Yayınlandı: 24.09.2020 10:41
Güncellendi: 13.02.2023 06:16

YURTDIŞI TÜRKLERİ & ETNİK KÖKENLER

DOĞU TÜRKİSTAN TÜRKLERİ DOSYASI /// Prof. Dr. ANIL ÇEÇEN : UYGUR KIŞKIRTMASI, ÇİN’İ ARKADAN ÇEVİRME PROJESİ


Prof. Dr. ANIL ÇEÇEN : UYGUR KIŞKIRTMASI, ÇİN’İ ARKADAN ÇEVİRME
PROJESİ



Almanya-02 Mart 2019

Röportaj: Mehmet ÖZAYDIN-KÖLN


Prof. Dr. Anıl Çeçen,
CHP’nin Atatürk çizgisinde olmadığını söyledi. ADD kurucularından Çeçen, yeni
örgütlenmelerin yapılabileceğine işaret etti. Uygur kışkırtmasının, Çin’i
arkadan çevirme projesi olduğunu anlattı. 


Atatürk Kültür Evi’nin davetlisi olarak, Köln’e gelen Prof. Dr. Anıl Çeçen,
değişen dünya düzeni, Ortadoğu’daki gelişmeler, Halk Evleri ve Türkiye üzerine
görüşlerini Aydınlık’a anlattı.

Ankara’da doğup büyüyen Çeçen, 70 yaşında bir bilim insanı. “Halk Evleri’ne 10
yıl, Halk Evi gibi çalışan sanat kuruluna 15 yıl, Atatürkçü Düşünce Derneği
(ADD)’nin kurucu Genel Sekreteri olarak 20 yıl, Türkiye’yi, Atatürk çizgisinde
götürmek için, bir bilim adamı olarak çeşitli görevleri üstlendim” diyen Çeçen,
şöyle konuştu: “Dünya değişiyor. Değişen süreç içinde biz dışlanıyoruz.
Medyanın kontrolü hep küresel güçlerin elinde olduğu için ben ve benim gibi
Atatürkçüler, Ulusalcılar dışlanıp, toplumun dışına itildi. Çalışmalarımız
kamuoyuna yansıtılmadı. Dünya nereye gidiyor, bize nasıl yansıyor, biz ne
durumdayız, dün nasıldı, Atatürk bu durumda ne yaptı? Bunları inceledim.
Sonunda 30 kitaplık bir külliyatı gelecek nesillere bıraktım. Yazdığım
kitapları genç kuşaklar okudu.”



30 sene ADD’yi kurduklarını anlatan Çeçen şunları kaydetti: “Avrupa’da 50’den
fazla ADD var. Son 10 yıldır ADD şubeleri beni çağıramıyor. Neden? Çünkü
kendilerine baskı var. Ya iç baskı, ya da dış baskı. Kendi kurduğumuz örgütten
dışlanma noktasına geldiğimiz bu aşamada, artık bunların sebepleri üzerinde
durmamız lazım. Türkiye Cumhuriyeti’nin bir model ve biçim değişikliğine
zorlandığı aşamada, Atatürk’ün devlet modeline sahip çıkmak, onun siyasi
birikimini bugünün koşullarında gündeme getirmek, bu doğrultuda, Türkiye’nin
kendini toparlayarak yoluna devam etmesini sağlamak için Atatürkçü derneklerin
önemli bir görevi ve misyonu vardır. Hem siyasi partiler, hem de Atatürk’ün
partisi işgal altındadır. Bu işgalin kalkması lazım. Ya bu işgal kalkacak,
Atatürk’ün partisi gerçek rayına girecek, ya da yeni bir Atatürkçü parti
Atatürk’ün ilkeleriyle yeniden doğacak.”



‘ATATÜRK’ÜN PARTİSİ DEĞİL’

Çeçen, CHP’nin bugünkü siyasi çizgisini eleştirdi: “Bugünkü üst yönetimin
hiçbiri, Atatürk’ün partisinden değildir. Hep dışarıdan gelen insanlar,
baskılarla partiyi ele geçirip, kuruluş iradesine ve Atatürk’e uygun, politika
yapılmasını önlemektedirler.”



Çeçen, şöyle devam etti: “Anadolu’da yaşayanları şehirlere topluyorlar.
Şehirleri göçe zorluyorlar. Ben önümüzdeki dönemde, Anadolu halkının, Müslüman
ve Türk kesimin, önemli bir kesiminin Orta Asya’ya kaydırılacağı kanaatindeyim.
Çünkü Avrasya boş. Anadolu’yu böylece Orta Asya’ya taşıyarak, Türkleri geri
çevirecekler!Türkler Orta Asya’dan, ön Asya’ya gelmişti. Ön Asya’dan, Orta
Asya’ya gönderilecekler ve Anadolu’ya, Amerikalıların, Batılıların,
İngilizlerin, Yahudilerin gelip yerleşeceğini düşünüyorum. Büyük Ortadoğu
Projesi olarak bu uygulanıyor. Ortadoğu’ya egemen olmak isteyen Yahudiler,
Hıristiyanların bu doğrultuda Anadolu’ya egemen olmalarını istemedikleri
içindir ki, alt kimlikleri hortlatarak, etnik kimlikler üzerinden eyalet, küçük
eyalet devletçiklerini, Kudüs’e bağlayarak, Kudüs üzerinden bir bölgesel
dederasyon, Ortadoğu Birleşik Devletleri gibi bir modeli gerçekleştirerek bu
bölgede büyük İsrail projesini, Siyonistlerin istediği doğrultuda
gerçekleştirmeye çalışıyorlar.”



‘BATICILIK TÜRKİYE’Yİ KURTARMAZ’

Çeçen, Batıcılık fikrinin zararlı olduğunu belirterek şunları kaydetti: “Doğu
Anadolu’daki ayrılma sürecini bugün Ege ve Trakya bölgesinde yaşıyoruz. Ankara
giderek, dini bir kimliğe sürüklenmesi noktasında. Türkiye Cumhuriyeti’ni kuran
laik kesimler, Türkiye’de yaşayan, gayri müslim kesimler, Trakya ve Ege’de ayrı
devletler kurarak, Avrupa ile bütünleşme arayışı içine girme çabası içindeler.
Eskiden bunu gizli yapıyorlardı. Şimdi açıkça yapıyorlar. Anadolu’nun bölünmesi
sadece Doğu’dan değil, Batı Anadolu’dan geliyor. Batıcılık Türkiye’yi
kurtarmıyor.



‘TÜRKİYE AYAKTA KALMALI’

“Türkiye’nin hem ayakta kalması lazım, hem de Batı medeniyetinin yaratıcısı
olan Avrupa’nın, sahip olduğu medeniyet birikimini bugüne taşıması. Bugüne
taşırsa Amerika, Venezuela’ya saldıramaz. Avrupa burada çok kilit bir role
sahip. Avrupa bu yeni dönemde ya o kilit rolünü yerine getirecek, ya da yeni
bir 3’üncü Dünya Savaşı senaryosuna alet olacak. Bakın bir cephe, Ortadoğu’da,
Arap NATO’suyla gündeme geliyor. Amerika tarafında mevcut NATO çöktü.
Amerika’nın yolları ayrıldı. Türkiye ile anlaşamıyorlar. O nedenle, Türkiye’nin
işgalini konuşuyorlar, gelinen noktada. Bir tarafta, Amerika Ortadoğu’daki
darbe ile Suudi Arabistan’ı ele geçirerek, Arapları bir araya getiriyorlar.
Öbür tarafta da, Avrupa buna karşı Avrupa ordusunu, NATO’sunu kurmak zorunda
kalıyor.”



UYGUR KIŞKIRTMASI

Çeçen, “Doğu Türkistan’ı kışkırtarak, Çin’i arkadan çevrelemek, Çin’i Asya
içlerine çekerek, Pasifik Okyanusu’na yönelmesini önleme taktiği yapıyorlar”
diyerek şöyle konuştu: “Amerika burada, Çin’i arkadan çevirerek, bunu
gerçekleştirmeye çalışıyor. O noktada Avrupa’nın, Orta Doğu’ya girmesini
önlemek, Almanya’nın, Avrasya’da etkin olmasını önlemek üzere, Polonya’yı
devreye sokarak Almanya’nın önünü kesmeye çalışıyorlar. Doğu Avrupa problemi,
Almanya ve Rusya’nın önünü açıyor. Amerika ve İsrail ikilisi, bunu önlemek
üzere Polonya’yı yeniden devreye sokuyorlar. Çünkü Türkiye’yi kullanarak, yeni
dönemde Türkiye üzerinden kendi politikalarını uygulayamayacaklarını gördüler.
Doğu Türkistan meselesi, Çin’i, arkadan çevirme projesinin, Ortadoğu’da
başlayan terör olaylarının bir uzantısı olarak gündeme geliyor. Ortadoğu’daki terörü,
Orta Asya’ya taşıyorlar. Doğu Türkistan’ı kışkırtarak, Çin’i arkadan
çevrelemek, Çin’i Asya içlerine çekerek, Pasifik okyanusuna yönelmesini önleme
taktiği var ki, Amerika burada, Çin’i arkadan çevirerek, bunu gerçekleştirmeye
çalışıyor. O noktada Avrupa’nın, Orta Doğu’ya girmesini önlemek, Almanya’nın,
Avrasya’da etkin olmasını önlemek üzere, Polonya’yı devreye sokarak Almanya’nın
önünü kesmeye çalışıyorlar.”



Trump’un ‘Avrupa bizim düşmanımızdır’ sözünü hatırlatan Çeçen, “Trump ikinci
Hitler olacak. Savaş başlatıp dünyanın başını yakacak. Onun için getirildi. Her
türlü çılgınlığı yapabiliyor. Trump, Amerika’yı emperyal bir güç olarak
geleceğe taşırken, Avrupa’yı karşısına alıyor. Ama gelecekte rakibi olacak
Çin’i de karşısına alıyor. Çin ile İngiltere’nin birlikteliği, karalar
üzerinden İpek Yolu Projesi’yle, Asya ve Avrupa Pekin ile Londra, birleşirse,
Amerika devre dışı kalıyor. Devre dışı kalmamak için, Amerika, Ortadoğu’dan
ayrılmayacaktır” dedi.



Çeçen, olası bir savaş durumunda yaşanacaklara ilişkin tahminini şöyle anlattı:
“Savaşın terör üzerinden, Doğu Türkistan’a yönlendirilmesi demektir ki; Amerika
Ortadoğu’da savaş çıkarmak zorunda ve Orta Asya’ya sokmak zorunda. Savaş
Ortadoğu’ya girerse, hem Çin’i parçalar, hem Rusya’yı parçalar, İran’ı dağıtır.
Türkiye’yi zaten çoktan dağıtır, o zamana kadar, böyle bir süreçle karşı
karşıyayız. Avrasya’nın geleceği tartışma konusudur. Rusya mı egemen olacak,
Çin mi… Amerika savaşla bu bölgeyi parçalayacak mı? Avrupa ile Türkiye’yi
tekrar karşı karşıya mı getirecek? Bütün bu oyunlar oynanıyor. Bunlar dış
dinamikler. İç dinamikler ne yapıyor?”



ÖRGÜTLENME ŞART

İlerleyen dönemde Halkçılık ve Milliyetçiliğin daha öne çıkacağını söyleyen
Çeçen, şöyle devam etti: “İç dinamiklerin bir görevi vardır. Önce kendi
ülkelerinde barışı sağlamak, önce kendi devletlerini güçlendirmek, kendilerini
toparladıktan sonra dışa açılmaktır. Önümüzdeki dönemde, etnik kavgayla
devletleri parçalayıp eyaletlere bölme oyunu devam ettiği noktada, halkçılık,
milliyetçilikten daha fazla ön plana çıkacaktır. Milliyetçilikle milli
devletlerin çıkarını koruyabilirsiniz. Ama bu yetmez. Etnik kavganın önlenmesi
için, mutlaka, halkçılık’ın da örgütlenmesi gerekiyor.”



‘YENİ ÖRGÜTLENMELER GÜNDEME GELEBİLİR’

Çeçen, ADD’lerin Atatürkçü bir çizgide olmadığını anlattı: “Geleceğe dönük
barış üretebilmenin yolu, yeni bir halkçılık anlayışının geliştirilmesi, halk
evcilik anlayışıyla toplumların kucaklanması, geleceğe dönük barış içerisinde
birlikte yaşama zorunluluğunu gündeme getiriyor. Halk evleri birikimi, ADD
örgütlenmesiyle bugünlere geldi. Yarın bunlar yeterli olmazsa, halk evleri bu
etnik kavgadan uzaklaşmazsa, ADD’ler, Türkiye’yi yeterince, Atatürkçü bir
çizgide temsil edemezse, bu birikimi bugüne taşıyamazsa, Atatürk birikimi ve
geleneği, yeni örgütleri gündeme getirir.”