Yayınlandı: 13.03.2019 00:00
Henüz güncellenmedi

YOLSUZLUK & USULSÜZLÜK & STOKÇULUK & VURGUNCULUK (İDDİALAR)

YOLSUZLUK DOSYASI /// CEVAP BEKLEYEN İDDİA : ‘HALKTAN ALINAN VERGİLER 1200 AKP’LİYE VERİLİYOR’


CEVAP BEKLEYEN İDDİA : ‘HALKTAN
ALINAN VERGİLER 1200 AKP’LİYE VERİLİYOR’




ÖZEL BÜRO NOTU : DEĞERLİ YURTSEVERLER ÖZELLİKLE AK PARTİ İLE İLGİLİ
YOLSUZLUK HABERİ YAYINLADIĞIMIZDA BAZI AMİGO TARAFTARLARDAN BİZİM
“ŞUCU” YADA “BUCU” OLDUĞUMUZU İDDİA EDEN MESAJLAR GELİYOR. ARTIK BUNA
ALIŞTIK. DİLİMİZDE TÜY BİTTİ AMA ANLATAMADIK. ÖZEL BÜRO GRUBUNUN YAYINLADIĞI
YOLSUZLUK VE USULSÜZLÜK HABERLERİNİN HEPSİ
“İDDİA” STATÜSÜNDEDİR.
HEP SÖYLEDİĞİMİZ GİBİ YARGITAYCA ONANARAK KESİNLİK KAZANMAMIŞ BİR İDDİAYI KESİN
SONUÇ YADA KESİN DOĞRU DİYE LANSE ETMEDİK, ETMEYİZ. ÖZEL BÜRO BLOGLARINDA,
SİTELERİNDE, MAIL GRUPLARINDA ARŞİV İNCELEMESİ YAPARSANIZ BU HASSASİYETE HARFİYEN
UYDUĞUMUZU GÖREBİLİRSİNİZ. BİZİM BURADA VERDİĞİMİZ YOLSUZLUK BİLGİLERİNİN HEPSİ
İDDİADIR. AMA YARIN BİRGÜN BU İDDİALAR MAHKEMEYE YANSIR VE SUÇ OLARAKTA
YARGITAYCA ONANIP KESİNLİK KAZANIRSA O ZAMAN İDDİA BAŞLIĞI İLE YAYINLAMAYIZ.
HATTA SUÇ DUYURUSUNDA DA BULUNUP İŞİN ÜZERİNE GİDERİZ. TABİ BU DURUM SADECE AK
PARTİ İLE SINIRLI DEĞİL. ELİMİZE CHP, MHP, SAADET YADA BAŞKA BİR PARTİNİN
YOLSUZLUK BELGELERİ GELİRSE TABİ İFTİRAYA GİRMEDEN VE YASAK ÇİZGİYİ AŞMADAN
KANUNLAR ÇERÇEVESİ İÇİNDE YAZARIZ, ÇİZERİZ VE YAYARIZ. HİÇ KİMSENİN ŞÜPHESİ
OLMASIN. BİZ DE BİR SİYASİ PARTİYE OY VERİYORUZ AMA MESELE ÜLKE MENFAATLERİ OLUNCA
DEĞİL TUTTUĞUMUZ PARTİ BABAMIZIN OĞLU OLSA GEREĞİNİ YAPACAĞIMIZDAN KİMSENİN
KUŞKUSU OLMASIN. ŞİMDİ RİCAMIZ BU TÜRDEN HABERLERİ YAYINLADIĞIMIZDA AMİGO
TARAFTARLAR HIŞIMLA KLAVYE BAŞINA GEÇMEDEN BU BEYANIMIZI İYİCE OKUSUNLAR. AMACIMIZ
ÜZÜM YEMEK, BAĞCI DÖVMEKLE İŞİMİZ OLMAZ. BU DA BÖYLE BİLİNE. HAAA BAŞLIKTAKİ
SORUMUZA YETKİLİLERDEN BİR CEVAP GELİRSE SÖZ VERİYORUZ VİRGÜLÜNE, NOKTASINA
DOKUNMADAN BLOGLARIMIZDA, MAIL GRUPLARIMIZDA VE SİTEMİZDE YAYINLAYACAĞIZ. BUNU
DA DİPNOT BELİRTELİM.




Halkın vergileriyle meydana
gelen kamu kaynakları kayırma ağları sayesinde AKP’lilerin hizmetine sunuluyor.


Bunun ekonomik boyutu olduğu
kadar siyasal arka planı da var.


Akademisyen Esra Çeviker
Gürakar hayatımızın parçası haline gelen kayırma ekonomisinin bilimsel bir
analizini sundu.


04 Aralık 2018


İşte Gürakar’ın Birgün’den Can
Uğur’a yaptığı o çarpıcı açıklamalar!


Kayırma ekonomisi nedir?


Neden böyle bir
kavramsallaştırmaya ihtiyaç duydunuz?


Patronaj temelli politika ve
rantiye ekonomisinin hakim olduğu Türkiye’de kamu ihalesi ile yolsuzluk kavramları
öteden beri hep bir arada kullanılmış.


İhale yolsuzlukları sadece AKP
dönemi ile ilgili bir mevzuu değil.


Eskinin yoz sisteminin yeniden
hem de çok daha güçlü bir biçimde üretildiği AKP döneminin diğer dönemlerden
farkı yolsuzluğun niteliği ve etkilerinde yaşanan değişim.


Kitap için Kayırma Ekonomisi
isminin seçilmesi de bu yüzden …


Çalışmanın ihale
yolsuzluklarından çok öte bir yapıyı bir makine tipi organizasyonu siyasi
iktisadi ve hukuki yozlaşmayı anlatması ile ilgili.


Kitap yolsuzluk kavramını da
kapsayan çok daha geniş ve içinde kopuşlarla birlikte süreklilikler de içeren
bir yapısal dönüşümün resmini çiziyor.


Mevzuu Kamu ihalelerine fesat
karıştırmanın çok daha ötesinde; belli kişi grup veya sektörleri kayırmak adına
siyasal karar alma süreci ile paralel bir şekilde kamu ihalelerinin yapılış
usullerini ve sözleşmelerin tahsisini yönlendirmek adına yapılan yasal
değişiklikler ile formel kurumsal bir yapı olarak karşımıza çıkan kayırma
ekonomisi.


Bir başka deyişle 1987’den
sonra ilk defa tek başına iktidara gelmeyi başaran ve tek parti hükümeti olarak
ülkeyi yönetme otoritesini 16 yıl elinde bulunduran AKP’nin rant yaratma ve
dağıtma aygıtını 1990’ların kısa ömürlü koalisyon hükümetlerine nazaran orta
vadeli hedefler doğrultusunda daha sistematik bir biçimde yeniden oluşturması
ve geliştirmesinin kamu ihaleleri özelindeki hikayesi.


Kamu ihalelerinde sizin en çok
dikkatinizi çeken şey neydi bilinmesini istediğiniz noktalar neler?


En çok dikkâtimi çeken husus
AKP ile direkt bağlantısı olduğunu tespit ettiğim 1200’den fazla şirketin
profiline ilişkindi – ki bunlar MÜSİAD vb. muhafazakar iş örgütlerine üye olan
ve “ilişkili” olarak kodladığım 1300 kadar firmayı içermiyor.


Öyle ki böyle bir bulgu ile
karşılaşılacağımı bilmeden başladığım araştırmanın en nihayetinde geldiği nokta
bağlantılı firmaları da kendi içinde “direkt bağlantılı” ve “ilişkili” firmalar
olarak ayırmak oldu.


Siyasi bağlantı tiplerini
sınıflandırmayı gerektirecek kadar karmaşık bir yapı vardı ortada.


“Direkt bağlantılı” firmalar
öylesine firmalar değil.


Sahipleri ya AKP’de siyaset
yapıyor (il/ilçe başkanından – milletvekili/bakana kadar) ya da yapanların
birinci dereceden akrabası.


Dahası “belki de bu şirketler
köklü rekabet gücü yüksek şirketlerdir” önermesi ile neden-sonuç ilişkisini
daha sağlam temele oturtmak adına direkt bağlantılı şirketlerin kuruluş yılları
bulundu ve bunların neredeyse tümünün siyasal İslam’ın yükselişe geçtiği ve
Erdoğan’ın İstanbul Büyükşehir Belediye başkanı olduğu dönem ile AKP döneminde
kurulan görece yeni firmalar olduğu tespit edildi.


Dolayısıyla bu “direkt
bağlantılı” firmalar devletten ihale almak için her iktidara gelen parti ile
bağlantı kuran her dönemin siyasi bağlantılı firmalarından değil.


Daha farklı kısmen planlı bir
durum var ortada.


Tabii AKP öncesi Türkiye
yolsuzluk ve kayırmacılık tarihinden de öğrenilmiş ve yeniden ve daha güçlü bir
biçimde üretilmiş bir mekanizmadan bahsediyoruz.


Hülasa ihalelerde
kayırmacılığı analiz edeceğim diye girdiğim yolda bununla birlikte Türkiye’de
devlet-özel sektör ilişkilerinin nasıl nitelik ve boyut değiştirdiğini de
görmüş ve göstermiş oldum.


Bunun yanı sıra kitapta
ulaşılan kayda değer somut sonuçların bazıları ise şöyle sıralanabilir:




AKP hükümetleri döneminde hem
yapılan ihalelerinin sayısında hem de kamu alımlarına ayrılan parasal
kaynakların büyüklüğünde çok ciddi artışlar gerçekleşti.




Kamu
ihalelerine ayrılan kaynaklardaki artışın temel nedeni ise sözleşme bedeli
onlarca milyon TL’yi bulan büyük ihalelerdeki artışlar.  Sözleşme bedeli büyüdükçe ihalelerin neredeyse
yarısını AKP ile direk siyasi bağlantıları olan 1200 firma alıyor.  Buna MÜSİAD vs. gibi  İslami iş örgütlerine üye olan firmaların
aldıkları pay da eklenince toplam %65’e varmakta.




Kamu alımlarında kayırmacılığın
boyutları özellikle tadil yasaları ile rekabetin minimum seviyeye düşürüldüğü
ihalelerde belirgin bir şekilde ortaya çıkmaktadır.  AKP ile “ direkt bağlantılı” firmalar görece
daha az rekabetçi olan ihalelerden aslan payını almaktadırlar.




Yine kamu ihalelerinde
kayırmacılık özellikle inşaat ve hizmet alımı ihalelerinde belirgin olmakla
birlikte mal alımı ihalelerinde klientalist ilişkilerin sürdürülmesi görece
daha zor.  Ar-Ge gerektiren yüksek
tutarlı mal alımı ihalelerinin %60’ı TÜSİAD üyesi büyük holding şirketleri ile
sözleşmeye bağlanmakta.




Bu ekonomik ilişkinin topluma
yansımaları nasıl oluyor? Halkın yararına olduğu yerler de var deniyor? Toplam
bütçe gelirlerinin %85’i vergi gelirlerinden sağlandığına göre kamu
ihalelerinin parasal kaynağı vatandaşın vergileri.




Üstüne üstlük kazanan yerine
harcayandan vergi alınan bütçeyi kurumlar vergisi yerine ÖTV ve KDV’nin
sırtladığı adaletsiz bu sistemde bizler ödediğimiz vergilerin nereye
harcandığının ihalelerde rekabeti sınırlayan yasal değişlikler nedeniyle oluşan
büyük meblağlardaki kamu zararının peşine düşemiyoruz.




Bu sürecin en belirgin
mağdurları ise işçiler ve memurlar yani maaşı daha eline geçmeden kaynağında
kesilenlerle satın aldığı tırnak makasına dahi %20 ÖTV ödemek zorunda kalan
halk.




LİNK : http://www.haberyuzdeyuz.com/ekonomi/halktan-alinan-vergiler-1200-akpliye-veriliyor-h24705.html