Yayınlandı: 24.09.2020 11:34
Güncellendi: 24.10.2021 22:25

KOMPLO TEORİLERİ (TÜRKÇE & İNGİLİZCE)

KOMPLO TEORİLERİ /// ÖMÜR ÇELİKDÖNMEZ : Ruslar Erdoğan’ın başbakan olacağını biliyordu, Hiram Abas’ın sarışın kadınlara zaafı vardı !

Ömür ÇELİKDÖNMEZ

Ruslar Erdoğan’ın
başbakan olacağını biliyordu, Hiram Abas’ın sarışın kadınlara zaafı vardı !

Komplo teorilerine yatkınlığım malûm. Zaman zaman
yazdıklarımı komplo teorisi kapsamında değerlendiren ve bu nedenle akademik
içerikten yoksun olduğunu iddia eden bazı dostlarım var. Hatta onlara göre
Biyografik İstihbarat kapsamında yazılarıma konu ettiğim bazı şahsiyetlerle
ilgili bilgi aktarımı da önemsiz. Magazinden öte bir şey değil. Oysa İstihbarat
akıl oyunudur. Bir hedefe ulaşmak için yapılan stratejik planlama biraz da
siyasi entrikadır. Matematik ve metafiziktir. ‘Komplo teorileri’ aslında
senaryo yazmaktır. Bu nedenle polisiye roman türü yazarlarının bir kısmı
istihbarat örgütlerine çalışır. Türkiye’de de bu böyledir. Hemen her istihbarat
örgütünde öngörüye dayalı stratejik planlama ve olası gelişmelerin önceden
tahmin edilerek hazırlıksız yakalanmamak için ‘komplo teorisi’ üretilen, A-B-C
ve hatta D planlarının yapıldığı birimler mevcuttur. Bu çerçevede Fütüroloji de
biraz komplo teorisini andırır. Fütüroloji, gelecek bilimi, gelecekbilim veya
gelecek çalışmaları; gelecekte gerçekleşebilecek veya geleceğe dair bilimsel,
teknolojik ve sosyolojik gelişmeleri, olağan durumun şartları ve eğilimlerini
temel alarak, inceleyen ve tahminler yürüten bilim dalıdır.

Dünyadaki hemen tüm istihbarat örgütleri ya
‘komplo’ kurar ya da ‘komplo teorisi’ yazarlar. Çünkü komplo teorileri
gelecekle ilgidir. Tanımlamak gerekirse ‘komplo teorisi; ‘ iç politika,
uluslararası ilişkiler, ekonomi, sosyal sorun ya da olayları gerçekte
olduğundan farklı/uydurma parametrelerle değil, açık ya da özel kaynakların
yayınlarında ortaya konan argümanları kullanarak bir mantık çerçevesinde
değerlendirmektedir. ‘Komplo teorileri’ işte bu nedenle tam da bu anlamda
senaryo yazmaktır. II.Abdulhamid’in tartışmalı siyasi başarısının nedenini
polisiye romanlarına duyduğu ilgiye bağlayanlar var. Polisiye romanlara
düşkünlüğü biliniyor. Kendisinin Sherlock Holmes hastası -gelin biz buna
tiryakisi veya hayranı olduğu diyelim- olduğundan ve Holmes’ın yeni çıkan
kitaplarını İngilizceden anında çevirtip okuduğundan söz edilir.(1)

Laf komplo teorilerinden açılmışken, kendisi de
bir pilot olan aktör John Travolta, Kod Adı: Kılıçbalığı (Code Name: Swordfish)
filminde ne diyordu? “Onlar bir kiliseyi bombalarsa biz 10 tanesini uçuracağız,
bir uçağı kaçırırlarsa biz tüm havaalanını yok edeceğiz, gerekirse kendi
binalarımızı bombalayacağız, gerekirse bir şehri nükleer bomba ile sileceğiz ve
terörün acımasız yüzünü insanlara göstereceğiz. Böylece terörist devletlere
saldırmak için arkamızda kamuoyu desteği olacak.” Bu film, New York’taki ikiz
kulelere saldırıdan tam 3 ay önce 8 Haziran 2001’de gösterime girmişti. 11
Eylül saldırılarıyla şaşırtıcı benzerlikler taşıyan filmin senaryosu, 11
Eylül’ün bir Amerikan komplosu olduğu tezini destekler nitelikteydi. Zaten John
Travolta’nın oynadığı derin Amerikan devletinin adamı olan karakter, o dönemde
George W. Bush’un yardımcısı olan ve Neo Con ekibinin en eli kanlı gözü dönmüş
unsuru Dick Cheney ile benzeşiyordu. Dick Cheney de aynı mantığı güdüyordu.
“Zor, oyunu bozacaktı”… (Bu arada enteresan birşey, Hollywood bazen bir kahin
gibi olacakları görüyor. Mesela Ağustos 1997’de gösterime giren “Komplo
Teorisi” -Conspiracy Theory – filminde de Türkiye’deki deprem tam olarak da 7,4
büyüklüğünde geçiyordu) Şimdi merak ediyorum beni komplocu olmakla itham
edenler buna ne diyecek?

Bir ülkede askerî, siyasî, kültürel, ekonomik
elite yönelik yapılan bilgi toplama faaliyetine Biyografik İstihbarat
deniliyor. Bu nedenle, akrabalık ilişkileri, araştırmaya konu aktörün yetiştiği
siyasi ve ekonomik çevrenin bağlantıları, kişisel özellikleri, ilgi alanları,
zaafları üzerinde durulur. Biyografik istihbarat, bir ülkenin politik,
ekonomik, kültürel, askerî, toplumun yaşamında aktüel veya potansiyel önem
taşıyan kişilerle olduğu kadar şüpheli ve gizli ilişkiler içinde olan
bireylerle ilgili olarak toplanan özel ve kamusal nitelik taşıyan bilgileri
içerir. Bazı istihbarat sorunları ancak biyografik istihbarat ile çözülebilir.
Şüpheli ve gizli ilişkileri tespit edilen kişiler ile ilgili biyografik
istihbaratta bu kişilerin içinde olduğu ilişki ağı konusunda bilgi vermesi
açısından önemlidir. Özellikle mafya ve terör örgütlerinin liderleri hakkında
yapılan biyografik istihbarat çok faydalı bir bilgi temeli oluşturmaktadır.

Ancak, biyografik istihbarat sadece taktik ve
operasyonel istihbarat için değerli kanıtlar üreten bir istihbarat alanı değil,
onun çok ötesinde stratejik istihbarat içinde veri temin edebilen bir
istihbarat türüdür. Örneğin, Troçki’nin I. Dünya Savaşı’nın ilk yıllarında
faaliyetlerini izleyen mektuplarını okuyan İngiliz İstihbarat Servisi MI 5
Troçki’nin Rusya’da Leninistlerle birleşmesi durumunda ülkeyi devrime
götürebileceğini öngörmüştür. ABD dış politikasında yabancı politik liderler
eksenli bir politik ilişki anlayışı kurumsala tercih edildiğinden CIA
tarafından yapılan istihbaratta biyografik istihbarata büyük bir önem
verilmektedir.24 Karar alıcılara yönelik olarak yapılan biyografik istihbarat
ile amaçlanan karar alıcının ruhsal yapısını, fikirsel çerçevesini,
karakterinin güçlü ve zayıf yanlarını analiz etmektir. Siyasî liderlerin
zayıflıkları, güçlü yanları, bağlantıları, okudukları kitaplar, günlük bilgi
kaynakları, kişisel sorunları istihbaratçıların onların eylemlerini öngörmeleri
için temel oluşturmaktadır.

Tekrar olsa da yine yazalım çünkü “et-tekraru
ahsen velev kane yüz seksen” sözünde anlatıldığı gibi “Yüz seksen kere de olsa
tekrar etmek güzeldir.” İstihbarat örgütlerinin, kendi ülkelerinin stratejik
planlamaları için en fazla önem verdiği bilgilerden biri, diğer devletlerin
lider ve lider potansiyelleri ile ilgili kişisel bilgilere ulaşabilmektir. Bu
amaçla belirgin ve gizli kişilik özellikleri, zaafları, güçlü yanları,
korkuları, geçmişiyle ilgili önemli ya da önemsiz her türlü bilgi gizli
servisin kurumsal hafızasında depolanır. Bu veriler ışığında bir kişilik
analizi yapılır. Hatta eğer önemli bir makamda ise bu kişiliğin çeşitli durum
senaryoları karşısındaki olası tepkilerini belirlemek için simülasyonlar bile
hazırlanır. Bu konuda ‘İngiliz Casusunun İtirafları’ adlı hatırat mutlaka
okumalı. 1700’lü yıllarda İstanbul’a gelen ve orada çeşitli İslami ilimleri ve
lisanları öğrenen İngiliz casusu Hempher’in, İslâm dünyasını ve Müslümanları
parçalamak için yaptığı casusluk faaliyetleri ve Vehhâbîliği nasıl kurduğu
anlatılır. Kitapta en ilginç bölüm Hempher’in Londra’ya geldiğinde ziyaret
ettiği İstihbarat merkezinde gördüğü Sünni ve Şii din adamlarıdır. Her biri
İngiliz’dir ama hangi din adamını taklit ediyorsa onun gibi yaşamakta, onun
gibi giyinmekte, onun gibi konuşmaktadır.

İsterseniz birkaç örnek vereyim. Birçok
uluslararası görevde bulunan, 4 Temmuz 2003 günü Kuzey Irak”ın Süleymaniye
kentinde Amerikan güçlerince Türk Özel Kuvvetleri”ne mensup askerlerin
başlarına çuval geçirilerek esir alınmalarından sonra Genelkurmay Başkanlığı
tarafından Bağdat”taki Amerikan kuvvetleri karargâhına gönderilen ilk askerî temsilci
emekli Kurmay Albay İsmail Hakkı Soygeniş’in , “Rus strateji uzmanı 1996
yılında Tayyip Erdoğan’ın başbakan olacağını biliyordu.” iddiası üzerinde
durulmalı.(5) Erdoğan’la ilgili Rusların takip ettikleri bir başka konu da
sağlığı. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın 09.10.2017’de, Ukrayna Devlet
Başkanı Petro Poroşenko ile ortak gerçekleştirdiği basın toplantısı sırasında
uyuklamasını değerlendiren Rus psikoterapist Leonid Tretyak, Erdoğan’ın çok
yoğun programı nedeniyle fiziksel bitkinlik yaşamış olabileceğini, diyabet gibi
metabolizma bozuklukları olması durumunda da aşırı uyku halinin görüldüğünü,
Erdoğan’ın bir sağlık sorununun olduğunu düşünmediğini söylemişti.




































Bir başka örnekte TSK ile ilgili. İsrailli
yetkililer, Yaşar Büyükanıt’ın müstakbel Genelkurmay Başkanı olacağını
öngörmüşler ve Org. Yaşar Büyükanıt’ın 1. Dünya Savaşı sırasında o topraklarda
şehit düşen zabit dedesi annesinin babası Mehmet Yaşar Efendi’nin Kudüs’te
bulunan 1400 yıllık Yusufiye Mezarlığı’ndaki kabrini bulup onararak jest
yapmışlardı. Hatta sonraki yıllarda adı geçen mezarlık duvarının restorasyonunu
TİKA gerçekleştirmişti. Büyükanıt, İsrail gezisinde, aralarında dedesinin de
yer aldığı Osmanlı Askerleri Anıtı’nın temel atma törenine katılmıştı. Belli ki
bu da biyografik istihbarat çalışmasının bir sonucuydu.

Türkiye’de
istihbaratçı denilince akla gelen beş kişiden biri olan ve Özal döneminde
önemli görevlerde bulunan efsane MİT görevlisi, Milli İstihbarat Teşkilatı
Kontr-Espiyonaj yani Casusluga Karşı Koyma Dairesi Başkanlığı da yapan, Hiram
Abas’ın ölümü de bir nevi “Bal Tuzağı”nın başka bir şekliydi. Hiram Abas’ın
özellikle sarışın kadınlara olan zaafı bilinmekteydi. Öldürülmeden önce
arabasıyla giderken bir tümsekte hafif yavaşlamak zorunda kalmıştır. O ara genç
ve uzun boylu biri yaklaşarak arabanın içindeki Abas’ı kurşunlayarak
öldürmüştür. İlginç olan ise silah kullanmada bu kadar usta olan birinin
silahına bile davranamadan ölmesiydi. Bunun cevabını da görgü tanıklarının ifadesinde
görmek mümkündür. Görgü tanıkları araba yavaşladığı esnada, gayet güzel alımlı
ve sarışın bir kadının da oradan geçtiğini ifade etmişti. Bu kişi, sarışın
kadınlara karşı zaafı bilinen Hiram Abas’ın dikkatini dağıtmak için mi
kullanılmıştı.(8) Daha fazla yazmayacağım arife tarif gerekmez!