Yayınlandı: 28.03.2019 00:00
Henüz güncellenmedi

ÜLKELER BAZINDA ANALİZLER & HABERLER & BİLGİLER /// ÜLKELER DOSYASI

PAKİSTAN DOSYASI /// İbrahim Karagül : Bin Ladin’i ve Butto’yu aynı güçler mi öldürdü ?


İbrahim Karagül : Bin Ladin’i ve Butto’yu aynı güçler mi
öldürdü ?


Benazir Butto’nun
“Pakistan güvenlik birimlerinden bazı unsurlar Usame Bin Ladin’i öldürdü. Beni
de aynı güçler öldürmek istiyor” sözü ne anlama geliyor?


Butto, Pakistan ve yakın çevresindeki uluslararası
hesaplarla ilgili çok şey bildiği için mi, tehdit olarak algılandığı için mi,
ABD’nin yüzleşmek istemediği riskler oluşturduğu için mi, Washington ile
bugünkü Pakistan yönetimi arasındaki ilişkilerden haberdar olduğu için mi
öldürüldü? Bütün bunlar akla gelen soru işaretlerinin çok az bir bölümünü
oluşturuyor. Son derece karmaşık ilişkiler ağının bir parçası olarak Butto
suikasti üzerinden bu tarz iddialar da öne sürülür oldu.


O zaman Butto’nun
Müşerref’in kendisini ortadan kaldırmak istediğine ilişkin iddialarını İngiliz
istihbarat servisine, İngiltere Dışişleri Bakanı’na, ABD temsilcilerine
bildirmesi nasıl açıklanabilir? O zaman ABD, İngiltere ve Butto Müşerref’e
karşı aynı cephede miydi? Eğer öyleyse Müşerref’in saldırıdan ısrarla El
Kaide’yi sorumlu tutması nasıl açıklanacaktı. Müşerref suikastin yol açtığı
baskıdan kurtulmak için El Kaide’yi kart, yem olarak mı kullanıyordu? Ya da,
Pakistan ordusu içinde hem ABD’ye hem de Müşerref’e karşı olan güçler mi
harekete geçti? Öyleyse bu güçler, Butto’nun iddiasında olduğu gibi, neden El
Kaide liderini öldürsünler! ABD ve Butto’ya göre bu güçler, El kaide ile
işbirliği içinde olan hainler değil miydi?


TALİBAN’I DESTEKLEYENLER ARASINDA BUTTO DA VARDI


Ne gariptir ki, Butto,
ABD ve Pakistan istihbaratı ile birlikte Taliban’a destek verenlerden,
Taliban’ın Afganistan’da iktidar olmasına katkıda bulunanlardan biriydi.
Pakistan Başbakanı iken Afganistan’ın Hindistan etkisine girmemesi için iç
savaşa müdahil olan güçlerin içinde yer alıyordu. Hindistan yanlısı olmakla
itham edilen, Avrupa Birliği ile yakın ilişkiler içinde olan, Rusya ile bir
şekilde bağlantısı olan Ahmed Şah Mesud’u bir “El Kaide suikasti”yle ortadan
kaldıranlarla aynı saftaydı. “11 Eylül’ü haber veren suikast” olarak
tanımladığımız Şah Mesud suikastine ileride değineceğiz. Büyük Ortadoğu
suikastlerinin ilkini oluşturan Mesud’a yönelik saldırı ile Butto’ya yönelik
saldırı ne kadar da birbirine benziyor!


KİM ÖLDÜRDÜ DEĞİL KİM AZMETTİRDİ?


Butto suikastinde
kullanılan intihar bombacısını ve suikastçiyi bulmak, olayın aydınlatılması
anlamına gelmiyor. Sadece Pakistan’da değil, bir çok ülkede, bu tür “ihale”lere
girecek taşeron kişi ve örgütlerin ne kadar çok olduğu biliniyor. O zaman,
kimin öldürdüğünü, bombayı kimin patlattığını, kurşunu kimin sıktığını değil,
kimin ya da kimlerin azmettirdiğini sormak gerekiyor. Bu konuda son derece
ilginç iddialar var:


ABD Ulusal İstihbarat
Konseyi ve CIA öngörülerini içeren bir raporda Pakistan için Yugoslavya benzeri
bir sondan söz ediliyor. “On yıl içinde Pakistan’da iç savaş başlayabileceği,
eyaletler arasında kanlı çatışmaların yaşanabileceği, sonrasında ülkenin
Talibanlaşabileceği, nükleer silahların kontrolüne ilişkin şiddetli bir
mücadelenin yaşanabileceği” öngörülüyor. ABD’nin Pakistan üzerindeki kontrolünü
pekiştirmek için yoğun çaba içinde olduğu, ardından bölge genelinde şiddetli
bir “terörle mücadele” savaşı başlatmak istediği ifade ediliyor.


ABD PAKİSTAN’DA İÇ DARBE Mİ PLANLADI!


Pakistan’da birkaç tane
askeri üssü olan ABD’nin ülkenin hava sahasını kontrol ettiği, özel birliklerin
ülke içinde çalışmalar yaptığı, 2008 yılında terörle mücadele birimlerini
yetiştirmek amacıyla Pakistan’da askeri etkinliğin artırılmasının planlandığı
söyleniyor. Bunlar ve başka göstergelerden hareket edenler, “azmettirici”
olabilecekler listesine ABD’ye ait unsurları de ekliyor.


İddialara göre, ABD ile
askeri yönetim arasında güven sarsıldı. Washington’ın bölgesel politikaları
için şu anki yönetimin katkısı yeterli bulunmuyor. Pakistan ordusu ve
istihbarat birimlerinin dolaylı kontrolünden artık vazgeçilmek isteniyor.
Hedef; doğrudan kontrol olarak belirlenmiş durumda. Bunun için de ABD için
öncelikli olarak yapılması planlanan şey, Pakistan ordusunu iktidardan
devirmek…


SUİKASTLER NEDEN BİRBİRİNE BU KADAR BENZİYOR?


Butto, Rawalpindi’de,
sıkı korunan bir bölgede suikaste uğradı. Rawalpindi, Pakistan ordusunun
merkezi. Aynı zamanda Pakistan askeri istihbaratı ISI’nin de merkezinin
bulunduğu yer. ABD ve İngiliz ordusu ile istihbarat teşkilatlarının Pakistan
ordusu ve istihbaratıyla ortaklıklarının ne derece güçlü olduğu biliniyor. Bir
kişi üzerindeki bombayı patlatıyor, bir başkası kurşun yağdırıyor. Farklı bir
iddiaya göre lazer silahıyla öldürülüyor. Böyle bir suikastten ordunun, istihbarat
teşkilatlarının, ABD ve İngiliz istihbaratının haberdar olmaması dikkat
çekmiyor.


Butto cinayeti, Ahmed Şah
Mesud ve Lübnan eski Başbakanı Refik Hariri cinayetiyle bir çok yönden
birbirine o kadar benziyor ki. Her ne kadar Fransa Dışişleri Bakanı Bernard
Kouchner, Butto ve Hariri suikastlerinin farklı olduğunu iddia etse de, her üç
cinayette de sistemin içindeki güçler, El Kaide ve Washington’ın suçlanması,
uluslararası toplumun tavrı, cinayetlerin bağlantılı olduğu gelişmeler
birbirinden hiç de farklı değil. Bu yüzden karanlıkta kalan, hep de öyle
kalacağı düşünülen bu suikastlerin ortak yönlerini arama yoluna gittik.


BBC söyleşiyi neden sansürledi


Benazir Butto,
öldürülmeden bir ay önce, Kasım ayında İngiliz televizyon programcısı David
Frost’a verdiği söyleşide, çok tartışılacak açıklamalar yaptı. BBC’nin bu
söyleşiye, içerdiği iddialar sebebiyle sansür uyguladığı belirtiliyor. Görüşme
önemliydi ve suikastle ilgili ipuçlarını içeriyordu. Butto, kendisine yönelik
suikast girişimlerinin ardında Pakistan güvenlik birimlerinden bazı unsurların
bulunduğunu, Devlet Başkanı Pervez Müşerref’e mektup yazarak bu durumu
bildirdiğini söyledi. Ama asıl iddia bu değildi. Ona göre Usame Bin Ladin
öldürülmüştü.


Bu iddiasını neye
dayandırdığı bilinmiyor. Bin Ladin’in gerçekte ölüp ölmediği de. Ladin’in
öldüğü ya da öldürüldüğüne dair çok kez iddialar atıldı ortaya. Yakalanmaması
gerekçe gösterilerek, küresel olağanüstü hal uygulamasına rağmen ele
geçirilmemesi hep sorgulandı. İddialar yoğunlaştığı dönemlerde Bin Ladin’in
görüntü kasetleri yayınlandı. Birbirine yakın kaynaklar hem öldürüldüğünü iddia
ediyor hem de Usame Bin Ladin’in yakalanamamasından Pakistan yönetimini,
ordusunu ve istihbarat teşkilatını sorumlu tutuyordu. İşte tam da bu
söylemlerin etkisini kaybettiği bir dönemde Butto, Bin Ladin’in öldürüldüğünü
söylüyordu. Ancak, Butto’nun hemen arkasından söylediği sözler tam anlamıyla
şok ediciydi. Çünkü daha fazlasını söylüyordu. Şöyle diyordu: “Bin Ladin’i
Pakistan güvenlik birimlerinden bazı unsurlar öldürdü. Beni de aynı güçler
öldürmek istiyor.” Bir isimden söz etti. Bu kişi, İngiliz gazeteci Daniel
Pearl’ü öldürdüğü iddia edilen Ömer Şeyh’ten başka biri değildi. Ancak
Butto’nun öldürülmesinden birkaç gün sonra El cezire televizyonu, uzun süredir
sessiz olan Bin Ladin’e ait bir kaseti yayına sokuyordu. Her konuda açıklama
yayınlayan El Kaide ve Taliban Butto’nun iddiaları hakkında susuyordu. Sadece
Butto suikastiyle ilgileri olmadığını açıklıyordu. Pakistan yönetiminin
suikastçilerin konuşmalarını yayınlaması, açıkça bu güçleri sorumlu tutması
yine de ikna edici bulunmadı Özellikle de Pakistan kamuoyu bu iddiaları ciddiye
almadı.


“Büyük Belucistan” ve ABD’nin teröre desteği


Pakistan’ın Belucistan
bölgesinde zengin petrol, özellikle de doğalgaz kaynakları bulunuyor. Pakistan
topraklarının yüzde kırkını oluşturan Belucistan’ın bir bölümü İran’da, diğer
bölümü de Aganistan sınırları içinde. Hem enerji kaynakları hem de boru hattı
güzer- gahları bu bölgeyi Anglo-Amerikan ittifakı için çok önemli bir bölge
haline getiriyor. İran ile Hindistan arasında yapılan enerji ve boru hattı
projeleri de bu bölgeden geçmek zorunda. Bölgede son tahminlere göre 19 trilyon
metreküp doğal gaz rezervi var. Belucistan’ın kıyı şeridindeki liman Çinliler
tarafından finanse ediliyor. Hürmüz Boğazı’na oldukça yakın olması ve Batılı
petrol şirketlerinin bölgedeki yatırımları nedeniyle bölgenin denetimi oldukça
hassas bir hal alıyor. Ne gariptir ki, 1940’lara dayanan Beluci direnişi son
zamanlarda hız kazandı. Daha doğrusu Batılı ülkeler, Belucların bağımsızlık
hayallerini rehin aldı. Pakistan yönetimiyle müttefik olan ABD ve İngiltere,
nasıl oluyorsa, aynı zamanda Beluci örgütleri de destekliyor. Merkezi hükümete
isyancıları bastırmak için, terörle mücadele geçen F-16’lar verirken, Pakistan’dan
ayrılmak isteyen örgütlere silah ve para yardımı yapıyor. Tıpkı hem Türkiye ile
“stratejik ortak” olması hem de PKK’yı desteklemesi gibi. Pakistan yönetiminin,
bu konuda İngiliz istihbaratını suçlamasına, İngiltere’nin bölgede gizli
operasyonlar yapmasına, “Büyük Ortadoğu Projesi” çerçevesinde hazırlanan harita
taslaklarında “Büyük Belu-cistan” adıyla bir devletin ortaya çıkmasına ayrıca
dikkat çekmek istiyorum.


Çantasındaki on milyar dolarlık sır


Butto’nun öldürüldüğü gün
ABD’li politikacılarla randevusu vardı. Görüşmede iki raporun ele alınmasının
planlandığı söyleniyor. Birinci raporda, istihbarat servisinin İslamabad’dan
bir çeşit seçim operasyonu yürüttüğü, kendisini ve partisini devre dışı
bırakmayı ve Pakistan Müslüman Birliği lideri eski Başbakan Navaz Şerif’i
iktidara taşımayı planladığı belirtiliyor. İkinci raporda ise, ABD’nin “terörle
mücadele” çerçevesinde Müşerref’e verdiği 10 milyar doların, istihbarat servisi
üzerinden söz konusu seçim operasyonu için kullanıldığı, militan gruplara dağıtıldığı
iddia ediliyordu. Hem ABD hem de Pakistan derin devleti Butto’ya bir oyun mu
oynadı? Butto’nun seçilmesi halinde “terörle savaş” yolunda izleyeceği sert
politikaların Pakistan’ı ABD için çok büyük bir soruna dönüştüreceğinden mi
korkuldu? Böyle düşününce Butto suikastinin arkasında, birbirine düşman gibi
görünen güçlerin ortak bir çabası olduğu şüphesi çıkıyor ortaya. Çok popüler
ancak güçsüz olan Butto, kendisinden çok daha güçlü oyuncuların kurbanı mı
olmuştu?