Yayınlandı: 24.09.2020 11:20
Henüz güncellenmedi

YURTDIŞI TÜRKLERİ & ETNİK KÖKENLER

AHISKA TÜRKLERİ DOSYASI /// Av. Hüseyin Özbek : ANAVATAN AHISKA VATAN TÜRKİYE

Av. Hüseyin Özbek : ANAVATAN AHISKA VATAN
TÜRKİYE

4 Haziran 2018

Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu, 50.000 Ahıskalının
Türk vatandaşlığına geçirileceğini söyledi. Birçoğunuzun; bunlar da kim, bunlar
da nereden çıktı dediğinizi duyar gibiyim.

Anlatalım:

Kimileri Mesket, kimileri Ahıskalı der. Onlarsa
kendilerine “Türk” derler. İşin evveliyatına girecek olursak
Ahıska Türklerinin yıldızı 1829′ da kayar. 

Rus, İngiliz, Fransız kışkırtmalı Mora Ayaklanması (1821)
Osmanlı tarafından bastırılır. Fakat, Yunanistan adını verecekleri, daha
doğmamış bebeğin üç ebesi işin peşini bırakmaya niyetli değildir. 1827′ de
Navarin Limanında demirlemiş Osmanlı donanmasına aniden baskın verilerek
yakılır. Böylece  Osmanĺının elinde, mülküne çullananlara müdahale edecek
donanması kalmamıştır. 

Osmanlının Ortodoks tebaasının himayesi
bahanesiyle  Balkanlara sarkmak, ardından Akdeniz’e inmek isteyen
Rusya’nın vakit kaybetmeye hiç niyeti yoktur. Hem doğudan hem batıdan saldırıya
geçer. Balkan ve Kafkas olmak üzere iki cephede süren  Savaş kaybedilir.
Osmanlının ikinci payitahtı Edirne düşer.

Osmanlı imparatorluğu, son derece ağır koşullar içeren
Edirne Antlaşmasını (1829) imzalamak zorunda kalır.Edirne Anlaşmasının
ardından, Fransız ve İngilizlerin de bastırmasıyla Yunanistan’ın bağımsızlığı
tanınmış, Kars-Ardahan’ın yanı başı, AHISKA olarak bilinen bölge elden
çıkmıştır.

Ahıska, yüzyıllarca Osmanlı İmparatorluğu toprağı,
Ahıskalılar ise Osmanlı tebaası olarak kalmıştır. Ahıska ahalisi, etnik olarak
öz be öz Türk olup, Türkçeyi Kars-Ardahan-Batum aksanıyla
konuşurlar.  

Ahıskalıların yıldızı kaymıştır bir kere. İlk felaket
1829 ise ikinci felaket 14 Kasım 1944 tarihidir. SSCB lideri Stalin, Türkiye
ile sınırdaş, Karadeniz ile sahildar, Türk kökenli Sovyet yurttaşı bırakmamaya
kararlıdır. 

Türkiye ile olası bir savaş halinde, sınır ve sahiller
ile Kırım’daki Türk yoğunluğunu, Türkiye için etnik avantaj, SSCB içinse 
dezavantaj olarak görmektedir İkinci Dünya Savaşının sonucu aşağı yukarı belli
olmuş, Nazi Almanya’sının yakın gelecekteki  yenilgisi kesinleşmiştir. Bu
nedenle Stalin daha rahattır. 

18 Mayıs 1944 Kırım sürgününün ardından, 14 Kasım
1944, SSCB- Gürcistan’ın AHISKA bölgesinin  yerli halkı ve Sovyet yurttaşı
Ahıskalıların anayurtlarından trajik sürgünlerinin uğursuz
günüdür.  Evlerinden apar topar çıkarılıp, yük vagonlarına tıkılan
Ahıskalıların, Kazakistan, Kırgızistan, Özbekistan coğrafyasına doğru uzun ve
acılı yolculuğu başlamıştır. 

Ata toprağından, öz yurdundan sürülen Ahıskalıların,
vatan özlemiyle geçen zorlu ve çileli  gurbet yılları ayrı bir yazının
konusudur. SSCB yıkılıp, Rusya Federasyonu ve bağımsız cumhuriyetler
ortaya çıkarken ne yazık ki  bir kez daha unutulan  coğrafyadır
Ahıska! Unutulan bir Türk topluluğudur Ahıskalılar!

Türkiye Cumhuriyeti’ne yakışan, Rusya Federasyonu ve
Gürcistan üzerindeki ağırlığını kullanarak, Ahıskalıların, Ermenilerin
yerleştirildiği  anavatanları Ahıska’ya dönebilmelerini sağlanmasıydı.

Ciddi devletler, tarihlerinin ve mazilerinin
kendilerine yüklediği sorumluluklardan kaçmazlar. Tarihten gelen miraslarını,
terekelerini reddetmezler. 

Ahıskalılar; “Anavatan
AHISKA, vatan TÜRKİYE”
derler. Kuşkusuz ki Ahıskalılar, Türkiye
Cumhuriyeti vatandaşlığını, ülkemizi yolgeçen hanına çevirenlerden bin kez daha
fazlasıyla hak ediyorlar. Türkiye onların Büyük Vatanları!

Bundan sonraki mesaisinde dikkate alıp almayacağını
bilemiyorum ama, Ramazan Bayramının yaklaştığı şu günlerde Ahıskalı Ananın
sitemini Sayın Çavuşoğlu’na iletmek  istiyorum:

“Bayramda ben kimi göreyim? Kimin
mezarını ziyaret edeyim? Ninem Orta Asya’ da  Özbekistan’da, halam başka
bir ülkede, oğlum Rusya’ da, kızım Amerika’da.






































































Söyleyin, ben kimi ziyaret edeyim?”