Yayınlandı: 24.09.2020 11:26
Güncellendi: 23.07.2022 15:03

TELEGRAM

MK ULTRA PROJESİ : TELEGRAM MAĞDURU OLDUĞUNU İDDİA EDEN YILMAZ ERKONAT’IN NÖRO-SAVUNMA STRATEJİSİ

Değerli Yurtseverler,

MK ULTRA Teknolojisine maruz kalan tüm mağdurların sesi
olmaya devam ediyoruz.

24 Ekim 2016 Pazartesi günü EMNİYET GENEL MÜDÜRLÜĞÜ / İSTİHBARAT DAİRE BAŞKANLIĞI’na toplam 6 DVD’den oluşan bilgi gönderdik ve eğer bu taciz
takibi teknolojisi Emniyet tarafından kullanılıyorsa kesinlikle kullanılmaması
gerektiğini bir kez daha hatırlattık. Yok eğer kullanılmıyorsa bu konuda
mağdurlara makul bir açıklama yapabilmek için bu sorunun araştırılarak varsa
sorumlularının tespit edilmesini ve yargı önüne çıkarılmasını talep ettik.

Bu konuda ki gelişmeleri sizinle paylaşmaya devam edeceğiz.

İSTİHBARAT DAİRESİNE GÖNDERDİĞİMİZ MESAJ

MK-Ultra Projesi Türk
Vatandaşlarına mı uygulanıyor ??

Sayın Başkanım;

Öncelikle
mektubumuza zaman ayırıp okuduğunuz için teşekkür ederiz.

TÜRKİYE’de
2000’li yıllardan bu yana belirli yerel ve yabancı istihbarat servisleri
tarafından PSİKOTRONİK – ELEKTRO
MANYETİK takip cihazları ile vatandaşlara yönelik yasadışı teknik takip
yapılmaktadır. Deniyor.

Bu konunun
mağduru binlerce kişi var ama ne yazık ki konunun kamuoyunca yeterince
bilinmemesi yada komplo teorisi olarak görünmesi nedeniyle şikayetlerini resmi
merciler dışında saklama gereği duyuyorlar. Şu anda mağdurlar dernek kurma
aşamasına geldiler ve seslerini kamuoyuna duyurmaya çalışıyorlar. Yurt dışında
ise on binlerce mağdur var ve bir çok sivil toplum örgütü adı altında haklarını
arıyorlar.

Bunlardan birisi de ICAACT ORGANISATION. Web sitesi :  http://icaact.org

Peki, sırası
gelmişken bilmeyenler için kısaca MK ULTRA’yı anlatalım.

MK ULTRA NEDİR ? TARİHSEL BAKIŞ AÇISI İLE İNCELEYELİM

1950-1960 arasında Amerikan Merkezi Haberalma Teşkilatı (CIA)
altında görev alan Bilimsel İstihbarat Birimi (SID), “zihin kontrolü”
ve insanların davranışsal mühendisliği üzerine birçok deney yapmıştır. Bunların
hepsi önemli veriler elde edilmesini sağlasa da, tamamı başarısızlıkla
sonuçlanmıştır; hatta bazıları, denekler üzerinde ciddi psikolojik sorunlar
yaratmıştır. MK-Ultra Projesi, bu deneylerin genel adı olarak bilinmektedir.
Proje kapsamında sayısız yasadışı deney yapmışmış ve suç işlenmiştir. 1953’te
yasal olarak tanınmamaya başlanan programın 1964’te alanı daraltılmış, 1967’de
iyice yavaşlatılmış ve 1973’te tamamen durdurulmuştur. Deneyler süresince
denekler özellikle Liserjik Asit Dietilamid (LSD) gibi halüsinojenlerin aşırı
dozda kullanılmak haricinde hipnoz, duyusal yetersizlikler, izolasyon, sözel ve
cinsel istismar ve hatta işkence gibi yöntemlere maruz kalmıştır.

44’ü üniversite olmak üzere toplamda 80 enstitünün ortak olarak
yürüttüğü bu projede, CIA’in toplam bütçesinin %6’sı kullanılmıştır. Uzun bir
süre gizli tutulmaya çalışılan bu proje, 1977 senesinde Bilgilendirilme
Özgürlüğü Yasası’nın çıkarılmasıyla toplamda 20.000 belgenin açığa çıkarılması
sayesinde öğrenilmiştir. Temmuz 2001’de ise deneylerle ilgili gizli kalmış tüm
bilgiler halka arz edilmiştir.






























Deneyler süresince sayısız alanda araştırma yapılmış, insan ve
diğer hayvan denekler üzerinde yasadışı, bilimdışı ve akıldışı sayısız
uygulamada bulunulmuştur. Örneğin sorgulamaların kolaylaştırılması için
geliştirilmeye çalışılan dürüstlük
hapı sırasında birçok hayvan ve insana sayısız halüsinojen madde ve
diğer kimyasallar verilmiştir.

1955’te yazılmış bir
belgede, deneylerin amaçları şu şekilde sıralanmaktadır:

1.     Halkın gözünden düşülmesine
neden olacak kadar mantıksız düşünmeyi ve düşüncesizliği tetikleyen maddelerin
geliştirilmesi.

2.     Mantıklama ve algılama
süreçlerini yavaşlatan maddelerin geliştirilmesi.

3.     Kullanıcının daha hızlı veya
yavaş yaşlanmasına neden olacak maddelerin geliştirilmesi.

4.     Alkolün etkilerini tamamen
silecek bir ilacın geliştirilmesi.

5.     Kamuflaj ve taktik amaçlı,
bilinen hastalıkların tüm belirtilerini yaratan; ancak istendiği zaman
durdurulup bu etkilerin geri dönebilmesine neden olan ilaçların geliştirilmesi.

6.     Geçici veya kalıcı beyin hasarı
ve hafıza kaybı sağlayan ilaçların geliştirilmesi.

7.     Baskı, işkence ve hayati
ihtiyaçlara olan direnci arttırıcı ilaçların geliştirilmesi.

8.     Kullananın o anda ve öncesinde
olan olayları kalıcı ya da geçici olarak unutmasına neden olacak maddelerin
geliştirilmesi.

9.     Şok ve kafa karışıklığını
geçici ya da kalıcı, kısa ya da uzun vadede yaratabilecek maddelerin ve
fiziksel yöntemlerin geliştirilmesi.

10.Bacakların
felç olması veya akut kan yetmezliği gibi fiziksel yetersizlikleri anlık olarak
yaratabilecek ilaçların geliştirilmesi.

11.Vücutta su
kabarcıkları yaratabilecek kimyasalların geliştirilmesi.

12.Bireyin
davranışlarını, arzu edilen bir diğer bireye bağımlı kılacak şekilde
değiştirecek ilaçların geliştirilmesi.

13.Sorgulama
mekanizmalarını iptal edecek, mantıksal düşünmeyi engelleyecek ilaçların
geliştirilmesi.

14.Hırsı
azaltacak ve genel çalışma verimliliğini düşürecek ilaçların geliştirilmesi.

15.Görüş,
duyma, vb. duyusal becerileri köreltecek ilaçların geliştirilmesi.

16.Sonrasında
kalıcı hafıza kaybı yaratan, ani bayıltma işlemini yapabilecek ve yiyeceklere,
içeceklere, havaya karıştırılabilecek bir ilaç geliştirilmesi.

17.Belirli
bir fiziksel aktivitenin yapılmasını tamamen engelleyecek bir ilacın
geliştirilmesi.

Tüm bunları test etmek ve geliştirebilmek için CIA deneylerinde
yüksek dozda LSD, barbiturat IV, amfetamin IV, temazepam, eroin, morfin, MDMA,
meskalin, psilocybin, scopolamin, marijuana, alkol, sodyum pentotal ve ergin
gibi sayısız bağımlılık yapıcı, halüsinojen ve uyuşturucu madde kullanmıştır.
Denek olaraksa zihinsel hastalıklı olan insanlar, mahkumlar, ilaç bağımlıları
ve fahişeler kullanılmış, bunlar durumları veya mesleklerinden ötürü tehdit
edilerek karşı koymaları engellenmiştir. Deneyde görev alan bir memur, şu
sözleri sarf etmektedir:

“Deneylerde, bize karşı koyamayacak herkesi
kullandık.”

Amerika’da patlak veren Watergate skandalı sırasında MK-Ultra’ya
ait tüm belgelerin yok edilmesi emredilmiş ve 20.000 belge haricinde kalan
hepsi yok edilmiştir. Bu yüzden MK-Ultra’nın tüm detaylarını bilmek
imkansızdır. Ancak var olan belgelerden bile, deneyler sırasında onlarca
deneğin öldüğü, birçoğunun suikaste kurban edildiği, bazılarının ise eskiden
var olmayan zihinsel sorunlar geliştirdiği bilinmektedir ve belgelenmiştir.
Milyonlarca dolarlık projenin sadece bir ayağı olan Pont-Saint-Espirit ayağında
meydana gelen deneysel hatalardan ötürü 32 denek akıl hastanesine kaldırılmış
ve en az 7 denek ölmüştür. 

Deneyler, tamamen gerçek olmakla birlikte, belgelerin eksik
olmasından ötürü günümüzün bilimdışı komplo teorisyenlerinin en sevdiği
alanlardan biri olmaktadır. Bu gibi şahıslar, bu deneylerin bir deneği olan
Sirhan Sirhan isimli katilin, John F. Kennedy’i bu deneylerin etkisi altında
öldürdüğünü iddia etmektedirler. Sirhan’ın, bu deneylerdeki metotlarca kontrol
edildiğini ileri sürmektedirler. Bunun gibi sayısız ispatsız argümanı bulmak
mümkündür. İBDA-C ÖRGÜTÜ lideri Salih
Mirzabeyoğlu’nun durumu buna en iyi örnektir.

Kimi zaman “abartılı” gelebilecek politik ve bilimsel
deneyler zaman zaman gerçekten de uygulanabilmektedir. Önemli olan, bu
deneylerin gerçek yapısını anlayabilmek ve insanların merak duygusundan prim yapan
komplo teorisyenlerinin saçmalıklarına izin vermemektir.

Eğer bu konuda devlet yetkilileri bir an önce kamuoyuna tüm
çıplaklığı ile tatminkar bir açıklama yapmaz ise Savcılık makamlarının önü 
“BANA DEVLET ZİHİN KONTROLÜ UYGULUYOR” diyenlerle dolmaya devam
edecektir. Sadece 2015-2016 arası tarafımıza başvurma cesareti gösteren 275
mağdur (Olduğunu iddia eden) kişi
bulunuyor ve bu sayıya her gün yenileri ekleniyor. Devlet suskun kaldıkça
devlet üzerine komplo teorilerinde artış olması kaçınılmazdır. Bu sebeple bu
konuda ivedi bir kamuoyu açıklaması beklediğimizi bir kez daha yineleyelim.

Devlet her yönü ile vatandaşının beden ve fizik güvenliğini
korumakla mükelleftir. Eğer devlet yetkilileri gerekli açıklamayı yapmaz ise ya
da bu konuda kapsamlı bir soruşturma başlatmaz ise mağdurların iddia ettiği
DEVLETİN SIRADAN KİŞİLERE KARŞI İSTİHBARİ TAKİP ve TACİZ 
TEKNOLOJİSİ
 kullandığı yönündeki tezler gerçeklik kazanacaktır. Bu da
devlete karşı çok ciddi tazminat davalarının açılması anlamına geliyor.

Değerli Yurtseverler,

Şu ana kadar ki
paylaşımlarımız da hep MK Ultra Teknolojisinin Alt yapısından ve zararından
konuştuk. Şimdi ise bu teknolojinin mağduru olduysanız nasıl mücadele
edeceğinizi konuşalım.

Bu konuda kesin bir
formül bulunmuyor, ancak çok sayıda mağdur olduğunu iddia eden vatandaşımız ve
diğer ülke vatandaşı bulunuyor. Şimdi
YILMAZ ERKONAT adındaki eski MK ULTRA mağduruna söz verelim. Yılmaz bey telegram tacizi
altında kalınca kendi kendine bir çözüm yolu bulduğunu söylüyor ve tavsiyelerini
sıralıyor.

Bu açıklama dünyada
bir ilk.

İlk defa bir
vatandaş
(ÖZEL BÜRO GRUBU üyesi değil) çözüme yönelik fikirlerini paylaşıyor. Lütfen siz
de
DELİ
SAÇMASI
olarak nitelemeden tamamen OBJEKTİF bir biçimde anlatılanları okuyun. Okuyanların
arasında bu teknolojiyi saçma sapan bulanlar mutlaka olacaktır. Ama biz de
karşı tez olarak şunu diyebiliriz. 35 yıl önce
“Gün gelecek
cebinize sığabilecek kadar küçük bir telefonla dünyanın en uç noktasında ki bir
yurttaş ile görüntülü ve sesli görüşebileceksiniz”
deselerdi nasıl bir
ruh halinde olacaksanız şimdi de aynı durumu yaşıyoruz.

Sonuç olarak, burada devlet ve yöneticileri bir sınav veriyor.
FAŞİST POLİS DEVLETİ MİYİZ ? YOKSA DEMOKRATİK HUKUK DEVLETİ Mİ ? BUNU BU
KONUDAKİ TAVRINIZ BELİRLEYECEKTİR.

TELEGRAM MAĞDURU OLDUĞUNU İDDİA EDEN YILMAZ ERKONAT ADLI KİŞİNİN
BEYANATLARINI İNDİRMEK İÇİN BURAYA
TIKLAYIN.

Teşekkürler.

ÖZEL BÜRO İSTİHBARAT GRUBU





































































www.ozelburoistihbarat.com