Yayınlandı: 27.10.2019 00:00
Güncellendi: 31.08.2022 00:27

GÜNDEM ANALİZİ & DEĞERLENDİRME & RÖPORTAJ (TÜRKÇE & İNGİLİZCE)

GÜNDEM ANALİZİ /// ORHAN GÖKDEMİR : DÜZENİN AZAPLARI


ORHAN GÖKDEMİR : DÜZENİN AZAPLARI




“Azap” Osmanlıda “bir sınıf
askere” verilen ad. “Sınıf” dememiz sözün gelimi daha çok bir çapulcu
sürüsünden söz ediyoruz. Savaşırlar kazanabilirlerse yağmalarlar özetle budur.


Kökeninin Latince “adapi”
“asapi” veya “azapi” olduğunu iddia eden de var Yunanca “aizypades” veya
“atzoupades” olduğunu söyleyen de. Osmanlı Bizans bakiyesidir hepsi mümkündür.
Bizi ilgilendiren yanı bir sınıf Osmanlı askerinin bu adla anılıyor olması.
“Gavur Padişah” II. Mahmut iplerini çekene kadar ayaktaydı. Neden kaldırıldı
bilemiyoruz. Varlıkları yeniçerilerle mümkün olmuştu onlar ortadan kalkınca
bunların da nasıl kullanılacağına karar verilemediğini düşünebiliriz. Ayrıca
savaşların niteliği değişiyordu ateşli silahlar askerleri topyekûn azap haline
dönüştürüyordu. Azaplı bir tarihleri var Osmanlı savaş tarihinin gerçek
kahramanlarıdır.


Kaynaklara göre hepsi bekardı.
Savaştaki konumlarına göre sağ ve sol azaplar olarak anılır “kırmızı börk”
giyerlerdi. Anadolu köylerinden toplanıp getirilirler eğitimine bakılmadan
savaşa sürülürlerdi. Barış zamanlarında inşaat işlerinde kürekçi ameleydiler.
Düzensiz disiplinsiz ve vasıfsızdılar ama savaşlardaki yerleri en öndeydi. Hep
ilk hedef olduklarından ve haliyle çok öldüklerinden arkadan gelen yeniçeriler
cesetlerine basarak ilerleyebiliyordu.


Sefere hazırlanırken
görevliler köylere gönderilip azap toplatılırdı. Güçlü kuvvetli her köylü
potansiyel birer azaptı. Buna “azap çağırtmak” deniliyordu. Fakat sorun şu ki
ölüm korkusuyla çokça firar ediyorlardı. Osmanlı çözümü her azaba bir “kefil”
atamakta bulmuştu. Kaçan azabın masrafı kefilinden tahsil ediliyordu.


“İslam Ansiklopedisi”
savaştaki hallerini şöyle tarif ediyor: “Muharebe sırasında ordu saf-ı harp
nizamında iken merkez ile cenahların en önünde bulunurlar ve düşman üzerine ok
yağdırırlardı. Ordu merkezinde yeniçerinin önünde topçular ve onların önünde de
azaplar yer alırlardı. Tabii büyük kısım ile düşman arasındaki muharebede ilk
hücuma azaplar maruz bulunduklarından vaziyetleri tehlikeli ve hizmetleri
büyüktü. ”


Yalçın Küçük “Atamanoğlu Fatih”
kitabında daha canlı bir tarif veriyor; En öndeler haliyle çatışma başlar
başlamaz geriye kaçışıyorlar. Fakat yeniçeri ve çavuşlar geride kaçmasınlar
diye palayla onları beklemektedir. Geriye kaçamadıkları için mecburen
ilerliyorlar. Yeniçerinin ön safta savaşacağı kuşkulu olduğunda savaşa girmek
gerektiğinde “azap çağırtmak” şarttır ve savaş tarihimiz “zorunda bırakma”
taktiğinden ibarettir. Osmanlının büyük icadıdır.


***


Arkada yeniçeri elde pala
beklemiyorsa kaçarlar. Kurtuluş Savaşı’nda köylüler azap olmak istemediler ve
büyük kitleler halinde kaçtılar. Öyle ki 1917’de asker kaçaklarının sayısı 300
bini çoktan aşmıştı. Düşmana katılmıyor ancak memleketin iç bölgelerinde
toplaşıp yağma ve talan yaparak büyük sorunlara neden oluyorlardı. 1920’de
soruna bir çözüm bulmak üzere “İstiklal Mahkemeleri” kuruldu. Mahkemeler
kaçaklara öyle bir korku saldı ki kaçış durdu. Bir yıl sonra 120 bin kişilik
bir ordu oluşturabilmelerinin sırrı budur. İstiklal Mahkemeleri eli palalı
yeniçerilerin görevini üstlenmek zorunda kalmıştı.


Zorla toplandılar ve zorla
cepheye sürüldüler. Hep kaçmaya meyilli olduklarından onları cephede tutmaya
çalışan yedek subaylar çok kırıldı. Okumuşlarımızın çoğunu o savaşta kaybettik.


Bu tecrübeye dayanarak
savaşlardan uzak durmayı başardık. Zaten “köylü milletin efendisi” ilan
edilmişti azap çağırtamıyorduk. Kıbrıs Harekâtı gibi bir iki düşük yoğunluklu
girişim var ama buralarda da çok bocalandığını biliyoruz. Düşmanı daha az ve
kendimizi daha çok vurduk. Azaplı tarihimizdir.


***


– Komutanım yolculuk nereye?


– İslamiyet güneşinin olduğu
her yere…


O halde Özgür Suriye Ordusu’nu
ÖSO’yu “Allah’ın bir lütfu” saymamız yerindedir. Cumhuriyetten vazgeçip “İslam
davası için” savaşmaya karar veren yeni ordu için azap elzemdir. Böylece
yeniden savaşmanın da bir yolunu bulmuş olduk.


Bir yanda ABD Ordusu ve YPG
var diğer yanda Türkiye Ordusu ve ÖSO. Daha önce denkleme Suudi Arabistan-Katar
ve IŞİD de dahildi. Herkes kendi azabını bulmuş ve savaş için vekalet vermişti.
Suriye sınırlarında genişletilmiş azaplar savaşıdır. Asiller arkada vekiller
önde sanki Osmanlı işi köhne bir savaştayız.


Geçen yılın ortalarıydı “asil”
ekonomik krizle sarsılıyor TL değer kaybediyordu. Azaplar kazan kaldırdılar
maaşlarının Suriye Poundu ile ödenmesini istediler. Maaşları ne bilemiyoruz.
2014’te ÖSO militanlarına aylık 150 dolar maaş ödendiğini haber almıştık. Dile
kolay 51 bin azap söz konusu olan. Belli bir bölgede hâkim-savcı polis öğretmen
din görevlisi doktor şoför ve tekniker gibi görevlerde bulunan çok sayıda Suriyelinin
maaşı da Yeni Osmanlının bütçesinden karşılanıyor üstelik. Uzman doktorların
maaşı 3 bin 500 lira Kur’an öğreticileri 450 lira maaş alıyor dediklerine göre.
Yani o şartlarda 150 Dolar iyi para. Çapulu yağması da cabası… İnanç falan da
bir yere kadar. Kimse dinle doyuramaz karnını.


– Komutanım yolculuk nereye?


– Yağma ihtimalinin olduğu her
yere…


Müthiş icat gerçekten.


***


Fakat çok suç işlediler Suriye
topraklarında. Yağmalarının tecavüzlerinin haddi hesabı yok. Son seferlerinde
yolunu çevirdikleri Hevin Halef adlı politikacı bir kadını sorgusuz sualsiz
kurşuna dizip “etkisiz hale” getirdiler misal… Adlarının yıkanıp temizlenmesi
gerekiyordu haliyle. Bizim Özgür Suriye Ordusu bir anda oldu Suriye Milli
Ordusu.


Mektuptu yaptırımdı falan
derken savaş kısa sürünce toplanıp döndüler son seferlerinden. Nereye? Onu da
bilemiyoruz. Önceki gün ellerindeki ağır silahlarla Urfa’nın Ceylanpınar ve
Akçakale ilçe merkezlerinde görüldü bir kısmı. Gören halk ürktü.


Sultanların askerleri
ürkütücüdür çünkü askerden çok azaplardan oluşur. Düzensiz disiplinsiz ve
vasıfsızdırlar.


– Komutanım yolculuk nereye?


– İslamiyet güneşinin olduğu
her yere…


Şeytan azapta gerek.
Cumhuriyet yıkıldı dağıldı ordusu. Şimdi önde azaplar arkada yeniçeriler
seferdeyiz yeniden. Laiklerimiz cumhuriyetçilerimiz de beğendi hem azapların
son yürüyüşünü. Bulduk ritmimizi…. Müthiş icat gerçekten.


Böyledir halka sırtınızı
döndüyseniz azapların arkasında oradan oraya savrulmanız kaçınılmazdır. Ama
devran döner iklim değişir bir de bakmışsınız siz de azaptasınız…


***


Azapları azat etme görevini de
kapımıza bırakıp kaçtı düzen. Yeni bir cumhuriyet kuracağız mecburen!




LİNK : https://haber.sol.org.tr/yazarlar/orhan-gokdemir/duzenin-azaplari-273136