Sinsi Düşman : Şarbon
Adli Bilimciler Derneği Basın Bildirisi
Prof. Dr.
Levent Kenar
Prof. Dr.
İ. Hamit Hancı
Genel Özellikleri:
Şarbon
hastalığı esas olarak koyun, keçi, sığır, manda gibi ot yiyen hayvanların
hastalığı olup; hasta hayvanların et, yün, derilerinden genel olarak temas
yoluyla, bazı durumlarda etinin yenmesi veya solunumla insanlara bulaşabilen
bir zoonotik hastalıktır (hayvanlardan insanlara bulaşan bir hastalık).
İnsandan insana bulaşması pratikte görülmemektedir.
Şarbon
mikrobunun özellikle spor formu(tohumları) çevre koşullarına ve dezenfektanlara
son derece dayanıklı olup doğada onyıllarca canlılığını koruyabilir.
Kaynatmakla ölmez. Bu nedenle görüldüğü bölgelerde zaman zaman özellikle büyük
ve küçük baş hayvanlarda hastalık oluşturabilir. Ülkemizde de hayvancılığın
yoğun olduğu bölgelerde hayvan şarbon hastalığına rastlanmakta ve kısa sürede
alınan tedbirler ile bertaraf edilmektedir. Dahası, ülkemizde %95’i deri
şarbonu olmak üzere yılda ortalama 300- 500 insan şarbon hastalığı ile de
karşılaşılmakta olup, uygun antibiyotikler ile hastalar tedavi edilmektedir.
Bulaşma
yollarına göre sınıflandırıldığında;
Endüstriyel Şarbon: Keçi
kılı, yün, deri ve et kesim ve işlenmesi sonucu gelişir.
Tarımsal Şarbon:
Şarbon bakterisi, hasta hayvanların kesilmesi veya ölen hayvanların derisini
değerlendirmek için yüzülmesi esnasında, daha çok vücudun açık bölgelerinde
sıyrıklarından girer.
Laboratuvar Kaynaklı Şarbon: Laboratuvarda şarbon bakterisi ile çalışan personele gerekli güvenlik
önlemleri alınmadığı takdirde bulaşabilir.
Yukarıdaki
bulaş şekillerinden başka, biyolojik silah veya biyoterörizm ajanı olarak
kullanıldığı durumlar vardır. Bu şeklinde özellikle solunumsal bulaşma söz
konusudur. Özellikle solunum yolundan alındığında uygun tedavi verilmeyen
hastalarda yüksek derecede öldürücü olabilir.
Biyolojik
silah olarak kullanılmaya çok uygundur. Kurutuluğ toz olarak saklanabilir.
Aeresol olarak ya da patlayıcılarla kullanılabilir. Ucuz ve üretimi kolay
olması nedeniyle örgütlerin tercih ettiği bir silahtır. 2000 li yıllarda A.B.D
de mektuplu şarbon saldırılarına rastlanmıştır. Ne yazık ki pek çok ülke şarbon
u silah olarak geliştirmek için çalışmalar yapmıştır.
Hastalık Şekilleri:
Bulaş
yoluna göre insanlarda genel olarak 3 şekilde hastalık oluşturmaktadır;
Deri Şarbonu:
Normalde görülen olguların %95’ini oluşturur. Bulaşma yerinde hafif yanma ve
kaşıntı ile başlar. Daha çok el, kol, boyun, yüz bölgelerinde görülür. Kuluçka
süresi ortalama 7 gündür (15 güne kadar uzayabilir). Bulaştan 12-36 saat sonra
deri belirtileri (kaşıntı, yanma, daha sonra içi sıvı dolu kabarıklıklar ve
ülser gelişir. Ülserler, 7-10 gün sonra tipik skar dokusu ile kaplanır.
Tedavisiz olgular 2-3 haftada %80 oranda nedbe bırakarak iyileşir. Bilinçsiz
olarak yanlışlıkla sert kara kabuk kaldırılmaya ya da cerrahi olarak alınmaya
çalışılırsa mikropi vücuda yayılıp, ölümle sonuçlanabilen ağır sepsis tabloları
gelişebilir.
Sindirim Sistemi Şarbonu: Hasta
hayvan etlerinin veya diğer besinlerin yeterince pişirilmeden yenmesi ile
gelişir. Ağız ve boğazdan başlamak üzere sindirim sistemin herhangi bir
bölgesine, daha çok ince barsak sonu, kalın barsak başlangıç bölgesinde
hastalık oluşur. Karın ağrısı, bulantı, kusma, kanlı, cerahatli ishal gelişir.
Tedavisiz olguların yarısından çoğu hayatını kaybeder.
Akciğer Şarbonu:
Bakteri bulaşmış yün veya kılların solunması ile ya da insanlık dışı biyolojik
savaş etkinlikleri ile 8 .000-50. 000 şarbon sporu solunum yoluyla alındığında
meydana gelir. Kuluçka süresi 1-5 gündür (60 güne kadar uzayabilir). Üst
solunum yolu enfeksiyonu gibi başlayıp kısa süre içinde; genel durum bozukluğu
kanlı balgam çıkarma ve akciğer grafisinde tipik kanamalı göğüs boşluğu
enfeksiyonu tablosuna yol açar. Ateş 39-40°C’ye kadar çıkar, öksürük, kanlı
balgam, çarpıntı, solunum güçlüğü ve ciltte morarma gelişir. Olguların%50’sinde
menenjit de eşlik eder. Çok erken tedaviye başlanmaz ise olguların %90-100’ü
birkaç günde ölümle sonuçlanır.
Tanı:
Şarbon
şüpheli hastalara yapılan kan tahlilleri, yara bölgesinden alınan bakteri
kültürleri ve radyolojik testler ile tanı konabilir.
Tedavi:
Önemli
prensip erken antimikrobiyal başlanmasıdır. Doğal kaynaklı olgularda ilk
seçenek penisilindir. Allerji söz konusu ise eritromisin, klindamisin veya
tetrasiklinler kullanılabilir. Biyolojik savaş ajanı olarak kullanılması
durumunda ise, penisilin duyarlılığı gösterilene kadar dirençli olduğu kabul
edilip, siprofloksasin ya da doksisiklin kullanılmalıdır.
Korunma:
Halk
için rutinde kullanılan bir insan aşısı olmayıp, risk gruplarında
kullanılabilecek aşısı mevcuttur. Şüpheli temas durumlarında bulaş riski mevcut
ise günde iki kez 60 gün süreyle siprofloksasin ya da doksisiklin antibiyotiği
korunmak için kullanılmalıdır.
Esas
korunma alınacak fiziksel tedbirler ile sağlanır. Hasta hayvanın eti, derisi ve
tüyleri ve çıkartılarına korunmasız dokunulmamalıdır. Hasta hayvanlar
kesilmemeli, otopsi yapılmamalı, en kısa sürede derine gömülüp, üzerine kireç
dökülmelidir. Geri kalan hayvanlar aşılanmalı ve şarbon yönünden takip
edilmeli, izolasyon ve karantina önlemleri alınmalıdır.