İSTİHBARAT SERVİSLERİ (ASKERİ – SİVİL) & DERİN DEVLET & İSTİHBARAT KONULARI & MİT – MEH & MAH VE TEŞKİLAT-I MAHSUSA

MSS DOSYASI : ÇİN İSTİHBARATI – MSS’NİN FAALİYETLERİ

ÇİN
İSTİHBARATI – MSS


Giriş


Dünyadaki en
köklü uygarlıklardan birisi olan Çin medeniyeti, toprak hakimiyeti bakımından
uzun ve homojen bir tarihe sahip olmasının yanı sıra, geçirdiği değişim ve
dönüşümlerle de ön plana çıkmaktadır. Günümüzde devasa ekonomisi ve ABD ile
girdiği ticaret savaşları ile anılan bu ülkenin istihbarat geleneği de elbette
devlet geleneği kadar köklüdür.  Herkesin tahmin edeceği üzere, yüzyıllar
önce Sun Tzu tarafından yazıldığı belirtilen, fakat gerçekte yaşayıp yaşamadığı
bile tartışmalı olan bu kişinin yazdığı Savaş Sanatı adlı eser, Çin’in askeri ve istihbari
kültürü açısından tarihi bir dayanak noktası kabul edilmektedir.(1)  Bu
yazıda, hakkında bilgi edinilmesi çeşitli faktörler nedeniyle oldukça zor olan
Çin İstihbaratı hakkında bilgiler verilmeye çalışılacaktır. Buradaki amaç ise,
Çin’i övmek ya da kötülemek değil, Türkiye halkına tanıtmaktır.

Sun Tzu


Sun Tzu’nun
İstihbarat Hakkında Görüşleri


Sun Tzu’nun Savaş Sanatı
adlı kitabı, toplam 13 bölümden oluşan bir askeri strateji kitabıdır. Bir
askeri harekatın çeşitli evrelerinin anlatıldığı kitabın son bölümü, istihbarat
faaliyetlerine ayrılmıştır. “Casusların Kullanımı” adlı son bölümde, bugün
“insan istihbaratı” olarak bilinen espiyonaj faaliyetlerinden bahsedilmekte ve
bu konuda iyi bir komutan veya hükümdar olmak isteyen kişilere tavsiyeler
verilmektedir. Sun Tzu’ya göre, istihbarat, iyi bir komutanın ve akıllı bir
hükümdarın askeri başarı elde etmesini sağlayan ve sıradan kişilerin
başaramayacağı şeyleri mümkün hale getiren çok önemli bir faaliyettir. Sun Tzu,
istihbari bilginin elde edilmesi için yerel casuslardan düşman içinden
devşirilen casuslara, çift taraflı kullanılan casuslardan düşmanı yanıltacak
işler yapan casuslara (günümüzde sahte bayrak-false flag 
faaliyeti olarak bilinen) kadar birçok espiyonaj faaliyetinden yararlanılması
gerektiğini salık vermektedir.(2) Bütün bunlar, yukarıda da belirttiğimiz gibi,
Çin askeri tarihinde ve güvenlik kültüründe var olan istihbarat geleneğini
ortaya koymaktadır.


Modern Çin’in
Oluşumu ve Komünist Devrim ile Ortaya Çıkan Durum 


Uzun yıllar dışa
kapalı bir yaşam süren Çin’in günümüzdeki halini almasına yol açan hadiseler,
19. yüzyılın başlarında ortaya çıkmıştır. Bu tarihe kadar, Çin’i ayakta tuttuğu
düşünülen geleneksel öğretileri sarsmamak adına kapalı bir duruş sergileyen ve
Çin’i uzun yıllar yöneten Mançu (Manchu) Hanedanlığı, Batı’nın güçlü emperyal
aktörlerinin dayatmalarına maruz kalması sonucu zorunlu bir dışa açılma
göstermek durumunda kalmıştır. Bu zorunluluğun ilk örneği Afyon Savaşı olarak
bilinen savaşta yaşanmıştır. İngiltere’de tüketilen temel gıda maddelerinin
başında gelen çayın büyük bir kısmı o dönem Çin’den ithal edilmekteydi. Fakat
Çin, bu ithalat için yalnızca Kanton Limanı ile sınırlı olmak kaydıyla
topraklarını İngiliz erişimine açmıştı. Çay ithalatına kaynak olması için
İngiliz tüccarların Çin’e afyon sokması ve afyon tüketiminin Çin genelinde
yayılma eğilimi göstermesi nedeniyle, zamanla Çin hükümeti afyon ticaretini de
yasakladı. Fakat bu tedbir, İngilizlerin öfkesini celbetmiş ve olay ticaret
serbestisi konusuna tahvil edilerek daha da büyümüştür. 1839’da çıkan ve 3 yıl
süren savaş sonucunda yenilgiye uğrayan Çin, başka limanlarını da uluslararası
ticarete açmak durumunda kalmıştır.(3) Bu olay küçük gibi görünse de, daha
sonra Çin’in çözülmesinde ve devrime giden yolda önemli bir tetikleyici
olmuştur. Bu tarihten itibaren, 19. ve 20. yüzyılın başında yaşanan diğer
hadiseler, Çin’de yaşanan hızlı çöküşün altyapısını oluşturmuştur. Nitekim
Çin’e Batı’dan gelen misyonerlerin faaliyetleri, Japonya karşında alınan ağır
yenilgi, Batılı emperyal güçlerin Çin topraklarında yaptığı sömürgecilik
faaliyetleri ve buna karşı hızlı bir reaksiyon gösteremeyen Çin’in devlet
sistemi orta vadede çöküşe ve devrime giden süreci başlatmıştır.(4)


Mançu Hanedanlığı
1912 yılı başında yıkılıp da yerine Cumhuriyet kurulduğunda, Çin, merkezi bir
yönetimden yoksun ve karmaşa içinde bulunmaktaydı Sun Yat Sen Başkanlığındaki
Milliyetçi Halk Partisi (Kuomintang) ülkeyi idare ediyordu. 1921 yılında Çin
Komünist Partisi (ÇKP) kurulduğunda, Sun Yat Sen Başkanlığındaki Milliyetçi
Halk Partisi, Sovyetler Birliği ile yakın ilişkin içinde bulunuyor; mevcut
konjonktürde ÇKP de bu duruma destek veriyordu. Ne var ki, Sun Yat Sen’in 1925
yılında hayatını kaybetmesi ve Çan Kay Şek’in hem Devlet Başkanlığı, hem de
ordu komutanlığını üstlenmesiyle birlikte ÇKP’ye yönelik saldırılar başlamış;
bu doğrultuda ÇKP’nin merkezi yönetime karşı tutumu da değişmiştir.(5) Esasen
ÇKP’nin ilk istihbarat örgütünün kurulduğu tarihler de bu döneme tekabül
etmektedir. 1920’li yıllarda “Özel Şube” adıyla kurulan teşkilat, daha sonra
çeşitli isim ve yapı değişiklikleriyle günümüze kadar gelmiştir.(6)


Modern Çin
İstihbaratının Tarihi ve Yapısı 


Mao Zedong
önderliğinde 1949 yılında gerçekleşen devrime kadar, ÇKP’nin istihbarat birimi
önce “Özel Şube” adını almış, daha sonra da bu şube “Merkezi Toplumsal İşler
Birimi” (Central
Department of Social Affairs
) olarak yeniden
teşkilatlandırılmıştır. Merkezi Toplumsal İşler Birimi’nin görevi; ÇKP
yöneticilerine dünyada yaşanan büyük olaylar, gazete haberleri ve meydana gelen
değişimler üzerine raporlar sunmaktı. Merkezi Toplumsal İşler Birimi’nin elde
ettiği istihbarat, 1946-1949 arasında Kuomintang ile ÇKP birlikleri arasında
gerçekleşen iç savaşta komünistler adına oldukça yararlı olmuştur.(7) Zaten
birimin ilk Başkanı olan Kang Sheng de modern Çin istihbaratının kurucusu
olarak görülmektedir. Sovyetler Birliği’nde de bulunan Kang Sheng, Çin
istihbaratını KGB modeline göre örgütlediği için, “Çin’in Dzerjinski’si” (ÇEKA
kurucusu “Demir Feliks” lakaplı Feliks Dzerjinski’ye referansla) olarak
anılmaktadır. 1949’dan sonra istihbarat sisteminde yapılan güncelleme ile
istihbarat biriminin adı “Merkezi Tahkik Şubesi” (önce Liaison
Department,
sonra da Central Investigation Department) olarak
değiştirilmiştir.(8)


Merkezi Tahkik
Şubesi, devrimden sonra ülkede gittikçe artan bir etkiye sahip olmuş ve sürekli
olarak gelişmiştir. Teşkilatın ilk Başkanı olan Li Kenong, teşkilattaki görevi
yanında Genelkurmay Başkan Yardımcılığı ve Dışişleri Bakan Yardımcılığı
görevlerini de yürütmekte ve aynı zamanda Politbüro toplantılarına
katılmaktaydı. 1950’li yıllar boyunca, teşkilat, neredeyse dünya çapındaki tüm
Çin Büyükelçilik ve yurtdışı misyon temsilciliklerinde istihbarat toplama adına
Tahkik ve Araştırma Departmanları adıyla yer almaktaydı. Stratejik istihbarat görevi
de Merkezi Tahkik Şubesi’nin uhdesinde bulunan bir büro aracılığıyla
yürütülüyordu. Bu büro, Modern Uluslararası İlişkiler Enstitüsü’dür.(9) İkinci
Dünya Savaşı sonrası dönemde Çin istihbaratının başlıca iki amacı
bulunmaktaydı. Bunlardan ilki, içeride devrime yönelebilecek herhangi bir
tehlikeyi bertaraf etmek, ikinci olarak da ABD’nin nükleer teknolojisi ile
ilgili bilgiler elde etmekti. Çin istihbaratı, bu dönemde devrimi sağlama almak
ve teknolojik gelişimi sağlamak adına faaliyetler yürütmüştür.(10)


Merkezi Tahkik
Şubesi, Çin içindeki politik savaşlar esnasında da etkin olarak rol almıştır.
Buna en iyi örneklerden birisi, Çin’in güçlü politikacılarından Deng
Xiaoping’in “Büyük Proleter Kültür Devrimi”(11) sırasında tasfiye edilmesi
esnasında görülmüştür. Nitekim bazı reformist özellikleri nedeniyle Mao
tarafından pasif göreve atanan Deng’in tasfiyesi, Merkezi Tahkik Şubesi
tarafında yapılmıştır.(12) Merkezi Tahkik Şubesi, 1983 yılına kadar
yaşamını sürdürmüş; 1983 yılında Devlet Güvenlik Bakanlığı’nın (Ministry of
State Security
) kurulması ile de lağvedilmiştir. Bu Bakanlığa ek
olarak, bir de sivil bir istihbarat teşkilatı olarak Toplumsal Asayiş Bakanlığı
(Ministry of
Public Security)
bulunmaktadır. Askeri istihbarat işleri Çin Halk Kurtuluş Ordusu’na
bağlı 3 adet büro tarafından yürütülmektedir.(13) 1983 yılında kurulan Devlet
Güvenlik Bakanlığı, her istihbarat teşkilatı gibi, Çin’in ulusal çıkarlarını
korumak ve hükümet istikrarını sağlamak gibi iki ana amaç doğrultusunda
istihbarat faaliyetleri yürütmektedir. Bu Bakanlığın zaman zaman endüstriyel ve
ekonomik istihbarat kapsamında ABD’de ve Avrupa’da çeşitli kurum ve şirketlere
yönelik istihbarat faaliyetleri yürüttüğü konusunda da ABD ve Avrupa basınında
zaman zaman eleştirel haber ve analizler yayınlanmaktadır.(14)


Çin’in İstihbarat
Operasyonları


Çin’in istihbarat
faaliyetlerine ilişkin yazılan her makalede, istinasız olarak mutlaka Çin
istihbaratının yurtdışında çalışan veya okuyan Çinlileri istihbarat
faaliyetlerinde etkin olarak kullandığına atıf yapılmaktadır. Böylece
operasyonların gizliliği bir kat daha artmakta ve casusluk faaliyetinin açığa
çıkması zorlaşmaktadır. “Gayri Resmi Gizli Görevli” (Non-official
cover officials
– NOC) metodu olarak kavramsallaştırılan yöntem, Çin
istihbaratı tarafından sıklıkla kullanılmaktadır. Bu yöntem, şirketlerde
çalışan personeller, öğrenci ve akademisyen değişim programları ve ticari ve
bilimsel heyetler vasıtasıyla kullanılmaktadır. Bununla birlikte, Çin
istihbaratının uzun dönemli olarak kullandığı uyuyan hücreler de bulunmaktadır.
Bunlar, genellikle Çin’den başka ülkelere göç etmiş olan Çin uyruklu
kişilerdir. Bu kişiler uzun süre hiçbir faaliyette bulunmaz ve gittiği ülkeye
entegre olmuş bir görüntü çizerler. Fakat daha sonra, bu kişiler, gerektiğinde
istihbari operasyonlarda kullanılırlar.(15)


Bu bilgileri
verdikten sonra, Çin istihbaratı hakkında Batı basınında sıklıkla yapılan
‘‘amatörlük’’ eleştirilerine ve bu eleştirilere gelen karşı argümanlara yer
vermek gerekmektedir. Yukarıda da bahsettiğimiz gibi, Çin istihbaratı, daha çok
Çinli veya Çin asıllı öğrenciler, orta ve büyük ölçekli şirketler ya da
akademisyenler aracılığıyla çeşitli bilgiler toplamakta ve elde edilen bu
dağınık bilgileri puzzle parçaları gibi birleştirmek suretiyle bir istihbarat
faaliyetinde bulunmaktadır. Çin istihbaratı için bilgi toplayan, fakat
profesyonel istihbarat eğitimlerinden geçmemiş kişilerin sıklıkla açığa çıkması
nedeniyle Çin istihbaratının amatörlükle suçlandığı akademik ve isrihbari
çevrelerde bilinen bir hadisedir. Yine bunun yanı sıra, Çin’in istihbarat
operasyonlarında ağırlıklı olarak Çin kökenli kişileri kullanması da sıklıkla
bir zafiyet olarak Batılılarca dile getirilmektedir. Bu eleştirilere yönelik
tutarlı bir karşı argüman, Jamestown Foundation adlı düşünce kuruluşunun Çin
hakkında analizler yapan “China Brief” adlı bülteninin editörü olan Peter
Mattis’ten gelmiştir. Çin siyaseti konusunda uzun yıllar araştırmalar yapan
Mattis, bu “amatörlük” algısının Çin için bilgi taşıyan üçüncü kişilerin açığa
çıkmasından kaynaklandığını ileri sürmektedir. Çinli şirketlerin yurtdışında
yaptığı bilgi toplama faaliyetlerinin açığa çıkmasının Çin istihbaratına
“amatör” yaftası yapıştırılmasına dayanak olamayacağını belirten Mattis, açığa
çıkanların Çinli istihbaratçılar değil, istihbarat eğitimi almamış olan sıradan
kişiler olduğunu belirtmektedir. Çin’in Çin kökenli kişileri kullanmasına da
açıklık getiren Mattis, bu durumun Çin için bir tercih değil, zorunluluk
olduğunu; zira Çin’in zaten uzun yıllar Tayvan gibi iç meselelerle uğraşması
nedeniyle mecburen Çin kökenli kişilerden faydalandığını ve Batı’da Çin
mahallelerinde yaşayan kişilerin kullanılmasının da bir kolaylık olduğunu
belirtmektedir. Mattis, ayrıca, Çin’in istihbarat toplamak için yalnızca Çin
kökenli kişileri kullanmadığını ve bunun örneklerinin de son dönemde açığa
çıktığını belirtiyor. Yine Mattis’e göre, Çin istihbarat sisteminde personel
alımı üç aşamalı bir sistem üzerinde inşa edilmiştir. Birinci katman asli
olarak kadrolu istihbaratçılardan oluşurken, ikinci katman kuryelik gibi
görevleri yürüten ve teşkilat tarafından tanınan sözleşmeli personellerden
oluşmaktadır. Son olarak da, işbirlikçilerden oluşan (şirketler, öğrenciler,
bilimadamları vs.) üçüncü katman, personel piramidini tamamlamaktadır. Mattis’e
göre, Çin istihbaratının kendine özgü metotları olmakla beraber, Batı tipi
istihbarat metotlarını da sıklıkla kullanmaktadır.(16)


Tarihsel olarak
bakıldığında, Çin’in istihbarat servislerinin yaptığı operasyonların
niteliğinin ülkedeki iç siyasetle doğrudan bağlantılı olduğu görülmektedir.
Örneğin, 1920’lerden itibaren Kuomintang ile ÇKP arasında süregelen ve 1949’da
Komünist Devrim ile sonuçlanan iç savaş sürecinde, ÇKP’nin istihbarat
birimlerinin Kuomintang’ın içine sızma ve devrimi başarıya ulaştırma yolunda
önemli başarılar sergilediği görülmektedir. Bu süreçte en çarpıcı
operasyonlardan biri de, Kuomintang’a sızan üç ÇKP ajanının yürüttüğü
operasyonlardır. ÇKP istihbarat biriminde (Özel Şube) görevli Hu Di, Li Kenong
ve Qian Zhuangfei isimli kişiler, 1920’lerin sonunda Kuomintang’a sızmayı
başardılar ve burada önemli görevler üstlendiler. Hayati bilgilere erişebilecek
konumlara gelen bu görevlilerden Li ve Qian, Kuomintang’ın kriptoloji ve telsiz
dinleme bölümünde görev yapmışlardır. Hu Li’nin görevi ise daha da enteresandı.
Hu, Kuomintag’ın istihbarat biriminde görevlendirildi; bu görevi ise
Kuomintang’a bağlı bir gazete olan Great Wall Daily’de çalışan gazeteci kimliğiyle
gizlenmekteydi. Qian’ın Kuomintang istihbaratı içinde yükselmesi ve istihbarat
Başkanı Xu Enzeng’in özel sekreteri olmasıyla ÇKP’nin ulaşabildiği istihbarat
seviyesi dramatik şekilde arttı. Buna en çarpıcı örnek 1931 yılında yaşandı. 25
Aralık 1931 günü, Kuomintang kuvvetleri, ÇKP istihbaratı olan Özel Şube’den
dört istihbaratçıyı tutukladılar. Yakalanan istihbaratçılardan biri kısa sürede
çözüldü ve ÇKP’ye ilişkin bilgileri verebileceğini ve ÇKP’nin Kuomintang içinde
ciddi bir sızma sağladığını açıkladı. Bu bilgi nedeniyle, sorguyu yapan
Kuomintang mensupları tutuklulardan birinin işbirliği yapmayı kabul ettiğini
bildiren telgrafı Kuomintang istihbarat merkezine çektiler. Elbette bu telgrafı
ilk okuyan kişi Kuomintang istihbarat Başkanı’nın özel sekreteri olan ÇKP
görevlisi Qiang’tı. Telgraf yayılmadan ÇKP merkezi ile irtibat kuran Qiang, durumu
hemen merkeze aktardı. ÇKP, bilgi üzerine Şanghay ofisini hızlıca tahliye etti.
Kuomintang kuvvetleri binaya geldiklerinde hiçbir şey bulamadılar. Bu üç
istihbaratçı da Çin resmi anlatısında “devrim kahramanları” olarak
anılmaktadır. Bu çarpıcı örnek, ÇKP’nin ilk istihbarat operasyonlarının nitelik
ve hedefini ortaya koymaktadır.(17)


Soğuk Savaş
döneminde de Çin istihbaratının açığa çıkmış bazı istihbarat operasyonları
bulunmaktadır. Bunlardan birisi, Larry Wu-Tai Chin adlı CIA görevlisinin 30 yıl
boyunca Çin istihbaratına bilgi sızdırdığının açığa çıkması olayıdır. Çin’in
Fucou şehrinde ABD Ordusu’na bağlı bir irtibat ofisinde görevli olan Chin, para
karşılığında Çin istihbaratı tarafından devşirilmiştir. 1940’lı yıllarda
başlayan irtibat, Chin’in CIA’in Yabancı Yayın Bilgi Ofisi’nde çalışmaya
başladığı yıllarda da devam etmiştir. Kore’de esir düşen Çinlilerin sorgu
ifadelerinden CIA görevlilerin kimlik bilgilerine, hatta Başkan Richard
Nixon’un Çin’e yönelik yumuşama taraftarı tutumuna kadar birçok çok gizli bilgi
Larry Chin tarafından Çin istihbaratına aktarıldı.(18) 1986 yılında iki kez
ömür boyu hapis cezasına çarptırılan Chin, mahkeme sırasında Çinlilerden para
aldığını ve çok gizli nitelikte belgeleri Çinli yetkililere ulaştırdığını
itiraf etti. Chin, hakkında hüküm verildiği gün hücresinde intihar etmiş halde
bulundu.(19)


Daha güncel
örneklerden bir tanesi ise yine ABD’de 1990’lı yıllarda yaşanmıştır. Los Alamos
Ulusal Laboratuvarı’nda görevli bilimadamı When Ho Lee, laboratuvardaki çok
gizli bilgi ve belgelere ulaşabilecek konumda bulunuyordu. When Ho Lee’nin
casusluk yaptığına ilişkin hiçbir kanıt bulunamadı. Fakat şüpheleri doğuran
şey, çok gizli W-88 nükleer savaş başlığı teknolojisinin Çin’in eline
geçtiğinin fark edilmesiyle oldu. 1992 yılında Çin’in ABD’ye ait bu teknolojiyi
çözdüğünün öğrenilmesi ABD’de infial yarattı. Lee’ye yönelik soruşturma ancak
1996 yılının ortalarına doğru açıldıysa da, Lee, Çin adına casusluk faaliyeti
yürüttüğüne ilişkin tüm suçlamaları reddetti. Lee’nin casusluğuna ilişkin
kanıtlar oldukça muallaktı. Bunlar, W-88 teknolojisine doğrudan erişim yetkisi
olması, Çin’e yaptığı seyahatler ve burada bilimadamlarıyla yaptığı çeşitli
görüşmeler ile Çin’de bir üst düzey yetkilinin kendisine bir başarı elde etmiş
gibi sarıldığının görüntülenmesiydi. Fakat kanıt yetersizliği dolayısıyla
savcılığın elektronik takip iznini vermekte direnmesi FBI’ın elini kolunu
bağlamış, izin çıkıp da Lee’nin bilgisayarına girildiğinde ise herhangi bir
bulguya rastlanmamıştır. Böylece, Lee, yalnızca çalıştığı laboratuvardan
kovularak bu meseleden sıyrılmış oldu. FBI yöneticileri, Lee’nin Çin adına
casusluk faaliyeti yürüttüğünden şüphe duymuyorlardı. Bununla birlikte, Çin’in
espiyonaj ağına karşı çaresiz kaldıklarını da itiraf etmekten geri durmadılar.(20)

Huawei firması tartışmaların odağında


Çin’in istihbarat
toplama adına çeşitli şirketleri kullandığına yönelik iddialara yer vermiştik.
Buna güncel bir örnek ise Huawei şirketiyle ilgili ortaya atılan iddialardır.
Geçtiğimiz aylarda 5g mobil internet teknolojisi konusunda ortaya çıkan rekabet
nedeniyle Çinli teknoloji firması Huawei’ye yönelik ABD kaynaklı çeşitli
suçlamalar getirilmiştir. CIA’e göre, Huawei, Batı’daki özel şirketlerden
farklı olarak, Çin devlet ve güvenlik ağının ekseninde çalışmakta ve Çin
istihbarat topluluğundan maddi yardım almaktadır. Huawei’nin küresel iletişim
direktörü Joy Tan’ın Huawei’nin bir özel şirket olduğu ve Çin hükümetinin
Huawei’nin yatırım ve iş faaliyetlerinde herhangi bir dahli olmadığına dair
yaptığı açıklamasına rağmen, iddiaların ardı arkası kesilmemiştir. CIA’e göre,
Huawei, Çin Ordusu ve istihbarat örgütünden mali destek alan bir şirket olarak
dikkat edilmesi gereken bir yapıdır.(21)


Çin
istihbaratının ABD’nin yanı sıra Avrupa’da da çeşitli faaliyetleri olduğunu
gösteren birkaç hadise oldukça çarpıcıdır. Bunlardan biri, Fransa’da yaşanmış
olan ve iki emekli Fransız istihbaratçının karıştığı hayli bilindik bir
senaryoyu yani Bal Tuzağı vekasını (Honeytrap) konu almaktadır. Fransız gazetesi Journal du
Dimanche
’ın haberine göre, 1997 yılında Pekin’deki Fransız
Büyükelçiliğine atanan Fransız Dış İstihbarat Servisi (DGSE) personeli Henri
M., Büyükelçilikte tercüman olarak çalışan bir Çin uyruklu kadınla ilişki
yaşamaya başlıyor. Durumdan şüphelenen Büyükelçi, Henri M.’nin Fransa’ya geri
çekilmesi için talepte bulunuyor ve Henri M. Fransa’ya dönüyor. Ülkeye
döndükten sonra teşkilattan istifa eden Henri M., daha sonra Çin’e dönerek aşık
olduğu tercüman kadınla evleniyor. Bu olayın üzerinden uzun zaman geçtikten
sonra, Henri M. ve diğer bir emekli Fransız istihbarat görevlisi Pierre-Marie
H. hakkında, 2018 yılında, ‘‘hayati ulusal çıkarlara zarara verecek nitelikte
bilgileri yabancı bir güce vermek’’ suçundan soruşturma açılıyor. Olay
üzerindeki şüpheler ise tabii ki kapanmıyor. Herşeyden önce, Fransız
istihbaratının neden olaya anında müdahale etmediği ve neden yaklaşık 20 yıl
sonra bu iki istihbaratçı hakkında soruşturma açıldığı gizliliğini koruyor.(22)


Değerlendirme


Verilen örnekleri
çoğaltmak mümkündür. ÇKP’nin kurulduğu tarihten Mao sonrası döneme kadar, Çin
istihbaratı, çoğunlukla iç meselelerle ya da daha yakın coğrafya ile (Kore ve
Tayvan gibi) meşgul olmuş; fakat özellikle 1990’lı yıllardan itibaren dışarıya
yönelik istihbarat operasyonlarına yoğunluk vermiştir. Çin istihbaratının son
yıllarda özellikle teknik, endüstriyel ve siber istihbarat üzerine
yoğunlaştığına yönelik birçok uzman görüşü bulunmaktadır. Bu anlaşılabilir bir
davranıştır; çünkü günümüzde artık devletlerin gücünü belirleyen en önemli
şeylerden bir tanesi de sahip oldukları ve ulaşabildikleri teknoloji düzeyidir.
Teknolojik donanım üretebilen ülkeler, hem savunma, hem de ekonomi alanında
ileri gitmektedirler. Bu kapsamda Çin’in gerçekleştirdiği istihbarat
operasyonlarının boyutları doğal olarak bilinmiyor. Fakat özel ordu, istihbarat
ve silah şirketleri ile doğrudan birlikte çalıştığını saklamayan ABD güvenlik
bürokrasisinin, Çin’in çeşitli vasıtalarla istihbarat topladığına yönelik
eleştiriler getirmeden önce kendi durumlarını gözden geçirmeleri gerekiyor.
Çin’in istihbarat faaliyetlerine ilişkin çok az şey bilindiği bir vakıa olmakla
beraber, her ülke geleneksel istihbarat metotlarının yanı sıra, örtülü
istihbarat faaliyetlerini yürütürken belli oranda doğrudan teşkilat ile resmi
bir bağı bulunamayan kişilerden de faydalanmaktadır. Çin’in de bunu yaptığı
herkesin tahmin edebileceği gibi su götürmez bir gerçektir. Sonuçta, Çin
istihbaratı da diğer istihbarat teşkilatları gibi bir kurumdur.


Onur BİGAÇ


DİPNOTLAR


[1] Sun Tzu, Savaş Sanatı,
Remzi Kitabevi, (çev. Pınar Erturan), 3. bs., Aralık 2017, İstanbul, ss. 5-7.


[2] a.g.e.,
ss. 75-77.


[3] Oral Sander, Siyasi Tarih
İlkçağlardan 1918’e
, İmge Kitabevi, 29. bs., Ekim 2015, Ankara, ss.
271-272.


[4] a.g.e.,
ss. 272-274.


[5] Oral Sander, Siyasi Tarih
1918-1994
, İmge Kitabevi, 27. bs., Mart 2017, Ankara, s. 273.


[6] Konuralp
Ercilasun, “Komünist İstihbarattan Bilişimci İstihbarata Çin İstihbarat
Organları”, İstihbarat
Örgütleri 
(Editör: Ümit Özdağ), Kripto Yayınları, 4. bs.,
Haziran 2016, Ankara,  ss. 187-216.


[7] https://fas.org/irp/world/china/mss/history.htm.


[8] Ercilasun, s.
189.


[9] https://fas.org/irp/world/china/mss/history.htm.


[10] James P.
Welch, “Chinese Counterintelligence: History, Tactics and Case Study”, American
Military University, (Danışman: Profesör Dr. Paul Medhurst), 2011, s. 2.


[11] 16 Mayıs
1966’da başlayıp Mao’nun öldüğü 1976’ya kadar 10 senelik bir süreci kapsayan
devrim. Çin’de devrim öncesi eski düzene ait kalıntıları tamamen ortadan
kaldırmak, devrimi toplumsal tabanda kurumsallaştırmak adına eğitim, sanat,
medya ve yönetim alanlarının kapitalizmin etkilerinde arındırılması amacıyla
yapılan devrimdir. Sıklıkla ülkeyi defacto bir çatışmaya sürüklediği ve çok
sayıda devlet görevlisinin tasfiye edilmesiyle ülkede ortaya çıkan travmalar
nedeniyle eleştirilmektedir. Mao sonrası dönemde iktidara gelen reformistler,
Mao kültünü ayrı tutmak suretiyle, Kültür Devrimi’ni eleştirmiş, devrim
sırasında sorumlu bulunanlar yargılanmıştır.


[12] https://fas.org/irp/world/china/mss/history.htm.


[13] Ercilasun,
s. 189.


[14] Encyclopedia
of Espionage, Intelligence and Security
Vol. 1, (Editörler: K. Lee
Lerner & Brenda Wilmoth Lerner), 2004,  s. 189.


[15] Abram N.
Shulsky & Gary J. Schmitt, Human Intelligence Collection, https://www.pbs.org/wgbh/pages/frontline/shows/khadr/readings/humint.html,
(12.08.2019).


[16] Ercilasun,
ss. 198-200.


[17] Peter
Mattis, “Shriver Case Highlights Traditional Chinese Espionage”, China Brief,
Cilt: 10 Sayı: 22, 05.11.2010, https://jamestown.org/program/shriver-case-highlights-traditional-chinese-espionage/,
(12.08.2019)


[18] Ercilasun,
ss. 207-208.


[19] Stephen Engelberg,
“Spy For China Found Suffocated In Prison, Apparently A Suicide”, The New York
Times
, 22,02.1986, https://www.nytimes.com/1986/02/22/us/spy-for-china-found-suffocated-in-prison-apparently-a-suicide.html,
(11.08.2019).


[20] David
Johnston, “The Nation; Finding Spies Is the Easy Part”, The New York
Times
, 23.06.1999, https://www.nytimes.com/1999/05/23/weekinreview/the-nation-finding-spies-is-the-easy-part.html,
(12.08.2019).


[21] Zak Doffman,
“CIA Claims It Has Proof Huawei Has Been Funded By China’s Military And
Intelligence”, Forbes,
20.04.2019, https://www.forbes.com/sites/zakdoffman/2019/04/20/cia-offers-proof-huawei-has-been-funded-by-chinas-military-and-intelligence/#7711c6772084,
(12.08.2019).


[22] David
Chazan, “French spy facing treason charges ‘was snared by Chinese honeytrap’”, The Telegraph,
27.05.2018, https://www.telegrap