Yayınlandı: 24.09.2020 10:10
Henüz güncellenmedi

MİSYONERLİK FAALİYETLERİ

MİSYONERLİK FAALİYETLERİ DOSYASI /// Rahip Brunson : Kürt mültecilerle çalıştığımız için Türk istihbaratı bizi sürekli izliyordu


Rahip Brunson : Kürt mültecilerle çalıştığımız için Türk istihbaratı bizi
sürekli izliyordu


15 Temmuz darbe
girişiminden sonraki gözaltı ve tutuklamalarda en dikkat çeken isimlerden biri,
evanjelist rahip Andrew Brunson’du.


Brunson’un, ABD ile Türkiye arasında krize dönüşen
tahliyesi ve özel uçakla ülkesine dönmesinin ardından, ABD Başkanı Donald Trump
tarafından karşılanması ve Türkiye’yi eleştiren yorumları hayli dikkat
çekerken, Rahip Brunson son olarak ABD merkezli The Wall Street Journal (WSJ)
gazetesine konuştu.


Brunson aynı zamanda ‘çektiği çile’yi ‘Tanrı’nın
rehinesi’ ismiyle kitaplaştırdı ve kitap 15 Eylül’de kitapçı raflarında yerini
aldı.


Brunson, Adam O’neal’a yaptığı açıklamalarda,
Türkiye’de Hıristiyanlığa geçenlerin oranına dair de tahmini bilgi verdi. 


Her 16 bin kişiden birinin Hıristiyanlığa geçtiğini
iddia eden Brunson, tutuklanma gerekçesi ve süreci ile ilgili de önemli
detaylar veriyor.


O’neal tarafından kaleme alınan yazıda dikkat çeken
noktalar şöyle:


“…Başkan Trump, Amerikalı Rahip Andrew
Brunson’un tutukluluğunu ‘meşhur dava’ haline getirdi. Peki Brunson neden
tutuklandı? Hakkındaki iddianameye göre, Brunson terörist grupları destekledi
ve ulusal güvenliğe bir tehdit oluşturdu. Dedikodulara göre, bu evanjelik
misyoner, Mormonlarla, Yehova’nın Şahitleriyle, Kürt ayrılıkçılarla ve İslamcı
Gülen hareketi ile yakın ilişkiler geliştirdi.


Tüm bunlar karşısında Brunson’un basit bir açıklaması
var: ‘Başlangıçta amaçları diğer misyonerleri ürkütmek ve ülkeyi terk
etmelerini sağlamaktı.’ Brunson, Ankara’nın, ‘Rahipleri ve inananları
ürkütelim. Bunu bir Amerikalı’ya yapabilirsek, herkese yapabiliriz’
düşüncesinde olduğuna inanıyor. Sonunda Erdoğan’ın devreye girmesi ve
anlaşmazlığın uluslararası bir olaya dönüşmesinin ardından Brunson, 12 Ekim
2018’de serbest bırakıldı.


Brunson ve eşi Norine, 1993 yılında İstanbul’a
geldiler. Brunson, “Türkiye’ye gittik çünkü dünyadaki en büyük evanjelik
olmayan ülke orasıydı” yorumunu yaptı, “Hıristiyanlar söz konusu
olduğunda Türkiye’deki her şey alabildiğince kırılgan ve küçük. kurtuluş
ihtiyacı içinde olan bir dünya var. Kurtuluşun yolunu biliyorum ve başka
insanlara da anlatmalıyım” diye de ekledi.


Brunsonlar 2000 yılında İzmir’e yerleşti ve 2010
yılında kırmızı ışıklı sokakta bir kilise açtılar. Kilise giderek büyüdü ve
sokakta müşteri arayan transeksüellellerle komşu oldu. 


“Biz onlara karşı her zaman saygı ve ciddiyetle
yaklaştık çünkü onlar Tanrı’nın sevdiği insanlar. Kiliseye göz kulak
oluyorlardı çünkü tüm gece ayaktaydılar” dedi, Brunson. 2011’de bir kişi
Brunson’a silahla saldırdığında polise telefon da etmişler.


Brunson, yaptıkları işlerin ılımlı ve enerjik
olduğundan bahsetti. Suriyeli mültecileri desteklemekten tutun da Türkiye
genelinde kilise kurmaya kadar pek çok iş. Brunson’a göre, Ankara’nın güvenlik
servisleri çifti sürekli izledi ve Kürt mültecilerle çalışması daha çok dikkat
çekti. Brunsonlar, 16 Temmuz darbe girişiminin ardından ülkeye dönüp dönmemeyi
de tartıştı. Türk lider (Erdoğan) düşmanları bir bir içeri atıyordu, darbe
girişiminden sonra 500 bin kişi gözaltına alınmıştı – 30 bin kişi hala demir
parmaklıklar ardında. 


Türk polisi, 7 Ekim 2016’de Brunson çiftini gözaltına
aldı ve kendilerine darbe sonrası karmaşası nedeniyle gözaltına alındıkları
söyledi ancak Brunson çifti, kaosun dini azınlıkları yıldırmak için bir bahane
olarak kullanıldığını düşünüyor. Brunsonlarla ilgili tartışma büyüyünce de
Ankara durumdan vazife çıkardı: Aylar önce, Obama yönetimi dört Amerikalı
rehineyi kurtarmak için İran’a 400 milyon dolar ödemişti. Brunson,
“Türkler, ABD hükümetine ve Dışişleri Bakanlığına, Senatörlere bizi neden
tuttuklarına dair farklı gerekçeler sundu, bir şeyin peşindeydiler” diye
konuştu. 


Brunson’a göre, cezaevi koşulları sefildi. Yaşadığı
stres nedeniyle Brunson 22 kilo kadar kaybetti. Sık sık ağladı ve ilaçla tedavi
edildi. Arkadaşlar edindi ancak hücrelerini bir camiden daha dolu hale getiren
samimi Müslümanlar ile yaşadığı kültürel ayrım nedeniyle daha bir başına
hissetti.”