ve kaba bir üslupla
yazılmış Johnson mektubu geliyordu.Mektup ambargo tehditi içeriyor ve Amerikan
silahlarının Kıbrıs
’ta kullanılmamasını talep ediyordu.




TCG MUAVENET MUHRİBİNİN
VURULMASI




Krizin düşmanlığa
döndüğü görünür başlangıç tarihi 1992
’dir  TCG  Muavenet’ muhribinin 2 Ekim 1992
tarihinde Display Determination-92 (Kararl
ılık Gösterisi-92) adlı NATO tatbikatı sırasında Ege’de ABD uçak gemisi Saratoga’nın ateşlediği 2 adet Seasparrow
hava savunma f
üzesiyle vurulmasıyla Türkiye-ABD ilişkileri  olumsuz anlamda ivme kazanmaya başlamıştır.
Bu olayda gemi komutanı dahil 5 denizcimiz şehit oldu. ABD olayı KAZA olarak
niteledi ve gerçek bir soruşturma yapmayarak olayı kapatma yoluna gitti.Olayda
kullanılmış olan Seasparow füzelerinin kaza ile ateşlenmesi hiç bir şekilde
olası değildir ayrıca 2 füze kullanılmış olması da KAZA savını geçerli
kılmıyordu.




  • HUZUR HAREKATI
    (Operation Provide Comfort)
  • KUZEYDAN KEŞİF
    HAREKATI (Operation Northern Watch)




ABD , Muavenet
Muhribine yapmış olduğu saldırı ile 24 Temmuz 1991
’de “Huzur Harekatı-2” (Operation Provide
Comfort-2) ad
ıyla  ABD tarafından güneydoğuda  kurulmuş  olan Çekiç Güç’e karşı bir direnç oluşmasını engellemek için bir güç gösterisi yapmıştı. Çekiç güç ile bölgede oluşturulacak 2. bir İsrail Devletinin tohumu
Kürt Bölgesi olarak atılıyordu . Türkiye bu operasyona baş kaldırmamalıydı .




Bu operasyonda ABD,
İngiliz ve Fransız uçakları birlikte görev aldılar. Huzur Harekatı operasyonu
resmen 31 Aralık 1996
’da Türk hükümetinin talebiyle sona
erdirildi. Onun yerine 1 Ocak 1997 tarihinden itibaren Irak
’ın kuzeyindeki uçuşa yasak bölgede havadan keşif ve önleme faaliyetlerini
kapsayan ABD,
İngiltere ve Türkiye’nin hava unsurlarının dahil olduğu Kuzeyden Keşif Harekatı (Operation Northern
Watch) ba
şlatıldı. Kuzeyden Keşif Harekatı 21 Mart
2003
’te Irak Savaşı nedeniyle sona
erdirildi




ABD başta olmak üzere
müttefik ülkelere verilmiş olan bu operasyon yetkisiyle Güneydoğuda PKK ve Irak
kuzeyinde ayrılıkçı Kürt unsurlar desteklenerek güçlendirildi. Türkiye kendi
ayağına kurşun sıkıyordu .Birleşik Görev Gücü
’nün varlığı Türkiye’de çeşitli tartışmalara neden
olmuştur. Başta yasal dayanağı olmak üzere Birleşik Görev Gücü gölgesindeki
otorite boşluğunda Kuzey Irak
’ta Kürt devletinin kurulmasına şemsiye olması ve PKK’nın yeniden canlanmasına ortam sağlanması başlıca tartışma nedenleri oldu.




14 Ocak 1992 günü
basında çıkan haberlerde, Cudi Dağı
’nda kıstırılan PKK’lılara Diyarbakır’dan kalkan ABD
helikopterlerinin malzeme att
ığının, Genelkurmay Başkanlığı tarafından tespit edildiği yazıldı. Bir askeri tim olay
yerine PKK
’lılardan önce ulaşarak 27 çuvalı ele
geçirmiş, çuvallardan giyecek ve yiyecek çıkmıştı. Bu olaydan sonra
Amerikalılar olayı doğruladılar; ancak malzemelerin yanlışlıkla atıldığını
söylediler.




17 Şubat 1993 tarihinde
Jandarma Genel Komutanı Org. Eşref Bitlis şehit edildi. ABD
’nın Kürt projesine engel
olduğu için  CIA operasyonuyla
katledildiği yazıldı. Uçağına yapılan suikastla hayatını kaybeden Bitlis,
geleceğin Genelkurmay Başkanı adayıydı. Kürt meselesinde, ABD
’nin bölgede çevirdiği oyunları fark eden Bitlis, bunu
b
ölge ülkeleri ve güçleriyle işbirliği
yaparak bozmaya çalıştığı için öldürüldüğü iddia edildi. Gözdağı vermek devam
ediyordu !!




TEZKERE MESELESİ – ÇUVAL OLAYI VE TÜRKİYE ÜZERİNDE İSTİKRARSIZLAŞTIRMA OPERASYONLARI




FET֒nün yıllar önce önünü açan eski CIA Türkiye Şefi Graham Fuller 2008’de şöyle diyordu : “Gelecek ne getirirse getirsin,
bir
şey kesindir: O eski öngörülebilir ve sadık ABD müttefiki Türkiye tarihe karışmıştır.” Bugünlerde PKK PYD ve FETÖ nedeniyle iki ülke tarihinin en derin
krizini durduk yerde ya
şamıyor. Bu ABD’nin bilinçli tercihidir. Türkiye’yi eski çizgisine getirmek için TSK’nın liyakatli , birikimli
Yurtsever kadrolar
ının tasfiyesi gerekiyordu
. Pandoran
ın kutusu açılmıştı.




Çuval olayı (The Hood
event)




4 Temmuz 2003 günü
Kuzey Irak
’ın Süleymaniye kentinde
karargâh kurmuş bulunan (bir binbaşı komutasında) 11 Türk Silahlı Kuvvetleri
mensubunun ve Türkmen mihmandarlarının Irak
’taki işgal kuvvetlerinin bir
par
çası olan Amerikan 173. Hava İndirme Tugayı’na bağlı askerlerce ve yanlarında peşmergelerin de bulunduğu
bir ortamda, sürpriz bir baskın sonucu derdest edilmeleri ve başlarına çuval
(kukuleta) geçirilmek suretiyle götürülüp 60 saat süresince alıkonularak
sorguya çekilmeleri hadisesini tanımlamak için kullanılan terimdir.




ÇUVAL OLAYININ nedeni ;
ABD başkanı George W. Bush ve yardımcısı Dick Cheney
’in ekibini oluşturan Amerikan Girişim Enstitüsü (AEI, American
Enterprise Institute) kurulu
şundan ABD Savunma Bakanlığı’na getirdiği şahinler (Neo-Conlar) adıyla anılan kişilerin Irak’ı işgal etmek istemesi ve Türk
hükümetinden ABD silahlı kuvvetlerinin Kuzey Irak
’a serbest geçiş yapabilmesi ve Adana’da bulunan İncirlik Hava Üssü’nün Amerikan keşif ve ağır bombardıman uçaklarına açılması talebinin TBMM tarafından 1 Mart tezkeresi
olarak adland
ırılan tezkere ile reddedilmesidir.




Operasyon için ABD’nin en önemli millî bayramı olan 4 Temmuz (Bağımsızlık Günü – Independence Day)
tarihinin se
çilmiş olması, günün Cuma’ya denk gelmesi, bu şartlarda konuyu süratle ve diplomatik
tarzda
çözüme kavuşturabilecek yetkili
Amerikan makamlarına ulaşmanın uzun sürmesi ve Türk askerlerinin bu yüzden 60
saat gözaltında bekletilmeleri, Amerikan askerlerince küçük düşürücü kasıtlı
hareketlere başvurulmuş olması,
“Çuval hadisesi”nın bir provokasyon olduğu görüşlerinin dile getirilmesine sebebiyet vermiştir.

Bu olayın sonrasında
ise Irak
’taki direnişin uzaması, işgalin ABD Hazinesine 3
trilyon dolar
’a patlaması, Amerikan dolarının büyük değer kayıpları ve petrol fiyatlarının kısa zamanda varil başına 20 dolardan 100 dolara çıkması neticesinde Bush’un Cumhuriyetçi Parti’sinin 2006 Meclis ve
Senato se
çimlerinde yenilgiye uğraması sonucunda ABD Savunma
Bakanl
ığı’na Robert Gates getirilerek, Neo-conlar tasfiye edilmiştir.




Şimdi sizlere bu olayın
perde arkasını İslamcı Türk yazar Ahmet AKGÜL
’ün 2007 yılında basılmış
olan
“AKP İntihara Gidiyor” isimli kitabının 278 -279. sayfalarından ve Ahmet Akgül’ü bire bir destekleyen CIA türkiye uzmanı Henri Barkey’in ağzından aktaracağım.




ÇUVAL OLAYINA IŞIK
TUTANLAR




* Yazar Ahmet Akgül – Çuval olayını Tayyip planladı!
(2007)




“Kuzey Irak’ta, askerlerimizin başına çuval geçirmelerini ve Genel
Kurmay
ı zor duruma düşürmelerini, Amerikalılara biz söyledik.” Wolfowitz Türk ordusunu
bizimkilerin teklifi
üzerine cezalandırmaya karar verdi.” Tayyip Erdoğan ve ve Gül’le paylaşıldı, onlar da
“olur” dediler !!!




* Henri Barkey – AKP ile anlaşarak Türk Ordusu’nu kafesledik (2012 )




Utah Üniversitesi’nde konferans veren CIA’nın Türkiye uzmanı Henri Barkey, AB üzerinden yapılan derin operasyonu bu
ifadeyle tan
ımladı.




ABD VE PYD / PKK /
SİLAH DESTEĞİ




Sözde müttefik ABD’den PYD’ye 20 bin tır silah




İdlib’deki krizin çözülmesini engellemeye çalışan ABD, dikkat dağıtarak bölgedeki maşası PYD’yi silahlandırmaya devam ediyor. Geçtiğimiz günlerde PYD’li teröristlere 300 TIR silah
g
önderen ABD yönetiminin; son 6 yılda kanlı örgüte 20 bin 700
tır silah, 2 bin uçak dolusu ise mühimmat verdiği belirlendi.Pentagon başta
olmak üzere ABD kurumları, Türkiye
’ye karşı ikiyüzlü oynamaya devam ediyor.
T
ürkiye, Suriye’nin kuzeyinde terör örgütü PYD/PKK’ya ağır darbe indirdikçözde müttefik ABD, PYD/ PKK’ya desteğini artırıyor.




Yeni üs kurmanın
plânını yapıyor




Suriye’deki proje terör örgütü PKK/PYD’nin başta Münbiç olmak üzere işgal ettiği bölgelerden çekileceğine ilişkin sözler veren ABD, bu sözün aksine teröristlere
yeni silahlar göndererek alçak bir politika izliyor. DEAŞ
’a karşı savaşıyor maskesi altında PYD-YPG’yi modern silahlarla
donatan ve her t
ürü desteği veren ABD yönetiminin terör sponsorluğu milyon dolarları aşıyor. Donald Trump’ın Cumhurbaşkanı Erdoğan
ile görüşerek
“PYD’ye yardımı keseceğiz” demesinden sadece 3 gün sonra, PYD’ye silah gönderen ABD’nin petrol havzalarındaki hakimiyetini
kesinle
ştirmek için Deyr ez-Zor bölgesindeki Şaafa köyünde yeni üs kurmaya çalıştığı bilgisine ulaşıldı.(Yeni Akid 25 Kasım 2018)




TRUMP VE EKONOMİK SAVAŞ




ABD Başkanı Trump’tan Türkiye’ye tehdit – 14 Ocak 2019




ABD Başkanı Trump
Türkiye
’nin Suriye’deki Kürtleri vurması halinde ekonomik açıdan mahvedeceğini “harap” olacağını söyledi. Cumhurbaşkanlığı Sözcüsü Kalın ise ABD’nin stratejik ortaklığa itibar etmesini beklediğini söyledi. Sözcü Kalın hangi STRATEJİK ORTAKLIK’tan bahsediyordu !!!




PEKİ ERDOĞAN NE DEDİ ?




İçeride kendisine
muhalif olan herkese esen , yağan , dava açan , tutuklatan Erdoğan bu kadar
ağır söze hiç bir şey diyemedi. Türkiye
’yi ekonomik olarak mahvedeceğim diyen Trump’ı telefonla arayarak ;




“Cumhurbaşkanı Recep Tayyip
Erdoğan, ABD Başkanı Donald Trump ile telefonda görüştü. İkili ilişkilerin yanı
sıra Suriye
’de yaşanan son gelişmelerin ele alındığı
görüşmede, Erdoğan, mevkidaşının Suriye
’den çekilme kararını memnuniyetle karşıladıklarını ifade etti. Erdoğan, bu çerçevede Türkiye’nin, NATO’da müttefiki olan ABD’ye her türlü desteği vermeye hazır olduğunu hatırlattı. Bölgede otorite boşluğu meydana gelmemesi
için Münbiç Yol Haritası
’nın tamamlanması, ayrıca çekilme kararının hayata geçirilmesini engellemek
isteyen unsurlara f
ırsat verilmemesi gerektiğini vurgulandı…”




Diye konuştuğu basına
yansıdı
…Hani DİK DUR diyorlar , DURMUŞTU valla… Alttan alttan Trump’ın sözünü yedik ve ulusal
onurumuz zedelendi. MAHVEDER
İM diyen adama hak ettiği yanıtı veremedik. Eğer ülkeyi TEK ADAMA teslim
ederseniz ve bu ki
şinin bagajı nedeniyle sıkıntıları varsa NETİCE BUDUR. Eğer parlamento , Meclis
var olsa idi inan
ıyorum ki iktidar ve muhalefet
partileri bir araya gelerek hem gereken yanıtı verirler hem de STRATEJİK
ORTAKLIKTAN vaz geçilirdi.




SONUÇ ;




Amerika hiç bir zaman
Türkiye
’nin STRATEJİK ORTAĞI , müttefiği  değildir. Amerika Birleşik Devletleri’nin Türkiye’yi Marshall Planı’na dâhil etme kararından sonra, söz konusu yardımdan yararlanabilmek için 4 Temmuz 1948
tarihinde ABD ile Ekonomik i
şbirliği Anlaşması
imzalandı.Marshall yardımı başladı .ABD böylelikle Türkiye
’ye girdi ve bir daha da
çıkmadı . Özetle ABD ile hiç bir zaman müttefik , stratejik
ortak olmad
ık . Marshall’dan bu yana OLTADAKİ BALIĞIZ .




Naci
Kaptan / 10 Mart 2019