MUSTAFA SOLAK : EMPERYALİZME GÜVENEN ATATÜRKÇÜLERİMİZ
Bir
kısım aydınımız milletine değil emperyalizme, yobaz zihniyetteki kişilere, Fuat
Avni gibi fantastik kişilere bel bağlıyor. Bekir Coşkun, 25.10.2018 tarihli Sözcü
gazetesinde, https://www.sozcu.com.tr/2018/yazarlar/bekir-coskun/umudumuz-bahceliye-mi-kaldi-2700313/ bağlantısından ulaşabileceğiniz “Umudumuz
Bahçeli’ye mi kaldı?” başlıklı yazısı ile kendisi ile birlikte bu tür
aydınların bakışını yansıtıyor. Coşkun, Erdoğan’ın iktidardan inmesi için
güvendiği kişiler ve şeyler arasında Obama’nın gösterdiği Beyzbol sopası, Abdullah Gül, Fuat Avni de var ama millet
yok, örgütlü mücadele yok. Yani emperyalizmden medet umuyor.
İlgili
yazısında şunları belirtiyor:
“Nelere
umut bağlamadık ki…
‘Çuvalda’
umutlandık…
Şanlı
tarihinde hiç görülmemiş biçimde askerimizin başına çuval geçirilince ‘Çuval
bunu götürür’ dedik…
‘Ayakkabı
kutusuna’ güvendik…
‘Kesin
gider, bu öyle böyle bir kutu değil’ dedik…
Kutuyu
yakalayan polis, savcı, yargıç gitti, bu kaldı…
‘Bharara’
dedik…
‘Türk
yargısı yapamadı, Amerikan savcı yapar’ dedik ki…
Bharara
gitti…
‘Beyzbol
sopası’ umut oldu…
Obama
resimde elinde beyzbol sopası ile görününce ‘Sopayı gösterdi ya, bu iş
bitmiştir’ demiştik… Trump da giderse, üç ABD başkanı göndermiş olacak…
‘Fuat
Avni’ye’ güvendik…
Koştuk…
‘Fuat
Avni diyor ki gidiciymiş’ dedi muharrir…
Gerçekte
olmayan adamı yakaladılar…
Bu
kaldı…
‘Abdullah
Gül’e’ güvendik arkadaşlar…
Siyasi
tarihte en uzun süre ‘bir şey yapacakmış gibi yapan adam’ oldu…
‘Bülent
Arınç’ bile umut oldu, ‘Her şeyini biliyor götürür’ dedik, bir de baktık ki o
konuşuyor, Bülent Arınç duygulanmış ağlıyor…”
Kendisiyle
birlikte bir kısım aydının güvendikleri arasında bir tek Türk Milleti yok. Oysa
Mustafa Kemal Atatürk emperyalizme değil milletine güvenmişti. Atatürk’ün
emperyalizm ve tam bağımsızlığa ilişkin sözleri ve yazılarının yayınlandığı
“Emperyalizm ve Tam Bağımsızlık” kitabında Atatürk, sömürge emekçilerinin, batı
emekçilerinin ücretlerini azaltmak yönünde batı ülkeleri içinde kullanıldığını
net olarak tespit ediyor. Şu cümlelerinde gerek batı gerek sömürge
emekçilerinin sermayedarların aleti olduğu ve birbirlerine karşı kullanıldığını
görebiliriz:
“Sömürge fethi ancak sermayedarların fazla
miktarda artmasından memleket dahilinde kâfi bir kâr temin etmeyen
sermayelerini daha verimli bir surette nemalandırmasına ve dolayısıyla işi
azalan Avrupa proletaryasını daha ucuz bir surette istihdama yarar. Diğer taraftan
son zamanlarda Batı’da büyük grevler esnasında sömürgeler amelesi kullanılmaya
başlanıldığından, bu suretle birçok grevler neticesizliğe mahkûm edildiği gibi,
yavaş yavaş asayişi temin ve büyük şehirler proletaryasının gösterilerini
dağıtmak üzere sömürgelerin askerleri kullanılacaktır. Dolayısıyla gerek Batı
emekçileri gerek sömürgeler ahalisi sermayedarlar elinde yekdiğerini ezmeye
yarayan bir alet halindedir.”
İşte bu
noktada Atatürk, dahiyane bir siyaset izleyerek bu hakikatlerin ve Türklere yapılan
seferlerin proletaryanın menfaatlerine zararlı olduğunun Batı işçisine telkin
edilmesini ve sömürgelerin bağımsızlıklarının iadesi uğrunda hususundaki
propagandanın artırılmasını Sovyet hükümetinden, Komünist Fırkası’ndan ve
Üçüncü Enternasyonal’in İcra Komitesi’nden ısrarla talep edilmesini ister.
“Bizi
Yutmak İsteyen Kapitalizm…”
Kapitalizme
karşı bakışını da şöyle ortaya koyar:
“Efendiler,
biz bu hakkımızı saklı bulundurmak, bağımsızlığımızı emin bulundurabilmek için
heyeti umumiyemizce, heyeti milliyemizce bizi mahvetmek isteyen emperyalizme
karşı ve bizi yutmak isteyen kapitalizme karşı heyeti milliyece mücahedeyi
(savaşmayı) uygun gören bir mesleği takip eden insanlarız.”
Atatürk,
bugün laiklik karşıtlarına karşı AB, ABD’den medet uman kesimlere karşı
emperyalizmden hayır gelmeyeceği o zamanlar bizlere şu sözüyle hatırlatmıştır:
“Halbuki
hangi bağımsızlık vardır ki, yabancıların nasihatleriyle, yabancıların
planlarıyla yükselebilsin. Tarih böyle bir hadise kaydetmemiştir.”
Suriye’yi
adam yapmak isteyen Fransa, kendi “evvela adam olsun”
21/22
Aralık 1937’de Suriye Başbakanı Cemil Mardam ile yaptığı görüşmede Fransızların
Alevilik meselesini ortaya attıklarını fakat Alevilerin “Türk” olduğunu savunan
Atatürk Fransızlar Suriyelileri “adam yapmak” istemelerine “evvela kendileri
adam olsunlar” diyerek sert çıkışta bulunur. Suriyelilerin zeki, modern ve
nazik insanlar olduğunu, Fransızların terbiyesine ihtiyaçları olmadığını
belirtir. Kendisinin Talat Paşa’ya “Suriye’ye, Irak’a bağımsızlık veriniz”
teklifinde bulunduğunu cümlelerine ekler.
Hatay
meselesini Fransızları dışlayarak Suriye ile Türkiye’nin arasında çözmeyi
önerir. Suriye’nin tam bağımsızlığını
istediğini belirtir. Eğer Fransızlar mâni olursa Suriyelilerin ordusu olmasa
bile Türkiye’nin ordusuyla Fransızlara mani olacağı ve ordunun geri çıkacağı
hususunda kefil olduğunu açıklar. Suriye Başbakanına da ordu yapmasını önerir.
Dahası Hatay’ı istemediğini, kendisi için Hatay’ın namus meselesi olduğunu ve
Fransızlara bırakmayacağını da vurgular.
Özetle
muhalif olmak, beğenmediklerimizi emperyalizme güvenmek olmamalı. Ne yapacaksak
milletimize dayanarak yapacağız. Bir kısım yurttaşımız da bu aydınlardan
beklenti içindeler ya; işte biraz da bundan debelenmemiz.
Bu tür
aydınlarımız milleti küçümsemekten vazgeçmeli, emperyalizmden değil milletine
umut beslemeli. Elbette umutlu olması için de milletiyle beraber mücadele
vermeliler.
Tarihçi-yazar
Mustafa SOLAK
EPOSTA : solak81@outlook.com