Yayınlandı: 24.09.2020 09:45
Henüz güncellenmedi

JEO-POLİTİK & JEO-STRATEJİ

JEO-POLİTİK DOSYASI /// Dr. Murat KORAY : Doğu Akdeniz’in Jeopolitik ve Jeostratejik Önemi, Teknolojik Dönüşümler ve Denizaltıların Rolü


Dr. Murat KORAY : Doğu Akdeniz’in Jeopolitik ve Jeostratejik Önemi, Teknolojik Dönüşümler
ve Denizaltıların Rolü


19 Mar 2020


Doğu Akdeniz, jeopolitik ve jeostratejik açıdan tarih
sahnesinde önemi her daim artan bir deniz havzasıdır. Bu coğrafya, büyük
medeniyetlerin izlerini taşıyan fay hatlarının enerji biriktirdiği, gerilimi
tırmandırdığı ve dünya savaşlarına varan trajik olayların cereyan ettiği bir
bölgedir….


Özet



Doğu Akdeniz, jeopolitik ve jeostratejik açıdan tarih sahnesinde önemi her daim
artan bir deniz havzasıdır. Bu coğrafya, büyük medeniyetlerin izlerini taşıyan
fay hatlarının enerji biriktirdiği, gerilimi tırmandırdığı ve dünya savaşlarına
varan trajik olayların cereyan ettiği bir bölgedir. Dünya deniz ticaretinin ana
arterlerinden biri olan Doğu Akdeniz teknolojik sıçramaların meydana geldiği
dönemlerde kimi medeniyetlerin güç kaybetmesine, kimi medeniyetlerin ise güç
kazanarak bölgeye hâkim olmasına tanıklık etmiştir. Bu yönüyle coğrafya sabit
ancak değişim dinamik olmuştur. Bu dinamik değişim, Balkanlar, Ortadoğu,
Kafkaslar ve Kuzey Afrika’da olağanüstü hareketlenmeleri tetikleyebileceğinden
“Ganbot Diplomasisi”nin yeniden canlanmasına, “Ana Vatan”ın bekası için “Mavi
Vatan”da egemenliğin tesis ve idamesini sürdürecek olan “Donanma Varlığı”nın
artmasına neden olacaktır. Bu çalışmanın amacı, teknolojik değişimlerin askeri
kapasiteyi nasıl etkilediğini belirlemek ve denizaltı silahının bugün ve
gelecekte Doğu Akdeniz’deki askeri hareketlilik karşısındaki rolünü ve önemini
ortaya koymaktır. Çalışmada yöntem olarak, tarihsel süreç içerisinde
paradigmayı değiştiren teknolojik gelişmeler incelenmiş, Doğu Akdeniz’de
jeopolitik ve jeostratejik durumu etkileyen küresel, kıtasal, bölgesel ve milli
güç unsurları ile asimetrik etki yaratabilen aktörlerin politik, ekonomik,
sosyal, kültürel, teknolojik, çevresel ve yasal çerçevede nasıl bir rol
oynadığı yönündeki bulgular tartışılmış ve gelecek teknolojilerin paradigmayı nasıl
değiştirebileceği, denizaltı teknolojisinin güvenlik mekanizmalarını nasıl
etkileyebileceği değerlendirilmiş ve öneriler sunulmuştur.

 

Anahtar Kelimeler: Akdeniz, Denizaltı, Ganbot Diplomasi, Mavi Vatan, Donanma
Varlığı



1. Giriş



1.1 Doğu Akdeniz’in Jeopolitik ve Jeostratejik Önemi Akdeniz tarih boyunca
çeşitli isimlerle anılmıştır. Romalılar “Mare Nostrum-Bizim Deniz”, Yahudiler
“Yam Godol-Büyük Deniz”, Almanlar “Mittelmeer-Orta Deniz”, bir rivayete göre
Mısırlılar “Great Green-Büyük Yeşil”, Türkler ise “Akdeniz” ismini
kullanmıştır.2 Yabancı kaynaklarda “Akdeniz” kelimesi “White Sea”
olarak tercüme edilmiş olsa da Proto Türklerin, Çinlilerden yaklaşık 200 yıl
önce MÖ 7. yüzyıldan itibaren yönleri tarif etmek üzere renk kodları
kullandıkları dikkate alındığında, batı yönünü ak (beyaz) rengi ile
özleştirdikleri görülmektedir. Dilbilimci Annemarie von Gabain’e göre; Proto
Türkler, Doğu için mavi/yeşil, Batı için ak, Güney için kızıl, Kuzey için kara
renklerini kullanmışlardır. Zira Karadeniz için kullandıkları “kara” ön adı
kuzey anlamındadır.3

 

Akdeniz için savaş, ticaret, din, kültür, bilim gibi alanlarda günümüzdeki
yazarlar tarafından farklı lakaplar kullanılmıştır. Bunlardan bazıları; “Inner
Sea – İç Deniz”, ‘Encircled Sea-Çevrelenmiş Deniz”, “Friendly Sea – Dostluk
Denizi”, “Faithful Sea – İnanç Denizi”, “Bitter Sea-Acı Deniz”, “Corrupting
Sea-Yozlaşan Deniz”, “Liquid Continent-Sıvı Kıta” dır. Özellikle ikinci dünya
savaşında Akdeniz’in “Acı Deniz” olarak anılmış olması medeniyetlerin çatışabileceği
bir harp sahnesi olarak jeopolitik önemini korumaktadır. Avrupa, Asya ve Afrika
kıtalarını birleştiren merkezi bir konumda olması nedeniyle Akdeniz, stratejik
güç mücadelesinde oynanacak tüm satranç oyunlarının tahtası mahiyetindedir.
Akdeniz jeopolitik olarak üç ayrı coğrafi ayrıma tabi tutulmaktadır.
Cebelitarık-Malta arası Batı Akdeniz, 27° E boylamı Orta Akdeniz, 27° E
boylamının doğusunda kalan deniz sahası ise Doğu Akdeniz olarak uluslararası
kabul görmektedir. Bu kapsamda, siyasi, askeri, iktisadi, tarihi, kültürel,
sosyal ve coğrafi olarak Adriyatik Denizi, Ege Denizi ve hatta Türk Boğazları,
Marmara Denizi, Karadeniz ve Kızıldeniz’i de Doğu Akdeniz bağlamında ele almak
jeostratejik açıdan zaruri olacaktır. Bununla birlikte, yukarıda bahsi geçen
coğrafi sahaların her birinin özellikle Ege Denizi başta olmak üzere hukuki
açıdan sui generis (kendine özgü) özelliği göz önüne alınarak mercek altına
alınması da ayrı bir zorunluktur.

 

Stratejik fay hatları birbirini tetiklediğinden Doğu Akdeniz havzasının
hinterlandı içerisinde bulunan Balkanlar, Ortadoğu, Kafkaslar, Karadeniz’e
kıyıdaş ülkeler, Güney ve Doğu Avrupa ülkeleri, Kuzey Afrika ülkeleri, Kuzey
Kıbrıs Türk Cumhuriyeti (KKTC) ve Güney Kıbrıs Rum Yönetimi (GKRY) ile
Kızıldeniz’e kıyıdaş ülkelerin biri veya birkaçında meydana gelen siyasi
ve/veya askeri bir hareketlenme tüm bölgeyi etkisi altına almaktadır. Son
dönemde meydana gelen Suriye Krizi ise buna en güzel örnektir. Dolayısıyla,
Doğu Akdeniz denildiği zaman sadece deniz havzası ve bu deniz havzasına kıyıdaş
ülkeler olarak coğrafyaya bakmanın stratejik karar süreçleri açısından geri
dönüşü olmayan hatalara sebebiyet verebileceği düşünülmektedir.

 

Jeopolitik kelimesi içerisinde coğrafya ve politika olduğundan, ilk bakışta
birbirine komşu olan güçlerin politik mücadele alanı gibi algılansa da işin
içine deniz ve okyanus gibi su alanları girince deniz aşırı ülkelerin de
politik hedefleri uğruna belirli bir coğrafyaya nüfuz edebileceği ve böylece
bahse konu ülkelerin karmaşık bir güç mücadelesi alanı oluşturabileceği dikkate
alındığında coğrafya ve politika ilişkisi çok daha karmaşık bir hale
gelmektedir. Tarih boyunca dünya savaşlarına varan jeopolitik müdahaleler
özellikle Doğu Akdeniz gibi bir su havzasında büyük çatışmalara sahne olmuş ve
etrafındaki tüm stratejik fay hatlarını tetiklemiştir.

 

Akdeniz dar anlamda yirmi civarında ülkenin jeopolitik alanı olarak
gözükmektedir. Ancak, ABD, Avrupa Birliği, Rusya Federasyonu, Çin ve Hindistan
gibi süper güçlerle çevrili bir kara ve deniz havzasında dünyanın jeopolitik
olarak en gerilimli bölgesi olan Doğu Akdeniz’in etki alanı 7000
kilometrekarelik bir coğrafyayı gerilim altında bırakmaktadır. Gerek ticaret
hatlarının gerekse yeraltı ve yerüstü zenginliklerinin yoğunlaştığı Doğu
Akdeniz havzası özellikle enerji, su, gıda, ulaştırma ve lojistik gibi
stratejik çıkarların çatışmaya dönüşebileceği bir düğüm noktasıdır. Doğu
Akdeniz’de kriz ve savaşa neden olan/olabilecek faktörler aşağıda olduğu
gibidir;

 

• Hidrokarbon yataklarının zenginliği,

• Fosil yakıtların mevcudiyeti,

• Teknolojik sıçrama yaratabilecek nitelikli ve genç nüfusun varlığı,

• Uyuşturucu, insan kaçakçılığı,

• Organize suçlar,

• Nükleer, biyolojik ve kimyasal silahların yayılması dahil olmak üzere illegal
faaliyetler,

• Terör gibi asimetrik tehditlerin her geçen gün şiddetini artırması,

• Bölge ülkelerinin barış endeksinin dibe vurması,

• Etnik ve mezhep çatışmalarının körüklenmesi,

• Kirli ittifakların sürekli boyut değiştiren çıkar çatışmalarına dönüşmesi,

• Başlangıçta suni olarak yaratılan ve mesnedi olmayan medeniyetler çatışması
projesinin bir şekilde hayata geçirilerek Arap Baharı ve türevi kalkışmalara
sebebiyet vermesi.


 

Yukarıda belirtilen nedenlerle, Doğu Akdeniz üzerinden büyük göç hareketliliği
oluşmuş ve bölgede çözülmesi çok zor olan siyasi, sosyal, ekonomik, kültürel,
askeri, teknik ve diğer problem sahaları ortaya çıkmıştır.



TASAM Yayınlarının  “Yeni Deniz Güvenliği Ekosistemi ve Doğu
Akdeniz” isimli kitabından alınmıştır.



“Yeni Deniz Güvenliği Ekosistemi ve
Doğu Akdeniz” e-kitabı için Tıklayınız