Suay Karaman : S-400
KRİZİ
Ekonomik
krizin iyice hissedilmeye başlandığı ve terörün yine azdırıldığı ülkemizde
gündem sürekli değişmektedir. S-400 füze savunma sisteminin alınması ve
ülkemize getirilmesi kimilerini sevindirirken, kimilerini de üzmüştür.
S-400 füze
savunma sistemi, ülkemizin ileri savunma sistemlerinin geliştirilmesine katkı
sağlayamaz. Çünkü bu sistemin üreticisi ve tüm teknolojisini elinde bulunduran
Rusya’nın, yazılım kodlarını ülkemize vermesi söz konusu değildir. Böylelikle
bu sistem, savunmamızda yeni bir bağımlılık sağlayacaktır. Ama bunların yanında
bu sistemin, ülkemizi bölgesel olarak güçlendireceği de bir gerçektir.
Türkiye’nin S-400
tercihinde, ABD ve AB’nin ülkemize yüksek teknoloji ürünü savunma sistemlerini
kısıtlama girişimlerinin de etkisi vardır. Bunun sonucunda Türkiye, S-400 füze
savunma sistemine sahip ilk NATO üyesi ülke olmuştur. S-400 füze savunma
sisteminin alınması, ABD ve AB’yi rahatsız etmiştir. ABD, ülkemize karşı bazı
yaptırımlar uygulamaya başlamıştır. ABD yönetimi, Türkiye’nin ya S-400 füze
savunma sistemini ya da F-35 savaş uçağını alabileceğini, ikisine birden sahip
olamayacağını bildirmiştir. ABD, Türkiye’nin S-400 füze savunma sistemini satın
almasını, kendilerinin güvenlik hakkına doğrudan bir tehdit olarak
algılamıştır.
Ülkemizin
jeopolitik ve stratejik önemini bilen ABD, ülkemizi sömürmekten vaz
geçemeyeceği için uygulayacağı yaptırımlar konusunda hassas yaklaşım
göstermektedir. F-35 savaş uçağı eğitimi alan Türk pilotlara, eğitim vermeme
kararı almış ve ülkemizi F-35 ortak savaş uçağı programından çıkarmıştır. AB
ise, Türkiye’nin Doğu Akdeniz’de yaptığı enerji sondajlarının yasadışı olduğunu
öne sürerek, ülkemize bir dizi yaptırım uygulayabileceğini açıklamıştır.
S-400 mü, F-35 mi
gerilimi üzerinden Rusya ile ABD arasında kalan Türkiye, S-400 alımıyla,
Rusya’nın askeri, iktisadi, teknolojik etkisine daha açık duruma gelirken, ABD
yönetimiyle de iyi ilişkilerini sürdürmeye devam etmektedir.
Eğer kendi ulusal
savunma sanayinizi kuramazsanız, dışa bağımlılığınız artarak devam edecektir.
1974 yılında Kıbrıs çıkartması sonrasında ABD’nin ülkemize uyguladığı silah
ambargosu unutulmamalıdır. O yıllarda ulusal savunma sanayimiz için
girişimlerde bulunulmuş ve Aselsan, Roketsan, Havelsan, TUSAŞ gibi yerli
kuruluşlarımız kurulmuştu. Bugün bu kuruluşlarla savunma sanayimizi daha da
geliştirmemiz gerekirken, yine, yeniden dışa bağımlı duruma getirilmekteyiz.
Bunun sevinilecek bir yanı yoktur. Ergenekon, Balyoz ve benzeri düzmece
davalarla ordumuza tezgah kuranlar, ulusal tank fabrikamızı Katarlıların emrine
verenler ülkemizi sürekli dışa bağımlı duruma getirmişlerdir.
Bugün ABD’ye kafa
tuttuğunu sananlar Kürecik radarını ABD’den almışlardı. ABD’nin ülkemize
yaptırımlarına karşı, İncirlik başta olmak üzere tüm üsleri kapatamıyorsak, ne
yaparsak yapalım, dışarıya bağımlıyız demektir. S-400 füze savunma sistemi
alındıktan sonra birdenbire terör olaylarının artması da ilginçtir. ABD ve
AB’nin PKK, Fetö, Cemalettin Kaplan ve Asala gibi terörist gruplara yıllarca
yardım edip, destek verdiğini unutanların, yerli ve milli olmaları mümkün
değildir. 18 ada ve bir kayalığımızı Yunanistan’a verenlerin, hangi sistemi
alırlarsa alsınlar, yaptıkları hokkabazlıktan öteye gidemez..
İlk Kurşun
Gazetesi, 22 Temmuz 2019.