Yayınlandı: 12.03.2019 00:00
Güncellendi: 03.07.2022 19:36

ANALİZ & ARAŞTIRMA DOSYALARI

ANALİZ /// HABİP HAMZA ERDEM : TİPSİZ ‘İDEAL TİPLER’ ÜZERİNE


HABİP HAMZA ERDEM : TİPSİZ ‘İDEAL
TİPLER’ ÜZERİNE




Her erken kalkan, Max Weber’in Devlet’i “şiddet
tekelini elinde bulunduran”dır tanımlamasına sarılır.
 

Az daha okumuşları ise onun ‘İdeal tip’
kavramında keramet ararlar diyebilirim.




Max Weber’in 1959 yılında Fransızca’ya çevrilen
“Bilge ve Politikacı” (Le Savant et le Politique Plon 10/18, Paris, 1959.
Introduction par Raymond ARON) çalışmasında, bilimadamlığı (bilgelik) ile
politikacılık arasındaki ayırımı ele almektadır.


Bir parantez açarak, buradaki politikanın,
uygulama anlamında ‘politika’, yani (La Politique) değil felsefî anlamda (Le
Politique) olduğunun altını çizmek gerekir.




Yine de, haydi ‘disiplin’ olarak Politika
(bilimi?) diyelim, onun kuramcılarına değil ama uygulayıcılarına da politikacı
denilmektedir.




Ne var ki, Max Weber, Wilhelm’ci Almanyada
İmparatorun atadığı politikacılarda nefret etmekteydi. Onlara ‘profesyonel’
anlamda politikacı diyor, ve tarihten gelen bir ‘politikacı tipi’nin,
Almanya’yı felakete sürüklediklerini de gördüğü için, onlardan sakınmanın
yollarını arıyordu denilebilir.




Bu ‘tip’lerin, ki aşağılaycı anlamda ‘tipsiz’
demek çok daha yerinde olacaktır, bunların varlık nedenleri de yaşamlarının
amacı da (Le politique) değil ama (La politique) olup, onsuz gerçekte ‘hiç birşey’dirler.




Amaçlarına ulaşıp, (La Politique)’i uygulamaya
koyduklarında ise, kendi köyleri, kentleri, ülkeleri ve komşu üllkeleri dahil
bütün dünyayı felakete sürüklemekten çekinmeyebilirler.




Hele, ellerindeki oyuncak, ya da ‘şiddet
tekelini elinde bulunduran’ Devlet’in ellerinden alınacağını gördükleri zaman,
çok daha acımasız olabilirler.




O nedenle, Max Weber, toplumların, özellikle de
Batılı toplumların tarihsel bir zorunluluk [Aron buraya (en terme plus precis:
porobablement diye ekliyor (p.26)] olarak ortak (collective) mülkiyete ve
planlamaya geçeceğini düşünüyordu.




Raymond Aron ise, bunun ancak tüm ülkelerde tek
bir partinin varlığıyla mümkün olabileceğini belirtmekte ve Weber’in aslında,
tasarladığı evrimin, toplumların gelişmesi üzerine geniş bir yorum yapmak
değil, ama toplumların ussallaşma (rasyonalisation) ve kurumlaşma
(bureaucratisation) yolunda evrilmesinden söz ettiğini ileri sürmektedir.




Her ne ise o. Ya da Weber’i birbaşına ele
aldığımız zaman, bunları daha ayrıntılı olarak dile getireceğimizi söyleyelim.




Ancak, şu var ki, (la politique)ci politikacı
tiplerin günümüzde bütün dünyayı egemenlikleri altına aldıkları kuşkuya yer
bırakmayacak biçimde ‘somut’tur.


Tarihin evriminde bir ‘parentez’ midir değil
midir sorunu ayrı…


Ancak, küfür anlamında değil, ama ‘bilimsel’
olarak bunların ‘alçak ve namussuz’ olduklarını dillendirmek bir zorunluluktur.


‘En iyisi’nden başlamak üzere..


Çünkü bunlar, kendi varlıklarının temeli olan
(La politique)’i kendi öz (kişisel) yaşam biçimi olarak benimseyip, hiçbir ama
hiçbir koşulda, sözde temsilcisi oldukları grup, sınıf ve ülkeleri düşünmezler,
düşünemezler.


Buradaki ‘temsil’ sözcüğü, sadece onlara
kitleler önünde ‘meşruiyet’ kazandırmak içindir.


Felsefe ve (Le politique) açısından ise, ‘gayri
meşru’durlar.


Hem de Batılı’sı ve Doğulu’su dahil olmak
üzere.


‘Orta-Doğulu’sunu ise saymaya gerek yok, çünkü
onları ‘insan’ grubuna dahil etmek, abesle iştigal olur.




Habip Hamza Erdem