Yayınlandı: 15.11.2019 00:00
Güncellendi: 03.07.2022 18:14

ANALİZ & ARAŞTIRMA DOSYALARI

ANALİZ /// Arslan TEKİN : Millî Mücadele’yle hesaplaşma !!!!


Arslan TEKİN : Millî Mücadele’yle hesaplaşma !!!! 

R. T. Erdoğan’ın 10 Kasım günü, Osmanlı’yı öne
çıkardığı konuşmasını kimler hazırlamışsa, Reis’i fena hâlde yanıltmışlar. Reis
acaba, metne önceden göz atmadı mı?


10 Kasım’da Osmanlı’yı öne çıkarmak
“Cumhuriyet”i tartışmaya açmak anlamına gelmiyor mu?


R. T. Erdoğan, konuşmasında Türk tarihinin uzun
evresinde, lütfedip Cumhuriyet’i araya sıkıştırıyor. Elbette “Gazi”
diyerek birtakım hizmetlerden bahsediyor ama bu söyledikleri millet üzerimize
gelmesin babında. AK Parti Grup Toplantısı’nda yapacağı konuşmayı, 10 Kasım
günü, M. Kemal’i anma gününde yapıyor.


Diyor ki: “Sürekli Atatürk denilerek onun
mirasına sahip çıkılamaz, sürekli cumhuriyet denilerek cumhuriyet
güçlendirilemez. Bu yıl 96’ncı yıl dönümüne ulaştığımız Cumhuriyetimize en
büyük katkıyı şahsımın başında bulunduğu hükümetler yapmıştır. Biz bu kavramın
lafla istismarını yapmadık sadece icraatımızla hakkını vermeye çalıştık.”


Sözün bittiği yerdeyiz diyeceğim ama, daha
sözün bittiği yer diyeceğimiz öyle sözler ediyor ki…


“Cumhuriyetimizi, Osmanlı’dan
kurtarabildiğimiz miras üzerinde kurduk. O olmasa, kök olmazsa, ağaç olur mu?
Olmaz. Onun üzerinde yükseldik. Bu mirasa sadece topraklarımız değil,
kurumlarımız da, geleneklerimiz de dâhildir. Gazi Mustafa Kemal, Samsun’a, bir
Osmanlı subayı olarak çıkmış, Ankara’daki Meclis’i yine Osmanlı adına faaliyete
geçirmiştir. Cumhuriyetin inşası da Osmanlı’dan devralınan mevcut idarî sistem
üzerinde gerçekleştirilmiştir. Bu hakikatler, apaçık ortadayken sürekli olarak
Osmanlı’ya hakareti ve aşağılamayı bir siyaset tarzı hâline getirmek ya
cehalettir ya gaflettir ya da art niyettir.”


İstanbul’u İtilaf Devletleri’nin işgal
ettiğinden, Padişah/Halife’nin İngilizlerin “emir eri” olduğundan söz
etmiyor! (Vahîdedin, sonra, Halifelik kaldırılırken ABD’den yardım
isteyecektir. Mektubu bir utanç vesikasının daha ötesindedir. Adını siz koyun!)


Reis, Prof. Dr. Kemal Karpat’ın yazdıklarını
örnek göstererek, “Geçen asrın başında Osmanlı’da okuma yazma oranı
nüfusun yarısından fazla idi.” diyor.


Kemal Karpat’ın “Osmanlı Nüfusu
1830-1914” kitabında verdiği  %66
oranının yanlış değerlendirildiği ortaya kondu. Girip okursunuz.


1927’de yapılan araştırmaya göre; okuma-yazma
oranı erkeklerde %12.99, kadınlarda ise %3.67’dir.


“Peygamberin kim?” (17 Ağustos 2012)
başlıklı yazımda Şevket Süreyya Aydemir’in”Suyu Arayan Adam”
kitabından bir not aktarmıştım:


 “[Aydemir] Birinci Dünya Savaşı’nda
askerdir… Makineli bölüğündedir… Askerlerine ders verirken sormuş, hangi
dinden olduklarını, çok azı ‘İslâm dininden’ demişti.


Devam ediyor: / ‘-Peygamberiniz kimdir? /
deyince onlar da pusulayı şaşırdılar. Akla gelmez peygamber isimleri ortaya atıldı.
Hatta birisi: -Peygamberimiz Enver Paşa’dır! dedi. İçlerinden Peygamberin adını
duymuş olan birkaçına da: / -Peygamberimiz sağ mı? Ölümü? / deyince iş gene
çatallaştı. Herkes aklına gelen cevabı veriyordu. Bir kısmı sağ, bir kısmı
ölüdür tarafını tuttu. Fakat birisinin kuvvetle konuştuğunu, yahut bir tarafın
daha ağır bastığını görünce, diğer tarafın da kolayca o tarafa kaydığı
görülüyordu…” (Suyu Arayan Adam, İst. 1967, s. 110)”


Ölçüyü buradan koyun. Cehalet içindeydik.


Osmanlı da bizim, Cumhuriyet de. Sürekli
Osmanlı’yı öne çıkarma, Cumhuriyet’i geri plana itme, Millî Mücadele’yle
hesaplaşmanın bir diğer adıdır.


Bu böyle biline!