DERİN DEVLET & İSTİHBARAT SERVİSLERİ & İSTİHBARAT KONULARI & MİT VE TEŞKİLAT-I MAHSUSA

MOSSAD DOSYASI /// NİHAT ALİ ÖZCAN : İsrail’in ‘cezalandırıcı seri suikastları’

İsrail’in ‘cezalandırıcı seri suikastları’

Arap Baharı Ortadoğu’da öncelikler kadar gündemi de değiştirdi.
Geleneksel anlaşmazlıkların ve yöntemlerin yanına yenileri eklendi. Suriye,
Irak, Yemen ve Libya’da devletler çöktü. DAEŞ, PKK/PYD, terörizm, mülteci
sorunu, sınır güvenliği ve vekâlet savaşları öncelikli konular haline geldi.

Bu hengâme de gözden ırak kalmayı, gündemden düşmeyi
başaran İsrail ise pür dikkat yeni gelişmeleri izlerken, eskileri de asla göz
ardı etmedi. Elbette Filistin-İsrail sorunundan söz ediyoruz. Öyle ki İsrail,
dikkatini dağıtacak hiçbir şeye izin vermedi/vermiyor. Ekonomik, siyasi,
psikolojik, askeri, teknik kapasitesini seferber ederek “demirbaş” sorununa çok
hızlı müdahale ediyor.

Sadece önleyici değil, aynı zamanda cezalandırıcı
operasyonlara da girişiyor. Örneğin, Suriye’de fiziki hedeflere yönelik hava
operasyonları yaparken, Gazze’de “militanları” İHA veya füzelerle vuruyor. Evde
oturup beklemek yerine “düşmanı/terörizmi” caydırmayı, moral motivasyonunu
bozmayı, halkına güven vermeyi hedefliyor. Bu tarz müdahalelerin ortak yönünün
“düşman” addedilen topraklarda, askeri güç kullanılarak gerçekleştirilmesi
olduğunu söyleyebiliriz. 

Öte yandan, İsrail’in hukuki ve diplomatik
zorlukların üstesinden gelmek için sıklıkla başvurduğu bir diğer yöntem daha
var. Yabancı bir ülkede yaşayan, İsrail için tehdit teşkil eden “teröristlerin”
suikastla ortadan kaldırılmaları. İstihbarat örgütlerinin gerçekleştirdiği bu
tarz eylemler, kitaba göre, tipik bir “örtülü operasyon”. En önemli kural, her
durumda yapılanı inkârdır.

İsrail, “terörle/düşmanla” mücadelede de bu yöntemin
etkili olduğuna inanmaktadır. Bir yandan küresel istihbarat kapasitesine, bir
yandan da planlama ve icra yeteneklerine güvenmektedir. İsrail’in örtülü
operasyonla “düşmanlarını” ortadan kaldırma taktiği elbette yeni değil.

Her ne kadar son suikastın hedefi Malezya’da yaşıyor
olsa da. Üç hafta önce, sekiz yıldır Malezya’da yaşayan Hamas üyesi, elektrik
elektronik mühendisi Fadi Batsi iki Avrupalı “beyaz adam” tarafından suikastla
öldürüldü. Fadi’nin füze ve insansız hava araçları konusunda uzman olduğu
biliniyor. Malezya polisi, 25 Nisan günü yaptığı açıklamada suikastı
gerçekleştirenlerin sahte Sırp ve Karadağ pasaportu kullandığını açıkladı.
Aslında bu İsrail’in kaygı ve hassasiyetini gösteriyor. Daha önce de benzer şekilde
Mossad, elektrik elektronik mühendisi Muhammet Zaurari’yi Aralık 2016’da
Tunus’ta öldürdü.

Yine Hamas lideri Halid Meşal’in 1997 yılında
Ürdün’de zehirli gaz kullanılarak öldürülmek istenmesi, 2010 yılında Mahmut Al
Mabhuh’un Dubai’de bir otelde öldürülmesi operasyonlardan bazıları. Listeyi
Avrupa’dan Lübnan’a, Irak’tan İran’a uzanan örneklerle çoğaltmak mümkün. En
önemli konu, cezalandırıcı “suikastların” iş yapma süreçlerinde kötü örnek
olması ve alışkanlık yapması. Daha fazlasını merak edenler için Ronen
Bergman’ın kitabını öneririm: “Rise And Kill First” (İsrail Suikastlarının
Gizli Tarihi, 2018).
















Milliyet