NEMESİS OPERASYONU, ASALA CİNAYETLERİ VE HOCALI
KATLİAMINDAN BUGÜNKÜ “ERMENİ DÜŞMANLIĞI” UYDURMASINA UZANAN ERMENİ YOLCULUĞU
Yazar
: AVİM
Ermeni basınında
yayınlanan haberlere göre Avrupa Parlamentosu (AP), 6 Mart 2019’da Kıbrıslı Rum
Avrupa Parlamentosu (AP) üyesi Eleni Theocharous’un un ev sahipliği yaptığı
belirtilen “Ermeni düşmanlığı: geçmişi ve günümüzde dirilişi” başlıklı garip
bir konferansa ev sahipliği yapmaya hazırlanıyor. Bu konudaki haberlerde, söz
konusu etkinliğin “Adalet ve Demokrasi İçin Avrupa Ermeni Federasyonu (EAFJD)”
ve Tüfenkçiyan Vakfı tarafından ortaklaşa düzenlendiği belirtiliyor.[1]
EAFJD’nin
Facebook sayfasına atıfta bulunan söz konusu haberlerde, “konferansın konuyu
farklı açılardan inceleyeceği, birbiriyle bağlantılı çeşitli yönlerinin yanı
sıra bununla mücadele etmenin yollarının kapsamlı bir resmini sunacağı
belirtiliyor. Tarihçiler, siyaset bilimciler, gazeteciler, insan hakları
savunucuları/ eylemcileri ve tanıklar da dâhil olmak üzere akademinin önde
gelen temsilcilerinin etkinlikte yer alacağı ” kaydediliyor. Haberlerde ayrıca,
ilgi çekici biçimde, kalıplaşmış düşüncelerin kırılmasının, nefret söylemiyle
ve yabancı düşmanlığıyla mücadelenin, başarılı müzakerelere, diyaloğa ve
çatışmalara sürdürülebilir, barışçıl çözüm bulunmasına zemin hazırlanması
açısından vazgeçilmez olması nedeniyle “konferansın konusunun özel bir
önem taşıdığı” öne sürülüyor.
Söz konusu
haberlere göre, konferansın konuşmacıları “yayıncı, insan hakları eylemcisi
Ragıp Zarakolu, Krakow Jagiellonian Üniversitesi Profesörü Jakub Osiecki,
blog yazarı, görgü tanığı Alexander Lapshin, ‘Artsakh Ombudsmanı’ Artak
Beglaryan ve avukat, eski ‘Artsakh Ombudsmanı’ Ruben Melikyan ” olacaklardır.
Kişisel web sitesinde yer alan bilgilerden Jakup Osiecki’nin “1920-1932’de Sovyet
Ermenistan’ında Ermeni Apostolik Kilisesi” adlı tezi ile doktora derecesine
sahip olduğunu anlıyoruz.[2] Alexander Lapshin ise Rus-İsrailli blog
yazarı olup, Dağlık Karabağ’ı ziyareti nedeniyle Azerbaycan’da mahkûm olmuş ve
sonra serbest bırakılmıştır.[3]
EAFJD nedir ve Eleni Theocharous
kimdir? Ne yapmaya çalışıyorlar?
Geçtiğimiz yıl
yayımlanan AVİM yorumlarından birinde belirtildiği gibi, EAFDJ (Ermeni Devrimci
Federasyonu / Tashnaktsutyun’a bağlı) kendini “Ermeni kökenli Avrupalı
vatandaşları temsil eden bir taban örgütü” olarak sunmakta ve “ Avrupa
Birliği’nde ve Avrupa Konseyi ile AGİT gibi uluslararası örgütlerde Ermeni
meselelerinin tanıtımını yapan ana muhatap ”olduğunu iddia etmektedir.[4] İnternet sitesine göre EAFJD,
“Merkezi Ermenistan’da Erivan’da bulunan Ermeni Davası Merkez Konseyi’nin
Avrupa Şubesidir” ve “Ermeni Soykırımı’nın kınanmasını, Türkiye ve Avrupa
Parlamentosu tarafından tanınmasın, bunun yanı sıra Artsakh Halkının (Dağlık
Karabağ Cumhuriyeti) güvenliğini, bugününü ve geleceğini belirleme konusundaki
temel hakkını ” savunmaktadır.
Kısacası, EAFJD,
Türk düşmanlığından beslenen ve açık bir şekilde Türkiye’ye, Türklere ve tüm
Türk kökenli halklara karşı faaliyetlerde bulunan tipik bir “cephe örgütü” veya
“cephe grubu” özelliklerine sahiptir.
Geçtiğimiz yılki
AVİM yorumlarından birinde belirtildiği gibi Eleni Theocharous, “Ermenistan’da
ve Ermeni diasporasında iyi bilinen bir kişidir”.[5]
Bu bağlamda,
Adalet ve Demokrasi İçin Avrupa Ermeni Federasyonu (EAFJD) web sayfasına göre,
26 Ekim 2018’de “EAFJD Eleni Theocharous’u Artsak halkına yaşam boyu
bağlılığı için onurlandırmış” ve EAFJD Başkanı Kaspar Karampetian, Eleni
Theocharous’un “Ermeni halkına yaşam boyu bağlılığı ve çalışması için” yapılan
törene katılmıştır.[6] Tören, üç Ermeni siyasi partisi
tarafından Güney Kıbrıs Rum Yönetimi’nde (Lefkoşa) düzenlenmiştir.
EAFJD Başkanı
Kaspar Karampetian’ın, Eleni Theocharous’un muhtemelen Türk-karşıtı duyguları
nedeniyle Ermeni davası için kraldan daha fazla kralcı görünen “Ermeni sever”
kimliğini tanıtan, kendi kendini açıklayan sözleri şu şekildedir:
“Adalet ve Demokrasi İçin Avrupa Ermeni Federasyonu
adına Eleni Theocharous’u onurlandırmak benim için büyük bir zevktir.
Parlamento üyesi Theocharous, Ermenistan’a ve Artsakh’a ilgi gösteren bir
Avrupa siyasi liderinden çok daha fazlasıdır. Bütün hayatını Artsakh’taki
Ermenilerin kurtarılması ve Artsakh Cumhuriyeti’nin uluslararası olarak
tanınması için mücadele etmeye adamıştır. Aslında, Dağlık Karabağ halkının
temel haklarını savunmaya gelince, yorulmayacak bir eylemcidir. Eleni
Theocharous, Artsakh halkının olağanüstü bir ömür boyu savunucusu ve tüm
Ermenilerin hakiki bir dostudur.”
EAFJD’nin ve
Eleni Theocharous’un Türk karşıtlığı ortak zemininde bir araya geldikleri ve
nefret temelli Türk düşmanlıklarının üstünü örtmek için birlikte yeni bir
“Ermenistan düşmanlığı” anlayışı icat etmeye çalıştıkları açıktır.
“Nemesis Operasyonu” ve ASALA
cinayetleri: “Eğer bir gün bir Türk ile karşılaşırsan, onu öldür”
Ermeni-Amerikalı
yazar Eric Bogossian “Nemesis Operasyonu. Ermeni Soykırımı’nın Öcünü Alan
Suikast Planı” isimle kitabının giriş bölümünde, “Hikâyeler hep aynı şekilde
biterdi. Büyükbabam bana ‘Eğer bir gün bir Türk ile karşılaşırsan, onu öldür’ talimatı
verirdi” demektedir.[7]
Bu “intikam
zihniyeti” aslında, insan toplumlarının ilk dönemlerindeki ilkel cezalandırma
biçimleri uygulamaları üzerine kuruludur. İlkel bir adalet anlayışını temsil
etmektedir.
Bu ilkel adalet
anlayışıyla, Ermeni Devrimci Federasyonu (ARF) tarafından 1920 ve 1922 yılları
arasında çok sayıda Türk ve Azeri siyasi ve askeri şahsiyetin cinayete kurban
gittiği bir suikast kampanyası yürütüldü. Bu sinsi korkak operasyona ARF
tarafından Yunan ilahi intikam tanrıçası Nemesis’in ismi verildi. “Nemesis
Operasyonu” ndan yaklaşık 50 yıl sonra, ASALA (Ermenistan’ın Kurtuluşu İçin
Ermeni Gizli Ordusu) ve ASALA’ya yanıt olarak ARF tarafından yaratıldığına
inanılan Ermeni Devrim Ordusu veya Adalet Komandaları tarafından Türk
diplomatlarına ve ailelerine karşı suikastlar başlatıldı. Bu terör
kampanyasında 35’ten fazla Türk diplomatı, eşleri ve çocukları öldürüldü.
Yukarıda belirtilen
kitabında Eric Bogossian “Nemesis Operasyonu” nun anlamını şu şekilde
değerlendirmektedir:
“Nemesis Operasyonu’nun erkekleri ve kadınları
insanlık kanunlarını çiğnese de bunları, çıldırmış bir dünyaya bir nebze
aklıselim getirmek için yaptılar. Düşünülemez olanın aslında cevabı yoktu.
Ancak Armen Garo, Shahan Natali, Soghomon Tehlirian ve diğerlerinin içinde
bulundukları durumda harekete geçmenin tek yolu buydu. Aksi takdirde onlar da
bu delilik ortamı tarafından tüketileceklerdi… Nemesis fedaileri kendilerini
terörist olarak görmedi. Onların bakış açısına göre eylemleri basit bir
cezalandırmayı veya intikamı aşan güdüler tarafından yönlendirildi. Kutsal
savaşçılar olarak, etki alanlarının siyasi değil manevi olduğuna inanıyorlardı.
Görevleri, bir miktar adalet elde etmekti, Bir başka deyişle, Talat Paşa’yı,
Cemal Paşa’yı, Bahattin Şakir’i ve Said Halim Paşa’yı öldürmek, evrene bir tür
denge getirme çabasıydı… Bu, Nemesis Operasyonunun yaptığını yasal hale
getirmez ”[8]
Bu değerlendirmeden sonra Eric Bogossian da isabetli biçimde,
Avrasya İncelemeleri Merkezi olarak yıllardan beri sorduğumuz aşağıdaki
soruları sormaktadır:
“Dedem bana hayatından hikâyeler anlattı. Bunlar
bana onun hediyeleridir. Nemesis hikâyesinin merkezinde hatıralar yer
almaktadır. Bu yoğun bir kana susamışlığın motorudur. Bizler
hatırlıyoruz, ama farklı hatırlıyoruz. Bizlerin farklı anlatıları, farklı
eylemlere yol açmaktadır. Böylece tarihin bilmecesi ortaya çıkmaktadır. Orada
mıydın? Gerçekten gördün mü? Sana kim bahsetti? Nasıl emin olabilirsin?”
Şubat 1992 Hocalı Katliamı
Şubat 1992’de,
Hocalıdaki Azerbaycan nüfusuna Ermeni silahlı kuvvetleri tarafından bir katliam
yapıldı. Azerbaycan Dışişleri Bakanlığı web sitesine göre, 25 ila 26 Şubat 1992
arasındaki gecede 106 kadın, 63 çocuk ve 70 yaşlı olmak üzere 613 kişi hayatını
kaybetti. 1.275 kişi rehin alındı. 150 kişinin kaderi bu güne kadar bilinmiyor.
Bu trajedi boyunca, Hocalı sakinlerinden 76 çocuk da dâhil olmak üzere 487 kişi
ciddi şekilde sakatlandı. 6 aile tamamen yok oldu. 26 çocuk her iki
ebeveynini, 130 çocuk da ebeveynlerinden birini kaybetti. Ölenlerin arasında 56
kişi canlı olarak yakmak, kafa derisini yüzmek, kafalarını kesmek, gözlerini
oymak ve hamile kadınları karnından süngülemek gibi özel yöntemlerin
uygulandığı bir zulümle öldürüldü.[9]
Türkiye’ye daha iyi bir yaşam için
gelen binlerce Ermeni
Uluslararası
basında, “on binlerce Ermeni’nin çalışmak için yasadışı bir şekilde Türkiye’ye
geldiği” bildirilmektedir. Bunların sayısının 100.000 civarında olduğu tahmin
edilmektedir.[10]
İstanbul’daki
Ermeni göçmen işçiler ile ilgili yakın tarihli bir raporda bu kişilerin
“Türkiye’yi Seçme Nedenleri” şöyle açıklanmaktadır:
“Bir varış
noktası olarak çağdaş Ermeni göç söyleminde Türkiye sıkça yer almamasına
rağmen, oldukça fazla sayıda Ermeni göçmen işçi Türkiye’yi hedef olarak
seçmektedir. Türkiye’yi seçme nedenleri çeşitlidir. En yaygın olanları coğrafi
yakınlığı ve seyahat masraflarının karşılanabilir olmasının yanı sıra
Türkiye’ye giriş kolaylığıdır (turist vizelerinin sınırda veya çevrimiçi olarak
verilmesi).
Yukarıda
belirtilen nedenler ayrıca geçici olarak göç etmek isteyenlerin özentilerini
beslemektedir. Taşınma, uzun mesafeler seyahat etmeyi veya büyük masraflar
ödemeyi gerektirmediğinde, geçici olarak göç etmeye karar vermek
kolaylaşmaktadır. Bu nedenle, Türkiye’de daha uzun süre kalmak istemiyorlarsa,
göçmenlerin çok fazla “özveride” bulunmaları ya da büyük kaynak kayıpları
olması gerekmemektedir.
Türkiye’yi seçmek
için bir başka tetikleyici neden, mevcut kültürel ve toplumsal bağlardır.
Kuşkusuz, Ermenistan ve Türkiye’deki bazı kültürel normlar benzerdir veya kabul
edilebilir değilse bile, bu normlar, en azından yaşlılara karşı tutum, kamuda
davranış vb. gibi nedenlerle Ermeniler için anlayışla karşılanabilecek bir niteliktedir.
Başka bir tetikleyici de, gelen göçmenler için büyük bir sosyal çapa ve kaynak
sağlayan Bolsahay toplumunun (Bolsahay genellikle İstanbullu Ermeniler
kullanılan bir terimdir) varlığıdır.
Sonuncu fakat
aynı ölçüde önemli bir husus olarak, Türkiye genellikle Rusya’ya alternatif bir
yer olarak seçilmektedir. Aslında, Rusya Ermeni göçmenlerin çoğunluğu için esas
varış yeri olmaya devam etmektedir. Ancak, Rusya’ya göç etmek istemeyenler
genellikle Türkiye’yi seçmektedir.” [11]
Konuya Türkiye
bakımından bakıldığında, Türkiye’deki Ermeni Göçmen İşçiler konusundaki son
rapordan yapılan yukarıdaki alıntılar günümüzdeki “Ermeni düşmanlığı”
iddialarıyla açıkça çelişmektedir.
Sonuç
Bir kişi
atalarının kişisel anlatılarına dayanarak, geçmişte olanların gerçek
nedenlerini sorgulamadan ve anlamadan bir intikam yolculuğuna çıkarsa,
kişisel adalet sağlama fikrine yönelebilir. Bu bir çeşit kan davası
anlayışı ve ilkel adalet örneğidir. Bu kaçınılmaz olarak denklemin diğer
tarafında sertleşmiş yeni nesiller yaratacaktır. Eric Bogossian, “Ancak ASALA
ve Adalet Komandoları kendi içlerinde bir kargaşaya düştüler ve 1990’ların
başında artık aktif olamadılar. Bununla birlikte, Türk diplomatik topluluğunun
pek çok üyesi meslektaşlarının öldürülmesiyle sertleştiler. Türkiye’deki çoğu
insan yaşlılarının suçlarını unutmuşlardı. Ancak yeni nesil Türk yetkililer
1970’lerin ve 1980’lerin Ermeni terör eylemlerini asla unutmayacaklardır. ”[12]
İntikamı
savunanların, rüzgâr ekenlerin kasırga biçebileceklerini unutmamaları gerekir.
[1] “European Parliament to host conference on
Armenophobia in March”, Panorama, 20 Mart 2019, https://www.panorama.am/en/news/2019/02/20/European-Parliament-Armenophobia/2075444.
[2] Osiecki Jakub, “Curriculum Vitae” (Academia, t.y.), http://uj-pl.academia.edu/JakubOsiecki/CurriculumVitae.
[3] Barak Ravid, “Israeli Blogger Alexander Lapshin Lands in Israel
After Being Pardoned by Azerbaijan”, Haaretz, 14 Eylül 2017, blm. Israel News, https://www.haaretz.com/israel-news/.premium-israeli-blogger-alexander-lapshin-lands-in-israel-after-being-pardoned-by-azerbaijan-1.5450805.
*Fotoğraf
:https://ovenk.com
[4] Teoman Ertuğrul Tulun, “Visit of Swedısh Member of the European
Parliament to Karabakh: Forgotten Misery of Azerbaıjanis”, Center For
Eurasian Studies (AVİM), 15 Şubat 2018, 2018/8 baskı, blm.
Commentary, https://avim.org.tr/en/Yorum/VISIT-OF-SWEDISH-MEMBER-OF-THE-EUROPEAN-PARLIAMENT-TO-KARABAKH-FORGOTTEN-MISERY-OF-AZERBAIJANIS.
[5] Hazel Çağan Elbir, “A Visit from the European Parliament to the
So-Called State in Nagorno – Karabakh under Occupation”, 23 Ekim 2018, 2018/57
baskı, blm. Commentary, https://avim.org.tr/en/Yorum/A-VISIT-FROM-THE-EUROPEAN-PARLIAMENT-TO-THE-SO-CALLED-STATE-IN-NAGORNO-KARABAKH-UNDER-OCCUPATION.
[6] “MEP Theocharous honoured by the EAFJD for her lifelong
dedication to the people of Artsakh” (European approach to Armenian issues, 28
Ekim 2018), http://www.eafjd.eu/honouringTheokharous.html.
[7] v Eric Bogossian, Operation Nemesis. The Assassination Plot that Avenged the
Armenian Genocide., 1. bs (Little Brown and Company, 2015).
[8] Bogossian, 301-3.
[9] “Khojaly Genocide” (Ministry of Foreign Affairs of Azerbaijan,
2008), http://mfa.gov.az/en/content/850.
[10] Umut Urras, “Armenian immigrants look for a better life in
Turkey”, Al
Jazeera, 20 Nisan 2015, blm. Politics, https://www.aljazeera.com/news/2015/04/armenian-immigrants-life-turkey-150420070803126.htmlGuardian,
18 Mart 2010, blm. Turkey, https://www.theguardian.com/world/2010/mar/18/turkey-threatens-expel-armenians-genocide.
[11] Irena Grigoryan, “Armenian Labor Migrants in Istanbul:Reality
Check” (İstanbul: Migration Research Center at Koc University, 07 Ekim 2018),
12, https://mirekoc.ku.edu.tr/wp-content/uploads/2018/10/Report_Armenian-Labor-Migrants-in-Istanbul.pdf.
[12] Bogossian, Operation Nemesis. The Assassination Plot that Avenged the Armenian
Genocide., 297-98.