İtalya ve Fransa’nın
Sözde Ermeni Soykırımını Tanımasının Ardından ABD’de Tanırsa Ne Olur ???
Avrupa Birliği’nin iki
önemli ülkesi olan İtalya ve Fransa’nın 11 Nisan’da sözde Ermeni soykırımını
tanıması, 24 Nisan’da ABD’de sözde Ermeni soykırımı yapıldığına ilişkin bir
kitabın yayınlanacağının açıklanması ve bu kapsamda Kongre’ye sunulan
tasarılar, bir tesadüf olamaz. Türkiye bu planı bozmazsa, 24 Nisan 2019
tarihinde bir sürpriz ile karşılaşabilir. Nitekim bu duruma Öztürk Yılmaz
da dikkati çekmiştir. (https://www.turkiyesiyaseti.com/ozturk-yilmaz-dan-uyarilar-bu-defa-is-ciddi/)
Sözde soykırım İtalyan Parlamentosu’nda 11 Nisan 2019, Fransa’da 11 Nisan 2019
tarihli 2019-291 sayılı Karar ile tanınmıştır. (https://www.legifrance.gouv.fr/)
İtalya’da Meclise sunulan önergede, “1973’te
Birleşmiş Milletler İnsan Hakları Alt Komitesi, 1915-1917 yılları arasında
Osmanlı İmparatorluğu’nda 1,5 milyondan fazla Ermeni’nin yok edilmesinin 20’nci
yüzyılın ilk soykırımı olarak değerlendirilmesi gerektiğini kabul etmiştir” denilmiş,
Avrupa Parlamentosu’nun 1987 yılında almış olduğu karara atıf yapılarak “1915-1917
yıllarındaki trajik olayları soykırım olarak tanıdığı,” 2015 yılında
da üye ülkelere soykırımın tanınması çağrısı yaptığı hatırlatılmıştır. Önerge
metninde, hükümete uluslararası tepkiler sağlaması çağrısı da
yapılmıştır. (https://www.panorama.am/en/news/2019/04/10/Armenian-Genocide-motion-Italian-parliament/2098480,
https://www.ermenihaber.am/tr/news/2019/04/09/İtalya-Parlamento-Ermeni-Soykırımı/152314)
630 sandalyeli Temsilciler Meclisi’ndeki oylamada 425 milletvekilinden 382’si
önergeye destek vermiş, ret oyu çıkmazken sadece
merkez-sağdaki eski Başbakan Silvio Berlusconi‘nin Haydi İtalya Partisi’nden 43
milletvekili çekimser kalmıştır. Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu, İtalya
Parlamentosu’nun hükümetten 1915 olaylarını sözde Ermeni soykırımı olarak
tanımasını isteyen kararını “yok hükmünde” olduğunu
açıklamıştır ama bizim “yok” dememizle alınan kararlar maalesef yok olmamaktadır.
Keşke öyle bir gücümüz olsa da yok oluverseler.
Fransa’da ise Ermeni Soykırımı Anlaşması’na
ilişkin 10
Nisan 2019 tarihli Karar, 11 Nisan 2019
tarihinde kabul edilmiştir. Fransa, 29 Ocak 2001 tarihinde sözde Ermeni soykırımını yasa
ile tanıyan (yasa metni aşağıdadır) dört ülkeden biridir.
2001 yılından bu yana Fransa sözde Ermeni soykırımını
her 24 Nisan’da anmaktadır. Ama her anma sonrasında kimse Fransa’ya Birinci
Dünya Savaşı’nda Güney Doğu Anadolu’da geçekleştirdiği katliamı
sormamaktadır.
Türkiye’nin tüm itirazlarına rağmen
Fransız Parlamentosu soykırım iddialarını inkar etmeyi suç sayan bir
yasa teklifini de 22 Aralık 2011 tarihinde kabul etmiştir. Oylamaya 577
milletvekilinin sadece onda biri katılmış, teklif oy çokluğuyla kabul
edilmiştir. Teklifi kaleme alan iktidar partisi Halk Hareketi Birliği (UMP)
milletvekili Valerie
Boyer, “Burada amacımız ilişkileri bozmak değil, Fransa vatandaşlarının
korunması. Sizi bu tasarıyı destek vermeye çağırıyorum, sevgili meslektaşlarım.
Bazı ülkeler 1915 olaylarını inkar ederek suç işlediler. Cezasız kaldılar. 1914
yılındaki Ermenilerin üçte ikisi ya tehcir edildi ya da katledildi. Sizden
destek bekliyorum” demiş, “Resmi olarak tanınan soykırım suçlarının inkarına 1 yıl hapis ve 45
bin Euro para cezası’’ öngören tasarısının kabul
edilmesinin yolunu açmıştır. Yasada inkarın ifade özgürlüğü
kapsamında değil, insanlığa karşı bir suç olarak algılamasını
istediğini şöyle dile getirmiştir: “Bunun iki avantajı vardır. Birincisi ifade özgürlüğüne ilişkin
Anayasa mahkemesinin oluşturduğu görüşün yasal çıkmazdan kurtulmasıdır,
ikincisi ise bütün soykırımlara dair hafızanın korunmasıdır.”
Fransa’nın İngilizce yayın
yapan kanalı France 24, 6 Şubat 2019 akşam haberlerinde Macron’un sözde
Ermeni soykırım konusundaki açıklamasına Türkiye’nin cevap verdiğini
Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın fotoğrafını ekrana yansıtarak haberleştirmiştir.
Alt yazıda da hiçbir mahkeme kararı olmamasına rağmen “Ermeni soykırımı” ifadesini kullanmıştır: “France: Turkey condemns Macron’s plan for national day marking
ARMENIAN GENOCIDE.” Tarafımdan kayıt altına alınan
France 24’ün haberi aşağıdadır.
İtalya ve Fransa’da bu gelişmeler
olurken 12
Nisan 2019 tarihinde Antalya’da yapılan NATO Parlamenter
Asamblesi 99’ncu Rose-Roth Semineri ve Akdeniz Ortadoğu Özel Grubu Ortak
Toplantısı’nda Fransız parlamenter Sonia Krimi, sözde Ermeni soykırımından söz edince,
TBMM Başkanı Mustafa Şentop ve Dışişleri Bakanı Mevlut Çavuşoğlu’nun
açıklamalarına tepki göstermiş, “Tarih, kazananlar tarafından yazılmaz mı? Birçok ülke için PKK
terörist değildir ama sizin için böyledir. Bunu dikkate almamız gerekiyor.
Tarihi kendiniz istediğiniz gibi yazamazsınız. 24 Nisan’da
Ermeni soykırımını anma gününde görüşmek üzere“
diyerek salonu terk etmiştir.
Dışişleri Bakanı Mevlut
Çavuşoğlu, “Fransa
önce kendi karanlık tarihine baksın” cevabını verince Krimi
ve salondaki diğer Fransız parlamenter toplantıyı terk etmiştir. Facebook‘tan canlı yayın yaparak
görüşlerini açıklayan Krimi, salonu terk ettiği anların
üzerine müzik yerleştirilerek hazırlanan videolarla ilgili olarak “Neden Türkler
bu gibi videolar yapıyor? Türklerin, Arap dünyasındaki projeleri neler? Bu
çılgınca videolar neden?” açıklamasında bulunmuştur. (https://www.sondakika.com/haber/haber-fransiz-parlamenter-sonia-krimi-yine-ermeni-11950779/)
Krimi’nin sözlerine tepki
gösteren Çavuşoğlu, “…Macron’un aldığı karar Fransa Anayasa Mahkemesi aldığı kararlarla
çelişmiyor mu? Çelişiyor. Fransa’nın aldığı karar Avrupa İnsan Hakları
Mahkemesi’yle çelişiyor mu? çelişiyor…Soykırım ve tarih konusunda Türkiye’ye
ders verebilecek en son ülke Fransa’dır. Çünkü Ruanda, Cezayir’de olanları
unutmadık. Fransa önce kendi karanlık tarihine baksın, Türkiye’ye ders vermeye
kalkmasın” demiştir.
Krimi ve Soyer’den önce iki
Fransız vatandaşı Avrupa Parlamentosu’nun 20 Temmuz 1987
tarih ve C-190
esas No.lu “Türkiye Ermeni soykırımını tanımadığı müddetçe AB’ye
üye olamaz” kararından cesaret alarak Ermeni diasporasının
Fransa’daki sözcüsü ve avukatı olan Suzanne ve Gregoire
Krikorian, 1999 yılında Helsinki Zirvesi’nde
Türkiye’nin AB üyeliğine aday ülke olması üzerine Avrupa Parlamentosu’na,
Avrupa Birliği Konseyi’ne ve Komisyon’a karşı Birliğin akit dışı
sorumluluğu ve davanın esassızlık (gerekçesizlik) konumu ile ilgili
olarak maddi ve manevi tazminat davası açmışlardır. Gerekçe ise
Parlamento’nun 20 Temmuz 1987 tarihli kararıdır.
Davanın içeriğini oluşturan Birliğin
Akit (Anlaşma) dışı sorumluluğundan kastedilen uluslararası insan hakları ve
1915 olaylarında yaşanan trajik tarihi olaylardır. Krikorian kardeşler,
Ermenilere soykırım uygulandığını iddia etmişler, fakat davayı kaybetmişlerdir.
Çünkü, iddialarını ispatlayamamışlardır. Ermeni diasporası için bir ön
soykırım davası olarak değerlendirilen dava, Avrupa Birliği Adalet Divanı
tarafından 17
Aralık 2003 tarihinde Esas No: T-346/03 kararı ile reddedilmiş ve kendileri
30 bin Euro’luk mahkeme masraflarını ödemeye mahkum edilmişlerdir. AAD’nın
reddettiği T-346/03 esas sayılı davanın 25 No.lu gerekçesi şöyledir:
“Davacıların gerçekten ve
somut zarar görmüş olduklarını gösteren deliller konusuna
gelince; davacılar, dava dilekçesinde genel ifadelerle Ermeni birliğinin
uğradığı manevi zararın talebi ile sınırlı kalmış olup, ne bu
konuda, ne de şahsen kendilerinin uğradığı zararın kapsamı hakkında delil
gösterememişler, kendilerinin somut olarak zarar görüp görmedikleri
hakkında mahkemenin hüküm verebilmesi için yeterli bilgi verememişlerdir.”
(AAD’nın 2
Temmuz 2003 tarihli T-99/98, Hameico Stutgart /Konsey ve Komisyon emsal
davası kararı ve Komisyon’un No.68 ve 69, Slg.2003, II-0000 Kararı)
Kararın iptali için
kardeşler temyize gitmişlerdir. Divan’ın Dördüncü
Dairesi’nde görülen temyiz davası 17 Nisan 2004 tarihinde, C-18/04 P
Esas No.lu nihai karar ile reddedilmiştir. Yahudi soykırımının (Holocaust)
Almanlar tarafından yapıldığı Nürnberg Mahkemesi tarafından hukuken karara
bağlandığı için, bunu inkar etmek Almanya’da suçtur. Hukuken
kesinleşmemiş bir konu hakkında siyasetin ceza kesmesi mümkün değildir. İspata
dayandırılmadan çıkarılan bu yasanın Avrupa Adalet Divanı karşısında
hiçbir hukuki dayanağı bulunmamaktadır.
Fransa, Türkiye ile ilişkileri koparmamak için sömürgeci
bir zihniyetle zaman zaman tanınmış Türk vatandaşlarına
nişan vererek kamuoyu oluşturmakta, Fransa’ya yönelik tepkileri azaltma
politikası izlemektedir. Nişanla
ödüllendirilen Türk vatandaşlarının sonuncusu Pegasus Hava Yolları
Yönetim Kurulu Başkanı Ali Sabancı’dır. Napolyon döneminden bu yana
verilmekte olan nişan, Fransa’da ciddi bir seçkinler ağına dahil olmanın yanı
sıra, pek çok kazanım sunmaktadır. Bu sebeple nişanı alanlar
bunu iadeye pek yanaşmazlar.
Ali Sabancı’nın 15 Şubat 2018
tarihindeki nişan töreninde konuşan Fransız Büyükelçi Charles Fries,
“Bu akşam Fransa
Cumhuriyeti, Napoleon Bonaparte tarafından ihdas edilen ve Fransa’nın en eski
ve saygın nişanı olan Legion d’Honneur nişanı ile size taltif ederek,
liyakatlarınızı onurlandırmak istemiştir. Sayın Ali Sabancı, Cumhurbaşkanı
adına, sizi Legion d’Honneur şövalyelik nişanıyla taltif ediyoruz”
demiştir. Fakat Cumhurbaşkanı Macron, 15 gün önce 31 Ocak 2018’de
Ermeni diasporasının çatı kuruluşu olan Ermeni Örgütleri
Koordinasyon Konseyi’nin (Conseil de Coordination des organisations Arméniennes
de France: CCAF) yıllık yemeğine katılarak Türkiye’yi sözde Ermeni
soykırımı konusunda eleştirmiştir.
Macron etkinlikte yaptığı
konuşmada, Fransa’da Ermeni soykırımını anma günü ilan edileceğini,
Cumhurbaşkanı seçilmeden önce bu konuda söz verdiğini açıklamıştır:
“Ermeni
soykırımının tanınması ve adalet için mücadele hepimizin mücadelesidir. Bu
mücadeleyi, soykırımı anma gününü destekleyerek yürütüyoruz.”
Yemekte Ermeni kökenli HDP İstanbul milletvekili Garo Paylan’a özel ilgi
göstermiş, Paris Büyükşehir Belediyesi tarafından Paylan’a Vermeil
Madalyası (la médaille Grand Vermeil) verilmiştir.
Garo Paylan Artsakhpress.am’ de yer alan demecinde Afrin
operasyonuna karşı olduğunu açıklamıştı: “Supporters of war are also
accomplices to war. Say “no” to Afrin war, do not be part of that crime,” the
MP urged, addressing the public.”
Fransızların ünlü karikatüristi Jacques Tardi,
4
Ocak 2013 tarihinde Legion d’Honneur reddetmiş, nişan
için “o
şey” ifadesini kullanmış, “Kimseden bir şey istemedim. Ben özgür kalmak istiyorum, hiçbir
iktidarla anılmak istemiyorum. Bunu bana verenler benim eserlerimden hiçbir şey
anlamamışlar demek” demiştir. Ünlü karikatürist, kendisine
ödül verildiğini medya aracılığı ile büyük bir şaşkınlıkla öğrendiğini
açıklamıştır. Bir yıl önce de iş yaşamında kanser araştırmalarıyla ünlü
bilim kadını Annie
Thebaud-Mony ödülü reddetmişti. Ehess / Paris ve Inserm
araştırma merkezi profesörlerinden sosyolog Annie Thébaud-Mony, 7
Ağustos 2012 tarihinde kendisine verilen Légion d’Honneur
nişanını kabul etmemiştir. Reddetme gerekçesi şöyledir: “Çalışma
koşullarındaki kötüleşmeyi, iş kazası ve meslek hastalıklarının yarattığı dramları,
asbest, tarım ilaçları, nükleer ve kimyasal atıkların doğal çevremizi nasıl
tahrip ettiğini görünür kılmaya çalıştığımız zaman, kamusal otoriteler
tarafından ciddiye alınmak istiyoruz.” (https://www.la-croix.com/Actualite/France/Annie-Thebaud-Mony-refuse-la-Legion-d-honneur-NP-2012-08-07-840060)
Türkiye’de Legion d’Honneur
nişanı alan Türk vatandaşlarından bazıları şunlardır: Ali Sabancı, Leyla
Alaton, Zülfü Livaneli, Yaşar Kemal, Tarık Zafer Tunaya, Sakıp Sabancı,
İnan Kıraç, Yaşar Kemal, Sani Şener, Kamran İnan, Erdoğan Teziç, Hikmet Çetin,
Ayşe Gülsün Bilgehan, Lucien Arkas, Gökşin Sipahioğlu, Nebahat Akkoç, Mehmet
Erbak, Tunay İnce, Nurdan Bernard Türkmen, Gertrude Durusoy, Nejat Hakkı
Sur, Türkan Dündar, Tulu Gürakan. Bunlardan Fransa’da Ermeni
iddialarının inkarını suç sayan yasa tasarısının kabul edilmesinin
ardından değerli dostum rahmetli eski Devlet Bakanı Kamran İnan
ve eski YÖK Başkanı Prof. Dr. Erdoğan Teziç dışında nişanı iade
eden olmamıştır. Oysa Fransa’da dünyaca ünlü besteciler Hector
Berlioz ve Maurice Ravel, filozoflar Albert Camus, Jean Paul Sartre, Simon de
Beauvoir, şair Louis Aragon, şarkıcılar Georges Brassens ve Leo Ferre
ödülü reddeden ünlüler arasındadır.
Şimdi tam sırasıdır. Ödül alan Türkler bir bildiri yayınlayarak, “Ermeni soykırımının tanınması ve adalet
için mücadele hepimizin mücadelesidir. Bu mücadeleyi, soykırımı anma gününü
destekleyerek yürütüyoruz” diyen Macron’a iade etmelidirler.
Fransız muhafazakar eğilimli Le
Figaro gazetesinde “Fransa Dostları Türklerin Düş Kırıklığı”
başlıklı bir makale yayınlanmıştır. Yazıyı yazan Fransız kadın gazeteci
Marie Michele Martinet, Zeynep Göğüş’ün Tempo’da yayınlanan “17 Aralık’ta
Fransa Türkiye’yi engellerse, Yaşar Kemal Fransızların en yüksek devlet nişanı
olan Legion d’Honneur’ü geri versin” sözlerine yer vermiştir
ama Yaşar Kemal nişanı geri vermemiştir. Yaşar Kemal 18
Aralık 2011 tarihinde Legion d’Honneur nişanı almıştı.
Fransa’dan ödül alanlar
nişanları iade etmezken, Güney Afrika’nın eski Devlet Başkanı Nelson Mandela
1992 yılında kendisine verilecek olan Atatürk Uluslararası Barış Ödülü’nü
reddetmiştir. Fakat 93 yaşındaki Mandela ABD’nin Houston
Üniversitesi bünyesinde faaliyet gösteren Gülen Enstitüsü’nün 2010 Barış
Ödülünü 24 Ocak 2011’de almıştır. (https://www.risalehaber.com/gulen-enstitusu-baris-odulu-mandelaya-verildi-96530h.htm)
Fransa ve İtalya’daki sözde
Ermeni soykırımının tanınması girişimlerinin ardından ABD
Kongresi’ne sunulan tasarıyı Temsilciler Meclisi’nden yaklaşık 70 ortak
sunucu, (8 Nisan 2019) Senato’da ise 10 senatör imzalamıştır. Bu konuda
ABD’deki gelişmelere ilişkin resmi belde ve bilgiler “orijinal belge” olarak (ingilizce) aşağıda
verilmiştir.
“WASHINGTON, DC –
On the eve of the Capitol Hill
Armenian Genocide Observance, Congressmen Adam Schiff (D-CA) and Gus Bilirakis
(R-FL) were joined by over 70 of their U.S. House colleagues in introducing a
new Armenian Genocide Resolution aimed at establishing, as a matter of U.S.
policy, 1) the rejection of Armenian Genocide denial, 2) ongoing official U.S.
government recognition and remembrance of this crime, and 3) the importance of
education about the Armenian Genocide in preventing modern day atrocities,
reported the Armenian National Committee of America (ANCA).“All who oppose
genocide welcome today’s launch of legislation locking-in U.S. recognition of
the Armenian Genocide and – once and for all – locking-out Turkish denials of
this crime,” said ANCA Executive Director Aram Hamparian. “This bipartisan
measure – spearheaded by Representatives Adam Schiff and Gus Bilirakis – also
permanently locks down – as official U.S. policy – that future generations
should be educated about the facts of this crime, America’s noble relief
efforts for its victims, and – most urgently – the relevance of the Armenian
Genocide to modern-day crimes against humanity.”
Rep. Schiff highlighted the genocide
prevention role of the legislation. “Over 100 years ago, the Ottoman Empire
undertook a brutal campaign of murder, rape, and displacement against the
Armenian people that took the lives of 1.5 million men, women, and children in
the first genocide of the 20th century,” said Rep. Schiff. “Genocide is not a
relic of the past, but an ever present threat. Its denial is not only a
continuing injury to the survivors, but makes its repetition against another
people more likely. It is therefore all the more pressing that the Congress
recognize the historical fact of the Armenian Genocide and make clear that we
will never be an accomplice to denial.”
Republican lead sponsor Gus Bilirakis
(R-FL), explained, “Genocide must not be denied. It must be acknowledged for
what it is—a scourge on humanity. Official recognition of the Armenian Genocide
would represent a courageous new chapter in American foreign policy. With the
bold leadership of the current Administration, it is time for the United States
to take a stand against Turkish genocide denial.”
Joining Representatives Schiff and
Bilirakis as original cosponsors of the measure are Energy And Commerce Committee
Chair Frank Pallone (D-NJ), Appropriations Committee Chair Nita Lowey (D-NY),
Judiciary Committee Chair Jerrold Nadler (D-NY), Ethics Committee Chair Ted
Deutch (D-FL), Natural Resources Committee Chair Raul Grijalva (D-AZ),
Transportation and Infrastructure Committee Chair Peter DeFazio (D-OR),
Veterans Affairs Committee Chair Mark Takano (D-CA), Ways and Means Committee
Chair Richard Neal (D-MA), Administration Committee Chair Zoe Lofgren (D-CA),
House Select Committee on Intelligence Ranking Republican Devin Nunes (R-CA),
Tom Lantos Human Rights Commission Co-Chairs Jim McGovern (D-MA) and Chris
Smith (R-NJ), and Representatives Don Beyer (D-VA), Salud Carbajal (D-CA), Tony
Cardenas (D-CA), Judy Chu (D-CA), David Cicilline (D-RI), Gil Cisneros (D-CA),
Katherine Clark (D-MA), Lou Correa (D-CA), Jim Costa (D-CA), Joe Courtney
(D-CT), TJ Cox (D-CA), Dan Crenshaw (R-TX), Diana DeGette (D-CO), Rosa DeLauro
(D-CT), Anna Eshoo (D-CA), Adriano Espaillat (D-NY), Tulsi Gabbard (D-HI),
Ruben Gallego (D-AZ), John Garamendi (D-CA), Jimmy Gomez (D-CA), Josh
Gottheimer (D-NJ), Josh Harder (D-CA), Kevin Hern (R-OK), Ro Khanna (D-CA),
Peter King (R-NY), Steve King (R-IA), Raja Krishnamoorthi (D-IL), James
Langevin (D-RI), Brenda Lawrence (D-MI), Barbara Lee (D-CA), Debbie Lesko
(R-AZ), Andy Levin (D-MI), Ted Lieu (D-CA), Daniel Lipinski (D-IL), Alan
Lowenthal (D-CA), Carolyn Maloney (D-NY), Sean Patrick Maloney (D-NY), Betty
McCollum (D-MN), Grace Meng (D-NY), Joseph Morelle (D-NY), Seth Moulton (D-MA),
Grace Napolitano (D-CA), Chris Pappas (D-NH), Edwin Perlmutter (D-CO), Chellie
Pingree (D-ME), Jamie Raskin (D-MD), Kathleen Rice (D-NY), Lucille
Roybal-Allard (D-cA), Linda Sanchez (D-CA), John Sarbanes (D-MD), Janice
Schakowsky (D-IL), Brad Schneider (D-IL), Brad Sherman (D-CA), Albio Sires
(D-NJ), Ross Spano (R-FL), Jackie Speier (D-CA), Tom Suozzi (D-NY), Dina Titus
(D-NV), Paul Tonko (D-NY), Lori Trahan (D-MA), Juan Vargas (D-CA), and Debbie
Wasserman Schultz (D-FL).
More original cosponsors may be added
before the end of the day and will be updated on the ANCA
website.
In a “Dear Colleague” letter sent to
U.S. Representatives by Congressmen Schiff and Bilirakis in early April,
Congressmen Schiff and Bilirakis took on Ankara’s anticipated opposition to an
honest U.S. remembrance of the Armenian Genocide head on, writing: “Let us be
direct. Genocide recognition is opposed by a single entity: The government of
Turkey. For decades, Turkey has deployed threats and an intense campaign of
lobbying to intimidate the Congress from recognizing the genocide carried out
by the Ottoman Empire.” They went on to argue that: “Turkey’s denial of the
Armenian Genocide is also a source of continued regional tension, undermining
the foundations of a durable peace that would be in the best interests of the
United States and our national security. Official recognition of the Armenian
Genocide can help open a new chapter in United States foreign policy. It is
time for the United States to take a stand for the truth, and against genocide
denial.”
The Armenian Genocide Resolution
notes that the U.S. has, as early as 1951, officially recognized the Armenian
Genocide through a filing with the International Court of Justice, followed by
House legislation adopted in 1975, and 1984 and President Ronald Reagan’s
Proclamation in 1984.
The resolution resolves that it is
the policy of the United States to:
1) Commemorate the Armenian Genocide
through official recognition and remembrance;
2) Reject
efforts to enlist, engage, or otherwise associate the U.S. Government with
denial of the Armenian Genocide or any other genocide; and
3) Encourage
education and public understanding of the facts of the Armenian Genocide,
including the U.S. role in the humanitarian relief effort, and the relevance of
the Armenian Genocide to modern-day crimes against humanity.
The full Text of the Resolution is
provided below.
116TH CONGRESS
1ST SESSION
H.RES. ___
Affirming the United States record on the Armenian Genocide.
IN THE HOUSE OF REPRESENTATIVES
Mr. SCHIFF submitted the following resolution; which was referred to
the Committee on__________
RESOLUTION
Affirming the United States record on
the Armenian Genocide.
Whereas the United States has a proud
history of recognizing and condemning the Armenian Genocide, the killing of 1.5
million Armenians by the Ottoman Empire from 1915 to 1923, and providing relief
to the survivors of the campaign of genocide against Armenians, Greeks,
Assyrians, Chaldeans, Syriacs, Arameans, Maronites, and other Christians;
Whereas the Honorable Henry
Morgenthau, United States Ambassador to the Ottoman Empire from 1913 to 1916,
organized and led protests by officials of many countries against what he
described as the empire’s ‘‘campaign of race extermination’’, and was
instructed on July 16, 1915, by United States Secretary of State Robert Lansing
that the ‘‘Department approves your procedure . . . to stop Armenian
persecution’’;
Whereas President Woodrow Wilson
encouraged the formation of the Near East Relief, chartered by an Act of
Congress, which raised $116,000,000 (over $2,500,000,000 in 2019 dollars)
between 1915 and 1930, and the Senate adopted resolutions condemning these
massacres;
Whereas Raphael Lemkin, who coined
the term ‘‘genocide’’ in 1944, and who was the earliest proponent of the United
Nations Convention on the Prevention and Punishment of Genocide, invoked the
Armenian case as a definitive example of genocide in the 20th century;
Whereas as displayed in the United
States Holocaust Memorial Museum, Adolf Hitler, on ordering his military
commanders to attack Poland without provocation in 1939, dismissed objections
by saying ‘‘[w]ho, after all, speaks today of the annihilation of the
Armenians?’’, setting the stage for the Holocaust;
Whereas the United States has
officially recognized the Armenian Genocide, through the United States
Government’s May 28, 1951, written statement to the International Court of
Justice regarding the Convention on the Prevention and Punishment of the Crime
of Genocide, through President Ronald Reagan’s Proclamation No. 4838 on April
22, 1981, and by House Joint Resolution 148, adopted on April 8, 1975, and
House Joint Resolution 247, adopted on September 10, 1984; and
Whereas the Elie Wiesel Genocide and
Atrocities Prevention Act of 2018 (Public Law 115–441) establishes that
atrocities prevention represents a United States national interest, and affirms
that it is the policy of the United States to pursue a United States
Government-wide strategy to identify, prevent, and respond to the risk of
atrocities by ‘‘strengthening diplomatic response and the effective use of
foreign assistance to support appropriate transitional justice measures,
including criminal accountability, for past atrocities’’: Now, therefore, be it
Resolved, That it is the sense of the
House of Representatives that it is the policy of the United States to—
(1) commemorate the Armenian Genocide
through official recognition and remembrance;
(2) reject efforts to enlist, engage,
or otherwise associate the United States Government with denial of the Armenian
Genocide or any other genocide; and
(3) encourage education and public
understanding of the facts of the Armenian Genocide, including the United
States role in the humanitarian relief effort, and the relevance of the
Armenian Genocide to modern-day crimes against humanity.
Menendez, Cruz Introduce Bipartisan Senate Resolution Affirming U.S.
Recognition of Armenian Genocide
Tuesday, April 9, 2019
WASHINGTON – Senators Bob Menendez (D-N.J.), Ranking Member of the
Senate Foreign Relations Committee, and Ted
Cruz (R-Texas) today introduced a Senate resolution to ensure the foreign policy of
the United States reflects appropriate understanding and sensitivity concerning
the Armenian Genocide. Carried out by the Ottoman Empire from 1915 to 1923, the
Armenian Genocide resulted in the forced deportation of nearly 2 million
Armenians, of whom 1.5 million were killed.
“As we near the anniversary of
Armenian Remembrance Day, one of the darkest events in human history, I am
proud to lead this effort to formally recognize the Armenian Genocide on behalf
of the U.S. Congress. The Armenian genocide is a historical fact and not
up for debate,” said Senator Menendez. “Only by accurately recognizing
this genocide of the past can we ever hope to move forward in a legitimate and
effective manner to meet the challenge of preventing mass atrocities and
genocide in the future. With this resolution, we honor the millions of victims
of this genocide, remember how they died and pledge that history accurately
remember their deaths.”
“We must never be silent in response
to atrocities. Over one hundred years ago, the world was silent as the Armenian
people suffered a horrific genocide, and today many are still unaware of
it,” said Senator Cruz. “I am proud to join Sen. Menendez
and my colleagues today in introducing this resolution. May the terrors of
those events awaken in us the courage to always stand for freedom against
evil.”
Joining Menendez and Cruz in
introducing the Resolution were Senators Chris Van Hollen (D-Md.), Debbie
Stabenow (D-Mich.), Ed Markey (D-Mass.), Elizabeth Warren (D-Mass.), Gary
Peters (D-Mich.), Dianne Feinstein (D-Calif.), Ron Wyden (D-Ore.), Tammy
Duckworth (D-Ill.), Marco Rubio (R-Fla.), Jack Reed (D-R.I.), Chuck Schumer
(D-N.Y.), Cory Gardner (R-Colo.), Tom Udall (D-N.M.), and Kamala Harris
(D-Calif.).
“We
want to thank Senators Menendez and Cruz for taking aim directly at U.S.
complicity in Turkey’s denial of the Armenian Genocide,” said
Aram Hamparian,
Executive Director of theArmenian National Committee of America (ANCA). “Their bipartisan resolution would
end – once and for all – a foreign gag-order that has, for nearly a century,
compromised our nation’s independence and government’s credibility on issues of
human rights, religious freedom, and atrocities prevention.”
A Congressional champion for
U.S.-Armenian relations, Menendez today met with His Eminence
Archbishop Anoushavan Tanielian, Prelate of the Eastern Prelacy of
the Armenian Apostolic Church of America, ANCA National Chair Raffi Hamparian,
and other U.S.-Armenian community leaders to discuss issues facing the
community, the importance of this resolution as well as the situation in
Nagorno-Karabakh.
A copy of the resolution can be found
here.
At Capitol Hill Remembrance, U.S. legislators press for adoption of
Armenian Genocide Resolution
Wednesday, April 10, 2019
Public Radio of Armenia
Lead authors of the Armenian Genocide
Resolution in the U.S. House – Reps. Adam Schiff (D-CA) and Gus Bilirakis
(R-FL) – pledged to press for passage of their bipartisan legislation during a
standing-room-only Capitol Hill Armenian Genocide Observance that gave voice to
the growing bipartisan Congressional consensus against Turkey’s Armenian
Genocide gag-rule, reported the Armenian National Committee of America (ANCA).
This year’s remembrance, held on the
top floor of the U.S. Senate’s iconic Hart building, focused, in large measure,
on newly introduced Armenian Genocide legislation in both the House and Senate.
These measures aim to establish – as a matter of official policy – that the
United States is committed to the ongoing commemoration of the Armenian
Genocide, forthrightly rejects any and all forms of its denial, and encourages
public education regarding the facts and lessons of this crime. The Senate
version was introduced today by Senator Robert Menendez (D-NJ) and Ted Cruz
(R-CA), along with 14 of their Senate colleagues. The House version of the
measure, H.Res.296, was introduced yesterday with 76 original cosponsors.
At Capitol Hill Remembrance, U.S. legislators press for adoption of
Armenian Genocide Resolution
2019-04-10 11:14:40
Lead authors of the Armenian Genocide
Resolution in the U.S. House – Reps. Adam Schiff (D-CA) and Gus Bilirakis
(R-FL) – pledged to press for passage of their bipartisan legislation during a
standing-room-only Capitol Hill Armenian Genocide Observance that gave voice to
the growing bipartisan Congressional consensus against Turkey’s Armenian
Genocide gag-rule, reported the Armenian National Committee of America (ANCA).
This year’s remembrance, held on the
top floor of the U.S. Senate’s iconic Hart building, focused, in large measure,
on newly introduced Armenian Genocide legislation in both the House and Senate.
These measures aim to establish – as a matter of official policy – that the
United States is committed to the ongoing commemoration of the Armenian
Genocide, forthrightly rejects any and all forms of its denial, and encourages
public education regarding the facts and lessons of this crime. The Senate
version was introduced today by Senator Robert Menendez (D-NJ) and Ted Cruz
(R-CA), along with 14 of their Senate colleagues. The House version of the
measure, H.Res.296, was introduced yesterday with 76 original cosponsors.
“We want to thank the Congressional
Armenian Caucus, our community leadership, and coalition partners, for a strong
showing of both grassroots and legislative support for ending Turkey’s gag-rule
against honest American remembrance of the Armenian Genocide,” said ANCA
Executive Director Aram Hamparian. “We look forward to working with all our
allies to secure the adoption of the Armenian Genocide Resolution in both the
Senate and the House.”
Among the legislators who took part
in the remembrance were Congressional Armenian Caucus Co-Chairs Frank Pallone
(D-NJ), Gus Bilirakis (R-FL), and Jackie Speier (D-CA), Vice-Chair Adam Schiff
and Representatives Judy Chu (D-CA), Katherine Clark (D-MA), Jim Costa (D-CA),
TJ Cox (D-CA), Josh Gottheimer (D-NJ), Raja Krishnamoorthi (D-IL), Brad
Schneider (D-IL), Brad Sherman (D-CA), and Peter Visclosky (D-IN).
The Mistress of Ceremonies for the
Capitol Hill Armenian Genocide commemoration was veteran Capitol Hill staffer
Elise Kenderian Aronson. Joining Congressional leaders in offering remarks were
His Excellency Varuzhan Nersesyan, Ambassador of Armenia to the U.S., His
Excellency Robert Avetisyan, Republic of Artsakh Representative to the U.S.,
former U.S. Ambassador to Armenia John Evans, and Maria Martirosyan, the Co-Chair
of the Congressional Armenian Staffers Association. Joining in the solemn
commemoration was Maryland General Assembly delegate Lorig Charkoudian. His
Eminence Archbishop Anoushavan Tanielian, Prelate of the Armenian Apostolic
Church of Eastern U.S., offered a moving invocation for the evening, while His
Eminence Archbishop Vicken Aykazian, Legate of the Diocese of the Armenian
Apostolic Church of the Eastern U.S., offered the closing prayer. Homenetmen
Armenian Scout Troup #1918 was among the broad cross-section of Armenian
American community organizations in attendance at the annual commemoration
program, which also included the participation of Fr. Sarkis Aktavoukian,
pastor of the Soorp Khatch Armenian Apostolic Church of Bethesda, Maryland and
parishioners from area churches, including St. Mary’s Armenian Apostolic
Church.”
US lawmakers introduce Armenian Genocide legislation
12:26, 10.04.2019
Region:World News, Armenia, Turkey
Theme: Politics
“WASHINGTON—Senate Foreign Relations
Committee Ranking Democrat Bob Menendez (D-NJ) and former presidential
candidate Senator Ted Cruz (R-TX) introduced Armenian Genocide legislation
Tuesday reaffirming proper U.S. recognition and remembrance of this crime and
rejecting U.S. complicity in its denial, reported the Armenian National
Committee of America.Senators Menendez and Cruz were joined as sponsors by 14
Senate colleagues, including Senate Democratic Leader Charles Schumer (D-NY)
and Senators Tammy Duckworth (D-IL), Dianne Feinstein (D-CA), Cory Gardner
(R-CO), Kamala Harris (D-CA), Edward Markey (D-MA), Gary Peters (D-MI), Jack
Reed (D-RI), Marco Rubio (R-FL), Debbie Stabenow (D-MI), Tom Udall (D-NM),
Chris Van Hollen (D-MD), Elizabeth Warren (D-MA), and Ron Wyden (D-OR).
“We want to thank Senators Menendez
and Cruz for taking aim directly at U.S. complicity in Turkey’s denial of the
Armenian Genocide,” said Aram Hamparian, Executive Director of the ANCA. “Their
bipartisan resolution would end – once and for all – a foreign gag-order that
has, for nearly a century, compromised our nation’s independence and
government’s credibility on issues of human rights, religious freedom, and
atrocities prevention.”
“As we near the anniversary of
Armenian Remembrance Day, one of the darkest events in human history, I am
proud to lead this effort to formally recognize the Armenian Genocide on behalf
of the U.S. Congress. The Armenian genocide is a historical fact and not up for
debate,” said Senator Menendez. “Only by accurately recognizing this genocide
of the past can we ever hope to move forward in a legitimate and effective
manner to meet the challenge of preventing mass atrocities and genocide in the
future. With this resolution, we honor the millions of victims of this
genocide, remember how they died and pledge that history accurately remember
their deaths.”
“We must never be silent in response
to atrocities. Over one hundred years ago, the world was silent as the Armenian
people suffered a horrific genocide, and today many are still unaware of it,”
said Senator Cruz. “I am proud to join Sen. Menendez and my colleagues today in
introducing this resolution. May the terrors of those events awaken in us the
courage to always stand for freedom against evil.”
Earlier in the day, His Eminence
Archbishop Anoushavan Tanielian, Prelate of the Armenian Apostolic Church of
Eastern U.S. joined ANCA leaders, including Raffi Hamparian, Ani Tchaghlasian,
and George Aghjayan, met with Senators Menendez and Cruz during a full day of Capitol
Hill meetings and thanked them for their leadership in securing a principled
U.S. policy on the Armenian Genocide.
The measure, introduced as Congress
prepared for the annual Capitol Hill Armenian Genocide Observance, is the
companion to the Armenian Genocide Resolution introduced yesterday by House
Select Committee on Intelligence Chair Adam Schiff (D-CA) and Rep. Gus
Bilirakis (R-FL), which had over 75 original cosponsors.
The Armenian Genocide Resolution
notes that the U.S. has, as early as 1951, officially recognized the Armenian
Genocide through a filing with the International Court of Justice, followed by
House legislation adopted in 1975, and 1984 and President Ronald Reagan’s
Proclamation in 1984.
The resolution resolves that it is
the policy of the United States to commemorate the Armenian Genocide through
official recognition and remembrance; to reject efforts to enlist, engage, or
otherwise associate the U.S. Government with denial of the Armenian Genocide or
any other genocide; and to encourage education and public understanding of the
facts of the Armenian Genocide, including the U.S. role in the humanitarian
relief effort, and the relevance of the Armenian Genocide to modern-day crimes
against humanity.
Armenia News – NEWS.am”
Geçmiş yıllarda ABD Kongresi’nden bu
tasarılarının geçmemesi için etkin girişimler yapılmıştır.
Fakat bu defa yeterince girişim yapıldı mı sorusu akla gelmektedir. ABD
Başkanı Donald
Trump
Pentagon sözcüsü, kararın “Türkiye, S-400
alımından vazgeçtiğine dair, hiç yanlış anlaşılmaya yer vermeyecek nitelikte
bir karar alana kadar” geçerli olacağını açıklamıştır.
Üstelik Kongre’de Türkiye aleyhine bir hava vardır. Özellikle
S-400 konusunu krize dönüştüren ABD yönetimindeki bazı
çevreler, 24 Nisan’da kendilerince bir gol atmak arayışındalar. Bu
sebeple hükümetin diplomatik çabalarını artırması gerekmektedir.
IMF-Dünya Bankası ve G-20 toplantıları için ABD’de bulunan Hazine ve Maliye
Bakanı Berat Albayrak ABD Başkanı Trump ile Beyaz Saray’daki
görüşmesinde S-400 dahil tüm konularda olumlu geçtiğini söylemiştir
ama 24 Nisan konusuna değinmemiştir. Eğer değinseydi, mutlaka bundan söz
ederdi. Aşağıda bu konudaki orijinal belgeler yer almaktadır.
Fransa’da ve ABD’de tehciri soykırıma
dönüştürme çabalarının altında Sevr (Sevres) Anlaşması’ndaki büyük Ermenistan
hayali yatar.
Tıpkı 25 Eylül’de Barzani’nin referandum yaparak kurmak istediği büyük
Kürdistan gibi. Paris Barış Konferansı sürecinde Ermenistan’ın
sınırları konusu ABD Başkanı Woodrow Wilson’un hakemliğine bırakılmıştır. Wilson,
General James
G. Harbord başkanlığındaki bir Amerikan heyetini incelemelerde
bulunmak üzere 1919 sonbaharında Türkiye’ye göndermiştir. 1919 Eylül ve Ekim
aylarında Türkiye’de incelemeler yapan Harbord, vardığı sonuçları bir raporla
ABD Kongresi’ne sunmuştur. Rapor’da; Türkler ile Ermenilerin barış içinde
yüzyıllarca yan yana yaşadıkları, tehcir sırasında Türklerin de Ermeniler kadar
acı çektikleri, Ermenilerin Türkiye’de hiçbir zaman çoğunlukta olmadıkları ve
olaylara ilişkin acıklı ve korkunç iddiaların yanlış olduğu tespit edilmiştir.
Kaynak: The 1920 Treaty Of Sévres And
The Struggle For A Kurdish Homeland In Iraq and Turkey Between World Wars By
Whitney Dylan Durham Bachelor Of Science In Geoscience The University Of
Tennessee Martin, Tennessee 2000 Master Of Science in Geosciences Murray State
University Murray, Kentucky 2003, s.108.
ABD Kongresi rapor üzerine 1920 Nisan
ayında Ermenistan’a mandater olunmasını reddetmiştir. Fakat Başkan Wilson
22
Kasım 1920’de Trabzon, Erzurum, Van ve Bitlis illerini
Ermenistan’a vermiştir. Batı Ermenistan da, tıpkı Kürdistan gibi Lozan Anlaşması
ile tarih olmuştur. Sevr Anlaşması, Atatürk’ün ifadesiyle Türk
Milleti’ne kurulan büyük suikasttır. Lozan Anlaşması ile Kürdistan ve Büyük Ermenistan hayali bitmiştir. Anlaşma,
Türkiye Cumhuriyeti’nin tapusudur. Tapu delme hareketine Ermeni diasporasına çok yakın olan bazı Türk
akademisyenlerin katkıda bulunması üzücüdür. Tüm bu çabalara
rağmen Türkiye Cumhuriyeti, Lozan Anlaşması ile garanti altına alınan tapuyu
deldirmeyecek güçtedir ama Türkiye’ye yönelik sistematik saldırılara mutlaka
organize bir şekilde cevap verilmelidir. Lozan Anlaşması 100 yıl sonra
2023’de sona erecek diyenlerin amacı, bilmeden Sevr Anlaşması’nı
geri getirmek isteyen Ermeni diasporasına hizmet etmektir.
Türkiye;
zaman geçirmeden diplomatik adımlar atarken, konunun hukuki, psikolojik
ve finansal bütün bağlantılarını ele alıp “somut ve
uygulanabilir” bir programı acilen devreye sokmalı, ABD Kongresi’ne
özel bir heyet gönderilmeli, tasarılara imza atan senatör ve
milletvekillerinin adreslerine konuyu aydınlatıcı bilgiler taşıyan
mektuplar gönderilmelidir. ABD Kongresi’nde Ermeniler bu defa başarılı
olurlarsa, bu, Türkiye Cumhuriyeti açısından çok büyük bir sıkıntı
doğurabilir. Bu konu her 24 Nisan’da Türkiye’nin gündemine oturtulmamalıdır.
Bunun için yumurta kapıya gelmeden önlem alınmalıdır. Yukarı da ABD’de yapılan
girişimleri Türkçeye çevirmeden orijinal olarak verdim ki, yetkililer ABD ne
oluyor diye arayıp zaman kaybetmesinler. Yeni neslin konuya sahip çıkması
için YÖK’ün devreye girmesi sağlamalıdır. Bu konuda YÖK’e sunduğum teklif
konusunda YÖK’ten olumlu cevap alamadığımı belirtmek isterim.
Sözde Ermeni soykırımı iddialarına ciddi ve Türkiye lehine
verilmiş kararlar ile karşı çıkılmaz ve sözde Ermeni soykırım muhiplerine
somut deliller ile cevap verilmezse, sonuç alınamaz.
Bunun için polemik nitelikli
yaklaşımları bırakarak “hukuk, yargı ve tarih” arasındaki
bağlantıları irdeleyerek çalışma yapmak gerekir. Bunu bir kişi yapamaz.
Bu, bir ekibin işbölümü ile yapması gereken bir çalışmadır.
Çalışmada felsefeciler dahil, çeşitli uzmanlara ihtiyaç vardır.
Bunun için YÖK tüm üniversitelerde Ermeni Araştırmaları Enstitüleri kurmalıdır. Ortaya
çıkacak sonuçlar dış politikayı yöneten makamlara
ulaştırılmalıdır. Resmi söylemlerde “bu konuyu tarihçilere bırakalım“
görüşü ile sonuç alınamaz.
Tarihçiler belge ve
bilgilere dayanarak “fiilin varlığını” (actus reus)
belirleyebilirler. Bu durumda fiil belirlenir. Fakat
tarihçinin bir eylemin, bir haksız
fiilin hukuki tanımlama yapma yetkisi
yoktur. Eylemin fiilen kendisini
oluşturan “actus reus” ile o
eyleme soykırımıdır denmesini sağlayan “dolus specialis” (özel kasıt)
arasındaki hukuki bağlantıyı siyasal söyleme geçirerek
yerleştirmenin yöntemini bulmak gerekir. Bu fark,
Uluslararası Adalet Divanının kararlarında da vardır. Başbakan Erdoğan 1915
dönemindeki tehciri ve trajik olayları (actus reus) kabul etmiştir.
1915 olaylarından
toplumun çeşitli etnik ve dinsel kesimleri faklı derecede
etkilenmiştir. Karşılıklı “mukatele” (öldürme)
gerçektir. Fakat Türkiye bunu yeterince anlatamamaktadır. Ölenler sadece
Ermeniler değildir. Ölen Türkleri kimse hesaba katmamaktadır. Osmanlı
ordularının Doğu Anadolu’da Rusya karşısında yenilmesinden sonra Çanakkale
Savaşlarının başlaması ve İstanbul’un tehlike altına girdiği bir dönemde
Ermeniler düşman saldırılarına paralel olarak eylemlerini genişletmişlerdir. Bu
dönemde Zeytun,
Bitlis, Muş ve Erzurum’un ardından Van isyanı patlak vermiş, Müslümanlara
yönelik katliamlar artmıştır.
Bir diğer konu, nedensellik
ilişkisinin yeterince anlatılamamış olmasıdır. Türkiye “actus
reus” u kabul etmektedir. Hukuken bu kabul,
Fransa’nın Cezayir ve Ruanda’da yaptığı gibi bir soykırım değildir.
AİHM Perincek-İsvicre ve Uluslararası Adalet
Divanı’nın Sırbistan-Bosna Sırbistan – Hırvatistan
kararlarını ciddi şekilde incelemek gerekir. Karşı görüş, bu
kararlara göre oluşturulmalı ve hukuksal temele
dayanmalıdır. Görüş, polemik ağırlıklı bir
formda değil, bilimsel yanı ağır basan bir şekilde
oluşturulmalıdır.
Buna rağmen Ermeniler sözde soykırımı
savunmaktan vazgeçmezler. Çünkü 1915 olayları özellikle diasporada
yaşayan Ermenileri birbirine bağlayan bir araç haline gelmiştir ve bundan maddi
ve siyasi kazanımlar da sağlamaktadırlar. İsviçre
mahkemesinin de altını çizdiği gibi kamu oyunda oluşmuş
bulunan kanı, Ermenilerin arkalarından güçlü bir rüzgar
olarak esmektedir. Türkiye bilimsel verilere dayanan karşı görüş
oluşturabilirse, tarafsız üçüncü kişilerde soru işaretleri
yaratabilir.
Perinçek Kararı’ndan sonra
(Case Of Perincek V. Switzerland (Application No. 27510/08)
Judgment Strasbourg 15 October 2015. This Judgment is Final
But May Be Subject To Editorial Revision) AİHM yeni bir karar daha alarak
Türkiye’nin tezlerini haklı çıkarmıştır. Sözde Ermeni soykırımının tanınması
aleyhine verilen AİHM’nin 28 Kasım 2017 tarihli Mercan ve
diğerleri kararı, (Affaire Mercan et Autres C. Suisse, Requête
No 18411/11) İsviçre’yi mahkum ederek Avrupa’da uluslararası hukuka
saygılı hakimlerin bulunduğunu göstermiştir.
(https://hudoc.echr.coe.int/eng#{“itemid”:[“001-178955”]}
Fransa Anayasa Mahkemesi
de Yahudi soykırımı ile sözde Ermeni soykırımının aynı şey olmadığını,
çünkü Ermeni soykırımında bir mahkeme kararının bulunmadığını
belirlemiştir. Böylece, Ermeni soykırımı yasası ile ilgili Fransız Parlamentosu’ndan
gelebilecek bir yasanın önünü kapatmış, daha önce Avrupa İnsan Hakları
Mahkemesi’nin verdiği Perinçek Kararı tanınmıştır. Sözde soykırımı yasa
ile tanıyan ülkeler; Fransa, Güney Kıbrıs Rum Yönetimi,
Uruguay ve Arjantin’dir.
Ermenistan’ın 2 Mart 2018
tarihinde seçilen dördüncü Cumhurbaşkanı Armen Sarkisyan, Soykırım Suçuna
Karşı Global Forum’daki konuşmasında 21’inci
yüzyılda dünyada hızla gelişen kötü ya da iyi olayların arttığını
ve kök saldığını şöyle açıklamıştır: “İnsanlık tarihinin
binlerce yıl süren zaman içinde hem aydınlık zaferler ve hem de var olan
kötülüğün kanıtı niteliğinde olaylar yaşandı. Siyah ve Beyaz, Aydınlık ve
Karanlık arasındaki mücadele devam ediyor.” Sarkisyan siyah ile
Türkiye’yi, beyaz ile Ermenistan’ı kastetmektedir. Bu ortamda “Birinci Dünya Savaşı’nın sıkıntılı şartlarında hayatını kaybeden
milyonlarca Osmanlı vatandaşına Allah’tan rahmet niyaz ediyorum”
demek, Ermeniler tarafından katledilen Türk diplomatlarının ve de
Türklerin ruhunu acaba rahatsız etmez mi?
İtalya ve Fransa’daki gelişmeler
önemlidir ama ABD’de onlardan çok daha önemli bir çıkış
muhtemelen 24 Nisan’da yapılacaktır. Türklere yönelik iftiralarla
dolu Benny
Morris ile Dror Ze’evi’nin kitabının piyasaya
çıkış tarihinin 24 Nisan olması anlamlıdır. Yayın tarihinin 24 Nisan
olarak belirlenmesi, Türkiye’ye yönelik uluslararası karalama
kampanyasının bir parçasıdır. Geçen yıl Trump tüm baskılara rağmen “soykırım”
dememişti. (Nunes calls it ‘Armenian Genocide,’ but Trump carefully avoids that
word in statement, April 24, 2018,
https://www.fresnobee.com/news/local/article209737409.html)
Yalanlarla Türkleri karalayan Ermenilere ve Ermeni muhiplerine
aşağıdaki soruların yönlendirilmesi ve cevaplarının alınması,
meydanın Ermenilere boş bırakılmamasını sağlayacaktır.
- Soykırımının
Önlenmesi ve Cezalandırılması Sözleşmesi’nin 1948
Konferansı’nın 1000 sahifelik tutnaklarını ve de
Lahey Mahkemesi’nin Sırbistan – Hırvatistan
kararını neden okumadınız? - Fransa’ya;
Sevr (Sevres) Anlaşması’nın imzalandığı Sevr Porselen Müzesi’nin
önüne sözde Ermeni soykırım anıtı dikilmesini “Biz
Lozan’ı tanımıyoruz, Sevr geçerlidir, çünkü Sevr’de büyük Ermenistan
vardır”
görüşünden hareket ettiğiniz için mi anıt dikilmesine izin verdiniz
sorusu yöneltilmelidir. Bu durum NATO’da müttefikimiz olan Fransa’ya
yakışmamaktadır. Çünkü burada gizli bir amaç vardır ve Türkiye’nin
toprak bütünlüğüne Sevr’e atıf yapıldığı için saldırı söz
konusudur. - Ermeni
ASALA terör örgütünce 24
Ekim 1975 tarihinde Paris Büyükelçimiz İsmail Erez ve
şoför Talip Yener’in şehit edilmesini neden önleyemediniz sorusu devamlı
gündemde tutulmalıdır.
Milliyet, 25 Ekim 1975
- Ermeni terör örgütü ASALA
militanlarınca şehit edilen kaç Türk diplomatı olduğundan haberiniz
var mı? - Fransız yazar Yves Benard’ın Aralık
2017’de yayınlanan kitabında yazar, “Ermeni soykırımı yoktur” tespitinde
bulunduğunu biliyor musunuz? - Benard’ın “Soykırım yoktur, iki taraf içinde
katledilmişler vardır. Şuna ikna oldum ki aslında Türkler, Ermenilerden
daha fazla katliam kurbanı olmuştur” tespitine ne diyorsunuz? - Amerikalı tarihçi Justin
McCarthy’nin Türkler
ve Ermeniler: Osmanlı Devletinde Milliyetçilik ve Çatışma kitabını
okudunuz mu? - McCarthy’nin “Bundan dolayı Ermeniler soykırım
iddiasını kendilerini bir arada tutacak bir bağ olarak görüyorlar. ‘Ne
acılar çektik’ demek böyle bir bağ ve kendilerini bu acı üzerinden
tanımlıyorlar. Tabii
daha başka pek çok neden var. Kendi hikayelerinden, propagandalarından
başka bir şey duymadılar, bu yüzden de Türklerin kötü olduğunu
düşünüyorlar.
Çünkü aslında onlara hep onların kötü olduğu söylendi” tespiti
hakkında ne düşünüyorsunu - Fransız Avukat Georges de Maleville’in,
Osmanlı vatandaşı Ermenilerin Birinci Dünya Savaşı başlar başlamaz Çarlık
Rusya’sına karşı savaşan Osmanlı ordusunu arkadan vurduklarını ve bu
bölgelerdeki Ermenilerin bu sebeple Osmanlı sınırları içinde
Suriye’ye göç ettirildiklerini, bunun kaçınılınız bir önlem olduğunu
açıkladığını biliyor musunuz?
- Büyükelçi Henry Morgenthau Sr.’ın
torunu Robert M. Morgenthau’nun
AİHM’nin Perinçek ve 28 Kasım 2017 tarihli Mercan ve diğerleri kararlarına
(Affaire Mercan et Autres C. Suisse, Requête No 18411/11) rağmen sözde
Ermeni soykırımdan söz etmesini nasıl değerlendiriyorsunuz? - İsviçre Federal Mahkemesi’nin
Perinçek lehine verdiği 25
Ağustos 2016 tarihli bozma kararını, Avrupa İnsan Hakları
Mahkemesi 2. Dairesi’nin 16
Aralık 2013 tarihli, AİHM Büyük Dairesi’nin 15 Ekim 2015 tarihli
kararlarını neden okumadınız? - 1915 olaylarının Yahudi soykırımı
ile aynı sınıflama içinde olmadığını, 1915 olaylarında soykırım suçunun
işlendiği konusunda mahkeme kararı bulunmadığını bilmiyor musunuz? - 1948 BM Sözleşmesine göre, soykırım
suçuna hükmetme yetkisinin sadece suçun işlendiği ülke mahkemesinde ve
Uluslararası Ceza Mahkemesi’nde olduğundan haberiniz yok mu? - Yalanlarla dolu hatıralarını ABD’ye
döndükten sonra Büyükelçi
Morgenthau’nun Hatıraları (Ambassador Morgenthau´s Story,
http://www.raoulwallenberg.net/wp-content/files_mf/1439907848HenryMorgenthauAmbassador.pdf)
adı altında yayınlayan, 27
Kasım 1913 tarihinde İstanbul’a gelen, 26
ay görev yaptıktan sonra 1916’da ABD’ye dönen
Başkan Wilson’a
“Hükümetin savaş politikası adına bir zafer
kazanmamız ve bunun için de her türlü yasal yol ve imkana başvurmamız
gerekmektedir” diyen ve ABD Büyükelçisi
olarak 1915-1916 yıllarında İstanbul’da görev yapan Henry Morgenthau’nın
yazdıklarına inanıyor musunuz? - Mavi Kitap olarak bilinen, ilk
baskısı 1916 yılında Londra’da yapılan The Treatment of Armenians in the Ottoman
Empire 1915-16 (Osmanlı İmparatorluğu’nda Ermenilere
Yönelik Eylemler 1915-16) isimli kitabın bir Ermeni propaganda aracı
olduğundan haberiniz var mı? - Kitabın özgün baskısında yer alan, “Documents presented to Viscount Grey of
Fallodon Secretary of State for Foreign Affairs by Viscount Bryce with a
preface by Viscount Bryce” (Viscount Bryce’ın Önsözüyle
Viscount Bryce Tarafından Devlet Dışişleri Sekreteri Fallodon Viscount
Grey’e Sunulan Belgeler) açıklaması konusunda ne düşünüyorsunuz? - Mavi Kitap’ın 1916’da İngiliz
Parlamentosu’nun onayıyla savaş propaganda bürosu durumundaki Wellington House
tarafından hazırlatıldığını biliyor musunuz? - Tarihçi Arnold J. Toynbee,
bunun bir propaganda kitabı olduğunu anlayınca pişmanlığını dile
getirdiğini ve “fark etseydim, bu projede yer almazdım” dediğini, Mavi Kitap’ın
doğruluğu konusunda şüpheli açıklamalarda bulunduğundan
haberiniz var mı? - Toynbee, hatıralarının son kısmında
Türklerin masumiyetine inandığını ve yaptığından pişman olduğunu
vefatından önce dile getirmiştir. Mavi
Kitap, günümüzde Ermeni sorununda Türkiye aleyhine kullanılmaktadır.
Ermeni yalanlarına çok sayıda Türk ve yabancı araştırmacı
karşı çıkmışlardır. (Many Scholars Challenge The Allegations Of Genocide:
Part III, Ergun Kirlikovali on July 10, 2009 http://www.turkla.com/2009/07/10/many-scholars-challenge-the-allegations-of-genocide-part-iii/)
Bunlardan haberiniz var mı? - Rusya’nın destek ve
kışkırtmalarıyla örgütlenen Ermeni çetelerinin 1890 yılından itibaren
bağımsız bir Ermeni devleti kurmak amacıyla Osmanlı yönetimine karşı
ayaklandığını, Ermenilerin yaşadığı yerlerde isyan hareketlerinin
artmasıyla güvenlik sorunları ortaya çıktığını, Osmanlı Hükümeti’nin
güvenliği sağlamak amacıyla 27
Mayıs 1915 tarihinde Sevk ve İskan Kanunu’nu çıkardığından
haberiniz var mı?
- Torun Henry Morgenthau’nun 25 Ocak 2018 tarihinde WSJ
gazetesinde yayınlanan yazısındaki “Hitler
Polonya’yı 1939’da işgal etmeye başladığında komutanlarına
merhametsizce Yahudi erkek, kadın ve onların
çocuklarına ölüm emri verdi. Kim bugün Ermenilerin yok
edilmesinden söz ediyor? ABD’nin müttefiki olan Türkiye tarihiyle
yüzleşmeyi hala reddediyor” yalanına karşı Hitler’in böyle bir
sözünün olmadığını biliyor musunuz? - “1,5
milyon kadar Ermeni katledildi. Benim için bu tarih, tarih kitaplarıyla
sınırlı değil. Büyük babam Henry Morgenthau, katliam başladığında Başkan
Wilson’un Osmanlı İmparatorluğu’nun büyükelçisiydi” sözüne
karşı 1,5 milyon Ermeni’nin katledildiği iddiasının gerçek olmadığını
bilmiyor musunuz? - Aşağıda o yıllardaki Ermeni nüfusun
Batılı kaynaklara göre dökümü vardır. Bu durumda Ermeni nüfusunda daha
fazla Ermeni nasıl oluyor da katledilebiliyor?
- Fransa’nın Osmanlı İmparatorluğunu
tarihe gömen Sevr (Sevres) Anlaşması’nın imzalandığı Paris’in Sevr
banliyösündeki seramik müzesinin önüne Ermeniler tarafından 8 Mart 2001 tarihinde
Ermeni soykırım anıtı açılmasına izin veren ülke olduğunu
biliyor musunuz? - Anıtın üzerinde “1915’te Jön Türk Hükümeti tarafından
Birinci Dünya Savaşı’nda soykırıma uğratılan 1,5 milyon Ermenin anısına”
yazısındaki 1,5 milyon rakamının Auschwitz- Birkenau toplama kampının
önündeki anıttan çalındığının farkında mısınız? (1,5milyon
Yahudi 1,5 milyon Ermeni olmuş) - Auschwitz- Birkenau toplama
kampının girişine yazılan cümle şudur: “Arbeit Macht Frei.” (Çalışmak Özgürlük
Getirir) Minik bir çocuğun küçücük ayaklarıyla toprağı sürüyerek,
annesinin avcunun içinde sımsıkı kavranmış eliyle, gözlerini kırmızı
tuğlalara dikip, güya özgürlüğe adımını attığı bu kapıdan bir daha
çıkmamak üzere kendisiyle birlikte 1,5 milyon Yahudi’nin
girdiğinden ve fırınlarda yakıldığından haberiniz var mı? - Hitler’in 22 Ağustos 1939
tarihindeki konuşmasında Ermenilerden söz ettiği ileri sürülen paragrafın
doğru olmadığını hocam Prof. Dr. Türkkaya Ataöv’ün 1984 yılında
yayınlanan Hitler
and the Armenian Question / Hitler et la Question Armenienne
kitabında açıkladığını bilmiyor musunuz?
- Hitler’in Ermenilere ilişkin böyle
bir sözünün bulunmadığını, Nüremberg yargılama dosyalarından ilgili
belgelerde olmadığını, Ataöv’ün “The
Armenian Question: Conflict, Trauma and Objectivity” başlıklı
yazısında konuyu açıkladığının farkında mısınız?
(http://www.politics.ankara.edu.tr/yearbookdizin/dosyalar/MMTY/24/9_turkaya_ataov.pdf) - Cengiz Özakıncı’nın “ABD Soykırım Anıt Müzesi’nde Türkiye’yi
Suçlayan Sahte Hitler Yazıtı” kitabında Hitler’in bu
sözünün olmadığını okumadınız mı? - Rahmetli Şükrü Server Aya’nın
Hitler’e atfedilen “Bütün
olanlardan sonra, kim bugün Ermenilerin yok edilmesinden söz ediyor?”
sözlerinin uydurma olduğunu, The
Genocide of Truth (İstanbul Ticaret Üniversitesi
yayınları, 2008, s.366), Soykırım
Tacirleri (Derin Yayınları, Ocak 2009, s.205-206), The Genocide of Truth Continues,
(Derin Yayınları, Aralık 2010, s.249-270) başlıklı kitaplarında
açıkladığını bilmiyor musunuz? - Louis P. Lochner’in What About Germany adlı
kitabında Hitler’in
“Gücümüz, hızımız ve acımasızlığımızdadır. Cengiz Han, milyonlarca kadın
ve çocuğu önceden tasarlayarak ve iç huzuruyla katliama sürükledi. Bugün
tarih onu yalnızca büyük bir devlet kurucu olarak görüyor. Zayıf Avrupa
uygarlığının benim için ne diyeceği umurumda değil. Eleştiri için tek söz
edeni bile infaz etmeleri için idam mangasına emir verdim. Savaş hedefimiz
belirli hatlara ulaşmak değil, düşmanın fiziksel olarak yok edilmesidir.
Polonya dili türevi konuşan her çocuk, kadın ve erkeği acımaksızın öldürme
emrini uygulamak üzere Doğu’ya ölüm mangalarımın gitmesini ben emrettim.
Bize gerek duyduğumuz yaşam alanını (lebensraum) kazandıracak olan
yalnızca budur. Bütün
olanlardan sonra, kim bugün Ermenilerin yok edilmesinden söz ediyor?“ açıklamasının
büyük bir yalan olduğunun farkında mısınız? - Aynı konuşmanın Amerikan
askerlerince Nazi belgeleri arasında ele geçirilen metninde ve savunma
kanıtı olarak sunulan diğer belgelerde Hitler’in böyle bir sözünün
olmadığını bilmiyor musunuz? - Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın Başbakan
iken 23 Aralık 2011 tarihinde
Fransa Cumhurbaşkanı Sarkozy’ye Cezayir soykırımını hatırlatmış
olduğunu da mı bilmiyor musunuz? - Fransa Anayasa Mahkemesi’nin Yahudi
soykırımı ile sözde Ermeni soykırımının aynı şey olmadığını, çünkü Ermeni
soykırımında bir mahkeme kararının bulunmadığını, Ermeni
soykırımı yasası ile ilgili Fransız Parlamentosu’ndan
gelebilecek bir yasanın önünü kapattığını, daha önce Avrupa İnsan
Hakları Mahkemesi’nin verdiği Perinçek Kararını tanıdığını,
kararın Türkiye’yi soykırımla suçlayan 29 Ocak 2001 tarihli
yasayı iptal etmediğini, fakat Danıştay’ın (Conseil d’Etat) 19 Kasım 2015 tarihli
kararının hatalı olduğunu belirlediğini bilmiyor musunuz? - Sevr Müzesi’nin önüne, sanki
Fransa’da başka bir yer yokmuş gibi anıt dikilmesine izin veren Fransa
Ermenilere göz kırpmakta ve şu mesaj vermektedir: “Türkiye Cumhuriyetini kuran Lozan
Anlaşması’nı tanımıyoruz. Bizler Sevr Anlaşması’nın yürürlükte olduğunu
kabul ediyoruz. Çünkü Sevr’de büyük Ermenistan vardır.”
Bu yorum sizce doğru mudur? - Fransa, 24 Nisan 2003 tarihinde
Paris’in en merkezi yeri olan Kanada Meydanı’na Gomitas Sogomonyan (
Ermenice Soğomon Kevork Soğomonyan ya da Komitas Vartabed)
adına sözde Ermeni kin anıtı dikilmesini
onaylamıştır. Azerbaycan’ın, Fransa’nın hiçbir yerinde Ermeniler
tarafından Hocalı’da yapılan soykırımı ile ilgili bir anıt dikemediğinin
farkında mısınız? - Anıtı dikilen Gomitas’ın soykırımla
ilgili bir eylemi olmamıştır. Gomitas, Ermeni ulusal müzik okulunun
kurucusu olup, rahip, müzikolog, besteci, aranjör ve koro şefidir. 8 Ekim 1869 tarihinde Kütahya’da doğmuş,
22 Ekim 1935’de Fransa’da Villeiuif’de ölmüş, Ermenistan’da
defnedilmiştir. Gomidas, 4000’e yakın Ermenice, Kürtçe, Arapça ve Türkçe
halk şarkısını notaya alarak bu şarkıların günümüze kadar ulaşmasını
sağlamıştır. Gomidas’ın verdiği konserlere katılanlar arasında Talat
Paşa ve Enver Paşa, Şehzade Mecid Efendi de vardır. “Ben bir Türk’üm dinim cinsim uludur, Özüm
sinem áteş ile doludur” diye başlayan şiirin yazarı
Mehmed Emin Yurdakul’un, tutuklanan Gomidas’ın serbest bırakılıp
İstanbul’a getirilmesini sağladığını bilmiyor musunuz? - Gomidas, Jön Türkler ve saray
çevresine yakın olmasına rağmen 24
Nisan 1915’de tutuklanır ve hayatı
Fransa’da son bulur. Türk Müziği’nde tarih boyunca bestekar
olarak isim yapmış çok sayıda Ermeni müzisyen vardır. Bimen
Şen, Udi Hırant, Kemani Tatyos, Artaki Candan, Nikoğos Ağa, Asdik ve Boğos
Efendiler, Kemani Serkis, Nubar Tekyay, Udi Apet, Levon Hancıyan, Udi
Arşak ve Hampartsum Limoncuyan bunların en tanınmışlarıdır. Heykeli
dikilen Gomidas’ın da bu müzisyenler arasında olduğunu neden
bilmiyorsunuz? - Gomidas’ın 1915 yılının Mart ayının
sonlarında Türk Ocağı’nda verdiği konserden önce Hamdullah Suphi
kendisinden övgüyle bahsetmiştir. Paris’in merkezinde,
turistlerin yoğun olarak ziyaret ettikleri parka dikilen Gomidas
heykelinin kaidesine “soykırım”
yazılmasının Murat Bardakçı’nın da belirttiği gibi Gomidas’a yapılan
büyük saygısızlık olduğunu biliyor musunuz? - Fransa, Paris
Büyükelçiliğimizin bulunduğu Paris’in en küçük sokağına (148 m. uzunluk,
15 m. genişlik) Ankara (rue d’Ankara) adını vermiştir. Fakat
Türkiye, Ankara’nın en güzel caddelerinden Paris
Caddesi’nin (2,5 km) adının bir küçük sakağa verilmesi
konusunu gündemine almamış, seçimlerde adaylardan
hiçbiri bu konuya değinmemiştir. Paris’te bir de Rue de Constantinople
caddesi vardır ama İstanbul
caddesi yoktur. Bu cadde üzerinde 100 m2’lik bir daire
ortalama fiyatı 6,5 milyar TL’dir. Bunun farkında mısınız? - Ermenistan Devlet Başkanı Serj Sarkisyan, Hocalı
katliamının sorumlusu birliklerin başındaki iki liderden biridir ve
katliam emirlerini veren kişidir. Sarkisyan’ın, İngiliz araştırmacı
Thomas de Wall ile yaptığı röportajda “Azerbaycanlılar Ermenilerin sivil
halka karşı katliam yapmayacağını düşünmekteydiler. Biz bunu
Azerbaycanlılara şaka yapmadığımızı göstermek amacıyla ibret olsun diye
yaptık. (He told me: “Before Khojalu, the Azerbaijanis thought that
they were joking with us, they thought that the Armenians were people who
could not raise their hand against the civilian population. We needed to
put a stop to all that. And that’s what happened. And we should also take
into account that amongst those boys were people who had fled from [the
anti-Armenian pogroms in] Baku and Sumgait.) (https://carnegieendowment.org/2012/02/24/president-interview-and-tragic-anniversary/9vpa)
dediğini biliyor musunuz? - Dünya basınının Hocalı katliamı ile
ilgili değerlendirmelerinden haberiniz var mı? “Ölülerin yakılmasıyla görevli Ermeni grup, Hocalı’nın 1
kilometre batısında bir yere 2 Mart günü 100 Azeri ölüsünü getirip yığdı.
Son kamyonda 10 yaşında bir kız çocuğu gördüm. Başından ve elinden
yaralıydı. yüzü morarmıştı. Soğuğa, açlığa ve yaralarına rağmen hala
yaşıyordu. Çok az nefes alabiliyordu. Gözlerini ölüm korkusu sarmıştı. O
sırada Tigranyan isimli bir asker onu tuttuğu gibi öteki cesetlerin üstüne
fırlattı. Sonra tüm cesetleri yaktılar. Bana sanki yanmakta olan ölü
bedenler arasından bir çığlık işittim gibi geldi. yapabileceğim bir şey
yoktu. Ben Şuşa’ya döndüm. Onlar Haç’ın hatırı için savaşa devam ettiler.”
For
The Sake of Cross, s. 62-63. “Ermeniler Hocalı’ya saldırdılar. Bütün dünya tanınmaz hale
getirilmiş cesetlere tanıklık etti. Azerbaycanlılar çok sayıda insanın
öldürüldüğünden haber vermekteler.” Krua l’Eveneman Paris, 29
Şubat 1992. “Ermeni askerleri binlerce aileyi yok
etmiştir.” Sunday Times,1 Mart 1992.“Ermeniler Ağdam’a doğru giden orduyu
kurşun yağmuruna tutmuştur. Azeriler 1200 kadar ceset saymış. Lübnanlı
kameraman, ülkesinin zengin Ermeni Taşnak lobisinin Karabağ’a silah ve
asker gönderdiğini onaylamıştır.” Financial Times, 9 Mart
1992. “Birçok insan çirkin hale getirilmiş,
masum kızın sadece kafası kalmış.” Times, 4 Mart 1992. “Video kamera kulakları kesilmiş çocukları
gösterdi. Bir kadının yüzünün yarısı kesilmişti. Erkeklerin kafa derisi
soyulmuştu.” İzvestiya,
4 Mart 1992. “Ağdam’da
bulunan yabancı gazeteciler Hocalıda öldürülmüş kadın ve çocuklar
arasında kafa derisi soyulmuş , tırnakları çıkarılmış 3 kişi
görmüşlerdir.” Le
Monde, 14 Mart 1992. “Binbaşı
Leonid Kravets: Ben şahsen tepede yüz civarında ceset gördüm. Bir erkek
çocuğun kafası yok idi. Her tarafta acımasızca öldürülmüş kadın, çocuk ve
ihtiyar vardı.” İzvestiya,
13 Mart 1992. - BM İnsan Hakları Evrensel
Bildirisi’nin 2, 3, 5, 9 ve 17’nci maddelerinin ihlal edilmesinden sorumlu
olarak Hocalı katliamını gerçekleştirenler neden yargılanmamıştır? - Ermenistan Sovyet Sosyalist
Cumhuriyeti Yüksek Sovyeti’nin 23
Ağustos 1990 tarihli Bağımsızlık Bildirisi’nin 12’nci
maddesinde “Ermenistan Cumhuriyeti, 1915 Osmanlı
Türkiye’si ve Batı Ermenistan’da gerçekleştirilen soykırımın uluslararası
alanda kabulünün sağlanması yönündeki çabaları destekleyecektir”
Bundan haberiniz var mı?
- Ermenistan Parlamentosu, 23 Eylül 1991 tarihinde
aldığı bağımsızlık kararında “Ermenistan
Bağımsızlık Bildirisi’ne sadık kalacağını” açıklamış ve
taahhüt etmiştir. 1995 yılında kabul edilen Ermeni Anayasası’nda “Ermenistan’ın Bağımsızlık Bildirisi’ndeki
ulusal hedeflere bağlı kalacağı” anayasa hükmü olmuştur.
Soykırım yalanının uluslararası alanda tanınmasının Ermenistan’ın dış
politika hedefi olduğu belirtilmiştir. Bunların doğruluğundan şüpheniz var
mı? - Erivan´da yapılan Gelişen
Ermenistan Partisi’nin 4’ncü Kurultayına katılan Devlet Başkanı Serj
Sarkisyan, “Bağımsızlık Karabağ halkının seçimidir.
Uluslararası hukuk dahi bu konuda farklı yaklaşım ortaya koyamaz”
demiştir. Ermenistan’daki okul duvarlarında asılan haritalarda Türkiye’nin
12 ili yer almıştır. Ermenistan Milli Marşı’nda “Topraklarımız işgal altında, bu
toprakları azat etmek için ölün, öldürün” yazılıdır. Bunlardan
haberiniz var mı? - Karabağ’da katliam yapan Ermeni
kuvvetlere komutanlık yapan eski Ermenistan Cumhurbaşkanı Serj
Sarkisyan’dır. Sarkisyan, İngiliz yazar Thomas De Waal’a, “Hocalı’dan önce Azeriler bizim şaka
yaptığımızı sanıyordu, Ermenilerin sivil topluma karşı el
kaldırmayacaklarını sanıyorlardı. Biz bunu- stereotipi- (zeka geriliği)
kırmayı başardık” diyen kişidir. Bu konudaki düşünceniz nedir? - Fransa, Ermenilerin Hocalı’da
yaptıkları soykırımı görmezse, inandırıcı olmaz. Eski ASALA (Ermeni
terör örgütü ASALA’nın askeri kanadının 1981 yılında Güney Kıbrıs’a
geçtiğini Kuznetsov açıklamıştır) eylemcilerinden Monte Melkonian Hocalı’ya
yakın bölgede Ermeni askeri birliklere komutanlık yapmış ve katliamdan bir
gün sonra Hocalı çevresinde gördüklerini günlüğünde anlatmıştır.
Melkonian’ın ölümünden sonra Markar Melkonian kardeşinin günlüğünü Benim Kadeşimin Yolu (My
Brother’s Road: An American’s Fateful Journey to Armenia, I.
B.Tauris,2005) isimli kitapta Hocalı katliamı için şunları yazmıştır: “Hocalı stratejik bir amaç olmasından
başka aynı zamanda bir öç alma eylemiydi.” Büyük Ermenistan
idealistlerinden ve İnterpol tarafından aranan Zori Balayan 1995
yılında yayınlanan Ruhumuzun
Canlanması (Heaven and Hell, Los Angeles 1997,
Yerevan 1995) kitabında (s. 260-262) Hocalı’da soykırımın
yapıldığını itiraf etmiştir: “Arkadaşımız
Haçatur’la ele geçirdiğimiz eve girerken askerlerimiz 13 yaşında bir Türk
çocuğunu pencereye çivilemişlerdi. Türk çocuğunun bağırışları çok
duyulmasın diye, Haçatur çocuğun annesinin kesilmiş memesini çocuğun
ağzına soktu. Daha sonra 13 yaşındaki Türk’e onların atalarının bizim
çocuklara yaptıklarını yaptım. Başından ve karnından derisini Saate baktım, Türk çocuğu yedi dakika
sonra kan kaybından öldü. İlk mesleğim hekimlik olduğu için hümanist idim,
buna rağmen Türk çocuğuna yaptığım bu işkencelerden dolayı kendimi
rahatsız hissetmedim. Ama ruhum halkımın yüzde birinin bile intikamını
aldığım için sevinçten gururlanırdı. Haçatur daha sonra ölmüş Türk
çocuğunun cesedini parça parça doğradı ve bu Türk’le aynı kökten olan
köpeklere attı. Akşam aynı şeyi üç Türk çocuğuna daha yaptık. Ben bir
Ermeni vatansever olarak görevimi yerine getirdim. Haçatur da çok
terlemişti, ama ben onun gözlerinde ve diğer askerlerimizin gözlerinde
intikam ve güçlü hümanizmin mücadelesini gördüm. Ertesi gün biz kiliseye
giderek 1915’te ölenlerimiz ve ruhumuzun dün gördüğü kirden temizlenmesi
için dua ettik. Ancak biz Hocalı’yı ve vatanımızın bir parçasını işgal
eden 30 bin kişilik pislikten temizlemeyi başardık.” Bu
yazılanlar hakkındaki düşünceniz nedir? - Avrupa Konseyi Parlamenterler
Konseyi’nin 31 üyesi tarafından (12 Türkiye, 8 Azerbaycan, 3
İngiltere, 2 Arnavutluk, 1 Bulgaristan, 1 Lüksemburg, 1 Yugoslavya,
1 Makedonya, 1 Norveç, 1 Polonya) imzalanan, “Ermeniler tüm
Hocalıları öldürdüler ve tüm şehri harap ettiler” ifadesinin
yer aldığı ve 19’ncu yüzyılın başlarından bu yana Ermeniler tarafından
Azerilere karşı işlenen katliamları soykırım olarak tanımaya adım atılması
gerektiğini belirten 324 No.lu bir bildiri yayınlandığını biliyor musunuz? - Hocalı’daki katliamı görmek
istemeyip “sözde” Ermeni soykırımını
Türkiye’ye kabul ettirmek isteyenler, yukarıda söz ettiğim Ermeni
isyanlarını konu alan ve Amerikalı yönetmen Philip M. Callaghan tarafından
çekilen Ermeni İsyanı 1894-1920 belgeselini izledikten sonra acaba
ne derler? - Günümüzde Birleşmiş Milletlere üye
193 ülke vardır. Sözde Ermeni soykırımını yasa ve parlamento
kararıyla kabul eden, bu durumu tartışan ve kısmen 1915 olaylarını
soykırım olarak kabul eden 29 ülke bulunmaktadır. 19 ülke meclis
kararıyla, 4 ülke yasayla ve toplamda 29 ülke 1915 olaylarını
soykırım olarak tanımaktadır ama büyük çoğunluk böyle düşünmemektedir. Acaba
sebebi sizce nedir? - Osmanlı belgeleri incelendiğinde
Dahiliye Nezareti’nin 24 Nisan 1915 tarihli genelgesi üzerine, İstanbul’da
Taşnak, Hınçak ve Ramgavar komitelerine mensup Ermenilerin tutuklanmıştır.
1916 tarihli Osmanlı yayınında İstanbul’da ikamet eden 77.735 Ermeni’den
ihtilal hareketlerine katılan 235 kişinin tutuklandığı, diğerlerinin
huzur ve rahat içinde iş ve güçleriyle meşgul olduklarından haberiniz var
mı? (Ermeni Komitelerinin Amal ve Harekât-ı İhtilaliyyesi, 1332, s. 242). - İstanbul’da 24 Nisan genelgesini
izleyen günlerde yapılan aramalarda 19 adet mavzer, 74 adet martin,
111 adet vincester, 96 adet maniher, 78 adet gıra, 358 adet filovir
silahları ile 3.591 adet tabanca 45.221 tabanca mermisi vb. çok sayıda
silah da yakalandığını biliyor musunuz? (Bu silahlar daha sonra
Osmanlı ordusunun ihtiyacına binaen askeri silah ve mühimmat depolarına
teslim edilmiştir ( BOA. DH. EUM. 2. Şb. 16/48). http://turksandarmenians.marmara.edu.tr/tr/24-nisan-1915te-ne-oldu/ - Eylül 2017’de Avrupa
Akademisi ve Lepsiushaus Potsdam Üniversitesi Berlin’de Ermeni Soykırımı
İçin Avrupa Yaklaşımları (Past in the Present European Approaches to the
Armenian Genocide) konulu bir Çalıştay düzenlemiştir. Ermeni-Türk
Çalışmaları Atölyesi (Workshop on Armenian-Turkish Scholarship: WATS)
toplantılarına sözde Ermeni soykırımını onaylayan akademisyenler
katılmaktadır. Çalıştay’a aksi düşüncede olan biri olarak ben de katılmak
istedim ama kabul edilmedim. Gerekçenin “yer
darlığı” olduğunu biliyor musunuz? - Ohannes Kaçaznuni’nin Taşnak Partisi’nin Yapacağı Birşey Yok
(Kaynak Yayınları, 2005) kitabından haberiniz var mı? Kitap, 1915 yılında
Ermeni isyanlarını örgütleyen Taşnak Partisi’nin Başkanı ve 1918 yılında
Erivan’da kurulan Ermenistan’ın ilk Başbakanın 1923 yılında partisinin
Bükreş’te toplanan kongresine sunduğu raporu Ermenilerin insanlık dışı
katliam yaptıkları kitapta yer aldığı için Ermenistan’da yasaklanmış,
İngilizce baskıları da Batı kütüphanelerinden toplatılmıştır. Bu konudaki
görüşünüz nedir? - Çalıştay’a katılan Zeynep
Türkyılmaz’ın Kaliforniya Üniversitesi’nde (University of California at
Los Angeles-UCLA) eğitim aldığını, bu üniversitenin Atatürk’ü, ayaklarının
altında bir kız çocuğu cesediyle poz vermiş olarak gösteren ve üzerine “İnkarın Yüzü”
(Face of Denial) yazan dokümanı montajlayarak yayınlayan üniversite
olduğunu neden bilmiyor musunuz? - Sözde Ermeni soykırımını Türkiye’ye
kabul ettirmek isteyenler, Ermeni isyanlarını konu alan ve Amerikalı
yönetmen Philip M. Callaghan tarafından çekilen Ermeni İsyanı 1894-1920
belgeselini izlemelidirler. Bu belgesel youtubedan silinmiştir.
Acaba sebebi sizce ne olabilir? (video kullanılamıyor,
http://www.youtube.com/watch?v=zNCnSDjHGTg) Ermeni İsyanı 1894-1920
belgeseli https://www.dailymotion.com/video/x2nuga2 adresinden
izlenebilir. (57 dakika)
- AİHM’nin 7 kişilik bir dairesi
tarafından Perinçek lehine verilen karar sonrasında, temyiz başvurusu
üzerine 17 kişilik Büyük Daire’nin yeniden görüştüğü davanın 28 Ocak 2015 tarihinde
sonuçlandığını biliyor musunuz? - Duruşmanın Perinçek v. Switzerland
(No. 27510/08) Grand Chamber hearing – 28 January2015
https://www.echr.coe.int/Pages/home.aspx?p=hearings&w=2751008_28012015&language=lang&c&py=2015
linkinden izlenebileceğinin farkında mısınız?
Türkiye’yi sözde Ermeni soykırımı yapmakla devamlı suçlayan Fransa’nın
nasıl bir ülke olduğunu biliyor musunuz?
- Fransa, dönemin Türk büyükelçisi tarafından terk edilen
ülkedir. Eski Dışişleri ve Milli Savunma Bakanı Hasan Esat Işık 1968’lerde
Paris Büyükelçisi’dir. Fransa’daki Ermenilerin kışkırtıp dayatması sonucu
Marsilya’da yapılacak Ermeni soykırımı anıtına karşı çıkar. Anıtın açılış
törenine Fransız hükümetinin resmen katılmamasını ister. Ancak anıtın
açılışına Fransız bakanlardan birinin katıldığını görünce sabrı taşar ve
Ankara’ya sorma gereğini dahi duymadan Paris’i terk edip Ankara‘ya döner,
gelişmelere karşı dik bir duruş sergiler. Hemingway’in “Cesaret,
olaylar karşısında gösterilen zarafettir” sözüne sadık kalır. - Fransa, Ruanda’da 1994 yılında yaklaşık 800 bin kişinin
öldürüldüğü soykırıma bulaşmış bir ülkedir. Fransa’yı soykırımı katılmakla
suçlayan Ruanda hükümeti, raporda 33 Fransız siyasi ve askeri yetkilinin
adalet önüne çıkarılmalarını istemiştir. Fransa’nın soykırımdaki rolünü
araştırmak için Adalet Bakanlığı bünyesinde kurulan bağımsız komisyon
tarafından yayımlanan 500 sayfalık raporda, “Fransız
desteğinin siyasi, askeri, diplomatik ve lojistik doğasının bulunduğu” ifade edilmiştir. - Fransa, Terry George’ın 2004 yapımı Otel Ruanda filminde geçen
olayları inkar eden ülkedir. - Fransa, Cezayir’de gerçekleştirdiği soykırımın hesabını
henüz verememiştir. Önceki Fransa Cumhurbaşkanı Sarkozy 2006’da Cezayir’e
yaptığı bir ziyarette “Babalarının
yanlışları için oğulların özür dilemesi beklenemez” sözleriyle Fransa’nın Cezayir’de işlediği
insanlık suçlarını tanımayacağını söylemiştir. Fransa eski Cumhurbaşkanı
François Mitterrand, “O ülkelerde bir soykırım
yaşanması o kadar da önemli bir şey değil” şeklinde açıklamada bulunmuştur. (Le Figaro, 12
Ocak 1998) - Fransa, sözde Ermeni soykırımı anketi yapan bir
ülkedir. Ankette yeni bir Ermeni soykırımı yasası gerekli mi diye
sorulmuştur. (http://www.newsring.fr/societe/165-faut-il-une-loi-sur-le-genocide-armenien)
Ankette 274.555 oy kullanılmıştır. Oyların yüzde 52’si yeni bir sözde
Ermeni soykırım yasasının çıkarılmasından yanadır. - Fransa, Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi’ni 22 Ocak’ta
Afrin konusunda acil toplantıya çağıran ülkedir. - Fransa, Cumhurbaşkanı Gül’ün telefonuna çıkmayan
Cumhurbaşkanına sahip bir ülkedir. Gül, “Savaşta
bile cumhurbaşkanları birbirleriyle konuşurlar” diyerek nazik bir şekilde tepkisini göstermiştir. - Fransa, Türkiye‘nin tüm itirazlarına rağmen Fransız
Parlamentosu soykırım iddialarını inkar etmeyi suç sayan yasa teklifi 22
Aralık 2011 tarihinde kabul eden ülkedir. Oylamaya 577 milletvekilinin
sadece onda birinin katıldığını biliyor musunuz?
Şimdiye kadar Batılı Hıristiyan
ülkelerdeki sözde Ermeni soykırımına destek veren ülkelerden söz ettik. Şimdi
Irak’taki Ulusal
Dini Konsey Başkanı Şeyh Yusif El Nasri, Ermenistan’ın Irak
Büyükelçisi Hrachya Poladyan’la yaptığı toplantıdaki açıklamasında, sözde
Ermeni soykırımından söz ederek “Türkiye’nin Ermeniler’den özür dilemesi gerektiğini”
söylemiştir.
Sözde Ermeni soykırımı
konusunu tartışırken, El Nasri, Türk yetkilileri “kendi nesilleri için”
özür dilemeye çağırmadan önce “Osmanlı İmparatorluğu’nda işlenen insanlık dışı suçunu” kınamıştır.
El Nasri’ye, ülkedeki çeşitli etnik ve dini topluluklarla ilişkileri
ilerletmeye adanmış bir hükümet organı olan Irak’taki Birlikte Olma ve
Toplumsal Barış Daimi Komitesi üyeleri eşlik etmiştir. Bu duruma
Türkiye’nin tepki vermemesi dikkat çekicidir. İşin bu tarafını
Türkiye maalesef görememiş, ya da ihmal etmiştir.
Kaynak: https://www.panorama.am/en/news/2019/04/18/Iraq-religious-leader-Armenian-Genocide/2102615,
Iraq’s religious leader calls on Turkey to apologize for Armenian Genocide)
Aynı sitede Garo Paylan’ın aşağıdaki talebi de yer almıştır. 12.04.2019 “Paylan calls for putting Armenian Genocide issue on Turkish parliament’s
agenda”
Tüm bu sorular uluslararasında gündeme taşınmadığı, cevapları
alınmadığı, Türkiye’nin sesini tüm dünyaya duyuracak İngilizce
yayın yapan siteler oluşturulamadığı ve YÖK, tüm üniversitelerde Ermeni
Araştırmaları Enstitüleri kurulmasını sağlamadığı sürece, Ermenilerin
dünya kamuoyunu kandırmaya devam etmelerine engel olunamayacaktır. Aşağıda
sayın Sadi Somuncuoğlu’nun basın bildirisi yer almıştır. Bu ve benzer
bildirilerin 24 Nisan öncesi çoğalmasında ve ABD’deki ilgililere
İngilizce olarak gönderilmesinde sonsuz yarar vardır.