Yayınlandı: 24.09.2020 10:38
Henüz güncellenmedi

İNSAN HAKLARI & DEMOKRASİ & İŞKENCE VAKALARI

İŞKENCE VAKALARI DOSYASI : CIA tarafından kaçırılıp işkence yapılmıştı ! İşte tarih tarih Afiyet Sıddıki’nin hikayesi…

CIA tarafından kaçırılıp işkence yapılmıştı ! İşte tarih tarih
Afiyet Sıddıki’nin hikayesi…


Hayrettin Karaman’ın köşesine taşımasıyla
gündeme gelen Pakistanlı bilim insanı Afiyet Sıddıki’nin hikayesini derledik…


TIMETURK | ÖZEL

PINAR
HİLAL BALTA


Hayrettin
Karaman’ın Arapça bir mektupla kendisine ulaştırılan Afiyet Sıddıki‘nin
hikayesini, dünkü köşe yazısında aktarmasıyla gündeme gelen Pakistanlı bilim
insanı Sıddıki, yazıyı okuyan herkesin yüreğini dağladı. Afiyet Sıddıki’nin
hikayesini öğrenen binlerce kişi sosyal medyada konuya ilişkin paylaşımlar yaptı.


2003
yılında Pakistan’da CIA tarafından yakalandığı ve 2008 yılında mahkemeye
çıkarıldığı günden beri “Afiyet
Sıddıki
” konusunu takip eden TIMETURK‘un ilgili
tarihlerden itibaren yayınladığı haberleri derledik. İşte konuyu yakından
izleyen isimlerin ulaştırdığı bütünle Afiyet Sıddıki’nin yaşadıkları…


AFİYET SIDDIKİ KİMDİR?


Amerikan
İstihbarat Teşkilatı CIA’in hedef aldığı Afiyet Sıddıki’nin hikayesi ilk kez
2005 yılında karşımıza çıktı. Onu tanımamıza sebep olan isimse Karaman’ın da
yazısında işaret ettiği (ve Taliban’a esir düştükten sonra Müslüman olmasıyla
dikkat çeken) İngiliz
Gazeteci Yvonne Ridley
. Ridley’in Sıddıki’ye ulaşmasını
sağlayan kişiyse tıpkı onun gibi hedef alınan ve Bagram Hapishanesine kapatılan
Pakistan asıllı İngiliz vatandaşı Moazzam
Begg
.


Türk
kamuoyu Moazzam Begg’i 2014 yılında İngiltere’de görülen bir davayla tanıyor.
Begg’in yargılandığı davanın Türkiye’de bilinmesinin sebebiyse mahkeme önünde
yapılan bir konuşma. Söz konusu konuşma Yunan kökenli Müslüman vaiz ve davetçi Hamza Tzortzis
tarafından yapılmış, Türkçe’ye tercüme edilmesiyle Türk kullanıcılar tarafından
da Youtube’da milyonlarca kez izlenmişti. (Videoya ulaşmak için TIKLAYINIZ)


YAN HÜCREDEN GELEN ÇIĞLIK SESLERİ


CIA
tarafından 2002 yılında (Afganistan’daki ABD güçlerinin kontrolünde) Bagram
Hapishanesine kapatılan Muazzam Begg, son olarak bulunduğu Guantanamo
Hapishanesi’nden çıkıp vatandaşı olduğu İngiltere’ye döndüğünde (2005) günlükler
yayınladı. Begg’in günlüklerinde yer verdiği bir ayrıntıysa Yvonne Ridley’in
dikkatini çekmişti. Yan hücrede bulunan “650 numaralı” mahkum. Günlüklerinde
bu kadın mahkumun çığlık seslerinin kendisine yapılan işkenceleri dahi
unutturduğunu yazan Muazzam Begg, şu ayrıntılara yer veriyor: “650 numaralı mahkum, işkence, tecavüz
ve dayağa maruz kalan; tek kadın olması sebebiyle tuvalet ihtiyacını da
erkekler tuvaletinde ve onların önünde gidermek zorunda kalan biriydi
.”


NE ZAMAN ve NEREDE KAÇIRILDI?


Yvonne
Ridley, okuduklarının ardından “650
numaralı mahkuma
” ulaşmak istiyor ve onun hakkında
araştırma yapıyor. Ulaştığı bilgiler (2005) şu şekilde: “Bu mahkum, en küçüğü bir aylık, en
büyüğü dört yaşında üç çocuk sahibi; annesini ziyaret etmek amacıyla Karaçi’den
İslamabad’a yolculuk yapmak üzere havaalanına gittiği sırada (2003) ortadan
kaybolan Pakistanlı Doktor Afiyet Sıddıki
.” Kimse o
tarihten sonra ona ne olduğunu bilmiyor. Fakat Ridley, Amerikan basınında bu
kadının Pakistan polisi tarafından tutuklanarak ABD güçlerine teslim edildiğine
dair bir-iki habere rastlıyor.


AKTİVİSTLER HAREKETE GEÇTİ


O
dönemde Ridley’in ulaştığı bilgilerle harekete geçen aktivistler,
İslamabad’daki Yüksek Mahkemeye başvuruda bulunularak, Pakistan hükümetinin
Doktor Afiyet Sıddıki hakkında araştırma yapması ve gerekli her türlü bilgiyi
halka vermesi için bir dava açtı.


ABD, AFİYET SIDDIKİ’Yİ NEYLE SUÇLUYOR?


1972
Karaçi doğumlu Afiyet Sıddıki’nin CIA tarafından kaçırılıp, ABD hükümetince
hedef olmasının sebebiyse (ne o zaman ne de şimdi ispatlanamayan) El Kaide ile
ilişki suçlaması. Suçlamaya ilişkin net olarak delillendirilemeyen dayanak,
Sıddıki’nin ABD’de kullandığı posta kutusunun El Kaide tarafından da
kullanıldığı iddiası. Bir diğeriyse 11 Eylül olaylarını planlayan isim
olduğu belirtilen Khalid
Sheikh Mohammed
‘in sorgu sırasında Afiyet Sıddıki’nin adını
söylediği iddiası. Google’da yer alan bilgilere göre Afiyet Sıddıki 2002
yılında ilk eşi Amjad
Mohammed Khan
‘dan boşanıyor. Hayrettin Karaman’ın kendisine ulaştırılan mektupta
Khan’ın “Sıddıki’nin bilimsel çalışmalarını ABD’ye sızdırdığı”
belirtiliyor.
Karaman’ın yazısında boşanma sebebi olarak bu
gösterilirken; Khan, ABD basınına Sıddıki karşıtı demeçler veriyor. Eski
karısının “aşırı görüşleri olan biri” olduğunu iddia ediyor.



Afiyet Sıddıki, 2003 yılında CIA tarafından kaçırılmadan önce bir başka evlilik
yapıyor. Evlendiği kişiyse Ammar
al-Baluchi
. Baluchi’nin, 11 Eylül’den sorumlu tutulan isim
Khalid Sheikh Mohammed’in yeğeni olduğu belirtiliyor. Bu kesin olarak
doğrulanamasa da bilinen bir diğer gerçek Sıddıki’nin kaçırıldığı 2003
senesinde Baluchi’nin de ortadan kaybolduğu. Sonrasında öğreniliyor ki aynı
sene Ammar al-Baluchi de ABD tarafından kaçırılmış ve Guantanamo hapishanesine
kapatılmış. Sonrasında Baluchi’den haber alınabilen tarih ilk olarak 2006
oluyor.



AFİYET
SIDDIKİ NASIL BİRİYDİ?




Dr. Sıddıki’yi tanıyanlar ve onun kişiliği hakkında açıklamalarda bulunanlar
özellikle İslam dünyasında yaşananlara ilişkin aktif tutumundan söz ediyorlar.
Okuduğu Massacuhuets Institute of Technology’de öğrenciyken yerel
hapishanelerdeki Müslümanlara Kur’an ve diğer İslami kitaplar vermek için
organizasyonlar düzenlediği; kampüste de çok aktif olduğu ve Boston Magazine’de
çıkan bir haberde kendisine yer verildiği belirtiliyor. Bu haberde Sıddıki’nin
okulda insanları İslam hakkında bilgilendirmek için harcadığı çabadan söz
ediliyor; bazı cümleleri aktarılarak “O, insanları İslam’a kazandırmak
için açılan standlarda dava masasının nasıl işletileceğini de gösterdi”
ifadeleri kullanılıyor.



Bosnalı yetimler için düzenlenen organizasyonlarda söz aldığı, bir keresinde
bir camide yaptığı konuşmada “Burada kimin birden fazla botu var?”
dediği, kalkan ellere “Bosna’da kış yaklaşıyor, öyleyse onların hepsini
bağışlayacaksınız” cevabı verdiği belirtiliyor.



Öte yandan Pakistanlı Sıddıki’nin Muhammed Ali Cevher’in yeğeni olduğu da
o sırada basında yer alan haberlerden biri. Muhammed Ali Cevher, Birinci
Dünya Savaşı sırasında Pakistan’da kurulan Hilafet Hareketi’nin kurucu
isimlerindendi. Bu hareket sayesinde toparlanan maddi yardımlar, Osmanlı’ya
destek için İstanbul’a iletiliyordu. (Konuya ilişkin haber için TIKLAYINIZ)


2008’DEKİ MAHKEME



Sıddıki,
2008 yılında Afganistan’da görev yapan ABD’li askerleri öldürme teşebbüsü
sebebiyle Bagram Hapishanesi’nden ABD’ye gönderildi. Pakistanlı Doktorun,
Viyana ve Cenevre Antlaşmaları’na aykırı olarak davasının ilk gününe kadar
konsolosluğa erişimi engellendi. 6 Ağustos 2008 tarihinde New York’ta mahkemeye
çıkarıldığında zor yürüdüğü açıkça görülen Afiyet Sıddıki’nin silahla yakın
mesafeden yaralandığı avukatı tarafından açıklandı.



Afiyet Sıddıki, duruşma sırasında 2003’ten beri herhangi bir kanuni temsilcisi
olmadan zorla tutulduğu gizli hapishanelerden, gördüğü işkencelerden ve
çocuklarından haber alamamasından söz etmek istedi. Fakat hakim, bu olayların
davayla alakalı olmadığını söyleyerek Sıddıki’yi susturdu. Pakistanlı Doktorun
anlattıklarını dinlemek istemeyen bu hakim, Türkiye
kamuoyu tarafından tanınan isim Richard Bermen
. Bermen, 2014
yılında FETÖ’nün davetlisi olarak İstanbul’a gelen, 2016’daysa Halk Bankası
eski Genel Müdür Yardımcısı Mehmet Hakan Atilla’nın yargılandığı davanın
yargıçlığını yapan ismin ta kendisi.



Dava sırasında konuşan ABD askerleri, Sıddıki’nin 2003 yılında Pakistan’da
olduğunu, 17 Temmuz 2008’de Afganistan’ın Gazni eyaletinde yerel güvenlik
güçleri tarafından yakalanarak kendilerine teslim edildiğini iddia etti. FBI
raporlarını kaynak gösteren askerler, 5 yıldır kayıp olduğu ve Bagram ile
Guantanamo Hapishanelerinde kaldığını kabul etmediklerini söyledi.



FBI tarafından görevlendirildiklerini belirten askerler, 17 Temmuz 2008
tarihinde Sıddıki’yi teslim almak üzere gözaltı merkezine gittiklerini,
Sıddıki’nin tutuklu bulunduğu odada perdenin arkasından üstlerine atlayıp
silahlardan birini ele geçirdiği ve ateş etmek niyetiyle silahı onlara
doğrulttuğunu söyledi. Askerlerin atladığı gerçek, bulundukları duruşma
öncesinde kendilerinin Sıddıki’yi yakın mesafeden ve göğsünden vurduklarıydı.
Söz konusu duruşmada Sıddıki hakkındaki somut suçlama işte bu “saldırı
girişimi” iddiasıydı. Savcı Michael Garcia, yakalandığı sırada Afiye
Sıddıki’nin üzerinden bomba yapım kılavuzları ve ABD’deki bazı önemli binalarla
ilgili belgeler çıktığını ileri sürdü. Fakat bunlar da doğrulanamadı.
Sıddıki’nin ortaya çıktığı bu tarih, Türk basınında da “Afiyet Sıddıki, Afganistan’da yakalandı. ABD
askerlerine ateş açtı ve mahkemeye çıkarıldı
” şeklinde yer
aldı. Fakat yine basının atladığı ayrıntı Sıddıki’nin 2003’ten beri kayıp
değil, önce Bagram sonra Guantanamo Hapishanelerine kapatılarak işkence
gördüğüydü. Özetle 2008’de yakalanma gibi bir durum da ne kadar gerçek
sorgulanmalı.



Sıddıki’nin avukatı Elaine Whitfield Sharp ise iddiaları ‘uydurma hikayeler’
diye niteledi. Whitfield Sharp, müvekkilinin yakalanmadan önceki birkaç seneyi
yasadışı örgütlerle bağlantı içinde geçirdiği iddiasını reddetti.



Duruşma sonrası basın açıklaması yapan Fevziye Sıddıki kardeşinin masum
olduğunu ve 2003 ila 2005 yılları arasında ortadan kaybolduğunu, yeğenlerine de
ulaşılamadığını söyledi. Pakistan Uluslararası İnsan Hakları Örgütü, Dr. Afiyet
Sıddıki’nin 5 yıldır tutuklu olduğunu ve ağır işkencelerden geçtiğini açıkladı.
Örgüt, Bagram ve Guantanamo’dan salıverilen Pakistanlı esirlerin Dr. Afiyet’e
bu esir kamplarında rastladıklarını bildirdi.



Olaylar Türkiye’de de ses getirdi. Yaşananlara tepki gösterilen bazı köşe
yazıları yazıldı ve konuya ilişkin MAZLUMDER’de “650 Numaralı Esir DR. AFİYET SIDDIKİ Serbest
Bırakılmalıdır!
” başlıklı basın açıklaması yapıldı.

Dr. Afiyet Sıddıki’nin kız kardeşi Dr.
Fevziye Sıddıki (Fowzia Siddiqui)

“AKIL SAĞLIĞI YERİNDE DEĞİLDİR” KARARI ALINMAK İSTENDİ


Duruşmayı
takip eden tarihlerde hakim Richard Bermen, Sıddıki’nin
akıl sağlığının yerinde olmadığını ve “çocuklarıyla
ilgili halisünasyonlar gördüğünü
” belirterek tedavi edilmesi
gerektiğini söyledi. ABD kanunlarına göre, ‘ruhsal durumu bozuk’ olanlar
yargılanamıyor ve akıl hastanesine yatırılıyor.



“YA
KUR’AN’A BASARSIN YA DA…”



Afiyet
Sıddıki’nin dosyasını yakından takip eden Pakistanlı Senatör Talha Mahmud, 29
Kasım 2009’da TIMETURK‘e yaptığı açıklamada,
geçen yıl Sıddıki’yi hücresinde ziyaret ettiğini, sağlık durumun iyi
olmadığını, kaldığı hücrenin kapısının demir parmaklıklardan oluştuğu ve bu
hücrede olan tuvaletin ve banyonun herkes tarafından görüldüğünü söyledi.
Afiyet Sıddıki’nin Kur’an-ı Kerim hafızı olduğunu ve hücresinde günü sık sık
Kur’an okuyarak geçirdiğini söyleyen Talha Mahmud, Amerikan askerlerinin
Sıddıki’ye yaptıkları işkenceleri de aktardı. Mahmud, ABD askerlerinin
Sıddıki’ye “ya Kur’an-ı Kerim’e basıp
tuvalete gidersin ya da seni çırıl çıplak soyarız

dediğini aktardı.



2010’DA 86 YIL HAPSE MAHKUM
EDİLDİ




38 yaşındaki Sıddıki, 23 Eylül 2010 tarihinde Manhattan’daki ABD Bölge
Mahkemesi’nde görülen davada 86 yıl hapse mahkum edildi. Bu kararın
gerekçesiyse ABD askerlerine ateş açtığı iddiasıydı. Sıddıki, burada da
askerlere ateş etmediğini, 2003’te kaçırıldığını ve işkenceye uğradığını
belirterek yaşadıklarını anlatmak istedi. Fakat hakim Richard Bermen,
Sıddıki’yi yine dinlemedi.



Mahkemeyi takip eden isimlerden Ebu Sabaya
karşılaştığı manzarayı şu şekilde anlatıyor:




“Afiyet’i kefalet duruşması için mahkemde gördüğümde afalladım. Sol
taraftaki kapı yavaşça açıldı ve içeriye zayıf, aksayan ve bitmiş bir kadın,
kafasını zar zor dik tutarak tekerlekli sandalye üzerinde girdi. Üzerinde
Guantanamo-tarzı turuncu hapishane üniforması ile güçsüz kafasında kemikleri
görünen, kollarını örtmesi için aşağıya salınan beyaz bir başörtüsü vardı.
(Hapishane üniforması kısa kollu.) Avukatları çabucak etrafına oturdular ve
duruşma başladı. Avukatı onun durumunu anlatmaya başladığından neden bu kadar
mutsuz ve umutsuz olduğunu daha iyi anlamaya başladım: ABD gözaltından
tutulurken beyin hasarı oluştu. Böbreklerinden biri gözaltındayken alındı. Yine
gözaltında bağırsaklarının bir kısmı alındığı için yediklerini
sindiremiyor. Silahla vurulmasından sonra alındığı ameliyattan kaynaklan yara
izleri ve dikişleri halen tam olarak iyileşebilmiş değil. Tüm vücudunu
baştanbaşa kaplayan göğsünde büyük bir yara var. Tüm bunlarla birlikte
Afganistan’daki üstün körü ameliyattan kaynaklanan “sürekli karın
acısı” yaşıyor. Ona verilen tek ilaç hafif baş ağrısı ilacı ve
gözaltındayken doktor kontrollerine gitmiyor ya da onu görmeye doktor
getirmiyorlar.” (Mahkeme izlenimleri için TIKLAYINIZ)



İNGİLİZ GAZETECİ YVONNE RIDLEY:
ABD ASKERLERİNİN ANLATTIKLARININ TAMAMI YALAN




2010’daki mahkemeden iki hafta önce konuyu takip eden ve dünyaya duyuran isim
olan Yvonne Ridley, bu sürecin ve ABD askerlerinin yalan beyanlarının o basın
açıklamasından sonra geniş şekilde ABD basınında yer aldığını söyledi.
Ridley, kaleme aldığı yazıların birinde konuya ilişkin şu ifadeyi
kullanıyor: “Tüm bunlar tesadüf mü? Belki, ancak eğer
FBI Amerikan medyasına dağıttıkları öküz saçmalıklarına inanacağımızı
sanıyorlarsa gerçekten gidip hayal dünyasında (La La Land-Los Angeles) yaşasınlar.
” (Yazıya gitmek için TIKLAYINIZ)



Ridley’in Sıddıki için verilen karar üzerine kaleme aldığı yazı için TIKLAYINIZ.



Ridley tarafından 2013 yılında kleme alınan yazı için TIKLAYINIZ.



2018 yılında takas iddiaları gündeme geldi. Zaman zaman Pakistanlı
yetkililerden açıklamalar gelse de İngiliz Gazeteci Yvonne Ridley, konuya
ilişkin kaleme aldığı bir yazıda (Haziran 2018) takasın bizzat Pakistan
İstihbaratı tarafından engellendiğini öğrendiğini duyurmuştu. 



2018’DE YAŞANANLAR?



Geçen senenin ortalarında Pakistanlıları sokağa dökecek bir haber geldi. Habere
göre Afiyet Sıddıki, Teksas’ta kaldığı hapishanede hayatını kaybetmişti.
Haberin duyulması üzerine Pakistan’dan hareket eden özel bir danışman,
hapishaneye ulaşıp Dr. Sıddıki ile iki saatlik bir görüşme gerçekleştirdi ve
haber yalanlandı.



Ridley, bu haber çıkmadan önce Taliban ile iletişimini kullanarak, örgütün elindeki
Amerikan askeri Robert Bergdahl ile Sıddıki arasında bir takas gerçekleştirmeye
çalıştığını fakat bunun hayata geçirilemediğini anlattı. Bu esnada Ridley,
sıklıkla Afganistan ve Pakistan’a ziyaretlerde bulunuyor ve Taliban’la ABD
arasında her iki esirin de hayatta olduğuna dair kanıtlar taşıyarak iletişimi
sağlamaya çalışıyordu. Ancak süreç devam ederken Taliban’la yaptığı ve tarihini
vermediği bir görüşme sırasında örgütün kendisine “takasın iptal
olduğunu” söyleyerek hiçbir açıklama yapmadığını belirtti. Ridley, bu
haberi aldığında çok öfkelendiğini ve riskli bir harekette bulunarak
karşısındaki isimlere sesini yükselttiği anlattı. Bir süre sonraysa Taliban’dan
cevap geldiğini ve olayın içeriğini öğrendiğini belirterek şunları yazdı:



“Sonunda, onca sessizliğin ardından Taliban’ın cevabı geldi. Pakistan
İstihbaratı, ISI, Afgan Talibanı ile yaptıkları görüşmeler sırasında takastan
haberdar olmuş, sebebi hakkında kesin bilgiler vermemekle birlikte Dr.
Sıddıki’nin kesinlikle serbest kalmaması gerektiğini, zaten Pakistan’a
dönebilse birkaç gün içinde öldürülmüş olacağını belirtmiş. Sebebini
sorduğumda, Afganlar olarak Pakistan Gizli Servisi’ni ciddiye aldıklarını ve
Molla Ömer’in bu kadar adaletsiz bir takasa neden razı olduğunu anlamadıklarını
söylediler. O an bilmediğim ise Molla Ömer’in vefatının üzerinden birkaç ay
geçtiği ancak kamuoyunun bir yıl daha bu ölümden haberdar olmayacağıydı. Bir
süre kendi aralarında konuştuktan sonra tercüman bana şunları söyledi:
“Birçok savaşçımız çatışmalarda yaralandı ve ISI onları Pakistan’da tedavi
etmeyi kabul etti. Onların yardımı olmasa şu an çok daha zor koşullarla
cebelleşiyor olurduk. Onlara ihtiyacımız var. Şeyh Usame’yi teslim etmeyerek
Amerika’ya kafa tuttuğumuzda bir ülkemiz vardı. Biz savaş istemedik, onu bize
Amerika getirdi. Ülkemizi geri alıncaya kadar 2001’de olduğumuz kadar güçlü
değiliz. Anlıyorsunuz umarım.” Kalktım, rehberimle birlikte
oradan ayrıldım. O tarihten sonra Taliban ile tekrar görüşmedim
.
Müsait olduğum ilk anda da Amerikalı kaynağıma anlaşmanın yattığını bildirdim.
Doğal olarak büyük bir hayal kırıklığı oluştu ama neden yattığını açıkladığımda
şaşırdılar. Ancak neden sonra Amerikan yetkililer esir askere karşılık 5 üst
düzey Taliban yetkilisini teklif ettiler. Bu 5 üye şu an Katar’da yaşıyor.
Güvenilir bir kaynağım, eğer kendilerinin yerine Dr. Sıddıki’nin serbest
bırakılma ihtimali olduğunu bilseler, Guantanamo’da kalmayı tercih edeceklerini
söyledi. Pentagon aslında Bergdahl evine dönebildiği için gayet mutluydu ancak
Dr. Sıddıki takas edilemediği için ödemeleri gereken ağır bedel onları
kızdırmıştı.” (Ahmed İhsan
tarafından 19 Haziran 2018 tarihinde Mepanews için tercüme edilen
makaleden)




KONU ŞU ANDA NEDEN GÜNDEMDE?



Türkiye basınında dün Hayrettin Karaman’ın
yazısıyla tekrar hatırlanan Dr. Afiyet Sıddıki’nin tekrar gündeme gelmesinin
sebebiyse Pakistanlı doktorun ülkesine döneceğine ilişkin dedikodular. Afiyet
Sıddıki’nin mücadelesi ve başına gelenler, Pakistanlı her ailenin evinde
bilinen, zaman zaman konuşulan, yakından takip edilen bir konu. Henüz
resmi hiçbir doğrulanma yapılmasa da Sıddıki’nin eve döneceğine ilişkin
haber Pakistanlı oyuncu Hamza Ali Abbasi
tarafından Twitter’da paylaşıldı. Abbasi, bir hafta önce 15 Mart 2019 tarihinde
yaptığı paylaşımda şu ifadeleri kullandı: “Dr.
Aafia Siddiqui yakında evde olacak
.”

PEKİ BU HABERİN ARKASINDA NE VAR?



Sıddıki’nin eve dönme ihtimali Pakistan yönetimiyle doğrudan ilgili değil.
Konunun mihenk taşını Katar’da devam eden ABD-Taliban barış görüşmeleri
oluşturuyor. İddialara göre Taliban, ABD’ye serbest bırakılması için 10 kişilik
bir isim listesi ulaştırdı. Bu arada 
Pakistan’ın Houston’daki başkonsolosu,
kasım ayında cezaevinde ziyaret ettiği Dr. Afiyet Sıddıki’den bir mektup
alarak, Pakistan lideri İmran Khan’a ulaştırmıştı.



İngiliz gazeteci Yvonne Ridley’in (yukarıda yer verdiğimiz) Haziran 2018’deki
açıkladıkları Kasım 2018’de Afiyet Sıddıki’nin kız kardeşi tarafından
doğrulandı. İmran Han’ın başbakan seçilmesinden sonra yine Kasım ayında
Pakistan basınına açıklamalarda bulunan Afiyet’in kız kardeşi Fevziye Sıddıki
Afiye Sıddıki’nin
serbest bırakılmasından sadece birkaç imza uzaklıktayız”
 açıklamasında
bulundu. ABD’nin daha önce esir-takası teklifinde bulunmasına karşın Pakistan
Hükumetinin bunu önemsememesinden yakındı ve Pakistan’ın ABD tarafından sunulan
bir teklifi geri çevirdiğini belirtti. Haber Türkçe olarak 10 Kasım 2018’de
Asya’nın Sesi sitesinde yer aldı.


Sorgusuz,
sualsiz hedef alınan mazlumların adalete kavuşması dileğiyle…



KAYNAKLAR
(ulaşmak istediğiniz haber için başlıklara tıklayınız)




– 650 No’lu esirin çığlıkları



– ‘650 no’lu’ esir 5 yıl sonra mahkemede



– Ya Kur’an’a basarsın ya da seni soyarız!



– Afiyet’i kurtarmak her Müslüman’a farzdır



– Hayrettin Karaman’ın yazısı için tıklayınız