Teoman Ertuğrul
TULUN /// BREXİT SONRASI : GERÇEK
BİR KAROLENJ AVRUPA BİRLİĞİNİN AYAK SESLERİ
Analiz
No : 2019 / 4
2017 yılının
başında yayımlanan “Brexit: Küreselleşmede Paradigma Değişimi ve Yeni
Dünya Düzeni Belirtisi” başlıklı Avrasya İncelemeleri Merkezi (AVİM)
analizimizde[1] Birleşik Krallık (BK) Başbakanı Therasa
May’in 2017 Davos Ekonomik Forumu’nda yaptığı konuşmaya değinmiş, adıgeçenin
BK’nın Avrupa Birliği’nden (AB) çıkarak dünyayı kucakladığını ve “gerçekten
küresel bir İngiltere” inşa edeceğini vurguladığını belirtmiştik. Therasa May
aynı konuşmasında aşağıdaki açıklamalarda da bulunmuştur:
“Avrupa Birliği’nden
ayrılma kararımız, ortak çıkarları ve değerleri paylaştığımız Avrupa’daki
dostlarımızın reddi değildir. Onlardan daha fazla uzaklaşmak ya da kıtamızı
güvenli ve güçlü tutmaya yardımcı olan işbirliğini durdurmak amacı da yoktur.
Ayrıca bu Avrupa Birliği’ni baltalama girişimi de değildir. AB’nin bir kurum
olarak başarılı olması, kuvvetli ve zorlayıcı biçimde İngiltere’nin ulusal
çıkarları ile uyumlu kalmaya devam edecektir. Bu, bizim açımızdan sadece
Parlamenter demokrasiyi ve ulusal kendi kaderini tayin hakkını onaran bir
oylamadır. Kendimizi denetlemek ve kendi kararlarımızı almak için bir
oylamadır. Ve en önemlisi, eylemde ve maneviyatta daha da küresel ve
uluslararacı (enternasyonalist) olmaktır. Çünkü biz millet olarak buyuz.
Britanya’nın tarihi ve kültürü, derin biçimde uluslararacıdır
(enternasyonalist). Biz bir Avrupa ülkesiyiz ve ortak Avrupa mirasımızla gurur
duyuyoruz, ama aynı zamanda her zaman Avrupa’nın ötesine daha geniş bir dünyaya
bakmış bir ülkeyiz. Bu nedenle, Avrupa Birliği’nin en fazla ırka sahip, çok
kültürlü üyelerinden biriyiz. Yine bu nedenle-Hindistan, Pakistan, Bangladeş,
Amerika, Avustralya, Kanada, Yeni Zelanda, Afrika, Asya veya Avrupa’da ülkemize
yakın yakın olanlar gibi- pek çoğumuz dünyanın dört bir yanında yakın arkadaşlara
ve akrabalara sahibiz. Bu yüzden içgüdüsel olarak, sadece Avrupa’da değil
Avrupa’nın da ötesinde olan ülkelerle ticaret yapmak isteyen büyük, küresel,
ticaret yapan bir ulusuz.”[2]
Başbakan May’in
Brexit’e ilişkin bu açıklamaları, Brexit kampanyası sırasında, 1944’te
Fransa’nın Müttefikler tarafından işgal edilmesinden önce Winston Churchill’in
Charles de Gaulle’e söylediği iddia edilen “Avrupa ile açık deniz arasında bir
seçim yapmamız gerekirse, seçeceğimiz şey her zaman açık deniz olacaktır.”
şeklindeki sözlerini hatırlatıyor.[3]
Bu bağlamda,
Birleşik Krallık’taki “Ayrılma” kampanyasının destekçileri, Churchill’in 11
Mayıs 1953’te Başbakanlık yaptığı dönemde, İngiltere’nin Avrupa ile olan ilişkisi
konusunda Avam Kamarasına; “Kendi hayalimiz ve kendi görevimiz var. Avrupa ile
birlikteyiz, ama Avrupa’nın kendisi değiliz. Bağlantılıyız ama birleşik değiliz
İlgileniyoruz ve ortağız ancak içinde erimiş değiliz. Eğer İngiltere, Avrupa
ile açık deniz arasında seçim yapmak zorundaysa, daima açık denizi seçmelidir.
” dediğini iddia etmişlerdir.[4] Ancak, Brexit’in muhalifleri bu cümleleri
“çarpıcı biçimde aldatıcı ”olarak nitelendirmişler ve Churchill’in kendisine
atfedilen sözleri asla yazmadığını veya söylemediğini iddia etmişlerdir.
Bununla birlikte, Brexit muhalifleri Churchill’in 15 Şubat 1930’da Amerika’daki
“Saturday Evening Post”ta şu cümleleri yazdığını ve 11 Mayıs 1953’te Avam
Kamarasında şunlar söylediğini de kabul etmişlerdir:
“Kendi hayalimiz
ve kendi görevimiz var. Avrupa ile birlikteyiz, ama Avrupa’nın kendisi değiliz.
Bağlantılıyız ama birleşik değiliz İlgileniyoruz ve ortağız ancak içinde erimiş
değiliz. Nerede duruyoruz? Avrupa Savunma Topluluğunun üyesi değiliz veya
Federal Avrupa sisteminde birleştirilmeyi de düşünmüyoruz. Her ikisiyle de özel
bir ilişkimizin olduğunu düşünüyoruz. Bu edatlarla ifade edilebilir, yani
“parçası” edatı ile değil, ama “birlikte” edatı ile -
onlarla birlikteyiz, ama onlardan değiliz. Bizim kendi Topluluğumuz ve
İmparatorluğumuz var.”[5]
Winston
Churchill’in yukarıdaki cümleleri bize Birleşik Krallığın AB ile bütünleşmeye
yönelik tarihsel olarak kararsız ve şüpheci yaklaşımının ipuçlarını veriyor.
Brexit ne zaman ve nasıl
gerçekleşecek?
23 Haziran 2016
tarihli Brexit referandumunun ardından BK, ayrılma konusunda AB’ye resmi
bildirimini içeren 50. Madde bildirimini resmen iletti. Bu nedenle, mevcut
duruma göre Birleşik Krallığın 29 Mart 2019 Cuma günü İngiltere saati ile 11:
00’de AB’den ayrılması planlanıyor.[6]
Dünya basını ve
kamuoyu tarafından yakından takip edildiği üzere, BK ile geri kalan 27 AB Üye
Ülkesi arasındaki Brexit müzakereleri sürüyor. Bilimsel kaynaklara göre,
müzakerelerin üç ana bileşeni var:
“Birincisi,
anlaşmanın belirttiği mevcut 50. madde geri çekilme anlaşmasının Mart 2019 tarihine
kadar yapılması gerekiyor. Ancak 27 AB üyesi ile bir uzatma için oybirliği ile
anlaşmaya varılması halinde müzakere daha uzun sürebilir. İkincisi, Birleşik
Krallık AB’den ayrılmadan resmen sonuçlandırılamayacak ve müzakerelerinin daha
uzun sürebileceği AB ile BK arasındaki uzun dönemli çerçeve anlaşması. Son
olarak, gerekliliği neredeyse kesin olan bazı geçiş düzenlemeleri. ”[7]
Müzakerelerde en
tartışmalı ve zor konulardan biri BK ile AB arasındaki kara sınırı. BK AB’den ayrıldığında,
İrlanda Cumhuriyeti ile İngiltere’nin Kuzey İrlanda’sı arasındaki 500
kilometrelik sınır BK ve AB arasındaki kara sınırı olacak. BBC’ye göre, hiçbir
taraf sınırdaki kontrol noktalarına, kulelere, gümrük merkezlerine veya
güvenlik kameralarına dönmek istemiyor. Bu nedenle, BK ve AB bir “önlem
ağı” (backstop) koymaya karar verdiler; Bu, BK ile AB arasında gelecekteki
ticari görüşmelerin sonucu ne olursa olsun, katı bir sınır olmamasını
sağlayacak bir tür güvenlik ağı. İki taraf arasında anlaşılan önlem ağı, Kuzey
İrlanda’nın gıda ürünleri ve mal standartları gibi konularda AB kuralların
bağlı olmasını sağlayacak.
Bu uygulama,
İrlanda sınırındaki malların kontrol edilmesine olan ihtiyacı önlüyor.
Ancak bu uygulama bazı ürünlerin BK’ın geri kalan bölgelerinden Kuzey
İrlanda’ya getirilmelerinin yeni denetlemelere ve kontrollere tabi tutulmasını
gerektiriyor. “Önlem ağı” ayrıca, İngiltere’nin tamamını AB gümrük birliğinin
içinde etkin bir şekilde tutan geçici bir tek gümrük bölgesini de içerecektir. Gelecekteki
ticaret görüşmeleri anlaşma olmadan sonuçlanırsa, önlem ağının süresiz olarak
uygulanması söz konusu olacaktır. Bu konudaki anlaşma sadece BK ve AB’nin
mutabakata varmasıyla sona erecektir.[8] Ancak, Birleşik Krallığı hiçbir söz hakkı
ve diğer ülkelerle ticari anlaşma yapma kabiliyeti olmadan AB’ye sınırsız bir
şekilde bağlı tutabileceği endişesi nedeniyle bu anlaşma Avam Kamarası’nın
onayını alamadı.[9]
Basında, son
müzakerelerde ilerleme işareti olmadığı bildirilmektedir. Haberlerde,
AB’nin, “İrlanda ile sert bir sınır olmasından kaçınılacak bir başka seçenek
olmaz ise, Birleşik Krallığı gümrük birliğinde ve Kuzey İrlanda’yı tek pazarda
tutarak önlem ağının hükümlerini zayıflatacak bir eklentinin anlaşmaya
konulmasından kaçınmak istediği” bildirilmektedir.[10] BK’nın bir anlaşma olmadan AB’den
çekilmesinin hala bir seçenek olarak ortada bulunduğunun altı çizilmesi
gerekir.
BK ve AB
arasındaki Brexit müzakerelerinin ayrıntıları ve sonuçları ne olursa olsun, AB
tarihinde Brexit’ten sonra yeni bir dönemin başlayacağında şüphe yoktur.
Brexit’in AB için olası sonuçları
Brexit’in
nedenlerini inceleyen birçok bilimsel kaynak mevcut. Bunun yan sıra, AB’nin
daha güçlü ya da zayıf hale gelip gelmeyeceği veya en kötü senaryoda bir
parçalanma aşamasına girip girmeyeceği konusunda akademik bir tartışma da var.
Bu bağlamdaki kilit soru, Brexit ‘ten sonra AB’nin geleceğidir. Bu bakımdan,
konuyla ilgili bir değerlendirme yapmadan önce, BK’nın AB’ye katkısını ve
dolayısıyla AB’den ayrıldığında neleri beraberinde götüreceğini kısaca
tartışmakta yarar bulunmaktadır.
Bilimsel bir
kaynak bu konuda şu açıklamayı yapmaktadır:
“AB, AB’nin
toplam ihracatının % 19,4’üne (AB içi ticaret hariç) katkıda bulunan bir
ekonomiyi ve AB’nin nüfusunun % 12,8’ini (Eurostat 2016) ve AB’nin
ekonomik alanının altıda biri civarında yani % 17,6’sını kaybedecek. AB içinde
BK, 2014 yılında 61. 6 milyar sterlin olan (ONS 2015) ticaret açığına sahip.
Özellikle Almanya gibi ülkelerin, AB’nin, İngiltere’nin AB bütçesine 2015
yılında 8,5 milyar Sterlin olan yıllık net katkısını telafi etmesi gerekiyor.
Güvenlikte, AB iki ciddi askeri gücünden birini ve BM Güvenlik Konseyi’nin
daimi bir üyesini kaybedecektir. ”[11]
Yukarıda verilen
alıntının gösterdiği gibi BK, AB’nin kurucu ülkeleri arasında olmamasına
rağmen, şu ana kadar Birliğin üç ana ülkesi arasında (Almanya ve Fransa’nın
yanında) yer almıştır. Siyaset ve güvenlik söz konusu olduğunda, AB, Birleşmiş
Milletler Güvenlik Konseyi’ndeki iki daimi üyesinden birini ve nükleer
silah bulundurma yetkisi olan bir askeri gücü kaybediyor. İngiltere,
dünyanın en büyük ekonomileri arasında olduğu için aynı şey ekonomik alanda da
geçerlidir.
Kısacası,
rakamlar ve siyasi-askeri güç söz konusu olduğunda, Brexit’in AB’yi toplam gücü
bakımından önemli ölçüde zayıflatacağına şüphe yoktur. Brexit’ten sonra AB’nin
çekirdeğinin siyasi olarak 1200 yıl önceki Karolenj imparatorluğuyla örtüşen
bir bölgeye çekileceğinin dee vurgulanması gerekir.[12] Bununla birlikte, AB’nin Brexit
sonrasında dağılma aşamasına girmesinin pek olası olmadığı bu bağlamda
belirtilmelidir.
27 üyeli AB, AB’nin geleceği için
ne anlama geliyor? AB’nin seçenekleri nelerdir?
Brexit
referandumundan sonra 27 AB hükümetinin ilk tepkisi 16 Eylül 2016’daki
Bratislava Bildirisi ve Yol Haritası olmuştur.[13] Bu bağlamda Brexit ile ilgili olarak
aşağıdaki hususlar dile getirilmiştir:
“Bir ülkenin
ayrılmaya karar vermesine rağmen, AB geri kalanımız için vazgeçilmez olmaya
devam ediyor. Kıtamızdaki savaşlar ve derin bölünmelerin ardından, AB barış,
demokrasi getirdi ve ülkelerimizin gelişmesini sağladı… Bu ortak tarihe
dayanarak, AB’yi 27 Üye Devlet olarak başarılı kılmaya kararlıyız. AB mükemmel
değil, ancak karşılaştığımız yeni zorlukların üstesinden gelmek için elimizdeki
en iyi araç ”.[14]
Görüleceği üzere
Bildiri özünde bugüne kadar söylenenleri tekrar etmekten başka yeni bir şey
söylemiyor.
Avrupa Birliği
Komisyonu, Avrupa Birliği (AB) Antlaşmalarının 60. Yıldönümünü simgeleyen Roma
Zirvesine bir katkı ve üye ülkeler arasında tartışmanın başlangıç noktası
olarak “Avrupa’nın Geleceği Üzerine Beyaz Kitap: Yansımalar ve 2025 yılına
kadar AB27 için senaryolar ” başlıklı bir belge hazırlamıştır. Belge, giriş
bölümünün sonunda şu soruyu sormaktadır: “ Kendimiz, çocuklarımız ve Birliğimiz
için nasıl bir gelecek istiyoruz?”[15] Belge gelecek için beş seçenek
sunmaktadır: a) Devam, (b) tek pazar dışında hiçbir şey, c) daha fazlasını
yapmak isteyenler, d) daha verimli yapmak ve e) birlikte daha fazlasını yapmak.
Belge bu seçeneklerin avantajlarını ve dezavantajlarını ana hatlarıyla
belirtmekte, ancak bunun sadece bir ilk tartışma kâğıdı olduğunu kaydetmekte ve
bir seçeneği diğerine karşı açıkça desteklememektedir.[16]
AB
Antlaşmalarının 60. yıldönümünü anmak amacıyla yayınlanan Mart 2017 Roma
Bildirisi, AB’nin geleceği ile ilgili önceki beyanlardan farklı değildir.
Dayanışma ve birlik içinde olmak gibi kalıplaşmış söylemleri tekrarlamanın
ötesine geçmemektedir. Söz konusu bildiride “Avrupa Birliği’nin
kazanımlarından duyulan gurura” da atıf yapılıyor ve aşağıdaki hususlar dile
getiriliyor:
“[…] Avrupa
birliğinin inşası cesur, uzak görüşlü bir çabadır. Altmış yıl önce, iki dünya
savaşının trajedisinden kurtularak, birlikte birleşmeye ve kıtayı küllerinden
yeniden inşa etmeye karar verdik… Avrupa Birliği, hem küresel hem de yerel
olarak daha önce benzeri görülmemiş zorluklarla karşı karşıyadır… Daha fazla
birlik ve beraberlik ve ortak kurallara saygı ile Birliği güçlü ve daha
dayanıklı hale getireceğiz. Birlik içinde olmak hem bir gereklilik hem de bizim
özgür seçimimizdir. Tek tek ele alındığımızda küresel dinamiklerin dışında
kalabiliriz. Birlik içinde olmak, bu dinamikleri etkilemek ve ortak
çıkarlarımızı ve değerlerimizi savunmak için en iyi seçenektir. Geçmişte
yaptığımız gibi Antlaşmalar doğrultusunda ve kapıyı daha sonra katılmak
isteyenlere açık tutarak, gerektiğinde farklı hız ve yoğunlukta birlikte
hareket edeceğiz. Birliğimiz bir bütündür ve parçalanamaz. ”[17]
Bratislava ve
Roma Deklarasyonlarının, Birliğin üyelerini bir arada tutan en düşük ortak
paydaları ortaya koymaktan başka AB’nin gelecekteki stratejik yol haritası için
çok az somut gösterge içerdiğinin altı çizilmesi gerekir. Buna karşın, harekete
geçilmesi konusunda bildirilerde netlik yoktur. Komisyonun Beyaz Kitabı,
yukarıda bahsedildiği gibi, sadece seçenekler sunmakta ve herhangi bir tercihi
belirtmeden bu seçeneklerin avantaj ve dezavantajlarını ana hatlarıyla
belirtmektedir.
Bu noktada şu
kilit soru ortaya çıkıyor: AB’ye kim liderlik edecek ve geleceğe giden yolu kim
gösterecek?
AB liderliğine Fransız çözümü:
Fransız – Alman ekseni
Yeni Avrupa için
Sözleşme dizisi çerçevesinde 2017 Eylül ayında yayımlanan altıncı Fransız
Ulusal Raporu[18], Fransız Ulusal Düşünce Grubu’nun
(French National Reflection Group- NRG) tartışmalarını şu şekilde
yansıtmaktadır:
“Tartışmalar, hem
Avrupa hem de ulusal düzeyde uzak görüşlülük, liderlik, ortak hikâye anlatımı
ya da dayanışma eksikliğine yönelik üzüntüyü ortaya koymuştur. Başat izlenim,
1950’lerin ‘topluluk ruhunun’ ortadan kalktığı yönündedir. Bu çerçevede
NRG’nin Avrupa’nın geleceği için siyasa önerileri, yenilenmiş bir liderlik,
uzak görüşlülük ve Avrupa ruhu yaratılması çağrısında bulunmuştur.[19]
Bu bağlamda 27
üyeli AB için liderliğin gerekli olduğu açık biçimde vurgulanmaktadır.
Söz konusu
raporun yönetici özeti bölümünde, “Fransız halkına göre, Avrupa’da Fransız
liderliğinin ve dengeli bir Fransız-Alman ilişkisinin verimli bir Avrupa için
doğru bir bileşim olduğu” belirtilmektedir. Raporun 2. Bölümü “Liderliğin
yeniden düşünülmesi ve bütünleşme- Birliğin Zorlukları” başlığını taşımaktadır.
“Liderlik: Hala Fransız -Alman Sorunu mu?” alt başlığı altında şu hususlar
belirtilmektedir:
“Liderlik
bilmecesinin çözümü de Alman siyasi sınıfının ve halkının elindedir. Eylül
2017’deki seçimler Berlin’in AB’deki konumunu değiştirebilir veya
değiştirmeyebilir. Ancak Paris’in Avrupa’daki rolü söz konusu olduğunda, soru
hala açıkta kalmaktadır: Fransa hala Almanya ile eş pilot mu? Yoksa diğer büyük
üyelerin yanında küçük bir ortak mı?”[20] … Emmanuel Macron’un seçilmesinden sonra
Fransa’nın, ortaklarının yani Almanya’nın güvenini kazanmak ve pekiştirmek için
yapısal reformlar yapması gerekiyor. Ancak ve ancak o zaman Fransa, Avrupa
bütünleşme süreci üzerindeki etkisini tekrar kazanacaktır.”[21]
Özet olarak,
rapor Fransız-Alman ikilisinin yalnızca AB’ye değil, aynı zamanda kıta
Avrupa’sına da yol göstermesi gerektiğini vurgulamaktadır.
Karolenj Avrupa neydi?
Karolenj
İmparatorluğu (800-888), Frankların kralı olarak hüküm süren Karolenj hanedanının
yönettiği, Orta Çağın başlarında Batı ve Orta Avrupa’da yer alan bir
imparatorluktu. Frank kralı Şarlman’a Papa III. Leo tarafından Roma’da 800
yılının Noel’inde (25 Aralık) Kutsal Roma İmparatoru olarak taç
giydirilmiştir.
Bilimsel
kaynaklara göre, “Sıkı bir Fransız-Alman ittifakının savunucuları, zaman zaman
hala günümüz Fransa’sının ve Almanya’nın büyük bölümünü kapsayan Karolenj
Şarlman imparatorluğuna (742-814) atıfta bulunuyorlar”[22] Aynı Fransız-Alman ittifakı savunucuları,
Avrupa’nın bu bölümünü “çekirdek Avrupa” veya “Karolenj Avrupa” olarak
telakki ediyorlar. Alman Hristiyan Demokratlar Wolfgang Schäuble ve Karl Lamers
tarafından1994 yılında kaleme alınan “Avrupa Politikasına Yansımaları”
başlığıyla yayımlanan bir belgede, adı geçenler bu bölgeyi “Katı çekirdeğin
çekirdeği Almanya ve Fransa” olarak nitelendirmişlerdir. (Den Kern des festen
Kerns bilden Deutschland ve Frankreich) [23]Bu bağlamda, Schäuble ve Lamers,
“Fransa ve Almanya merkezli bir grup ülkenin, Birliğe bir bütün olarak
liderlik etmek için politikalarını koordine edeceği ‘sağlam öze sahip‘ bir
Avrupa önermektedirler.” [24]
Fransız-Alman ekseni neden Şarlman’ı
Avrupa’nın Babası olarak yüceltiyor ve yeni Karolenj Avrupa Birliği’nin
göstergeleri nelerdir?
Fransız-Alman
ekseninin görüşüne göre, Şarlman, Batı Roma İmparatorluğu’nun
yıkılmasından bu yana Batı Avrupa’yı yöneten ilk imparatordu. Bu görüşün savunucuları
Şarlman’ı Avrupa’nın babası olarak kabul etmektedirler.
Bilindiği gibi,
Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron ve Almanya Federal Başbakanı Angela Merkel
22 Ocak 2019 tarihinde Aachen’da, Başbakan Konrad Adenauer ve Başkan Charles de
Gaulle’nin 1963’te Élysée Antlaşması’nı imzalamalarından 56 yıl sonra yine aynı
şehirde yeni bir “Fransız-Alman İşbirliği ve Bütünleşme Antlaşması”
imzaladılar. [25]
Angela Merkel,
Antlaşma’nın imzalanmasında yaptığı konuşmada, ilk olarak, imza töreninin
yapıldığı Aaachen’ın (Aix-la-Chapelle) tarihsel önemine değinmiş ve kenti,
“bizlerin, Avrupa’nın babası olarak adlandırdığı Şarlman’ın esas ikametgâhı”
olarak tanımlamıştır. Merkel, ortak Fransız-Alman Avrupa Ordusunun
oluşturulmasına da atıfta bulunmuş ve ” Ortak bir askeri kültür, ortak bir
savunma endüstrisi ve silah ihracatına ortak bir yaklaşım geliştirmeye
kararlıyız. Bunu yaparken, bir Avrupa ordusu oluşturulmasına yardımcı olmayı
amaçlıyoruz. Bu ancak dış politikamızı koordine etme çabalarıyla el ele
giderse bir işe yarayacaktır.” şeklinde konuşmuştur.[26]
Aynı şekilde,
Fransa Cumhurbaşkanı Macron konuşmasında birkaç kez Fransa ve Almanya’nın
Avrupa’yı yönetme sorumluluğuna değinmiştir, Macron bu bağlamda aşağıdaki
hususları belirtmiştir:
“Avrupa’mızın
sınırları içinde ortaya çıkan milliyetçi hareketler tarafından tehdit
edildiği, acı verici bir Brexit’in üzüntü yarattığı, ulusların
ötesine geçen büyük uluslararası değişimlerden endişe duyulan bir dönemdeyiz…
Böyle bir dünyada ve Avrupa’da Almanya ve Fransa sorumluluklarını üstlenmeli ve
ileriye dönük yolu göstermelidir… Avrupa için bu yeni Fransız-Alman
sorumluluğunu birlikte üstlenebiliriz… Birlik, dayanışma ve uyum, imzaladığımız
anlaşmanın anahtar kelimeleridir. Avrupa birlik olmadan varlığını sürdüremez;
yok olur. Avrupa’da yeni Fransız-Alman sorumluluğu burada ortaya çıkıyor…
Almanya ve Fransa arasındaki dostluk, ortak projelerimizin, Avrupa’ya olan
tutkumuzun, yaşamlarımız üzerindeki kontrolümüzü geri kazanmamıza izin
verilmesinin gerçek koruyucusu anlamına geliyor… ”[27]
Aachen
Antlaşması’nın imzalanmasından hemen sonra Almanya’nın ve Fransa’nın
“Avrupa’nın sorumluluğunu üstlenmek” amacıyla çeşitli ülkelerde ortak kültür
kurumları kurma niyetlerinin açıklandığının da bu bağlamda belirtilmesi
gerekir.[28] Aachen Antlaşması’nın 8. maddesine göre,
“Federal Almanya Cumhuriyeti’nin Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi’nin daimi
üyesi olarak kabul edilmesinin önümüzdeki dönemde Fransız-Alman diplomasisinin
önceliği olduğunu” belirtmekte yarar bulunmaktadır.[29] Bu girişimin, Birleşik Krallığın AB’den
er geç ayrılmasıyla BM Güvenlik Konseyi’nde ortaya çıkacak boşluğu doldurmayı
hedeflediğine şüphe yoktur. Bunun yanında, 7. maddede, her iki ülkenin de -
özellikle Fransa – uzun ve acımasız bir sömürge geçmişinin olduğu Afrika’da
birlikte çalışma niyetleri açıklanmaktadır.
Sonuç
Fransa ve Almanya
bu ortak girişimle “Avrupa için sorumluluk üstlendiklerini” iddia ediyorlar.
Bunu yaparken, diğer AB devletlerini bir kenara koyuyor, AB’de ve Avrupa’da
ayrıcalıklı “çekirdek statülerini” ilan ediyorlar. “Avrupa için sorumluluk
üstlenmek” kisvesi altında geçmişin Fransız ve Alman merkezli “değişken
geometri”, “çekirdek Avrupa”, “çok hızlı Avrupa” ve “iç içe geçmiş halkalar
halinde Avrupa” kavramlarına geri dönmeyi arzuluyorlar.
Aachen
Antlaşması’nın imzalanmasına ilişkin olarak Avrupa basınında yaralan en
etkileyici başlıklardan biri Politico tarafından kullanıldı: “Macron ve
Merkel’in antlaşması Avrupa’nın sinirlerini test ediyor”.[30]
Politico’ya göre,
“Avrupa projesinin merkezinde bulunan motoru canlandırmak konusundaki konuşma,
AB’nin diğer bazı üyelerini tedirgin ediyor: Brexit’ten sonra Berlin ve
Paris’in birlik içinde daha da baskın hale gelmelerinden ve kendilerini (diğer
ülkeleri) karar verme mekanizmalarından dışlamasından korkuyorlar. Avrupa
Konseyi Başkanı Donald Tusk, törende Macron’a ve Merkel’e samimi bir uyarı
şeklinde bu korkuları şöyle dile getirdi. ‘Açıkça söyleyeyim: Avrupa’nın bugün
dar formatlardaki genişletilmiş işbirliğinin Avrupa’nın bir bütün halindeki
işbirliğine bir seçenek olmadığına dair Paris’ten ve Berlin’den net bir sinyale
ihtiyacı var’.”
Fransa
Cumhurbaşkanı Macron’un Aachen Antlaşması’nın imza töreninde yaptığı konuşmanın
aşağıdaki satır arası cümleleri dikkatlice okunduğu takdirde, adı geçenin bu
konudaki savunma duruşu ortaya çıkmaktadır:
“Ve Madam
Şansölye, Sevgili Angela, belirttiğiniz gibi, Avrupa’nın derin köklerini
simgeleyen, bizi biz yapan bir yerdeyiz. Burada olmakla, sürekli kendini tekrar
eder görünen bu tarihin canlı kalbini yeniden keşfediyoruz. Ancak son 70 yılda
icat ettiğimiz şey eşsizdir. Bizi bir araya getiren ne Roma, ne Karolenj
tarihi, ne de zaman zaman birimizi diğerinin egemenliği veya bağımlılığı altına
sokan sayısız imparatorluk rüyasıdır. Hayır, bu yeni, hegemonyacı olmayan,
birlikte düşündüğümüz, özgürce kabul edilen, bağımsız bir şekilde mutabık
kalınan, günlük olarak yeniden keşfedilen, birinin diğerine veya başkaları
adına karar vermediği, tüm üyelerin sürekli olarak birlikte kendileri
için karar aldığı, seçilmiş, derinlemesine demokratik bir projedir. Avrupa’mız,
bir başka imparatorluk hayali değildir.”[31]
Macron’un
suçluluk duygusuyla şekillendirdiği bu savunmasına rağmen, AB’nin Karolenj
Avrupa’ya geri döndüğü, hegemonyacı bir idareye doğru yöneldiğine dair güçlü
belirtiler mevcuttur. Emmanuel Macron’un bu nedenle “Karolenj tarihinden” söz
etme gereği duyduğu söylenebilir.
Bu hegemonyacı
“çekirdek Avrupa” yaklaşımının bir anlamda sadece Brexit’in
altyapısını hazırlamakla kalmayıp, Türkiye’nin AB üyeliğini engellemenin
yolunu açtığını da belirtmek gerekir.
Bu
Fransız-Alman “işbirlikçi hegemonya” anlayışının Avrupa’ya birlikten ziyade
ayrılıklar getirmesinin güçlü bir olasılık olduğunu söylemek mümkündür.
*Fotoğraf:
https://www.express.co.uk
[1] Teoman Ertuğrul Tulun, “Brexit: New Paradigm Shift For
Globalization And Signal For New World Order” (Center for Euraisan Studies
(AVİM), 27 Ocak 2017), 2017/5, https://avim.org.tr/en/Analiz/BREXIT-NEW-PARADIGM-SHIFT-FOR-GLOBALIZATION-AND-SIGNAL-FOR-NEW-WORLD-ORDER.
[2] Theresa May, “Theresa May at Davos 2017: Her Speech in Full”
(World Economic Forum, 19 Mayıs 2017), https://www.weforum.org/agenda/2017/01/theresa-may-at-davos-2017-her-speech-in-full/.
[3] v Garry Titley, “Forward”, içinde Brexit History, Reasoning and
Perspectives, ed. David Ramiro Troitiño, Tanel Kerikmäe, ve Archil
Chochia, 1. bs (Cham: Springer International Publishing, 2018), v, https://www.springer.com/gp/book/9783319734132#aboutAuthors.
[4] Jon Danzig, “A revealing deception about Winston Churchill?”, New Europeans,
25 Ocak 2015, https://neweuropeans.net/article/604/revealing-deception-about-winston-churchill.
[5] Danzig.
[6] Alex Hunt ve Brian Wheeler, “Brexit: All You Need to Know about
the UK Leaving the EU”, BBC News, 31 Ocak 2019, blm. Politics, https://www.bbc.com/news/uk-politics-32810887.
[7] Francis B Jacobs, “Introduction”, içinde The EU after
Brexit: Institutional and Policy Implications, 1. bs, Palgrave
Studies in European Union Politics (Cham: Palgrave Pivot, 2018), 2, https://www.palgrave.com/us/book/9783319772783.
[8] Hunt ve Wheeler, “Brexit: All You Need to Know about the UK
Leaving the EU”.
[9] “Brexit: Theresa May’s deal is voted down in historic Commons
defeat”, BBC
News, 15 Ocak 2019, blm. Politics, https://www.bbc.com/news/uk-politics-46885828.
[10] Daniel Boffey ve Heather Stewart, “Brexit meaningful vote will go
ahead, says No 10, despite talks stalling”, The Guardian, 06 Mart 2019, blm. UK Politics, https://www.theguardian.com/politics/2019/mar/06/no-sign-of-progress-after-robust-brexit-talks-in-brussels.
[11] Tim Oliver, “The EU Falling Apart? Theoretical Discussions of
Brexit, Grexit and Other Exit Scenarios”, içinde Solidarity in the European Union:
A Fundamental Value in Crisis, ed. Andreas Grimmel ve Susanne My
Giang, 1. bs (Cham: Springer, 2017), 11, https://link.springer.com/chapter/10.1007/978-3-319-57036-5_10.
[12] Tony Barber, “The Vision of a Closer Europe Is Retreating to the
Core”, Financial
Times, t.y., blm. European Union, https://www.ft.com/content/6a4cdc0e-30e5-11e7-9555-23ef563ecf9a.
[13] “The Bratislava Declaration” (European Council, 16 Eylül 2016), https://www.consilium.europa.eu/media/21250/160916-bratislava-declaration-and-roadmapen16.pdf.
[14] Jacobs, “Introduction”, 40.
[15] “Future of Europe” (European Commission, 01 Mart 2019), 7, https://ec.europa.eu/commission/sites/beta-political/files/white_paper_on_the_future_of_europe_en.pdf.
[16] Jacobs, “Introduction”, 131.
[17] “The Rome Declaration” (Council of European Union, 25 Mart 2017),
https://www.consilium.europa.eu/en/press/press-releases/2017/03/25/rome-declaration/.
[18] Web sitesine göre, “Yeni Avrupa için Sözleşme” projesi 2013
yılında Kral Baudouin Vakfı ve Bertelsmann Stiftung tarafından başlatıldı ve
Avrupa Açık Toplum Girişimi (OSIFE), Calouste Gulbenkian Vakfı, Avrupa Politika
Merkezi, BMW Herbert Quandant Vakfı ve Açık Estonya Vakfı dahil olmak üzere
büyük bir uluslararası konsorsiyum tarafından desteklendi. Proje, Avrupa’nın
karşı karşıya bulunduğu sorunlar ışığında Avrupa çapında geniş bir tartışmayı
teşvik etmeyi ve Avrupa Birliği’nin ne şekilde reforma tabi tutulacağı
hususlarında öneriler geliştirmeyi hedeflemektedir.
[19] “New Pact for Europe” (Europa Nova, Eylül 2017), https://www.newpactforeurope.eu/documents/eventsdocs/NPE-FINAL-report-France-online-version.pdf?m=1506505795&.
[20] “New Pact for Europe”, 20.
[21] “New Pact for Europe”, 19.
[22] Alistair Cole, “Franco-German Europe”, içinde Which Europe?
The Politics of Differentiated Integration, ed. Kenneth Dyson ve
Angelos Sepos, 1. bs, Palgrave Studies in European Union Politics (Palgrave
Macmillan UK, 2010), 162.
[23] “Überlegungen zur europäischen Politik” (Christlich Demokratische
Union Deutschlands, 01 Eylül 1994), https://www.bundesfinanzministerium.de/Content/DE/Downloads/schaeuble-lamers-papier-1994.pdf?__blob=publicationFile&v=1.
[24] Gilles Andréani, What Future Forfederalism?, 1. bs (London: Centre for
European Reform, 2002), https://www.cer.eu/sites/default/files/publications/attachments/pdf/2011/e335_federalism-2185.pdf.
[25] Teoman Ertuğrul Tulun, “New Franco-German Cooperation and
Integration Treaty: When was the Last European Army Formed?”, Review of
Armenian Studies, sy 39 (2019).
[26] Angela Merkel, “Speech by Federal Chancellor Dr Angela Merkel at
the signing of the Treaty between the Federal Republic of Germany and the
French Republic on Franco‑German Cooperation and Integration in Aachen on 22
January 2019” (Die Bundesregierung der Bundesrepublik Deutschland, 22 Ocak
2019), https://www.bundesregierung.de/breg-en/chancellor/speech-by-federal-chancellor-dr-angela-merkel-at-the-signing-of-the-treaty-between-the-federal-republic-of-germany-and-the-french-republic-on-franco-german-cooperation-and-integration-in-aachen-on-22-january-2019-1572746.
[27] Merkel.
[28] Teoman Ertuğrul Tulun, “German-French Joint Cultural Institutes:
Transformation of the ‘Civilizing’ Mission of West European Colonialism.”, Center For
Eurasian Studies (AVİM), 26 Şubat 2019, blm. Analysis, 2019 / 2, https://avim.org.tr/en/Analiz/GERMAN-FRENCH-JOINT-CULTURAL-INSTITUTES-TRANSFORMATION-OF-THE-CIVILIZING-MISSION-OF-WEST-EUROPEAN-COLONIALISM.
[29] “Traité entre la République française et la République fédérale
d’Allemagne sur la coopération et l’intégration franco-allemandes” (France
Diplomatie, 12 Şubat 2019), https://au.ambafrance.org/IMG/pdf/traite.aix-la-chapelle.22.01.2019_cle8d3c8e.pdf?12387/e3fb07ec6c86a7c33e3b1936506a7dd97dc60764.
[30] Hans von der Burchard, “Macron and Merkel’s treaty tests European
nerves”, Politico,
22 Ocak 2019, https://www.politico.eu/article/emmanuel-macron-and-angela-merkel-franco-german-aachen-treaty-tests-european-nerves/.
[31] M. Emmanuel Macron, “President hails ‘new chapter’ for France and
Germany” (Republique Francaise, 22 Ocak 2019), https://uk.ambafrance.org/President-hails-new-chapter-for-France-and-Germany.